Etiket: hayvanlar

  • İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ VE TÜRLERİYLE DENİZANALARI

    Bazı insanlar için kullandığımız “nevi şahsına münhasır” ifadesini hayvanlar âleminin tümü için kullanmak mümkün. Hepsinin birbirinden ilginç türleri, hepsinin kendine özgü davranış kalıpları var ve şüphesiz ki denizanaları da bunlar arasında yer alıyor. Aşağıdaki birkaç maddeyi okuduğunuzda ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İNSANIN EN SADIK DOSTLARINDAN BİRİ DAHA…

    Tek boynuzlu, kanatlı ya da ikiz atlar Doğu ve Batı mitolojisinin en etkin figürlerindendir. Mitolojilerde olduğu gibi masallarda da iyi insanlar hep at üstüne çıkar gelir… Günümüzde bile yalnızlıktan kurtulmak için beyaz atlı prens beklemek şaşılacak şey değildir. Sonra unutmayın, at ölür meydan kalır yiğit ölür şan kalır… Gelin, atasözlerine ve deyimlere kadar giren bu canlıları kısaca ama gerçekten tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Atın erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay denirken yeni doğmuş at kulun diye isimlendirilir. Yük çeken atlar beygir adını alır, boş gezenlere ise hergele denir. Bir atın gebelik süresi yaklaşık 11 aydır ve genellikle tek yavru dünyaya getirir. Bir saat içinde ayağa kalkarak annesinin peşinden giden at 5-6 ay kadar süt emer. Atların ortalama yaşam süresi 20 ile 30 sene arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vücudunu örten ince ve kısa kıllarla birlikte yele, kâkül, kuyruk kısımlarında uzun tüyler bulunur. Gövde, kuyruk, ayak uçları birbirinden farklı renklerde olabilir. Atların rengine don ismi verilir. Tay büyümesini tamamlayana kadar don rengi değişebilir ancak büyüme tamamlandığında netleşir. Yağız, beyaz, doru, kula, kır, boz, ahreç gibi don isimleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Erkeğinde 40, dişisinde 36 diş bulunur. Dişlerinin rengine, çiğneme dişlerinin yüzeyine ve açılarına bakarak yaşları anlaşılabilir. Dişlerini gösterdikleri ve at gülmesi olarak tanımladığımız hareket ise, aslında onların özel bir koku aldıklarında kokuyu anlamak için yaptıkları harekettir. Üst dudaklarını kıvırarak kokunun özel koku bezlerine iletilmesini sağlarlar ve bu sırada da dişleri ortaya çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yatarak uyumaları daha sağlıklı olmasına rağmen güvende hissetmek için çoğunlukla ayakta uyurlar. Gerçekten güvende hissettiklerinde yatarak uyuyabilirler. Atların ayakta uyuyabilmeleri bacaklarındaki pasif denge mekanizması ve arka bacaklarındaki gerektiğinde eklemleri kilitleyebilen kas grubu sayesinde gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Atlar tek tırnaklı hayvanlardır ve buna toynak denir. Toynakları üstünde yürüyen bu canlıların farklı yürüyüş stilleri bulunur, insanlar da bu stillere tırıs, rahvan, eşkin, dörtnal gibi özel isimler vermişlerdir. Stillerin ismi her seferinde kaç nal sesi duyulduğu, dört ayağının yere temas durumu gibi kriterlere göre belirlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    En bilinen at türleri arasında Arap, İngiliz atları, bir Türkmen atı olan ahal teke, yabani bir tür olarak Amerika bozkırlarındaki mustang sayılabilir. Başka bir tür de küçük bir at ırkı olan ve sevimlilikleriyle ünlü midillidir. Aslında midilliler vahşi atlardan türemişler, özellikle Kuzey Avrupa’da evcilleştirilmişlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnsanın, en çok yaklaşabildiği hayvanların başında at gelir. Köpeklerin sadakat duygusu gibi, atlar da sahibine duydukları itaat ile karakterize edilirler. Ne zaman koşacağını ve duracağını, hangi hızla koşacağını sahibinin yönlendirmesine göre belirler. İtaat ederken farkında olmaksızın bütün gücünü ve dirayetini kullanabilir.

  • Varlıklarıyla Kutupları Bile Isıtan Hayvanlar

    Varlıklarıyla Kutupları Bile Isıtan Hayvanlar

    Soğuk kış günlerinde üşür mü, yemek bulabilir mi, hayatta kalabilir mi gibi kaygılarla sokak hayvanları aklımızın bir köşesini kurcalayıp durur. Neyse ki aşağıda göreceğiniz canlılar kutuplarda yaşıyor olsalar da doğanın şartlarına göre evrildikleri için gerçek anlamda buz kesen soğuklardan etkilenmiyorlar. Kiminin kocaman gövdesi uzun tüyleri varken kiminin büyüklüğü avuç içi kadar ve istisnasız hepsi varlıklarıyla kutupları bile ısıtıyorlar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Her yıl ağustos-eylül ayları arasında Kuzey Kutup Bölgesi’nden Antartika’ya gidip dört beş ay kaldıktan sonra geri dönen kuzey sumruları bu sırada 70.000 kilometre yol kat ediyormuş. 100 gram ağırlığındaki miniklerin bu yolculukları hala insanları hayrete düşürmeye devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu sevimlilerin adı erkek olanların yaydığı kokudan geliyor… Asıl memleketleri buz örtüsüyle kaplı Grönland ile Kuzey Amerika ve buralara ta Buzul Çağı’nda mamutlarla birlikte göç ettikleri düşünülüyor. Ortalama 285 kilogram ağırlığında ve 2 metre uzunluğundaki misk öküzlerinin yaşam süreleri ise 12 ile 20 yıl arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her ne kadar onları yüzebildikleri için fok balıkları olarak adlandırsak da aslında memelilerin yüzgeçayaklı familyasından olan dünyanın en sevimli canlıları onlar. Yılda bir ya da iki yavru doğuran foklar balık ve deniz hayvanı yiyerek besleniyor, karaya çıktıklarında karınları üstünde sürünerek ilerliyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kutup hayvanları

    Alaska’ya özgü bu sevimli köpeğe Alaska malamutu da deniyor ve ortalama yaşam süresi 10-12 yıl. Beyaz, kahverengi, gri ve kızıl renklerinin karışımı olan tüyleri insanda sarılma hissi uyandıran Alaska kurdu uzun zamandır evlerde de besleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kutup hayvanları

    Kuzey Kutup Bölgesi’nde yaşayan kutup tavşanları kar içine açtıkları çukurlarda yaşar ve beyaz kürkleri sayesinde kamufle olarak yırtıcı hayvanların saldırılarından korunurlar. Diğer tavşanlara göre gövdeleri daha iri olan bu sevimlilerin ortalama yaşam süreleri ise sadece 5 yıl.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dall yaban koyunu Alaska ile Kanada’da yaşıyor ve boynuzgiller familyasında yer alıyor, zaten fiziğindeki en dikkat çeken özelliklerinden biri beyaz görüntüsü ise diğeri gösterişli boynuzları. Amerikalı doğa bilimci William Healey Dall adına ithaf edildiği için de böyle ilginç bir isme sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kutup hayvanları

    Buz üstünde kaymadan yürümesini sağlayan tüylü ayakları, yüzmesine izin veren perdeli parmak araları ve bembeyaz kürküyle türlerinden ayrılan kutup ayıları yine diğerlerinden farklı olarak sadece etle besleniyorlar. 900 kilograma kadar ulaşabilen bu ayıcıkların boyu da 2.6 metreye erişebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Aslında beyaz gelincik isminde bir tür olmamakla birlikte karda beyaz renge bürünen gelincikleri ifade etmek için bu isim kullanılıyor. 100-200 gram ağırlığındaki bu minik canlılar mükemmel avcılıklarıyla tanınıyor ve her gün kendi ağırlıklarının yüzde 40’ından fazlasını yiyorlar.

  • SİYAH BEYAZ RENKLERİ İLE HAVALI MI HAVALI GÖRÜNEN HAYVANLAR

    Doğanın çeşitliliğinden söz etmeye kalkışıldığında bunun ucu bucağı olmayan bir konu olduğunu anlamak çok da zaman gerektirmiyor. Gerçekten de göz kamaştıran bir dünyada yaşıyoruz… Hayat koşturmacasına kapılıp da bu güzellikleri es geçmek, fark etmemek veya ilham alıp beslenmemek kendimize yapabileceğimiz kötülüklerden biri olsa gerek. Tüm bu içerikler biraz da bunun için… Daha önce simsiyah ve bembeyaz hayvanları karşınıza getirmiştik, şimdi sıra siyah-beyaz renkleriyle gayet havalı görünen canlılarda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#5″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#6″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]
  • BU CANLILARIN NESLİ TEHDİT ALTINDA

    Dünyamızı paylaştığımız, bizden çok daha önce yeryüzünü yaşam alanı edinmiş hayvanlardan bazılarının nesli tehdit altında, bazıları da var ki nesli tükenmek üzere… Onları kurtarmak, nesillerini devam ettirmelerini sağlamak için bilgilenmemiz ve bilinçlenmemiz gerekli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Penguen kolonilerini bir fotoğraf veya video aracılığı ile görmek bile insana büyük mutluluk yaşatan bir olaydır. Ne var ki dünyanın en büyük penguen kolonilerinden olan Arjantin’in Patagonya bölgesindeki Macellan penguenleri küresel ısınma nedeniyle tehdit altındalar. Adını Portekizli denizci Ferdinand Magellan’dan alan bu penguenlerin doğal ortamlarının korunması için bölgede büyük çaba harcanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Deniz kaplumbağası olan caretta carettalar yavrulama dönemi dışında karaya çıkmayan, yumurtalarını kumsallarda açtıkları çukurlara gömen, iki ayın sonunda yumurtadan çıkan yavruları da hiç tereddüt yaşamadan denize doğru yönelen sevimli canlılardır. En geniş yumurtlama alanları ülkemizin güney sahilleridir. Ne yazık ki ışık kirliliği ve insan kalabalığı nedeniyle caretta carettalar tehdit altında bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Deri sırtlı deniz kaplumbağasının boyunun 2 metreyi, ağırlığının ise 600 kilogramı bulabildiğini biliyor muydunuz? En büyük deniz kaplumbağası unvanını taşıyan canlının kabuğu diğer kaplumbağalar gibi kemiksi bir dokudan değil bağ dokudan oluşur. Kabuklarında dikey kabartmalar bulunan bu özel canlıların hayatları en çok, denizlere atılan büyük plastik torbaları denizanası zannederek yedikleri için tehlikeye girmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kürklerindeki uyumlu çizgilerle sanatsal bir tablo gibi arzıendam eden Sumatra kaplanları, parmak aralarındaki perdeler sayesinde aynı zamanda birer yüzücüdürler. Endonezya’nın batısındaki Sumatra adasında yaşayan, tropikal ekosistemi seven canlıların yaşam alanları insan tarafından yapılan tarım ve çiftçilik nedeniyle gittikçe azalmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baş kısımlarında tüy olmaması nedeniyle kelaynak ismini alan kuşlar, kırmızı bir yüz ve kafaya, uzun kıvrık kırmızı gagaya sahiptirler. Cilalanmışçasına parlak görünen kelaynak kuşlarının yaşam alanları o kadar geniştir ki Alpler’den Kızıldeniz’e, Fas’tan Güneydoğu Anadolu’ya kadar uzanan coğrafyada görülebilirler. Bu güzel kuşların neslini tehlikeye sokan nedenlerin başında ise avcılık gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mako köpekbalıklarının kısa ve uzun yüzgeçli olarak iki türü bulunur. Kısa yüzgeçli köpekbalıkları tüm köpek balıkları içinde en hızlı olandır. Mavi sırtlı, gümüş karınlı canlıların bu denli hızlı olmalarında vücut yapılarının torpil şeklinde olması da gösterilmekte. Eti bazı ülkelerde çok değerli olduğundan bu canlılar da avcılık tehdidi ile karşı karşıyadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Son derece yırtıcı canlılar olan Komodo ejderleri yeryüzündeki en büyük kertenkelelerdir. Boyu 3 metreyi bulabilen hayvanlar isimlerini Endonezya’nın Komodo Adası’ndan alır. Bu devasa canlıların nesli tükenmek üzere olan hayvanlar arasına girme nedenleri olarak; bilinçsiz kentleşme, avlanma, su ve toprak kirliliği sayılabilir.

  • CAN DOSTLARIMIZ ONLARA EMANET

    Dünya Veteriner Hekimler Günü, farklı temalarla kutlanan bir gündür. Her yıl, nisan ayının son cumartesi gününe denk gelir. Veteriner hekimlerin hayvan, toplum ve çevre sağlığına katkılarını ve bu anlamlı göreve sahip hekimleri anmak için Dünya Veteriner Hekimler Günü güzel bir fırsattır. Veteriner hekimlik yalnızca hayvanları hastalıktan korumak değil, aynı zamanda acı çeken ve kendini anlatamayan hayvanların sesi olmaktır. Fiziksel ve ruhsal açıdan büyük bir sorumluluk taşıyan veteriner hekimleri, bu sene 30 Nisan 2022 tarihinde kutlanacak olan Dünya Veteriner Hekimler Günü’ne özel bir içerik ile hatırlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2022 yılının Dünya Veteriner Hekimler Günü teması” title_font_size=”13″]

    Dünya Veteriner Hekimler Günü, her yıl farklı bir tema üzerine yoğunlaşır. Veteriner hekimlik; çalışma alanı oldukça zor, zahmetli, riskli ve stresli bir olan bir iş koludur. Veteriner hekimler bu zorlu şartlarda gerek fiziksel gerek zihinsel olarak zorlu süreçler yaşar. Buna rağmen büyük bir özveri ile görevlerini yapmaya devam ederler. Veteriner hekimler bu bağlamda fiziksel ve mental sağlıklarını korumak için birtakım desteklere ihtiyaç duyar. Güçlü ve dayanıklı olmak, veteriner hekimin tek başına alacağı bir sorumluluktan ziyade bir iş birliği gerektirir. Bu da meslektaşlarının desteği ile gerçekleşir. İşte bu amaçtan yola çıkarak, 2022 Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün teması “Veteriner hekimin zorluklarla mücadele gücünün arttırılması” olmuştur. Bireysel mücadele bir yere kadar yapılabilir. Bir süre sonra destek gerekecektir. İşte bu noktada veteriner hekimlerin zorluklarla mücadele edebilmesine yönelik çalışmalar yapılması, başlıca gündem maddesi olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın ilk Veteriner Fakültesi ne zaman açılmıştır?” title_font_size=”13″]

    En eski çağlardan beri, insanoğlu hayvanlarla hep iç içe bir yaşam sürmüştür. Hayvanların da tıpkı insanlar gibi bakım ve beslenme gibi temel ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar genel bir çatı altında toplanmayı gerektirir. Veteriner hekimliğin doğuşu bu ihtiyaçların gündeme gelmesiyle daha da önem kazanır. Hayvanların hastalıklardan korunması ve iyi bakılması fikri, veteriner hekimliğin yayılmasına neden olmuştur. Avrupa’da ilk veteriner okulu Fransa’da kurulmuş, veteriner hekim Claude Bourgelat tarafından 1762 yılında açılmıştır. Ülkemizde ise ilk veteriner hekimliği öğrencileri, eğitim ve öğretimine 23 Ekim 1842 yılında başlamıştır. Veteriner hekimliği, tarihin en eski mesleklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Tarihler 1889’u gösterdiğinde ise Mülkiye Baytar Mektebi (Sivil Veteriner Okulu) kurulmuştur. Okul, ilk mezunlarını 1893 yılında vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkiye’nin ilk veteriner hekimi kimdir?” title_font_size=”13″]

    Veteriner hekimlik mesleği, bilinen en eski mesleklerden biridir. Ülkemizde 1842 yılına uzanan bir öyküsü vardır. Türkiye, ilk mezunlarını 1893 yılında vermiştir. Bu mezunların içinde şair Mehmet Akif Ersoy da vardır. Bilindiği üzere Mehmet Akif Ersoy aynı zamanda bir veteriner hekimdir. Türkiye’nin ilk kadın veterineri ise Merver Ansel’dir. Merver Ansel, ülkemizde yetişen ilk kadın veteriner hekimdir. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olarak “İlk Türk Kadın Veteriner Hekim” ünvanını almıştır. Merver Ansel’in yanı sıra Sabire Aydemir de dönemin adından söz ettiren kadın veteriner hekimlerindendir. 1937 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olan Sabire Aydemir, Bakteriyoloji Uzmanı ünvanını almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemi…” title_font_size=”13″]

    Dünya Veteriner Hekimler Günü aynı zamanda veteriner hekimler arasındaki iş birliğini de kuvvetlendirir. Bu iş birliğinden doğan yeni fikir ve oluşumlar hem hayvan sağlığını hem de çevreyi koruyan temelleri oluşturur. Hayvanların huzurlu ve sağlıklı olmasında çok önemli bir rolü olan veteriner hekimler kimi zaman çok zorlu şartlarda görevlerini yapmaktadır. İşte Dünya Veteriner Hekimler Günü gibi özel günlerde bu mesleğin takdiri gün yüzüne çıkmış olur.

  • Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Evimizde beraber yaşadığımız ya da doğal ortamlarında yaşadıkları için ancak ekranlarda görebildiğimiz hayvanların bazıları bol bol tüylü pofuduk görüntüleriyle sevimliliğin en üst noktasında yer alıyorlar. Elbette bütün hayvanları çok seviyoruz ama bu listemize konuk ettiklerimiz puf puf tüyleriyle bizde sarılma ve bir daha hiç bırakmama hissi yaratan sevimliler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
  • DOĞANIN EN RENKLİ SAKİNLERİ

    Kültür ve Yaşam sayfalarında sadece siyah ya da sadece beyaz olan hayvanları hatta siyah beyaz çizgili olanları bulabilirsiniz. Dünyanın en renkli böceklerine de yine web sitemizden ulaşabilirsiniz. Ama şimdi sıra rengârenk görüntüleriyle dünyamıza muazzam bir renk katan diğer canlılarda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Renkler söz konusu olunca bukalemunların yeri ayrıdır çünkü onlar yaşamları boyunca tek değil pek çok rengin sahibi olabilirler. Pembe, mavi, kırmızı, turuncu, yeşil, siyah, kahverengi, açık mavi, sarı, turkuaz, mor… Bir bukalemun bazen kamuflaj için bazen de duygu durumunu belli etmek için bu renklerden birine ya da birkaçına bürünebilir, hatta üstünde benekler ve çizgiler bile oluşturabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Alabildiğine parlak ve göz alıcı renkleriyle ünlü minik mandalina balığının ana vatanı Batı Pasifik’tir. Resiflerin arasında büyük bir grup olarak yüzen mandalina balığı okyanusun en görkemli fotoğraflarından birini verir. Vücudunda turkuaz, açık mavi ve turuncu renkler içeren sanatsal desenler taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mandarin ördeği ise toprak tonlarının şeritler halinde kullanıldığı bir tablo gibidir, tabii mor, parlak lacivert, zümrüt yeşili de yer yer o tonlara eşlik eder. Anavatanı Uzakdoğu’dur ve o bölgelerde sevgiyi, sadakati temsil ettiği için düğün mekânları mandarin ördeklerinin renkleriyle süslenir. Belirtmek isteriz ki, erkekleri gösterişli ve göz alıcı renklere sahipken, dişileri oldukça sade bir görünümdedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir çizgi film karakterinden farksız olan tavus mantis karidesi minik boyutlarına rağmen (ortalama 10 cm.) sıkı bir dövüşçüdür hatta pençe darbesiyle akvaryum camını tuz buz edecek bir güce sahip olduğu söylenir. Hint ve Pasifik Okyanusu’nda bulunan bu canlıların bedenleri kahverengi ayakları üstünde bir gökkuşağı taşırcasına dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yetişkin erkek altın sülünler göz alıcı renkleriyle anavatanları olan Orta Çin’de bir hayli ilgi gören, sevilen canlılardır. Tüyleri kırmızı, lacivert, zümrüt yeşilinin ve altın sarısının parlak mı parlak tonlarına sahiptir. “Sülün gibi” deyimini bilirsiniz, “güzel görünümlü, hoş yürüyüşlü” gibi anlamlara gelen ifadenin ana kaynağı işte bu cazibeli minik canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk tanımının belki de en çok yakıştığı canlıların başında kelebekler gelir, 15 binden fazla türüyle hayvanlar âleminin en renkli canlıları onlardır. Kelebeklerin kanatları aslında tamamen şeffaftır. Fakat kanatlarında bulunan saydam pullar ışığı yansıttığından, onları bambaşka renk ve desenlerde görmemize sebep olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yengeç dendiğinde sizin aklınıza hangi renk geliyor? Evet oldukça sade ve tek renk olan türleri de var ama fotoğrafta gördüğünüz gibi ateş kırmızısı olanlar da yok değil. Hatta kabuğunda taşıdığı renklerle bir gökkuşağını andıran yengeçler de bulunmakta. Ama dünyanın en renkli yengecini soracak olursanız cevabımız kırmızı, turuncu, sarı, beyaz, mavi gibi birçok rengi barındıran grapsus grapsus yengeci olur.

  • BEMBEYAZ TÜYLERİYLE MÜKEMMEL GÖRÜNEN HAYVANLAR

    Bu hayvanların kimi varoluşsal, kimi melanin pigmentinin eksikliği, kimi de mutasyon sonucu olarak bembeyaz… Beyaz rengin üstlendiği zariflik, kırılganlık, masumiyet gibi olguları en iri olanında bile görebilirsiniz. Hatta her birine bakınca yine beyaz renkle eşleştirilen “mükemmel” sözcüğünün aklınızdan geçmemesi imkânsız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • DOĞANIN EN SEVİMLİ KEMİRGENLERİ: SİNCAPLAR

    Çizgi film karakteri olarak en çok tercih edilen hayvanlar arasında sincaplar da bulunuyor. Bu durumu öğrenme merakları, saklama dürtüleri, pofuduk tüyleri derken alabildiğine sevimli olmalarına bağlamak yanlış olmaz. Anadolu’nun bazı yerlerinde çekelez adıyla bilinen bu minik canlıların gerçek dünyasına gelin kısa bir göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sincapların kürk rengi, sarıdan kızıla uzanan renk aralığındadır ve türüne, yaşadığı coğrafyaya göre değişiklik gösterebilir. Boyu 20-25 cm civarında olan bir sincabın kuyruğu da neredeyse aynı uzunluktadır. Fiziki yapısında kuyruğu kadar dikkat çeken diğer bir unsur da iri yapılı parlak gözleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Havada bir kuş gibi süzülen sincap göremezsiniz elbette ama bir daldan birkaç metre ötedeki diğer dala kollarını ve bacaklarını açarak uçarcasına atlayan sincap görmeniz muhtemeldir. Çok iyi zıplar, çok iyi tırmanırlar. Bir ağacın gövdesini baş aşağı ve baş yukarı rahatlıkla boydan boya katedebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yuvalarını ya ağaçların tepelerine doğru ya çatallaşmış dalların köklerine yakın bir yere yaparlar. İçini otlarla doldurarak yumuşak bir zemin hazırlar ve yavrularını burada doğururlar. Bir sincabın gebelik süresi 30-40 gün kadardır. Tek seferde 3 ile 7 arasında yavru dünyaya getirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zaman zaman minik böcek de yiyen sincaplar aslında otobur canlılardır. Bitki tohumlarını, iğne yapraklı ağaçların dallarını, mantar, kozalak, palamut, ceviz, fındık ve bademi severek tüketirler. Buna karşılık neredeyse tüy gibi hafiftirler, bir sincabın ağırlığı 25-50 gram arasında değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ceviz, fındık, palamut gibi besinlerin stoğunu yapmayı, yani daha sonra yemek üzere saklamayı çok severler. Ne var ki sakladıkları yerleri zaman içinde unuturlar. Unutuldukları yerde filizlenip kök salan bitkiler zamanla ağaca dönüşür. Bazı bölgelere ağaçlanma çoğalsın diye sincap bırakılması da bilinen bir uygulamadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ne kadar meraklı olduklarını anlamak için hareketlerini izlemek bile yeterlidir. Öğrenme dürtüsü gelişmiş olan sincaplar henüz birkaç aylık iken eğitilip evcilleştirilebilirler. Fakat üç aylıktan büyük bir sincabı eğitmek o kadar kolay olmayacak, kemirgen olan canlının ev ortamıyla uyumu zorlaşacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ortalama ömrü 7-8 yıl olan sincapların en bilinen çeşitleri arasında boz sincap, kızıl sincap, Sibirya çizgili sincabı, Kuzey Amerika gri sincabı, Hint kırmızı sincabı bulunur. Ülkemizde İstanbul’un ormanlık alanlarında da Doğu Karadeniz’de de Toros Dağları’nda da sincap görmek mümkündür.