Etiket: Güney Amerika

  • GÜNEY AMERİKA’NIN İNCİSİ BUENOS AIRES

    Tango ülkesi Arjantin’in başkenti Buenos Aires, ülkenin en büyük, Güney Amerika’nın ise Sao Paulo’dan sonraki ikinci en büyük kentidir. Rengârenk sokakları, köklü tarihi, pek de aşina olmadığımız lezzetleri, müzikleri ve futboluyla turistlerin yoğun ilgisini çeken şehrin sadece ikonik yerleri değil, ara sokakları bile görülmeye değer. Sokaklarında gezerken insanların tüm canlılığını ve neşesini hissedebileceğiniz Arjantin, Güney Yarım Küre’nin Paris’i olarak adlandırılıyor ve özellikle mimarisinde İtalyan, Fransız ve İspanyol etkileri net bir şekilde hissediliyor. Yüzlerce heykelin bulunduğu, sanatın ve doğanın iç içe olduğu Buenos Aires’in en dikkat çekici yerlerini yazdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    16. yüzyıldan beri ayakta kalan Plaza de Mayo’nun bulunduğu meydan, başkentin en büyük meydanı olma özelliğine sahip. Türkçe “Mayıs Meydanı” anlamına gelen Plaza de Mayo, ülkenin en önemli politik olaylarının da geçtiği bölgedir ve 25 Mayıs 1810’da Arjantin’in bağımsızlığı buradan ilan edilmiştir. Meydanın tam ortasında bulunan ünlü Piramide de Mayo Heykeli, bağımsızlığın birinci yılını kutlamak için 1811 yılında inşa edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir kentin en ikonik yerlerinden birinin mezarlık olması sizi şaşırtmasın. Taş heykellerden, süsleme ve kabartmalardan oluşan Recoleta Mezarlığı’nı gezerken âdeta dev bir açık hava müzesini ziyaret etmiş gibi hissediyorsunuz. 1822’de Fransız mühendis Prospêro Catelin tarafından inşa edilen mezarlık; Eva Peron gibi ülkenin en zengin ve en önemli isimlerinin de sonsuz uykuya yattığı yer. Birkaç katlı mezarların bulunduğu yerin neoklasik tarzdaki giriş kapısı bile görülmeye değer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1870’te inşa edilen, 1933’ten bu yana da müze olarak kullanılan mekân; 4.610 metrekarelik sergi alanına ve 34 farklı salona sahip. Şehrin en eski turistik yerlerinden olan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, Orta Çağ’dan 20. yüzyıla kadar Avrupalı sanatçıların ürettiği eserlere ev sahipliği yapıyor. Arjantinli, Perulu ve diğer Latin Amerikalı sanatçıların da eserlerinin bulunduğu müzede Van Gogh, Goya, Rembrandt ve Manet gibi önemli sanatçıların eserleri sergileniyor. Ayrıca 150 bin kitaptan oluşan bir sanat kütüphanesine de sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Buenos Aires’in en iyi korunmuş alanlarından biri olan San Telmo; kafeler, tango salonları ve antika dükkânları ile turistlerin olduğu kadar yerel ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen sanatçıların da uğrak noktası. Sokak satıcıları yemeden giyime, hediyelik eşyalardan Latin Amerika kültürüne ait birçok farklı ürünü renkli tezgâhlarında satarken; festival kutlamalarını aratmayan Arnavut kaldırımlı bu sokaklarda şehrin en eski tarihî yapılarını da görüyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2008’de The Guardian tarafından dünyanın en önemli ve güzel ikinci kitabevi seçilen bu asırlık opera ve tiyatro binası; hiçbir dekoru değiştirilmeden kitapseverlere hizmet vermeye devam ediyor. Pero ve Torres Armengol kardeşler tarafından inşa edilen tiyatronun tavan freskleri, devasa sütunları ve diğer detayları dönemin en başarılı mimar ve tasarımcıların elinden çıkma… 2.000 metrekarelik alana sahip bu gösterişli bina, 1919’da opera binası olarak kullanılmış, 2000’li yılların başında da kitabevine dönüştürülmüş. Her sene bir milyondan fazla insanın ziyaret ettiği bu büyüleyici kitabevinde nefis kokulu kahvenizi yudumlarken, seçtiğiniz kitabı okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyıldan itibaren çoğunu İtalyan göçmenlerin oluşturduğu La Boca Mahallesi, çinko levhalardan meydana gelen evlerden oluşuyor. Liman inşaatından kalan boyalarla boyanan derme çatma yapıların bulunduğu mahalle, günümüzde başkentin en önemli turistik merkezi olmuş durumda. Rengârenk kafelerin, restoran ve hediyelik eşya dükkânlarının bulunduğu mahalledeki sokaklarda tango yapan insanları keyifle izlemek mümkün. La Boca, efsanevi futbolcu Maradona’nın müzesine ev sahipliği yapıyor ve futbol tutkunlarının da uğrak noktası oluyor.

  • GÜNEY AMERİKA’NIN BİRBİRİNDEN İLGİ ÇEKİCİ ÜLKELERİ

    Batı Yarımküre’de yer alan ve resmi anlamda keşfi 15. yüzyılda gerçekleşebildiği için Yeni Dünya olarak da anılan Amerika kıtası; Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Orta Amerika ile bunlara bağlı adalardan oluşur. Bu yazımızda toplam 12 ülkeden oluşan Güney Amerika’nın birbirinden güzel ülkelerinden birkaçını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika denince akla ilk gelen ülkelerden biri Arjantin’dir çünkü 2 milyon 790 bin km2 civarındaki yüzölçümüyle bölgenin ikinci, dünyanın ise en büyük sekizinci ülkesidir. Nüfusunun büyük bir bölümünü İtalyan ve İspanyol göçmenlerin oluşturduğu Arjantin’in resmî dili İspanyolcadır.  Ülkenin başkenti ve en büyük şehri, Buenos Aires’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ekvator, Kolombiya, Brezilya, Bolivya, Şili ve Büyük Okyanus’la komşu olan Peru, Güney Amerika’nın batısında yer alır. Ülke, dünyanın en kurak çölü ile eşsiz görsellikteki kum tepelerini barındırır. Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olan Machu Picchu Antik Kenti de Peru’nun Cusco şehrinin 88 km. uzağındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Brezilya, eşsiz doğası ve kültürel yapısıyla görülmeye değer Güney Amerika ülkelerinden biridir. Müzik, edebiyat, resim gibi sanat dallarındaki çeşitlilik ülke kültürünün gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Rio de Janeiro, São Paulo, Fortaleza, Parati, Recife gibi şehirleriyle etkileyici bir ülke olan Brezilya’nın en önemli sembollerinden biri de İsa heykelleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Başkenti Sucre olan ama Bakanlar Kurulu’nun bulunduğu La Paz’dan yönetilen Bolivya, adını bağımsızlığa ulaşmasını sağlayan Simón Bolívar’dan alır. Öncesinde İspanya sömürgesi olarak adı Yukarı Peru olan ülke, festivalleri, yerel kostümlerinden vazgeçmeyen halkı, yağmur ormanları ve kristal lagünleriyle büyüleyici niteliklere sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    And Dağları ile Büyük Okyanus arasında uzun ince bir şeride karşılık gelen Şili’de, başkent Santiago mutlaka görülmesi gereken yer olarak öne çıkar. Şehrin popüler meydanı Plaza de Armas, 18. yüzyıl sonlarında inşa edilen Santiago Katedrali, oldukça yaşlı bir çöl olan Atacama, manzarasıyla ünlü San Cristóbal Tepesi, Santiago’nun dikkat çeken yerleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın en küçük ülkelerinden biri olan Uruguay, plajlarıyla ünlüdür. Bir dönem İspanya sömürgesi olan ülke, Avrupa mimarisiyle inşa edilmiş yapılara sahiptir. Başkenti ve aynı zamanda en önemli liman kenti olan Montevideo’daki İtalyan esintiler taşıyan Palacio Legislativo (Parlamento Binası) ve Tiyatro Solis veya Fransız mimarisi etkisindeki Taranco Sarayı görülmesi gereken yerlerden bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın kuzeyinde konumlanan ve Kuzey Amerika tarafında adaları bulunan Kolombiya’nın, Atlas ve Pasifik okyanuslarına kıyısı bulunmaktadır. Coğrafi olarak yağmur ormanlarından çöllere uzanan bir zenginliğe sahiptir. Başkent Bogotá ülkenin en büyük şehriyken, en popüler şehirleri arasında Medellin, Cartagena, Guatape yer alır.