Etiket: hüseyin rahmi gürpınar

  • EDEBİYAT DÜNYASINDAN SIRA DIŞI BİLGİLER

    Haydi itiraf edelim, okuduğumuz kitaplara ve yazarlarına ilişkin perde arkasında kalan bilgiler duymak öteden beri ilgimizi çekmiştir. Hatta bu bilgilerin her zaman edebiyatla ilgisi olması da gerekmez, edebiyat dünyasının içinde bir yerde yaşanıyor olması yeterlidir. Bu merakı giderecek ilginç bilgileri edebiyat müptelaları için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Rusların ulusal şairi ve büyük yazarı Puşkin’in yurt dışı yolculuğu yaptığı tek yer neresi biliyor musunuz? Erzurum. Evet, Rus ordusuna katılarak Osmanlı topraklarına giren yazarın ülkesi dışında gördüğü tek yabancı yer Erzurum olmuş ve buradaki gözlemlerini de Erzurum Yolculuğu ismi altında kitaplaştırmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat dünyasının ilginç konularından biri roman yazılış süreleridir. En görkemli örneği ise Victor Hugo’nun yazdığı ünlü Sefiller romanıdır ki yazımı tam 17 yıl sürmüştür. Hugo, haftada iki sayfa yazdığı romanı 1815’te başlayıp 1832’de bitirmiştir. Ve roman ilk kez 1862 yılında yayınlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İngiliz yazar Anthony Burgess’ı 12 ayda 5 tam roman ve bir romanın da yarısı kadar yazmaya iten olay kendisine konan kanser teşhisiydi. Bir yıl ömrü kaldığı söylenen yazar karısı kimseye muhtaç olmasın diye yazmaya hız vermişti. Ne var ki bir yıl sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı ve Burgess 33 yıl daha yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Oldukça tuhaf konulardan biri de Vadideki Zambak romanının Fransız yazarı Balzac’la ilgili. Yazarın kahve tiryakiliği su götürmez bir gerçek, hatta ölüm sebeplerinden biri olarak da bu tiryakiliği gösteriliyor. Kanıtlanmamış bir iddia olsa da Balzac’ın günde tam 50 fincan kahve içtiği söyleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gulyabani romanının yazarı usta edebiyatçımız Hüseyin Rahmi Gürpınar hiç evlenmemişti. Yalnız yaşadığı için ev işlerini incelikle tertip eden Gürpınar, ileriki yaşlarında örgü ve dantel örmeyi hobi hâline getirmişti. Temizlik konusunda da çok hassastı ve kimseyle tokalaşmayacak hatta çoğu zaman eldiven takacak kadar titizdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Almanların en ünlü şair ve dram yazarlarından olan Friedrich Schiller’in yazma ritüeli oldukça ilginç…  Schiller, çürük elma kokusunu hissetmeden konsantre olamaz ve yazamazmış. Ve bu yüzden de çalıştığı masanın çekmecesinde mutlaka çürümüş elma bulundururmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ünlü edebiyatçıları masa başında yazarken hayal etmeniz normal ama bazıları da var ki konsantrasyonu ancak ayakta ya da yatarak sağlıyorlarmış. Örneğin Victor Hugo, Virginia Woolf yazılarını ayakta yazarken, Voltaire, Marcel Proust daha iyi ilham aldıklarını düşünerek yatarak çalışıyorlarmış.

  • 80 YILLIK YAŞAMINDAN KESİTLERLE HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR

    Hüseyin Rahmi Gürpınar doğalı 150 yılı geçmiş… Deli Filozof, Efsuncu Baba, Dirilen İskelet, Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür, Cadı, Can Pazarı gibi kitapları ise sürekli gençleşen bir ilgi görmeyi sürdürüyor. Biz de Türk Edebiyatı’nın usta kalemini yaşamından kesitlerle karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gürpınar, annesiyle olan bağını şöyle anlatır:” title_font_size=”13″]

    “Validem okuryazar bir kadındı. Beni dört buçuk yaşında teyzemin terbiye aguşuna bırakarak pek genç iken yirmi ikisinde hayata veda etti. Söz valideme intikal edince kalemimi tutamam, ağlamadan duramam. Çünkü kendisine pek düşkündüm. Kucağından hiç inmezdim. Çocukluğumda bütün ateşleriyle zihnime intiba etmiş birkaç levha vardır ki tahatturu beynimi daima yakar. O zaman ne olduğunu bilmediğim, itiraf lâzım gelirse hâlâ öğrenemediğim hayatın acılığı masum yanaklarımı pek insafsızca şamarlamıştı. Sızısı hâlâ gitmiyor…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anneannesi ve teyzeleri tarafından büyütülür” title_font_size=”13″]

    1864 yılında İstanbul’da doğan Hüseyin Rahmi, hünkâr yaveri olan Mehmet Sait Paşa’nın oğluydu. Babasının ikinci evliliğinin ardından altı yaşında iken Aksaray’da oturan anneannesinin yanına gönderildi ve onun tarafından yetiştirildi. Anneannesi ve teyzelerinden nakış işlemeyi, örgü ve dantel örmeyi, yemek yapmayı öğrendi. Okul hayatı düzenli devam ederken yakalandığı bir hastalık nedeniyle mülkiyeyi yarıda bırakmak zorunda kaldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayatında roman satırlarından önce gazete sayfaları vardır” title_font_size=”13″]

    Birkaç işte memur olarak görev yaptıktan sonra, henüz 23 yaşında iken Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yazarlık yaptı. Boşboğaz ile Güllâbi adlı bir gazete de kendi çıkardı. Mürebbiye, Tesadüf, Nimetşinas gibi eserleri kitap halinde basılmadan önce gazetelerde yayımlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokağı edebiyata taşıyan yazardır” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da doğup büyüyen ve kuvvetli bir gözlem gücü bulunan Hüseyin Rahmi, şehrin sokaklarını, çarşılarını, ahşap evlerini, konaklarını anlattığı eserlerinde her kesimden insana yer verdi. Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç, Şık, Şıpsevdi gibi romanlarında kullandığı mizahi üslubu, sade ve anlaşılır dili sayesinde okuyucu tarafından tanındı, benimsendi. İstanbul’un insanlarını ve geleneklerini anlattığı kitapları onun, “sokağı edebiyata taşıyan yazar” olarak anılmasını sağladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayatının son 32 yılını Heybeliada’da geçirir” title_font_size=”13″]

    Heybeliada’da denize hâkim bir tepeye yaptırdığı eve 1912 yılında taşınarak hayatının geri kalanını burada geçirdi. Toplumdan uzak, içe dönük bir yaşam süren Gürpınar’ın temizlik konusunda son derece hassas olduğu, hatta eldivensiz dışarı çıkmamaya çalıştığı bilinmektedir. Hiç evlenmeyen yazara bunun nedeni sorulduğunda ise “Eğer evlenmiş olsaydım 45 romanımdan üçünü bile yazamazdım” diye cevap vermiştir. 1944 yılında Heybeliada’da hayatını kaybeden ve adaya defnedilen yazarın evi günümüzde müze ev olarak ziyarete açık durumdadır. Yatak örtüsünden dantel örtülere kendi yaptığı el işleri, eşyaları ve kitapları burada sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekranlarda izlediğimiz Süt Kardeşler filmi de onun eseridir” title_font_size=”13″]

    Adile Naşit, Ayşen Gruda, Şener Şen, Kemal Sunal gibi birbirinden ünlü isimlerin rol aldığı ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini yaptığı Süt Kardeşler filmini herkes bilir. Olay İstanbul’da bir konakta geçmekte ve görüldüğü sanılan gulyabani etrafında şekillenmektedir. Artık ezbere bildiğimiz bu masalsı film de Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1913 yılında basılan Gulyabani isimli eserinden uyarlanmıştır. Kitapta Gulyabani dışında, Melek Sanmıştım Şeytanı ve Gönül Ticareti isimlerini taşıyan iki öykü daha yer almaktadır.