Etiket: ıspanak

  • ORTA ASYA’DAN TÜM DÜNYAYA YAYILAN BÖREĞİN TARİHSEL SERÜVENİ

    İncecik açılan yufkaların arasına gizlenen peynir, kıyma, ıspanak ya da patatesle şekillenen börek, yalnızca damakları değil, yüzyıllar boyunca kültürleri de birbirine bağlamıştır. Bir sokak simidi kadar gündelik, bir saray yemeği kadar ihtişamlı olabilen bu hamur işi, sandığımızdan çok daha köklü bir geçmişe sahip. Orta Asya’nın göçebe mutfaklarından Bizans’ın “plakous”larına, Osmanlı’nın zengin sofrasından günümüzün kahvaltı tabaklarına uzanan bu hikâye; sadece bir yemeğin değil, aynı zamanda ortak bir kültürel belleğin öyküsüdür. Gelin, böreğin tarihsel izini birlikte sürelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Böreğin kökeni hakkında farklı teoriler bulunmaktadır. Yaygın bir görüşe göre börek, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu Dönemi’nde bal ve peynir gibi malzemelerle hazırlanan “plakous” adlı yassı bir hamur işinden türemiştir. Ancak son araştırmalar böreğin kökenini, 7. yüzyıldan önceki Orta Asya göçebe Türklerine dayandırmaktadır. Göçebe yaşam tarzı, Orta Asya’da ince hamur işlerinin ve yufkanın yaygınlaşmasını sağlamıştır. Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken bu mutfak kültürünü de beraberlerinde getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orta Asya’daki göçebe halklar, özellikle Türkler, hamurla yapılan yemekler konusunda oldukça geniş bir deneyime sahipti. Uygurca yazılmış metinlerde, bu coğrafyada hamur işleriyle ilgili bazı ipuçlarına rastlanmaktadır. Her ne kadar bu metinlerde doğrudan börek tariflerine yer verilmese de hamur işlerinin önemli bir yere sahip olduğu ve halk mutfağının bu tür gıdalarla zenginleştiği anlaşılmaktadır. Bu tür yazılı kaynaklar, Orta Asya mutfağının hamurla yapılan yemeklere olan ilgisini ve bu yemeklerin kültür içerisindeki yerini açıkça göstermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göçebe yaşam tarzında taşınabilir ve pratik yiyecekler büyük önem taşırdı. İnce hamurun üzerine et, peynir veya sebze konularak kapatılmasıyla hazırlanan ilk “börek” tarzı yiyeceklerin bu döneme ait olduğu düşünülmektedir. Bu pratik yöntem, aynı zamanda Orta Asya’daki “yufka” kültürünün de temelini atmıştır. Orta Asya’dan gelen bu gelenek zamanla Anadolu’ya, Selçuklu mutfak kültürüne ve ardından Osmanlı İmparatorluğu’na yayılmıştır. 7. yüzyılın başlarından itibaren Türk halkları, en sevdikleri hamur işlerini de yanlarına alarak Orta Asya’nın batısına doğru göç etmeye başlamış; birkaç yıl içinde Sibirya’nın büyük bölümünü kontrol altına alan Göktürkler Aral Denizi’ne ulaşmış, Hazarlar Kafkasya’ya yerleşmiş ve böreği bu coğrafyalara taşımışlardır. Böreğin hikâyesi sadece batıya doğru olmamış, Türk-Moğol etkileşimi sonucunda Moğollar da böreği Çin mutfağıyla tanıştırmışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    11. yüzyılın başlarında Selçuklu Türkleri, Orta Asya’dan batıya doğru gerçekleştirdikleri büyük göç hareketleriyle İran üzerinden Anadolu’ya ulaştılar. Bu göç, sadece siyasi veya askerî değil, kültürel ve gastronomik açıdan da derin bir etkileşim süreci başlattı. Selçukluların peşinden Anadolu’ya gelen Orta Asyalı Türkler, yufkadan etli hamur işlerine uzanan zengin göçebe mutfak kültürlerini de beraberlerinde taşıdılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı Dönemi’nde börek, yalnızca halk arasında değil, saray mutfağında da önemli bir yer tutmuştur. İstanbul’daki saray mutfağında börek çeşitleri oldukça gelişmiş; farklı malzemelerle hazırlanan pek çok börek türü yaygınlaşmıştır. Bu dönemde et, peynir, bal kabağı, ıspanak gibi geniş bir malzeme yelpazesi börek yapımında kullanılmış; hatta tatlı börek çeşitlerine de yer verilmiştir. Özellikle hamurun incelikle açılması ve kat kat yapılar oluşturulması sanatı, Osmanlı mutfağında ustalık seviyesine ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Börek, diğer ülkelerde, özellikle Yunanistan, Balkanlar ve Kırım’da yerel mutfaklarla birleşerek yeni biçimler ve isimler kazanmıştır. Bosna’da “burek” adı verilen versiyonu, spiral şeklinde sarılarak et, çökelek, ıspanak veya patatesle doldurulmuştur. Girit’e özgü “bureki” ise kabak ve beyaz peynirle hazırlanmıştır. Tatar mutfağındaki “çi börek”, kuzu eti, soğan ve baharatla doldurulmuş gözlemeye benzemektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuzey Afrika kıyılarına kadar uzanan etkisi sayesinde Tunus ve Cezayir gibi ülkelerde de böreğin farklı çeşitleri ortaya çıkmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm bu yöresel lezzetlerin arasında kıymalı börek, Türk mutfağında ayrı bir yere sahiptir. İnce yufkalar arasına serilen kıyma, soğan ve baharatla hazırlanan bu börek; kimi zaman tepsi böreği kimi zaman kol böreği şeklinde karşımıza çıkar. Sonuçta börek, her evde farklı bir tarifle pişirilse de sofralarda bıraktığı tat ve sıcaklık ortaktır.

  • 9 Maddede Kış Mevsiminin Hayatınıza Sağlık Katacak Yeşilleri

    9 Maddede Kış Mevsiminin Hayatınıza Sağlık Katacak Yeşilleri

    Sağlıklı beslenmek her mevsim önemlidir ama kış geldiğinde daha bir önemlidir. Kışı hastalanmadan atlatmak için yapılabileceklerin en kolayı ise vitamin ve mineralleri beslenme planınıza dâhil ederek bünyenizi kuvvetlendirmek… Bakkalda, markette kolaylıkla bulabileceğiniz yeşil sebzeleri, taze baharatları, yeşillikleri bol bol tüketin ve hayatınıza sağlık katın diye listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Keskin tadıyla salataların en sevilen yeşilliklerinden biri olan rokanın aroması gibi beslenme planınıza kattığı vitamin ve mineraller de çok zengin. Tüm yeşillikler gibi bol C vitamini içeren roka, A vitamini, kalsiyum ve demir de barındırıyor. Özellikle domatesli ve peynirli salatalar ile balığa çok yakışan roka K vitamini ihtiyacını karşılamanın en lezzetli yollarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dere otu

    Zeytinyağlıların olmazsa olmazı dereotunun başta sindirim ve hazımsızlık problemleri olmak üzere birçok faydası bulunur. A ve C vitaminlerinin yanı sıra bakır, kalsiyum, magnezyum ve fosfat açısından da zengindir. Et yemeklerinin yanında, pilavların, zeytinyağlıların üzerine çiğ olarak serpiştirerek bol bol tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    C vitamini ve betakaroten açısından zengin bir besin olan taze soğan ya da bir diğer adıyla yeşil soğan, tarihte mutfak kadar tıbbi amaçla da kullanılmıştır. Hafif bir antibiyotik etkisi de olan taze soğan salatalarını içine ekleyebilir, yemeğin yanında kıtır kıtır yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Temel Reis’in çok sevdiği ama ALF’in hiç sevmediği sebze ıspanak tarihe demir deposu olarak kazınmıştır. Bu ününün büyük bir kısmını ufak bir rakam hatasına borçlu olsa da; vücudunuza A ve C vitaminleri, betakaroten, kalsiyum, protein, demir ve magnezyum almanın güzel bir yoludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    C vitamini, A vitamini, K vitamini ve B6 vitaminleri açısından zengin olan Brüksel lahanası antioksidan özelliğe de sahiptir. Kanserden ve kalp hastalıklarından korunma açısından faydalı bir sebzedir. Et yemeklerinin yanında sağlıklı bir eşlikçi olarak kullanabileceğiniz Brüksel lahanasını haşlayarak lezzetli salatalarda da kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı beslenme deyince akla gelen ilk sebzelerden biri brokoli olur. Hücre yenilenmesini sağladığı düşünülen brokoli; A, C ve K vitaminleri açısından olduğu gibi potasyum ve kalsiyum açısından da zengindir. Çorbalarda, etin yanında, salatalarda tüketebileceğiniz brokoli diyet yapanların da sık sık tükettiği sebzelerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Özellikle sindirim sistemi açısından yararlı olan fesleğenin spazm çözücü özelliği de bulunur. Domatesle harika bir ikili oluşturan taze baharat, antioksidan ve antikanserojen bir bitkidir. A vitamini ve magnezyum açısından da zengindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz yemeklerinin başrol oyuncularından karalahana; A, B, E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum ve bakır mineralleri içerir. Bağışıklık sistemini güçlendiren ve sinir sistemi açısından faydalı bir besin olan karalahana ülkemiz mutfağında genellikle çorba ve dolmalarda kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Yeşilliklerin en güzel yanlarından biri de onları saksıda yetiştirip yemeklerinizde taze taze kullanabilmenizdir. Omega 3 yağ asitleri barındıran nane; tam bir A vitamini deposu olan maydanoz; alerji ve enfeksiyon sorunlarına iyi gelen biberiye ve nicelerini kolayca ev ortamında yetiştirebilirsiniz.

  • KIŞ AYLARININ PEK KIYMETLİ SEBZESİ ISPANAK

    KIŞ AYLARININ PEK KIYMETLİ SEBZESİ ISPANAK

    A, C, E, B vitaminleri ile fosfor, iyot, magnezyum minerallerini bolca içeren ıspanak tam bir enerji deposudur. Gerçi onun insana enerji yükleyen halini hepimiz çocukluk yıllarımıza denk gelen çizgi film Temel Reis’ten biliyoruz. Tadının güzelliğini ise daha ileriki yıllarda fark edebildiğimiz bu sebzenin ne mutlu ki tam da mevsimindeyiz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nemli havaları seven ıspanağın anavatanı Kafkasya, Afganistan ve İran civarı yani Batı Asya’dır. Kazık köklü olan bitki topraktan sökülerek çıkarıldığından yapraklarının arasında bolca çamur ya da toprak bulundurabilir. Bu nedenle ıspanaklı tariflere geçmeden önce ilk yapılması gereken bol suyla birkaç kez yıkamaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akşam yemeğinde sofranızın açılışını ıspanak çorbası ile yapmak isterseniz öncelikle farklı tariflerinden birini tercih etmeniz gerekir. Yoğurtlu ıspanak çorbası mı, kremalı olanı mı, pirinçli mi yoksa sütlü mü? Menünüzdeki diğer yemeklere göre bir seçim yapmanız en doğrusu olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ispanak gibi faydalı bir sebzeyi akşama kadar beklemek istemeyenler sabah kahvaltısına dâhil edebilirler. Bunun için küp küp doğradığınız kuru soğanları küçük küçük doğradığınız ıspanaklarla tereyağında biraz kavurabilir, üzerine birkaç tane yumurta kırıp arzu ettiğiniz baharatlarla tatlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şüphesiz ki ıspanağın en çok yakıştığı yer hamur işleridir ve onun da başında ıspanaklı börek gelir. İkinci sırayı yurdumuzun dört bir yanında yapılıp afiyetle tüketilen hamur işlerinden ıspanaklı gözleme alacaktır. Üçüncü olarak da elbette ıspanak harcının damaklarda eridiği kıyır kıyır poğaçalar gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bolca malzeme alternatifi sunan pizzada hala ıspanaklı bir tarif denemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Peki evinizde kendi ellerinizle ıspanaklı pizza yapmayı gündeminize almaya ne dersiniz? O zaman pizza içinde ıspanağa en çok yakışan lezzetin peynir olduğu da mutlaka aklınızda bulunsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Haşlayarak, kavurarak, ocakta veya fırında pişirerek tüketebileceğiniz sebzeyi çiğ olarak da yiyebilirsiniz. Bunun en güzel yolu salatasını yapmaktır. Ispanak yapraklarını avokado ve kuru yemişlerle zenginleştirebileceğiniz gibi nar ve cevizle de harmanlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çiğ ıspanaklı diğer bir tarif de smoothie olabilir. Ispanağa eşlik edebilecek mevsim sebze ve meyveleriyle lezzetli ve sağlık dolu bir içecek hazırlayabilirsiniz. Eğer içine limon suyu ve zencefil tozu da eklerseniz kış mevsiminde sizi ve sevdiklerinizi hastalıklardan koruyacak güçlü bir kalkan hazırlamış olursunuz.