Etiket: gül

  • Gül Gibi 9 Madde

    Gül Gibi 9 Madde

    Koklamak için yaklaştığınızda yapraklarıyla burnunuzu kucaklayıveren bu çiçeğin ayaklarınızı saniyeler içinde yerden kesecek kokusunu verebilmesi için dalında ve taze olması gerekir. Zaten onun için de şair, “Bir gül, dalında durduğu müddetçe tazedir. / Bir gül, çelenge girdiği gün bir cenazedir.” demiştir. Her zaman dalında olmasa da, varlığı ve ilham olduklarıyla hayatımıza sirayet etmiş çiçeği gül gibi 9 maddede listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mahalle arkadaşlarınızla sokakta yürürken bahçelerin duvarlarından taşan güllerin sizi de cezbettiği olmuştur mutlaka… Dalında kalmasına pek de kafa yorulmayan o yıllarda birbirinizin omuzuna tutunarak bir iki tanesini koparmaya çalıştığınız, sonra da güllerin sahibi tarafından kovalandığınız günler hani… Gül ve diken, çoğumuzun hayatına işte çocukluk yıllarındaki bu kovalamaca hikâyesiyle girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Gülün edebiyatımızdaki yeri gönlümüzdeki yeri ile paraleldir. Ahmet Hamdi Tanpınar onun için, “Ey bir âna sığmış ebediyet rüyası!” demiş, Cemal Süreya sokağa düşen gülü alıp yüzüne sürmüş, Edip Cansever sevgilinin kokusunu gittikçe daha yoğun, amansız ve acımasız kokan bir gülün kokusuna benzetmiş. Bir de Divan edebiyatındaki gül ve bülbül hikâyesi vardır ki, Mevlana’ya, “Sen gül ol da uğrunda ötmeyen bülbül utansın!” sözünü söyletmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her şeyden önce güllerin bir dili var. Renkleriyle konuşan, insandan insana mesaj taşıyan birer ulak onlar. Lal olmuş küsmüşlerin, bir türlü derdini anlatmayı beceremeyenlerin, gönül almak, gönül vermek isteyenlerin en güçlü ve gür sözcükleri… Çok az bir pratikle bu dili öğrenmek de mümkün. Örneğin, açmamış beyaz bir gül, kişinin “saf ve temiz duygular beslediği” anlamına geliyor. Kırmızı gül “evlenmek” isteyenlerin, dikenleri ayıklanmış kırmızı ve beyaz gül goncası “artık korkmuyorum ve umut ediyorum” diyenlerin, kırmızı-beyaz-pembe gül ise “yıldırım aşkına tutulduğunu ”söyleyenlerin mesajını taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gülün insanı gülümsetmesi için sadece kucağınıza gelen şık bir buket olması gerekmez. Paslı bir peynir tenekesinde de yetişse, bir bahçenin içinde de; bir kitap arasında kurutulmuş ya da bir fotoğrafta çerçevelenmiş de olsa görüldüğü her yerde gülümsetmeyi bilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu şahsiyetli çiçek zarifliği, çekiciliği, kokusu ve kırılganlığı ile çoğu zaman iltifat malzemesidir. Bir şey çok güzelse “gül gibi” denir… Gülüyorsa, mutluysa, “gül açmış”, sevmeye kıyılamıyorsa “gülüm benim”… Ama her zaman iltifat için de kullanılmaz. Mesela gülün solması oldukça hazin bir meseledir. Yapraklarını dökmesi de öyle… “Gül gibi sararmış solmuş.” sözü dramatik durumlar için sarf edilir. Hele bir de dikeni vardır ki… Hepimiz biliyoruz: Gülü seviyorsanız dikenine katlanırsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Renksiz” derken siyah ve beyazı kastediyor olmak insanoğluna has bir hata. Siyah bir güle bakarken adeta hipnoz olmanızı sağlayan etken tam da bu can alıcı renktir aslında. Türkiye’de sadece Halfeti’de yetişen “kara gül”ün tohumunu alıp başka bir yere dikmeye kalkıştığınızda artık siyah gülmüyor olduğunu göreceksiniz. Ama bazen yerinde açarken de rengini kırmızıya çevirdiği olabiliyor. Hissettirdiği tüm matem havasına rağmen, “kara” da olsa bir gül olan çiçek, dalında buram buram koku salmaktan geri durmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Zaman zaman arabesk anlamlar yüklendiği de olmuştur. Yere serpiştirilen gül yaprakları, yakaya takılan kırmızı bir gül, eldeki gülü koklayarak yürümek, kaset takılı teypten, “Gülüm benim gülüm benim, derdim aşkım canım benim.” şarkısını dinlemek gibi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Gördüğünüz gibi insanoğlu gülü her zaman dalında bırakmamış, onun anlamından olduğu kadar kokusundan, tadından, suyundan faydalanmanın yollarını aramıştır. Koklamakla yetinmeyip gül gibi kokmaya özenenler için yağından parfüm, ferahlatıcı etkisini cildinde hissetmek isteyenler için suyundan da gül suyu üretilmiş mesela… Türkiye’de gül yağı elde edilebilecek güller en çok Isparta ve Burdur’da yetiştirilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Ve gül, sonunda “reçel” olarak soframıza kadar gelmiş. Gül reçeli çok hafif, kolay yapılan ama her gülden de yapılamayan bir tatlı. Özellikle pembe, kokulu ve taze güllerden yapılıyor. Gül yaprakları yıkanıp üzerine şeker ilave ederek bir gece bekletiliyor. Ertesi gün üzerine biraz daha su ekleyerek kaynatılıyor. Kaynayan reçele limon sıkılıyor ve böylece tadı kadar, asla aslı gibi olmasa da kokusuna da doyum olmayan bir tatlı elde ediliyor.

  • ZIT LEZZETLERİN AHENGİ

    Gastronomi dünyasına yeni bir boyut kazandıran farklı tatların birleşimi hem damak zevkine hitap ediyor hem de yemeğin karmaşıklığını artırarak alışılagelmişin dışında bir deneyim sunuyor. Tat alma duyumuzdaki reseptörler sayesinde tatlı ve tuzlu, ekşi ve tatlı, acı ve tatlı gibi zıt lezzet kombinasyonlarının derinlik kazandığı bu yemekler mutfak kültüründe de önemli bir yere sahip. Yazımızda bu lezzetlerden bazılarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaz Ciğeri Klementine” title_font_size=”13″]

    İnce dilimlenmiş kaz ciğerinin kızartılarak hazırlandığı bu yemek, limon ve sarımsaklı sosla servis ediliyor. Klementine, ciğerin yanında servis edilen domates, yeşillik veya turşu gibi garnitürlerle beraber sunulan taze mandalina dilimleri anlamına geliyor. Yemeğin lezzeti hem kızartılmış kaz ciğerinin kıtır kıtır dokusuyla hem de taze mandalina dilimlerinin tatlı ekşi aromasıyla dengeleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karides ve Gül Suyu ” title_font_size=”13″]

    Gül suyu ve karides, pek çoğumuzun aklında farklı tatlarla özdeşleşen malzemeler olsa da bir araya geldiğinde sürpriz bir lezzet uyumu ortaya çıkıyor. Gül suyunun hafif ve çiçeksi aroması ile karidesin deniz ürünlerine özgü taze ve yumuşak dokusunun birleşimiyle hazırlanan bu yemek, gastronomi dünyasında özel bir yere sahip. Gül suyu ile marine edilen karideslerin ızgarada veya tavada pişirilmesiyle hazırlanan yemekler sıra dışı lezzetler sunmayı seven restoranların menüsünde yer alıyor. Gül suyu ile hazırlanan karides salatası ise bir diğer seçenek oluyor. Bu tarifte gül suyu, salata sosu olarak kullanılıyor. Bir diğer tarif ise karides ve gül suyu ile hazırlanan güllü karides çorbası. Bu tarifte sebzeler ve karidesler gül suyu ile pişiriliyor. Birçok farklı tarifte kendine yer bulan karides-gül suyu ile hazırlanan pilav, makarna ve risotto yemekleri de menülerde yer buluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nardan Aşı” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağının köklü ve lezzetli yemeği nardan aşı, sebze, et ve pirinçle hazırlanıyor ancak bu tarifte lezzeti artıran nar oluyor. Servis esnasında üzerine serpiştirilen nar taneleri, yemeğe doğal bir tatlılık ve hafif bir ekşilik katıyor. Ülkemizde özellikle Diyarbakır’da geleneksel olarak pişirilen bu yemeği Orta Doğu’daki pek çok ülkede de görmek mümkün. Diyarbakır nardan aşı, 2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi ve coğrafi işaret aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ballı Mahmudiye” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağına ait bir başka yemek olan ballı mahmudiye, sarayda sıklıkla tüketilen, padişahların favori yemeklerindendi. Tatlı, ekşi ve tuzlu bileşenlerin bir arada bulunduğu ballı mahmudiye, tavuk etinin baharatlar, bal, tarçın, kuru üzüm, kuru kayısı, badem ile pişirilmesiyle kendine has bir lezzete ulaşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Deniz Tuzlu Çikolata ” title_font_size=”13″]

    İlginç bir lezzet kombinasyonuna sahip deniz tuzlu çikolata, İsviçre’den tüm dünyaya yayıldı. Genellikle yüksek kaliteli bitter çikolata ve ince taneli deniz tuzu kullanılarak hazırlanan bu atıştırmalık, yeni tatlar keşfetmek isteyenler için iyi bir seçenek olabilir.

  • ŞEHİRLER VE FESTİVALLERİ

    Ülkemizin her bölgesinde iklim ve coğrafi koşullara bağlı olarak lezzetli ürünler yetişiyor. Dolayısıyla her şehrin kendine has ürünleri ve festivalleri oluyor. Ülkemizde geleneksel olarak her sene düzenlenen, yurt içi ve yurt dışından ziyaretçilerin katılmak için gün saydığı festivalleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    2010’dan bu yana düzenlenen Alaçatı Ot Festivali’nde, Ege Bölgesi’ne ait endemik otlar ve bu otlarla hazırlanan lezzetler tanıtılıyor. Festival döneminde mis gibi kokan sokakları ile gönülleri fetheden Alaçatı’da konserler, sergiler, söyleşiler, yarışmalar ve yemek yapım atölyeleri katılımcılara keyifli anlar yaşatıyor. Yılın dört mevsimi ayrı güzelliğin yaşandığı Alaçatı’da yerel üreticilerin ürünleri stantlarda sergileniyor. Böylelikle hem üreticilere destek hem de yerel lezzetlerin tanıtılmasına katkı sağlanıyor. Genellikle nisan ayının son haftasında düzenlenen festivale dünyanın dört bir yanından insanlar katılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2000’den bu yana düzenlenen gül festivali, her sene ilkbahar aylarında gerçekleşiyor. Şehre gülü getirerek Isparta’nın bir gül cennetine dönüşmesini sağlayan Müftüzade Gülcü İsmail Efendi kabri başında anıldıktan sonra festival başlıyor. Gül koşusu ile başlayan festival, farklı ülkelerden gelen folklor gruplarının gösterileriyle devam ediyor. Açık ve kapalı birçok mekânda gülden üretilen ürünlerin sergilendiği festival, gül hasadı ile sona eriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her yıl mayıs ya da haziran aylarında düzenlenen Karadeniz Ereğli Osmanlı Çileği Kültür ve Sanat Festivali, Karadeniz’in en görkemli etkinlikleri arasında yer alıyor. Folklor gösterileri, protokol konuşmaları ve en güzel Osmanlı çileğini yetiştirenlere dağıtılan ödüller ile festival coşku içinde geçiyor. Akşam gerçekleşen konserlerde ünlü isimler sahne alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlk kez 1962’de “Kiraz Cümbüşü” adı altında kutlanmaya başlanan Tekirdağ Kiraz Festivali, haziranın ilk veya ikinci haftasında dört gün boyunca düzenleniyor. Yerel halkın yoğun ilgi gösterdiği festivalde kortejler, sergiler, gösteriler, fener alayları, gece konserleri, kiraz ile yelken yarışmaları gibi çeşitli etkinlikler yapılıyor. Keyifli bir konserle tamamlanan festivalde, yerel şenliklerin klasikleşen ve en çok sevilen yarışması olan güzellik yarışması düzenlenirken kentin kiraz güzeli seçiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1997’den bu yana düzenlenen Malatya Kayısı Festivali, yabancı halk oyunları, en iyi yaş kayısı yarışması, sergi, kortej yürüyüşü, fotoğraf sergileri ve çocuklara yönelik yarışmalarla temmuz ayında başlıyor. Atlı cirit müsabakasının da gerçekleştiği festival dört gün sürüyor ve ünlü müzisyenlerin konseri ile tamamlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2010’dan bu yana eylül ayında coğrafi tescil işaretli Diyarbakır karpuzunun tanıtılması ve üreticisinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen Diyarbakır Karpuz Festivali, Dağkapı Meydanı’nda karpuz yüklü deve, bando takımı, erbane çalan gruplar ve folklor ekiplerinin yer aldığı kortejle başlıyor. Sürme, pembe ve ferik isimleriyle bilinen Diyarbakır karpuzunu en iri ve lezzetlisini yetiştiren çiftçiler ödüllendiriliyor. Ayrıca karpuz ses yarışması, karpuza en çok yakışan çocuk yarışması, karpuz yeme yarışması, karpuz festivali koşusu gibi etkinlikler yapılıyor ve ardından keyifli bir konserle şenlik sonlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Zeytin Hasadı Sonu Şenliği, 2015’ten bu yana, binlerce yıllık geçmişe sahip Edremit’in zeytinlerini tanıtmak ve üreticileri desteklemek için düzenleniyor. Coğrafi tescil işaretli zeytin, zeytinyağı ve zeytinli ürünlerin sergilendiği festivalde folklor gösterileri, yağlı güreş müsabakaları yapılıyor. Üreticilerin ve tüketicilerin bir araya geldiği festival, katılımcıların zeytin hasadı yapmasıyla sona eriyor.