Etiket: gezegen

  • EN BELİRGİN ÖZELLİKLERİYLE GEZEGENLERİ TANIYALIM

    Güneş sistemi, her biri kendine özgü özellikler taşıyan gezegenlerden oluşur. Kimi büyüklüğüyle kimi sıcaklığıyla kimi de sahip olduğu yapılarla öne çıkar. Bu kısa listede gezegenleri, uzun açıklamalara girmeden, ayırt edici temel özellikleriyle tanıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Merkür, Güneş’e en yakın gezegen olmasına rağmen en sıcak gezegen değildir ve Güneş etrafında en hızlı tur atan gezegendir. Halkası ve uydusu olmayan Merkür’den bakıldığında Güneş, Dünya’dan görülene kıyasla yaklaşık üç kat daha büyük görünür. İnce atmosferi nedeniyle yüzey sıcaklıkları gündüzleri 430 °C’ye kadar çıkarken geceleri -180 °C’ye kadar düşer; buna karşın kutuplardaki bazı kraterlerde katı hâlde su bulunur. Ayrıca Merkür, Dünya’dan sonra Güneş sistemindeki en yoğun gezegendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Venüs, Güneş’e en yakın ikinci gezegen olup halk arasında “sabah yıldızı” ve “akşam yıldızı” olarak anılır. Güneş sistemindeki en sıcak gezegen olan Venüs’te yüzey sıcaklığı yaklaşık 480 °C’ye ulaşır ve kalın atmosferi nedeniyle gece-gündüz sıcaklık farkı neredeyse yoktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünya, Güneş sistemindeki beşinci en büyük gezegen olmasına rağmen yüzeyinde sıvı su bulunan tek gezegendir. Ekvator çapı ortalama 12.742 kilometre, ortalama yarıçapı 6.371 kilometre, kütlesi yaklaşık 5,97 × 10²⁴ kilogram ve hacmi yaklaşık 1,08 × 10¹² kilometreküptür. Yaşamın kesin olarak bilindiği tek gök cismi olan Dünya, adını mitolojiden almayan tek gezegen olarak da ayrışır. Yüzeyinin büyük bir kısmı sıvı hâldeki sularla kaplıdır ve %78 azot, %21 oksijen ile %1 diğer gazlardan oluşan atmosferi yaşam için elverişli koşullar sağlar; aynı zamanda küçük ve orta boy gök taşlarına karşı koruyucu bir kalkan görevi görür. Tek bir doğal uydusu bulunan Dünya, buna karşın en fazla yapay uyduya sahip gezegendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Merih” ya da “Kızıl Gezegen” olarak da bilinen Mars, halkası olmayan bir gezegendir. Yüzeyinin kırmızımsı görünümü, demir oksit bakımından zengin kaya ve topraklardan kaynaklanır. Mars’ın çevresinde, Dünya atmosferine benzeyen ancak çok daha ince bir atmosfer bulunur ve bu atmosferin büyük bölümünü karbondioksit oluşturur; oksijen miktarı ise yok denecek kadar azdır. Yüzeyi demir açısından zengin tozlarla kaplıdır. Güneş sisteminin en büyük yanardağı olan, yaklaşık 600 kilometre çapında ve 25 kilometre yüksekliğindeki sönmüş Olimpus Yanardağı (Olympus Mons) Mars’ta yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Jüpiter’in görünüşündeki en dikkat çekici özellik, kendi etrafında hızla dönen kızıl renkli fırtına bulutlarının oluşturduğu Büyük Kırmızı Leke’dir; bu dev fırtına, Dünya’yı içine alabilecek kadar büyüktür. Güneş’ten sonra Güneş sistemindeki en büyük gök cismi olan Jüpiter, çıplak gözle görülebilir ve kütlesi diğer tüm gezegenlerin toplamının yaklaşık 2,5 katına ulaşır. En güçlü manyetik alana ve en geniş manyetosfere sahip gezegen olan Jüpiter, çok hızlı dönmesiyle de dikkat çeker; kendi ekseni etrafındaki dönüşünü yaklaşık 10 saatte tamamlarken; Güneş etrafındaki yörüngesini yaklaşık 12 yılda dolaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Satürn, Güneş sisteminin ikinci en büyük gezegeni olup çapı yaklaşık dokuz Dünya genişliğindedir ve kütlesi Dünya’nın yaklaşık 95 katına ulaşır. En belirgin özelliği, yedi ana halkadan oluşan ve Güneş sisteminin en büyük ve en dikkat çekici halka sistemi olarak bilinen yapısıdır. Bilinen en fazla doğal uyduya sahip gezegen olan Satürn’ün onaylanmış uydu sayısı 140’ın üzerindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uranüs, teleskopla keşfedilen ilk gezegendir. Çıplak gözle görülebilen gezegenler arasında Güneş’e en uzak olan Uranüs, Dünya’nın yaklaşık dört katı büyüklüğünde ve 14,5 katı kütlesindedir. Kendi ekseni etrafında ters yönde döner ve Güneş etrafındaki yörüngesinde yaklaşık 90 derece yatık duruşuyla âdeta yuvarlanan bir top gibi hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Neptün, keşfinden önce konumu matematiksel hesaplamalarla belirlenen ilk gezegen olarak bilinir. Güneş sistemindeki en yüksek rüzgâr hızlarına sahip olan Neptün’de atmosferik rüzgârlar saatte 2.000 kilometrenin üzerine çıkarak ses hızını aşabilir. Çıplak gözle görülemeyen tek gezegen olan Neptün, Dünya’ya olan büyük uzaklığı nedeniyle gökyüzünde son derece sönük görünür; açısal çapı Ay’ınkinden yüzlerce kat daha küçüktür.

    Böylelikle sekiz gezegen, farklı özellikleri ve keşif öyküleriyle Güneş sisteminin çeşitliliğini ve düzenini ortaya koyar.

  • BU BİLGİLERİ BİLİYOR MUSUNUZ?

    Yaşadığımız dünya bizi her gün şaşırtmaya devam ediyor… Bedenimizden yaşadığımız dünyaya, gezegenimizi paylaştığımız diğer canlılardan uzayın derinliklerine kadar yaşam, çözülmesi gereken gizemlerle dolu. Öğrendiğimizde şaşırdığımız bu ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • DİĞER GEZEGENLERİN DE UYDULARI VAR MI?

    Güneş sistemi, sekiz gezegenden ve bu gezegenlerin etrafında dolanan toplamda iki yüzden fazla doğal uydu, irili ufaklı asteroit, cüce gezegen ve kuyruklu yıldızlardan oluşuyor. Güneş sisteminde sekiz gezegen olsa da Merkür ve Venüs’ün bilinen herhangi bir uydusu bulunmuyor. Uydular da isimlerini tıpkı gezegen isimlerinde olduğu gibi Yunan ve Roma mitolojilerinden alıyor. Başta yaşadığımız Dünya’nın tek uydusu olan Ay olmak üzere, Güneş sistemindeki diğer önemli uyduları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş sistemindeki en büyük beşinci uydu olan Ay, gezegenimiz Dünya’nın da tek uydusudur. Bilim insanları Ay’ın, Mars büyüklüğündeki bir gezegenin Dünya ile çarpışması sonucu oluştuğunu düşünmektedir. Beyaz bir çöle benzeyen Ay’da bilim insanları, 2009’da ilk kez suyun varlığını keşfeder ancak bu suyun iki hidrojen bir oksijen atomundan meydana gelen bildiğimiz su olduğunu 2020’de beyan ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneş sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter’in en yakın uydusu olan İo ile arasında kesintisiz süren bir elektrik akımı etkisi vardır. İo, volkanik olarak çok aktiftir ve sürekli olarak su buharı, lav ve kayaçlar fışkırtır. İo’nun volkanları bazen o kadar güçlüdür ki, Dünya’daki büyük teleskoplarla bile görülebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Jüpiter’in diğer önemli uydusu olan Europa’nın üzerinde derin bir buz tabakasının bulunduğu düşünülmektedir ve bu nedenle bu uydu, bilim insanlarının olası bir yaşamı araştırdığı önemli bir diğer uydudur. Europa’da Dünya’dan iki kat daha fazla suyun olduğu varsayılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan, atmosferi olan ve ayrıca Güneş sisteminde bulunan en büyük ikinci uydudur. Titan’ın atmosferinde yağmur yağmakta ve volkanlar bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Neptün’ün en büyük uydusu olan Triton, Güneş sisteminde bulunan en soğuk uydudur ve üzerinde derin bir buz tabakası bulunmaktadır. Triton ayrıca Güneş sisteminde tüm uydular arasında en yüksek volkanik aktiviteyi gösteren uydudur.

  • GEZEGENLERİN İSİMLERİ

    Güneş sisteminin sekiz gezegeni, bilinen evrendeki en yakın dostlarımız ve göğümüzü süsleyen mücevherler… Dünya hariç bütün gezegenler ismini mitolojiden alıyor. Peki hangi gezegenin hangi mitolojik karakterden esinlendiğini biliyor musunuz? İşte gezegenler ve isimlerinin hikâyesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş sistemimizin ilk ve en küçük gezegeni Güneş’e en yakın olan Merkür’dür. Merkür’ün adı kurnazlığı ve hızlılığı ile ün salan Roma tanrısı Merkür’den gelir çünkü Merkür, Güneş etrafındaki bir turunu 88 günde tamamlayarak en hızlı gezegen unvanını alır. Yani Merkür’de bir yıl 88 gündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz en parlak gök cismi Venüs’tür. Güneş’e en yakın ikinci gezegen olan Venüs, gökte bir mücevher gibi parlamasından dolayı ismini Roma mitolojisinde aşkın ve güzelliğin tanrıçası olan Venüs’ten alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güneş’e en yakın üçüncü gezegen olan biricik yuvamız Dünya, ismini Roma veya Yunan mitolojisinden almayan tek gezegendir. Tıpkı yaşamın bu dünyaya özgü olması gibi ismi de kendine özgüdür ve Arapça kökenli “daha yakın” anlamına gelen “dena” fiilinden gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güneş’e en yakın dördüncü gezegen ve aydan sonraki en yakın komşumuz Mars ismini Roma mitolojisindeki savaş tanrısından alır. Yüzeyindeki demir oksitten dolayı rengi kızıl olan Mars, kanla özdeşleştirilmiş… Türkçedeki diğer bir ismi ise Merih’tir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneş’e en yakın beşinci gezegen Jüpiter, Güneş sistemindeki en büyük gezegendir. Bu sebeple ismini Yunan mitolojisindeki en güçlü Tanrı olan Zeus’tan alır. Roma mitolojisinde Zeus’un adı Jüpiter olarak geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Satürn ismini Roma mitolojisindeki Tarım Tanrısı’ndan alır. Güneş sisteminin en büyük ikinci gezegeni olan Satürn, Yunan mitolojisinde Kronos olarak geçer ve aynı zamanda Zeus’un da babasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güneş’e uzaklığı yedinci sırada olan Uranüs, ismini Yunan mitolojisindeki Uronas’tan alır. Uranos, Yunan tanrılarının atası ilk tanrılardandır ve kozmik güçleri olduğuna inanılır. Uranos Latinceleşerek Uranus şeklini almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Güneş sisteminin sekizinci ve en uzak gezegeni Neptün, ismini gezegenin renkleri suyu anımsattığı için Roma mitolojisindeki Neptunus’ten alır. Neptunus’un Yunan mitolojisindeki ismi ise Poseidon’dur.

  • GEZEGENİMİZDEKİ AKTİF YANARDAĞLAR HANGİLERİ?

    Yanardağ ya da bir diğer adıyla volkanik dağlar gezegenimizin yer şekillerinin oluşmasında önemli görevler üstleniyor. Yeryüzünden çekirdeğe doğru gidildikçe artan sıcaklık ve basıncın volkanik dağlarda bulunan kraterlerden püskürmesiyle oluşan yanardağların en dikkat çekici olanlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tanzanya ile Kenya sınırındaki Afrika’nın en yüksek dağı olan Kilimanjaro, 5895 metre yüksekliği ile sadece gezegenimizin değil Afrika’nın en büyük yanardağları arasında yer alıyor. Afrika’nın çatısı olarak anılan Kilimanjaro, üç tepeden oluşuyor. İkisi artık aktif olmasa da Kibo olarak adlandırılan bir tepesi arada bir gaz ve buhar püskürtüyor. Uzmanlar yanardağın son patlamasının yaklaşık 100.000 yıl önce gerçekleşmiş olabileceğini belirtirken son büyük volkanik aktivite yaklaşık 200 yıl önce kayıtlara geçmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki Luzon Adası’nda yer alan Mayon Yanardağı, son 400 yılda 50’den fazla lav püskürerek listemizdeki en tehlikeli yanardağlar arasında. Son patlama 2018’de gerçekleşirken, patlamadan önce binlerce kişi bölgeden tahliye edilmiş. 1814’te civar bölgelerde yaşayan 1200 kişinin ölümüne neden olan bu tehlikeli volkanik dağ, sırasıyla 1987 ve 1993’te benzer trajedilere sebep olmuş. 2500 metre yüksekliğindeki Mayon’un etekleri verimli topraklara sahip olması nedeniyle günümüzde yerleşim ve tarım alanı olarak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Listemizin belki de en ünlü volkanik dağı olan Etna Yanardağı, İtalya’daki Sicilya Adası’nda yer alıyor. Yakın tarihte yaşadığı volkanik hareketlenme nedeniyle de bilinir hale gelen Avrupa’nın en büyük yanardağı Etna, 3357 metre yüksekliğe sahip. 1662’deki patlamada 1500’den fazla kişinin ölümüne neden olan yanardağın son büyük patlaması 1992’de yaşanmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Adını Japonya’nın ünlü sakura çiçeğinden alan yanardağ, 1914’te tarihinin en büyük patlamasını yaşamış. Bu patlamanın şiddeti o derece büyük olmuş ki bulunduğu Sakura Adası’nı Osumi Yarımadası’na bağlamış. Hâlâ aktif olan yanardağda son patlama 2022’de gerçekleşmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2010’da 200 yıllık sessizliğine son veren Eyjafjallajökull, gerçekleşen patlama sonrası yaydığı kül tabakası ile Kuzey Avrupa’daki hava trafiğini sekteye uğratır. Bu patlama sonucunda Avrupa’da tam 17 bin uçak seferi iptal edilir. 1651 metre yüksekliğe sahip Eyjafjallajökull Yanardağı’nın tepesinden 120 metre derinliğe inilerek gerçekleştirilen özel tur ile volkan kraterini yakından görmek mümkün. Günümüzde İzlandalılar “lav bolluğundan” enerji alanında yararlanmak için çalışmalara başladı. Proje başarıya ulaşırsa volkanın lavları sıcak su boruları aracılığıyla Avrupa’daki birçok şehri ısıtabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hawaii’de bulunan beş volkandan en aktif yanardağ olan Kilauea, 1247 metre yüksekliğe sahip. 2018’de iki haftayı geçen süreyle volkanik hareketlerin yaşandığı Kilauea, turistlerin ve yerli halkın tahliyesiyle sadece binaların hasar gördüğü bir patlama yaşar. 300.000 ile 600.000 yaş aralığında olduğu tahmin edilen bu volkanik dağın kayıtlara geçen ilk püskürmesi ise 1823’te gerçekleşmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’da bulunan Java Adası’nın en yüksek dağı konumundaki Semeru Yanardağı, 3676 metre yüksekliğe sahip. 1800’den bu yana patlamaların gerçekleştiği yanardağda 50’den fazla patlama yaşanırken, bunların 10’unda tehlikeli kabul edilen püskürmeler olur. En son 2022’de gerçekleşen volkanik aktivite nedeniyle 2 binden fazla kişi bölgeden tahliye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Meksika’daki Popocatépetl Yanardağı, 5462 metre yüksekliğe sahip. 50 yıllık uykusundan sonra 1994’te patlayan volkanik dağ, 2000’den beri daha da hareketli. 2022’te 113 patlama kayıtlara geçerken 2023’te sadece 24 saat içinde üç patlama ve 27 kez gaz ve kül çıkışı yaşanır. 16 km uzaklıkta İztaccíhuatl isimli bir kardeş yanardağı da olan bu volkanik dağın ikizinin yüksekliği ise 5286 metre.

  • PLÜTON NEDEN ARTIK BİR GEZEGEN DEĞİL?

    1970’li yıllardan sonra Güneş Sistemi’nin dışında cüce bir gezegen olan “2060 Chiron”un keşfine kadar Güneş Sistemi’nin dokuzuncu gezegeni Plüton’un bu tarihten sonra gezegenlik durumu tartışılmaya başladı. 21. yüzyılın başlarında Güneş Sistemi’nin dışında Plüton’a benzeyen birçok nesne gözlemlenip, 2005’te buna, o sırada Plüton’dan kıyasla yaklaşık %27 daha büyük olarak değerlendirilen Eris’in de eklenmesiyle 2006’da Plüton artık gezegen statüsünden çıkarıldı. Kuiper Kuşağı’ndaki cüce gezegenler statüsüne eklenen Plüton’un keşfinden günümüze verdiği statü mücadelesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyılda Neptün’ü araştırmak için başlatılan çalışmalar sonucunda kurulan Arizona’daki gözlemevinde ilk kez Plüton’a ait fotoğraflar çekilir. Bir süre boyunca gözden kaçan Plüton, 1930’un başlarında çekilen çözünürlüğü yüksek fotoğraflarda yeni bir cisim olarak fark edilir ve mart ayında da Harvard Üniversitesi Gözlemevi yeni bir gezegen keşfettiklerini açıklar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tüm dünyada yankı uyandıran bu keşfin isim hakkı ise Arizona’daki gözlemevine aittir. 1000’den fazla isim önerisine rağmen öneriler beğenilmez. Bu yeni gezegenin ismi o dönemde henüz 11 yaşında olan Oxfordlu bir öğrenci olan Venetia Burney’in kütüphaneci dedesi ile yaptığı bir sohbet neticesinde bulunur. Gök bilimi ve mitoloji ile yakından ilgilenen Venetia, Plüton ismini önerir. Roma mitolojisinde “yer altı dünyasının tanrısı” olarak kabul edilen Plüton, iki kardeşi ile dünyayı kontrol eden Satürn’ün çocuklarından biridir. Jüpiter gökyüzünü, Neptün denizleri, Plüton da yer altı dünyasını yönetir. Bu isim önerisi çok beğenilir ve 1 Mayıs 1930’da tüm dünyaya yeni gezegenin ismi Plüton olarak duyurulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güneş’in etrafındaki bir turunu 248 yılda tamamlayan Plüton, gezegenimizin uydusu olan Ay’dan daha küçüktür. Katı haldeki Plüton üzerinde azot, metan ve karbonmonoksit donmuş halde bulunur. Güneş’e en uzak konumda bulunan Plüton, Güneş Sistemi’ndeki en soğuk gezegendir. Ortalama sıcaklık -229 derecedir. Güneş ışınlarının Plüton’a ulaşması 5 saat sürer ve Güneş Sistemi’nin en yavaş dönen 2. gezegenidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Astronomlar, 1978’de Plüton’un en büyük uydusu olan Charon’u keşfedip kütlesini tespit edene kadar Plüton’un boyutları bilinmez. Bu keşif sayesinde Plüton’un 2.400 kilometre çapa sahip olduğu hesaplanır. Yani Plüton’un yüzeyi, Rusya’nın yüz ölçümünden küçüktür. Plüton, Güneş’ten en uzak cüce gezegenlerden birisi olmakla birlikte, Kuiper Kuşağı adı verilen, Güneş Sistemi’nin sınırı olarak bilinen binlerce gök cisminden oluşan kuşağa çok yakındır. Şu anda kuşak içerisinde 70.000 adet 100 kilometreden büyük çaplı, buzla kaplı gök cismi olduğu düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2006 yılında uzaya yollanan New Horizons, 2015 yılında Plüton’u ziyaret eder ve Plüton’un en net fotoğraflarını çeker. Bundan öncesinde Plüton’u ziyaret eden herhangi bir uzay aracı olmamıştır. Yüzeyinde kalp şekli olan Plüton, fotoğraflarının yayımlandığı tarihte büyük ilgi görerek oldukça sempati kazanır. Ancak Plüton yörüngesi, Neptün ile kesiştiğinden gezegenlikten çıkarılır ve cüce gezegenler sınıfına dâhil edilir. Bunun sıkça bilindiği gibi boyutuyla bir ilgisi yoktur. Plüton tanınmaya başladığı dönemlerde gezegen olarak adlandırılmış fakat 2006’da Prag’da gerçekleşen toplantı sonucu cüce gezegen sınıfına alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Cüce gezegen, bir gezegen kadar büyük kütleli olmayan ancak bir uydu kadar da küçük kütleli olmayan gök cisimlerine verilen bir isimdir. Plüton, Güneş Sistemi içerisinde, Güneş’in etrafında dönen en büyük ikinci cüce gezegendir, birincisi ise Eris cüce gezegenidir. Günümüzde bu tip cüce gezegenlere Plüton’un şerefine “plutoid” adı verilse de Eris’in 2005 yılındaki keşfi, Plüton’u gezegenlikten çıkaracak kararlar silsilesinde önemli bir basamak olmuştur.