Etiket: gezgin

  • DÜNYANIN EFSANE GEZGİNLERİ

    Kimileri sadece seyahat etme, görme, bilme gayesiyle kimileri görevli olarak ve keşfetmek amacıyla çıkmış gezilere… Kimileri gördüklerini yazdırarak kimileri de anlatarak nesilden nesile aktarmış…  Dünyamızın farklı coğrafyalarının eski dönemlere ait fiziki, sosyal ve kültürel koşullarını biliyorsak, biraz da onlar sayesinde…  İşte o gezginlerden bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kendi gibi gezgin olan babası Niccolo Polo ile daha çocukluğunda Karadeniz ve Akdeniz’in ticaret noktalarını gezen, ünlü İtalyan gezgin Marco Polo’nun hikâyelerini Cenevizlilere esir düştüğü sırada hücre arkadaşına yazdırdığı ve “Kimse bana inanmayacağı için gördüklerimin yarısını bile anlatmadım.” dediği bilinmektedir. 1254-1324 yılları arasında yaşayan gezgin, babası ve amcasıyla birlikte 24 yıl süren bir seyahat ile Asya’yı gezmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ailesi aslen Kütahyalı olan ve fetihten sonra İstanbul’a yerleşen 17. yüzyılın büyük gezginlerinden Evliya Çelebi’nin, ilk gezisini 40 yaşına bir kala Bursa’ya, ikinci gezisini de aynı yıl İzmir’e yaptığı biliniyor. Sonraki yıllarda babasının destek vermesiyle Anadolu şehirlerini dolaşmaya başlayan gezgin, hayatını kaybettiği 1682 yılına kadar, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde kalan Avrupa, Batı Asya ve Mısır topraklarını gezerek gözlemlerde bulunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1304 yılında Fas’ta dünyaya gelen İbn Battuta, 1325’te Mekke’ye Hac için gittiğinde seyahat etmeye karar vermiş, Orta Çağ’da çölleri aşan bir gezgin olarak efsaneleşmişti. Yarım asrı aşkın süre Afrika kıyılarını dolaşan, Maldiv Adaları’ndan Çin’e giden, Konstantinopolis’ten Hindistan’a geçen gezgin 1353 yılında Fas’a kesin dönüş yapmıştır. 1369 yılında hayata veda eden İbn Battuta, gezi güzergâhı üstündeki pek çok yerin 14. yüzyıldaki hâlinin günümüze aktarılmasını sağlayan en önemli isimlerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    18. yüzyılda 50 yıllık bir yaşam süren İngiliz denizci James Cook, Kraliyet Donanması’na katılmış, harita çıkarmadaki başarısı nedeniyle kaptanlığa kadar yükselmişti. 40 yaşına geldiğinde Büyük Okyanus’u keşfetmekle görevlendirilmiş, ilk yolculuğunda Avustralya’nın güney kıyılarını keşfetmiş, ikinci yolculuğunda Antarktika’nın çevresini dolaşmış, üçüncü yolculuğunda Hawaii Adaları’na ulaşan ilk Avrupalı olmuş ve bu yolculuğu sırasında da hayatını kaybetmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1874-1922 yılları arasında yaşamış İrlandalı-İngiliz kâşif Ernest Shackleton, tam adıyla Sir Ernest Henry Shackleton, oldukça genç yaşlarında keşif gezilerine çıkmıştır. Antarktika keşifleriyle bilinen Shackleton, gemisinde yer aldığı Kaptan Robert Falcon Scott’ın gölgesinde kalmış, yaşadığı dönemde ilgi ve saygı gördüyse de ölümünden sonra daha fazla üne kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Freya Stark, tam adıyla Dame Freya Madeline Stark, 1893-1993 yılları arasında geçen 100 yıllık bir yaşam sürmüştür. İngiliz-İtalyan kâşif ve seyahat yazarı olan Stark, Orta Doğu ve Afganistan’da dolaşmış ve gözlemlerini farklı kitaplarda kaleme almıştır. Arap Çölü’nün güneyini dolaşan ilk Arap olmayan kişidir. Önemli bir seyahat yazarı olmasının yanı sıra fotoğrafçı da olan Stark’ın gezileri sırasında çektiği fotoğraf koleksiyonu, Oxford’daki St Antony’s College Middle East Centre arşivinde Freya Stark Fotoğraf Koleksiyonu olarak yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    7. yüzyılda yaşamış Çinli Budist rahip, bilgin, gezgin ve çevirmen Xuanzang, özellikle Hindistan’a yaptığı 17 yıllık gezisiyle ünlüdür. Çin hükümdarına sunmak üzere “Batı Bölgeleri Kayıtları” adlı bir rapor hazırlamış ve Hindistan’a giderken gördüğü onlarca ülke hakkında bilgiler vermiştir. Bunlar arasında Orta Asya ülkeleri de yer almaktadır.

  • Dünya Tarihinin En Büyük Kâşif ve Gezginleri

    Dünya Tarihinin En Büyük Kâşif ve Gezginleri

    Kimi hayal gücü kimi araştırma yeteneği kimi merakı sayesinde dünyanın bilinmeyen yerlerine adım attı ve hatta gördüklerini kayıt altına aldı. 21. yüzyıl insanları olarak yaşadığımız gezegeni geçmişi ve bugünüyle avucumuzun içi gibi biliyorsak biraz da onlar sayesinde… Listemiz bu kez dünyamızdan gelip geçmiş kâşif ve gezginleri ağırlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Amerigo Vespucci 15. yüzyılda yaşayan ve Amerika Kıtası’na adını veren İtalyan kâşiftir. Güney Amerika kıyılarından ülkesine gönderdiği mektuplar kıtanın varlığına dair Avrupalıların eline geçen ilk kanıtlar olarak değer görüyor; fakat mektuplarında haberini verdiği yolculukların hepsini yapıp yapmadığı hâlâ tartışma konusu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cenovalı kâşif Kristof Kolomb, 1492 yılında Hindistan’a ulaşmayı umarken Bahamalar’daki bir adaya ulaşmış, Küba’nın doğusundaki Hispanyola Adası’nda kurduğu yerleşimlerle bu yeni kıtada İspanyol kolonizasyonunu başlatmıştı. İspanya kraliyetinin desteğiyle yolculuklarını yapan Kolomb, Amerika Kıtası’na ilk kez ulaşan kişi olmamasına karşılık kıtanın kâşifi olarak anılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çocukluğunda kâşif ve tüccar olan babası Niccolo Polo ile Karadeniz ve Akdeniz kıyılarına yolculuklar yapan Marco Polo, tam bir maceraperestti. 13. yüzyılda yaptığı dünya seyahatinde özellikle Çin yolculuğu büyük önem taşımaktadır ama daha da önemlisi Cenevizlilere esir düştüğünde aynı hücreyi paylaştığı arkadaşına bütün gördüklerini ve yaşadıklarını yazdırmış olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İbn-i Battuta, İslam dünyası başta olmak üzere Asya ve Afrika hakkında tarihi, coğrafi, sosyokültürel bilgileri ilk elden kayda geçiren önemli bir Orta Çağ gezginidir. Hindistan’dan Çin’e, Nijerya’dan Anadolu’ya geniş bir coğrafyada seyahat etmiş, uzun kaldığı kimi yerlerde hukuk eğitiminden dolayı kadılık yapmış, o toplumların kültürlerini en ince detayına kadar öğrenerek kayıt altına almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Vasco Da Gama 1497-1499 yılları arasında Avrupa’dan çıkıp Afrika’nın güneyinde Ümit Burnu’ndan geçerek Hindistan’a deniz yoluyla giden ilk kişi olmuştur. Kendisi, Portekiz’e Doğu’nun kaynaklarının yolunu açan kişi olarak ülkesinde büyük değer görmüş fakat Doğu halkları tarafından hoş karşılanmamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Portekizli denizci, kâşif ve gezgin Ferdinand Macellan 16. yüzyılda Büyük Okyanus’a “Pasifik” adını, Güney Amerika’nın en güneyinde keşfettiği boğaza ise “Macellan” adını vermiş ve gezegenimizdeki tüm meridyenlerden geçen ilk kişi olmuştur. Seyahatleri sırasında kendisine eşlik eden kâşif Antonio Pigafetta’ya anılarını yazdırarak günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    17. yüzyılda yaşayan Kütahyalı gezgin Evliya Çelebi’nin yeni yerler yeni insanlar tanıma isteği onun yarım asır boyunca Osmanlı topraklarını gezmesini ve görüp yaşadıklarını Seyahatnâme adlı kitabında kayıt altına almasını sağlamıştır. İlk seyahatini İstanbul’a yapan büyük gezginin 10 ciltlik kitabı Kafkaslar’dan Macaristan’a, Hicaz’dan Yunanistan’a geniş bir coğrafya hakkında önemli bilgiler verir.

  • TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE TREN ROTALARI

    Türkiye’nin dört bir yanına yayılan demir yolu hatları, yerli ve yabancı gezginlere eşsiz manzaralar eşliğinde unutulmaz bir seyahat deneyimi sunuyor. Doğu Ekspresi’nin karla kaplı heybetli dağları, Güney Kurtalan Ekspresi’nin Mezopotamya’ya uzanan yolları ve Van Gölü Ekspresi’nin masmavi göl manzarası bu deneyimin en güzel örnekleri arasında yer alıyor. Bu yazımızda, dağları, gölleri, tarihî köprüleri ve kültürel zenginlikleri rayların üzerinde keşfetmek isteyenler için Türkiye’nin en etkileyici tren rotalarını derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğu Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Doğu Ekspresi, Ankara ile Kars arasında her gün sefer düzenleyen ve Türkiye’nin en popüler demir yolu hatları arasında yer alan bir rotadır. Yaklaşık 26 saat süren bu yolculuk; Ankara, Kayseri, Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kars şehirlerinden geçerken, yolculara dağlar, vadiler, göller ve Anadolu’nun yemyeşil doğası eşliğinde görsel bir şölen sunar. Özellikle kış mevsiminde beyaz bir örtüye bürünen Anadolu’nun büyüleyici coğrafyası, bu seyahati unutulmaz kılar. Gün doğumu ve batımı sırasında oluşan renk cümbüşü, karla kaplı dağların büyüleyici manzaralarıyla birleşerek, Doğu Ekspresi’ni sıradan bir ulaşım aracından öte, doğayı ve farklı kültürleri keşfetmeye yönelik bir deneyime dönüştürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toros Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Toros Ekspresi, Adana ile Konya’yı birbirine bağlayan rotasında, Toros Dağları’nın ihtişamlı manzaraları eşliğinde Anadolu’nun büyüleyici doğasını keşfetme fırsatı sunuyor. Konya, Karaman, Niğde, Mersin ve Adana il sınırlarından geçen, toplamda 370 kilometrelik bir güzergâha sahip olan Toros Ekspresi, Adana’nın Karaisalı ilçesindeki Hacıkırı köyü yakınlarında yer alan tarihî Varda Köprüsü’nden geçmesiyle de dikkat çekiyor. 1912 yılında Almanlar tarafından Bağdat Demir Yolu Projesi kapsamında inşa edilen Varda Köprüsü, 172 metre uzunluğunda olup, dört ana ayağı üzerinde taş işçiliğiyle yükselen bir mühendislik şaheseri olarak kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir Mavi Treni” title_font_size=”13″]

    İzmir Mavi Treni, İzmir ile Ankara arasında sefer yapan ve konforu etkileyici manzaralarla birleştiren uzun mesafeli bir ekspres tren hattıdır. 824 kilometrelik rotasında, Ege’nin bereketli topraklarından İç Anadolu’nun engin bozkırlarına uzanan bu tren, yolcularına hem modern bir seyahat deneyimi sunar hem de geçmişin nostaljik atmosferini yaşatır. Yaklaşık 13 saat süren bu yolculuk, Alsancak Garı’ndan başlar, Manisa, Balıkesir, Kütahya, Afyonkarahisar ve Eskişehir illerinden geçerek başkent Ankara’da son bulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pamukkale Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Pamukkale Ekspresi, Eskişehir ile Denizli arasında her gün karşılıklı sefer düzenleyen, ülkemizin en keyifli demir yolu hatlarından biridir. Afyonkarahisar ve Kütahya şehirlerinden geçerek yaklaşık 8-9 saat süren bu yolculuk, Ege’nin ve İç Anadolu’nun doğal güzelliklerini keşfetme imkânı sunar. Tren, özellikle Denizli’deki dünyaca ünlü Pamukkale Travertenleri’ni ziyaret etmek isteyenler için oldukça popüler bir ulaşım seçeneğidir. Yolculuk boyunca, termal kaynaklarıyla ünlü kaplıca bölgeleri ve tarihî zenginlikler eşliğinde yemyeşil vadiler, göller ve yerel yaşamdan kesitler sunan etkileyici manzaralar izlenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güller Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Güller Ekspresi, Isparta ile İzmir (Basmane) arasında karşılıklı sefer düzenleyen ve Batı Anadolu’nun doğal ve kültürel güzelliklerini keşfetmek isteyenlere benzersiz bir seyahat deneyimi sunan bir demir yolu hattıdır. Yaklaşık 8-9 saat süren bu keyifli yolculuk, Ege’nin eşsiz manzaralarını Göller Yöresi’nin huzur dolu atmosferiyle birleştiriyor. Adını, Türkiye’nin gül üretim merkezi olarak bilinen Isparta’dan alan tren, Burdur, Dinar, Sandıklı ve Afyon’dan geçerek Anadolu’nun yerel yaşamına ve doğal zenginliklerine yakından tanık olma imkânı sunuyor. Özellikle Isparta’nın gül bahçelerini ve lavanta tarlalarını keşfetmek isteyen doğa tutkunları için bu hat ideal bir seçenek. Yolculuk boyunca, Burdur Gölü’nün sakin güzelliğini izlemek veya Sandıklı’nın şifalı kaplıcalarında dinlenmek gibi olanaklar, bu seyahati daha da unutulmaz kılan detaylar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ege Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Ege Ekspresi, İzmir (Basmane) ile Eskişehir arasında düzenli seferler gerçekleştiren ve Batı Anadolu’nun güzelliklerini keşfetmek isteyenlere ekonomik ve keyifli bir seyahat imkânı sunar. Yaklaşık 9-10 saat süren bu yolculuk, Ege’nin huzur veren manzaralarını İç Anadolu’nun tarih ve doğa zenginlikleriyle bir araya getiriyor. İzmir’in deniz kokusuyla başlayan yolculuk, Manisa, Uşak ve Afyon şehirlerinin tarihî ve kültürel dokularını keşfetme fırsatı sunuyor. Afyon’da termal kaplıcalarda dinlenmek ya da Manisa’nın Spil Dağı Milli Parkı’nda doğayla baş başa kalmak isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği Ege Ekspresi hem tarihî hem doğal değerleri bir arada deneyimlemek isteyenler için ideal bir güzergâh oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güney Kurtalan Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Güney Kurtalan Ekspresi, Adana’dan yola çıkarak Osmaniye, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinden geçen bir rotaya sahiptir. Bu yolculuk, Akdeniz’in sıcak ikliminden Güneydoğu Anadolu’nun tarihî ve coğrafi zenginliklerine doğru etkileyici bir geçiş sunar. Tren, Toros Dağları’nın görkemli manzaralarıyla birlikte yemyeşil vadiler, geçitler ve birçok doğal güzelliği gözler önüne serer. Anadolu’nun güneydoğusunu keşfetmek isteyenler için hem ekonomik hem de unutulmaz bir deneyim sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Van Gölü Ekspresi” title_font_size=”13″]

    Van Gölü Ekspresi, Türkiye’nin doğusunda, Van ile Ankara arasında benzersiz manzaralar eşliğinde seyahat imkânı sunan bir demir yolu hattıdır. Haftada yalnızca iki gün Ankara-Tatvan-Ankara arasında sefer düzenleyen bu tren, Van, Bitlis, Muş ve Erzincan şehirlerinden geçer. Yolculuk boyunca Van Gölü’nün masmavi suları, dağların yemyeşil yamaçları, uçsuz bucaksız ovalar ve Anadolu’nun farklı iklimleri yolculara görsel bir şölen sunar. Son durak olan Van’a ulaşıldığında, Van Kalesi, Akdamar Adası ve çevredeki diğer tarihî ve doğal güzellikler keşfedilebilir.

  • MODERN ÇAĞIN OZANI: BARIŞ MANÇO

    Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı, oyuncu, televizyon programcısı, ressam ve gezgin Barış Manço’nun vefatının üzerinden 25 sene geçti. Ünü ülkemiz sınırlarını aşan çok yönlü sanatçımız hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sanatçının tam adı Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço’dur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Müzik kariyerine çok erken yaşta başlar. İlk konserini 1962’de İstanbul Bebek Gazinosu’nda verir. O dönemde henüz 19 yaşında olan sanatçı, önemli bir müzik ikonu haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japonya’da konser veren ilk Türk sanatçıdır. 1984’te verdiği konserler ile Türk müziğini Japonlara tanıtan Manço, ülkede büyük bir hayran kitlesi edinir. “Lion and Gazelle” şarkısı ise onu uluslararası alanda tanınan bir şarkıcı haline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En bilinen ve en sevilen eserlerinden biri olan Gülpembe şarkısını henüz 13 yaşındayken kaybettiği ve çok sevdiği Gülpembe isimli babaannesi için yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransızca, İngilizce ve İtalyanca gibi dillere de hakim olan sanatçı, bu dillerde şarkılar söyleyip eserler üretir. 1987’de “Belçika Kültür Elçisi”, 1992’de “Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı” ve “Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı”, 1995’te “Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası”, 1997’de “Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşehrilik Beratı” gibi ödüllere layık görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun ismi sanatçının vefatının ardından anısını yaşatmak için eski adıyla İnciburnu olan Şehir Hatları vapuruna verilir. 2019 yılında 6 ay onarım ve bakım çalışması yapılan Barış Manço vapuru, yenilendikten sonra ilk seferini sanatçının 21. ölüm yıl dönümüyle 2020’de özel bir etkinlikle gerçekleştirir. Kadıköy-Beşiktaş iskelesinden 10.30’da Beşiktaş-Kadıköy iskelesinden de 11.00’de hareket eden “Barış Manço Vapuru”, 12.00’de Kanlıca iskelesine yanaşır; ailesi, dostları ve sevenleri tarafından kabri ziyaret edildikten sonra sanatçının unutulmaz eserleri dönüş yolunda hep birlikte seslendirilir. 2003 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak şubat ayının ilk pazarı düzenlenen “Barış Manço Vapur Etkinliği”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Barış Manço sevenleri ile seferini gerçekleştirir.