Etiket: fındık

  • 8 Maddede Şimdi Orada Olmak Vardı Dedirten Güzellikleriyle Giresun

    8 Maddede Şimdi Orada Olmak Vardı Dedirten Güzellikleriyle Giresun

    Aksu ile Baltama vadileri arasında, denize doğru uzanan bir yarımada üzerindeki Giresun, Karadeniz Bölgesi’nin nadide şehirlerinden bir tanesi. Birbirinden güzel yaylaları, fındık bahçeleri ve tarihi zenginliği ile her yıl çok sayıda turistin ilgisini çekiyor. Bizler de doğa ile tarihin iç içe geçtiği, kirazın anavatanı, fındık diyarı Giresun’u sizler için araştırdık ve bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bir Miletos kolonisi olarak kurulan Giresun, 1397’de Türkmen Beyi Emir Oğlu Süleyman tarafından fethedilip Türklerin kontrolü altına geçmiştir. İsmini nereden aldığına dair birçok söylenti vardır ancak en bilineni, Yunanca bir isim olan ‘‘Kerasus’’un sonraları buraya gelen Romalılar tarafından ‘‘Cerasus’‘ olarak değiştirilmiş olmasıdır. Bölgede bol miktarda yetişen kirazdan dolayı bu ismi almıştır. Bir diğer rivayete göre ise Spartacus isyanını bastıran komutan ‘’Kerasus’’tan gelmiş olabileceği ve zamanla da Giresun olarak dillere yerleştiğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin başlıca yapıları arasında olan Giresun Müzesi, 1. yüzyıldan kalma tarihi bir yapıdır. Kilise olarak tasarlanan binanın ismi Gogora Kilisesi olarak bilinir. 1923 yılına kadar ibadethane olarak kullanılmış, 1948-1967 yılları arasında da cezaevi olarak işlev görmüştür. Restore edilmesinin ardından, içinde Tunç, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihî eserlerin sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Şehrin kuzey kısmında bulunan Giresun Kalesi’nin, Pontus Kralı 1. Farnakes Dönemi’nde yaptırıldığı biliniyor. Bölgenin en yüksek yerinde bulunan kaleye ulaşmak için 500 metrelik bir yol kat etmeniz gerekiyor ama Giresun’un en etkileyici manzarası da bu kaleden görünüyor. Burası, güneşin batışını en romantik hâliyle izleyebileceğiniz, en iyi panorama fotoğrafları çekebileceğiniz, kale eteklerinde bulunan restoranlarda keyifli vakitler geçirebileceğiniz bir yer…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz Bölgesi’ndeki iki adadan biri olan Giresun Adası (Aretias) kıyıdan 1,6 kilometre açıklıkta bulunmakta… Adada farklı dönemlere ait sur kalıntıları, kuleler ve manastır gibi pek çok kalıntı yer almaktadır. Rivayete göre Herkül’ün altın postunu aradığı, Yunanlıların Hz. Yusuf heykelini aramak için seferler düzenlediği, hatta Amazon kadın savaşçıların erkeklerden uzak bir yaşam kurarak burada yaşadığı söylenmektedir. Adada dikkat çekici bir diğer detay da dilek taşı olarak kullanılan ve ziyaretçiler tarafından sıkça merak edilen Hamza Taşı’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Meşhur Karadeniz mutfağı dışında Giresun denince ilk akla gelenlerden biri de fındıktır. İsmini kirazdan almış olmasına ve meyvenin dünyaya yayılmasını sağlamasına rağmen Giresun fındığın başkenti olarak bilinir. Nisanda ağaç dallarının yeşillendiği, mayıs-haziran gibi çotanakların patlamasıyla fındıkların göründüğü ve ağustosun başlarında da hasadın başladığı Giresun’da geçimin büyük bir bölümü fındıkla sağlanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Giresun, özellikle yayla turizminin geliştiği bir şehirdir. Kümbet Yaylası ise doğa turizmi açısından şehrin en popüler yerlerinden biridir ve tam 1640 metrelik rakıma sahiptir. Turistler tarafından genellikle kamp veya piknik alanı olarak tercih edilen Kümbet Yaylası, tertemiz havası ve yemyeşil ağaçlarıyla görenleri kendine hayran bırakır. Eğer ziyaretinizi temmuz ayında yaparsanız bölgede düzenlenen ünlü Kümbet Yayla Şenlikleri’ne de katılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Giresun’un turizme elverişli yaylalarından bir de Sis Dağı Yaylası’dır. Görele ilçesinde bulunan yayla, Aladağların en yüksek tepesi olarak bilinen yerdedir. Tam 1950 metrelik zirvededir ve Karadeniz Bölgesi’nde denize en yakın yayla olma ünvanına sahiptir. Adeta bulutlar arasında kaybolduğunuzu hissedeceğiniz ve yaşattığı görsel şöleni uzun süre unutmak istemeyeceğiniz yaylada, her yıl temmuz ayında büyük ilgi gören Sis Dağı Şenlikleri düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Dereli ilçesinde yer alan şelale, Kuzalan Köyü’nde bir tabiat parkının içinde bulunmakta. Son zamanlarda bölgede artan turist sayısı nedeniyle de ülkemizde yeni turizm rotalarından biri olarak dikkat çekmekte. Kuzalan Şelalesi’nin merkeze yaklaşık 50 kilometrelik bir mesafede olması ve yol üstünde bulunması da ulaşımını daha kolay bir hâle getirmiştir. Giresun seyahatiniz esnasında Kuzalan Şelalesi’ni ve tabiat parkını da mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz.

  • KEYİFLİ ANLARIMIZA LEZZET KATAN KURU YEMİŞLER

    Gerçekten de ortaya bir kâse kuru yemiş gelmişse orada ya eğlenceli bir muhabbet ortamı vardır ya da kendi kendimize keyifli zaman geçirmeyi planlamışızdır. Her birinden farklı tat alır, hatta her biriyle farklı bir duygu yaşarız. İçine katıldıkları onlarca farklı tarifi saymıyoruz bile… Sözü uzatmadan öne çıkan çeşitlerini sıralayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Leblebi, baklagiller familyasından olan nohutun işlenmesiyle yapılan bir kuru yemiştir. Beyaz leblebi de sarı üstüne siyah benekleri olan çifte kavrulmuş leblebi de bu şekilde üretilir. Ülkemizde genellikle Çorum civarındaki nohutlardan sarı, Ege Bölgesi’nde yetişen nohutlardan ise beyaz leblebi elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Fındık, kalp ve damar sağlığını desteklediği bilinen bir kuru yemiştir. Yorgunluğu gideren, vücuda enerji veren en lezzetli kaynaklardandır. Yağışlı iklimleri sever, nemli ve humuslu topraklarda yetişir. Ne mutlu ki ülkemiz fındık yetiştiriciliği açısından çok zengin bir coğrafyaya sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bademin olgunlaşmamış halinin çağla olduğunu biliyor muydunuz? Evet hani bahar aylarında sadece 15-20 gün görebildiğimiz yeşil, tüylü, mayhoş meyve. Çağla yaz aylarında olgunlaşırken kabuğu sertleşir ve o kabuğun içindeki yemiş de badem olarak önümüze gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kabuğundaki hafif aralıktan göz kırpıp duran ve yemesine doyum olmayan bu lezzetli kuru yemişe Şam fıstığı diyenler de vardır. Ülkemizde birçok ilde yetiştiriliyor olsa da ilk fıstık işletmeleri Gaziantep’te kurulduğu için asıl adı Antep fıstığıdır. Anavatanı Orta Doğu coğrafyası ve Orta Asya’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yer fıstığının en çok hangi halini seversiniz? Kabuğundan çıkardığınız çerezleri oracıkta yemeyi mi yoksa kavrulup tuzlu fıstık kıvamına gelmiş formunu tüketmeyi mi? Yer fıstığı baklagiller familyasından olan bir bitkidir ve dünyada daha ziyade ezmesi tüketilir. Nedeni ise oldukça besleyici ve pratik bir ürün olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Brezilya, Hindistan ve Batı Afrika topraklarında yetişen kaju, tropikal iklimleri seven bir bitkidir. Meyvesi çabucak çürüdüğü için asıl değerli kısmı, her kaju meyvesinden sadece bir tane elde edilen fıstığıdır. Kaju fıstığının hem bu özelliği hem de her iklimde yetişemiyor olması pahada değerini artırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Üzüm meyvesinin kurutulmasıyla elde edilen en tatlı kuru yemişlerden biridir. İyi bir antioksidan kaynağıdır ve hem çerez olarak hem de hoşafı yapılarak tüketilebilir. Ülkemiz dünyada çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde ilk üçteki yerini uzun yıllardan beri korumaktadır.

  • FARKLI TARİFLERDE FINDIK TADI

    Beyin, kalp ve damar dostu olduğundan emin olduğumuz, ülkemizin pek çok şehrinde yetişen, halkımız tarafından keyifli şenliklerle toplanan, yaprak ve kabuğundan ayrıştırılan, kavrulunca bambaşka bir tada kavuşan fındık üretiminde dünyada birinci sıradayız. Bu sağlıklı besini bol bol tüketmenin yollarından biri de farklı tarifler içinde kullanmaktan geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fındığın efsane eşlikçisinin kakao ve çikolata olduğunu bilmeyenimiz yok. Fakat hazır satılan kakaolu fındık kremalarının, koruyucu ve palm yağı gibi katkı maddeleri içermesi sizi de huzursuz ediyorsa, evde kendi fındıklı çikolatanızı yapmayı deneyebilirsiniz. Bunun için fındıkları toz haline getirmeniz ve benmari usulü erittiğiniz çikolatayla iyice çırpmanız yeterli olacaktır. İsterseniz karışıma biraz süt ve kakao da ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pirinç, süt ve şekerin efsanevi birleşimi olan sütlacı tencerede yapıyorsanız, kâselerde üstüne serpiştireceğiniz lezzet toz tarçın olmalı. Fakat güveçlere döküp, üstü hafif yakılarak fırında pişirdiğiniz sütlacın lezzeti kesinlikle dövülmüş fındık içiyle tamamlanmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sıkça yapılan tartışmalardan biri, geleneksel tatlılarımızdan olan baklavanın fıstıklı mı yoksa cevizli mi olması gerektiğidir. Oysa fındıklı baklavanın hafif ve özgün lezzeti de bu tartışmaya dahil edilmeli, en azından fındıklı baklavanın tadına hayatta bir kere olsa da bakılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fındığın yakışmadığı bir tatlı düşünmek zor. Sade ya da çikolatalı yapacağınız kek tarifine, ballı ve zencefilli kurabiyeye ya da elmalı bir turtaya rahatlıkla fındık katılabilir. Fındığı, kullanacağınız yere göre blender ile un ufak edebilir veya hafif parçalı bırakabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İster badem, ister yuvarlak, ister sivri fındık kullanın ama bu lezzeti tatlılarınızdan eksik etmeyin. Aklınızda olsun fındık parçacıkları, mozaik pasta ve türevleri gibi pişirmeye gerek olmayan lezzetlerin tadını da zirveye çıkarabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tatlılardan söz ettik diye fındığın, ekşili ve tuzlu tariflerde kullanılmadığı sanılmasın. Örneğin en pratik tariflerden salataya bile eklenebilecek bir besindir fındık. Yukarıdaki fotoğrafta bir kış salatası görüyorsunuz. Mini ıspanağa, kan portakalı, avokado dilimleri ve fındık parçacıkları ilave edilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Peki, fındık kaplı tavuk göğsü kızartmasının enfes bir tat olduğunu söylesek ne düşünürsünüz? Tavuk parçalarını önce un, tuz, karabiber ve dövülmüş fındık karışımına bulayın, ardından yumurta ve su karışımına, son olarak kızartın. Tattıktan sonra tarifimize teşekkür edeceğinizi gururla söyleyebiliriz.