Etiket: evliya çelebi

  • Dünya Tarihinin En Büyük Kâşif ve Gezginleri

    Dünya Tarihinin En Büyük Kâşif ve Gezginleri

    Kimi hayal gücü kimi araştırma yeteneği kimi merakı sayesinde dünyanın bilinmeyen yerlerine adım attı ve hatta gördüklerini kayıt altına aldı. 21. yüzyıl insanları olarak yaşadığımız gezegeni geçmişi ve bugünüyle avucumuzun içi gibi biliyorsak biraz da onlar sayesinde… Listemiz bu kez dünyamızdan gelip geçmiş kâşif ve gezginleri ağırlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Amerigo Vespucci 15. yüzyılda yaşayan ve Amerika Kıtası’na adını veren İtalyan kâşiftir. Güney Amerika kıyılarından ülkesine gönderdiği mektuplar kıtanın varlığına dair Avrupalıların eline geçen ilk kanıtlar olarak değer görüyor; fakat mektuplarında haberini verdiği yolculukların hepsini yapıp yapmadığı hâlâ tartışma konusu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cenovalı kâşif Kristof Kolomb, 1492 yılında Hindistan’a ulaşmayı umarken Bahamalar’daki bir adaya ulaşmış, Küba’nın doğusundaki Hispanyola Adası’nda kurduğu yerleşimlerle bu yeni kıtada İspanyol kolonizasyonunu başlatmıştı. İspanya kraliyetinin desteğiyle yolculuklarını yapan Kolomb, Amerika Kıtası’na ilk kez ulaşan kişi olmamasına karşılık kıtanın kâşifi olarak anılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çocukluğunda kâşif ve tüccar olan babası Niccolo Polo ile Karadeniz ve Akdeniz kıyılarına yolculuklar yapan Marco Polo, tam bir maceraperestti. 13. yüzyılda yaptığı dünya seyahatinde özellikle Çin yolculuğu büyük önem taşımaktadır ama daha da önemlisi Cenevizlilere esir düştüğünde aynı hücreyi paylaştığı arkadaşına bütün gördüklerini ve yaşadıklarını yazdırmış olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İbn-i Battuta, İslam dünyası başta olmak üzere Asya ve Afrika hakkında tarihi, coğrafi, sosyokültürel bilgileri ilk elden kayda geçiren önemli bir Orta Çağ gezginidir. Hindistan’dan Çin’e, Nijerya’dan Anadolu’ya geniş bir coğrafyada seyahat etmiş, uzun kaldığı kimi yerlerde hukuk eğitiminden dolayı kadılık yapmış, o toplumların kültürlerini en ince detayına kadar öğrenerek kayıt altına almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Vasco Da Gama 1497-1499 yılları arasında Avrupa’dan çıkıp Afrika’nın güneyinde Ümit Burnu’ndan geçerek Hindistan’a deniz yoluyla giden ilk kişi olmuştur. Kendisi, Portekiz’e Doğu’nun kaynaklarının yolunu açan kişi olarak ülkesinde büyük değer görmüş fakat Doğu halkları tarafından hoş karşılanmamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Portekizli denizci, kâşif ve gezgin Ferdinand Macellan 16. yüzyılda Büyük Okyanus’a “Pasifik” adını, Güney Amerika’nın en güneyinde keşfettiği boğaza ise “Macellan” adını vermiş ve gezegenimizdeki tüm meridyenlerden geçen ilk kişi olmuştur. Seyahatleri sırasında kendisine eşlik eden kâşif Antonio Pigafetta’ya anılarını yazdırarak günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    17. yüzyılda yaşayan Kütahyalı gezgin Evliya Çelebi’nin yeni yerler yeni insanlar tanıma isteği onun yarım asır boyunca Osmanlı topraklarını gezmesini ve görüp yaşadıklarını Seyahatnâme adlı kitabında kayıt altına almasını sağlamıştır. İlk seyahatini İstanbul’a yapan büyük gezginin 10 ciltlik kitabı Kafkaslar’dan Macaristan’a, Hicaz’dan Yunanistan’a geniş bir coğrafya hakkında önemli bilgiler verir.

  • EVLİYA ÇELEBİ’NİN GÖZÜNDEN TARİHE TANIKLIK ETMEK

    Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Anadolu, Avrupa, Batı Asya ve Mısır topraklarını gezerek gördüğü yerleri titizlikle kayıt altına almıştır. Seyahatleri sırasında halkın geleneklerini, sosyal yapıyı, şehirlerin mimarisini ve dönemin önemli olaylarını detaylı bir şekilde kaleme almıştır. Seyahatname hem tarihî hem de coğrafi açıdan dönemin en zengin kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Evliya Çelebi’nin hayat hikâyesi ve 10 ciltlik bu benzersiz eseri yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 tarihinde İstanbul Unkapanı’nda dünyaya gelmiştir. Babası Derviş Mehmed Zıllî, aslen Kütahyalıdır ve I. Süleyman’dan I. Ahmed’e kadar padişahların kuyumcubaşılığını yapmıştır. Annesi Abhaz Hanım Abhaza asıllı olup I. Ahmed zamanında saraya gelmiş ve Evliya Çelebi’nin babası ile evlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Evliya Çelebi, iyi bir eğitim alarak Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’nde yedi yıl okumuş, ardından bürokrat yetiştiren Enderun’a girmiştir. Burada Kur’an, Arapça, hat ve savaş sanatları üzerine özel eğitim almıştır. Güzel sesi ve derin müzik bilgisi sayesinde musiki eğitimi de alan Çelebi, etkili konuşma yeteneği, iyi bir binici oluşu ve maceracı kişiliğiyle tanınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    19 yaşında, Haliç Yemiş İskelesi’ndeki Ahi Çelebi Camii’nde rüyasında Hz. Muhammed’i kalabalık bir cemaatle birlikte görür. “Şefaat yâ Resûlallah” demek isterken “Seyahat yâ Resûlallah” diyerek elini öper. Rüyasını anlattığı Ebû Vakkās, ona şefaat ve seyahatin müjdelendiğini, gördüklerini yazması gerektiğini söyler. Saraydaki sipahi görevinden dolayı İstanbul’u semt semt dolaşan Evliya Çelebi, 1635 yılında Seyahatname’nin ilk cildi olan “İstanbul Seyahati”ni yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Evliya Çelebi, kendisini “Seyyah-ı âlem ve nedim-i beni âdem, Evliya-yı bî riyâ” (Dünya gezgini, insanlığın dostu, riyasız Evliya) olarak tanıtır. İstanbul dışına yaptığı ilk yolculuk, 1640 yılında Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyarettir. Bu yolculukta ona yakın dostu Okçuzâde Ahmet Çelebi eşlik eder. Daha sonra, Ketenci Ömer Paşazâde Bakki Paşa’nın Trabzon’a vali olarak atandığı heyete katılarak ilk uzun yolculuğuna çıkar. Evliya Çelebi, seyahatlerinde genellikle valilere, defterzâdelere ve paşalara eşlik eder. Gittiği yerlerde yalnızca gezmekle yetinmez; o bölgelerin tarihini, yaşayanlarını ve günlük hayatlarını da derinlemesine anlamaya çalışır. Eserlerinde, gözlemlerini ve deneyimlerini farklı anlatım yöntemleriyle okuyucularına aktarır. Şiir, tasvir, düz yazı, masal ve rapor gibi çeşitli türleri bir arada kullanarak zengin ve çok yönlü bir anlatım sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1641 yılında Trabzon ziyaretinden İstanbul’a dönerken bindiği gemi batar. Ancak bu talihsizlikler Evliya Çelebi’nin seyahat etme ve yazma şevkini asla kırmaz. Tekrar yola çıkar ve kaybolan notlarını yeniden kaleme alır.

     

    Seyahatname’nin ilk cildinde İstanbul’un sur içi semtlerini anlatan Evliya Çelebi, 2. ciltte İstanbul dışındaki ilk seyahatleri olan Bursa ve Tebriz ziyaretlerini; 3. ciltte Eskişehir, Konya, İznik ve Şam yolculuklarını; 4. ciltte Van, İran ve Bağdat’ı; 5. ciltte Balkanlar ve Trakya’yı; 6. ciltte Sırbistan, Macaristan ve Romanya’yı; 7. ciltte Almanya, Macaristan, Kırım ve Kafkasya’yı; 8. ciltte Kırım, Yunanistan ve Arnavutluk’u; 9. ciltte ise hac yolculuğunu ele alır. Tamamlanmamış son cilt olan 10. ciltte ise Mısır ve Sudan’ı konu edinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1683 yılı, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’deki son notlarını yazdığı yıldır. Ancak, bir süre sonra eserini tamamlayamadan ansızın hayatını kaybeder. Mısır’a vardığında mı yoksa yolda mı öldüğüne dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Mezarı da bilinmez. Yaygın kanıya göre, 1685 yılında inzivaya çekildiği Mısır’da yaşamını yitirdiği düşünülmektedir.

     

    Bilinen odur ki Evliya Çelebi, ömrünü yolculuğa adamış ve gördüklerini geleceğe aktarmak için eşsiz bir çaba göstermiştir. Bu çabası sayesinde, uzak bir geçmişe ışık tutmuş ve bizlere tarihin farklı bir anlatımını kendi gözünden yeniden deneyimleme fırsatı sunmuştur.

  • Coğrafyamızdan İnsanlığa Katkılarıyla Öne Çıkan 9 Karakter

    Coğrafyamızdan İnsanlığa Katkılarıyla Öne Çıkan 9 Karakter

    Bilimin uzun ve zorlu tarihi boyunca insanlığa hizmet veren birçok alim olmuştur. Bu bilim insanlarının bir kısmı kendisinden sonra gelen meslektaşlarına yol göstermiş, keşifleri ile dünyanın seyrini değiştirmişlerdir. Coğrafyamızın önemli yeniliklere yol açan bilim insanlarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evliya Çelebi” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    Evliya Çelebi, elli yıldan fazla süren gezilerinde neredeyse tüm Osmanlı topraklarını gezmiş ve gezi notlarını 10 ciltlik Seyahatname’de toplamıştır. 17. yüzyılda yazılan eser, etimoloji, antropoloji, kültür tarihi ve edebiyat açısından değerli bir hazinedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Farabi” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    10. yüzyılda yaşayan Farabi’nin çalışmalarının yoğunlaştığı alanlardan biri bilgi felsefesi, mantık ve dil felsefesidir. Farabi, mantık ilminin kurucusu sayılan Aristo’nun eserlerini çevirmiş ve mantık terimlerini Arapçaya kazandırmıştır. Farabi’nin doğa felsefesi metafizik ve psikoloji alanındaki eserleri de hâlâ çeşitli araştırmalara temel oluşturmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İbn-i Haldun” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    14. yüzyıl bilginlerinden İbn-i Haldun, filozof, siyaset bilimci ve tarihçi kişiliği ile birçok eser vermiştir. Bilim adamı özellikle Devlet Kuramı ile tanınmıştır, bu kuram devletin bir insan gibi doğduğunu, yaşadığını ve öldüğünü savunur; devletin beş aşamasını derinlemesine inceler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İbn-i Sina” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    Orta Çağ modern biliminin kurucusu sayılır ve bu sebeple “Büyük Üstad” olarak anılır. “Tıbbın Kanunu” isimli kitabı 17. yüzyıla dek Avrupa üniversitelerinde temel kitap olarak okutulmuştur. İbn-i Sina’nın psikoloji, felsefe ve metafizik alanında da eserleri de bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El- Cezeri” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    Sibernetiğin kurucusu sayılan El-Cezeri, 12. yüzyılda Şırnak’ta doğmuştur. Robot bilimi ve sibernetik alanında bilinen ilk çalışmaları gerçekleştirmiş, otomatik çalışan su makinesi, saz çalan robot, mey dolum otomatı, abdest otomatı gibi sistemler kurmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hezarfen Ahmet Çelebi” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    Hezarfen Ahmet Çelebi, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yaşamıştır. Kendi yaptığı kanatlarla uçma denemeleri yapan alim, birçok bilim alanında derin bilgilere sahip olması nedeniyle “Hezarfen” ünvanını kazanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cahit Arf” title_font_size=”13″]
    türk matematikçi

    20. yüzyılın matematik dâhilerinden Cahit Arf’ın başarıları Avrupa ve Amerika’da da kabul görmüştür. Cebir alanında önemli çalışmaları olan Arf, bilim dünyasına Arf Değişmezi, Arf Halkaları ve Hasse-Arf Teoremi’ni kazandırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Piri Reis ” title_font_size=”13″]
    türk islam filozofları

    Osmanlı’nın cesur denizcisi Piri Reis, Hint Denizleri ve Mısır kaptanlığı görevlerinde bulundu. 1513 yılında çizdiği “Dünya Haritası” değerli coğrafi bilgiler içeren tarihi bir belgedir ne yazık ki günümüze ancak üçte biri ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaşgarlı Mahmut” title_font_size=”13″]
    filozof, türk islam filozofları

    Kaşgarlı Mahmut bilinen en eski Türkçe sözlük olan Divan-ı Lugati’t-Türk’ü 11.  yüzyılda yazmıştır. Eser dil bilimi açısından çok önemli bir kaynak olmasının yanı sıra dönemin kültürü, yaşayışı ve maddi manevi değerleri ile ilgili bilgiler de içerir.

  • Evliya Çelebi’nin İzinde 10 Şehirlik Tatil Rotası

    Evliya Çelebi’nin İzinde 10 Şehirlik Tatil Rotası

    Kültürümüzün gelmiş geçmiş en büyük âlimlerinden biri olan Evliya Çelebi’nin 1611 yılında doğduğu düşünülmektedir. İyi bir aileden gelen ve eğitimli bir genç olan Evliya Çelebi, Saray’da yüksek kademelere gelebilecekken bir gezgin olmayı tercih eder ve hayatı boyunca devam edecek olan gezilerine genç yaşta başlar. Gezileri sırasında günümüzde birçok dile çevrilmiş olan 10 ciltlik eseri Seyahatnâme’yi yazar. İstanbul’dan Van’a, Kırım’dan Kahire’ye gezdiği diyarları bu büyük eserde toplar. Seyahatnâme’nin özelliği, Evliya Çelebi’nin gezdiği yerin kültürel değerlerini, halkının yaşayışını, coğrafyasını, iklimini tüm açılarıyla ve çok sade bir dille okuyucuya aktarmasıdır. Güzeller güzeli ülkemizi bir de gelmiş geçmiş en büyük gezginin izinde keşfetmek için 10 maddelik listemize buyurun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sinop” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en kuzey noktasını oluşturan ve bir yarımada olan Sinop, plajları ve yaylaları ile yaz mevsimi için ideal bir tatil yeridir. Kültür turizmi açısından da önemli bir merkez olan Sinop’ta, Sinop Kalesi ve Sinop Müzesi gezilecek yerlerin başında gelir. Erfelek Şelaleleri ise her göreni büyüler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bolu” title_font_size=”13″]
    göynük evleri, mudurnu evleri, gerede asar kalesi, orta hamam

    Göynük evleri, Mudurnu evleri, Gerede Asar Kalesi, Orta Hamam, Süleyman Paşa Hamamı, Bolu’nun görülmesi gereken yerleri arasında bulunur. Yedigöller Milli Parkı ve Abant Gölü Tabiat Parkı doğada olmayı sevenler için Bolu’yu eşsiz kılar. Diğer yandan Bolu sınırları içinde bulunan Kartalkaya kış sporları için mükemmel bir adrestir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kütahya ” title_font_size=”13″]
    murat dağı, porsuk barajı, gölcük yaylası

    Murat Dağı, Porsuk Barajı, Gölcük Yaylası tertemiz havaları ve yemyeşil bitki örtüleriyle doğada zaman geçirmek, piknik yapmak için harika yerlerdir. Kütahya’nın sembolü olan porselen ve çiniler, kaplıcalar, şifalı sular bu şehri ziyaret etmek için birçok sebep sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manisa” title_font_size=”13″]
    spil dağı, ağlayan kaya

    Manisa ziyaretinizde Spil Dağı Milli Parkı’nı ziyaret ederek burada yetişen yaban atlarını görebilirsiniz. Şehrin görülmesi gereken yerlerinden biri olan Ağlayan Kaya ise acıklı mitolojik öyküsüyle dikkat çeker. Sardes Antik Kentine giderek, parayı bulan Lidyalıların başkentini görebilir, ziyaretinizi denk getirebilirseniz Mesir Macunu Festivali’ne katılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum” title_font_size=”13″]
    palandöken kayak merkezi,

    Kış aylarında Palandöken’deki kayak merkezinde sporun tadını çıkarabilir, Tortum Şelalesi’nin etkileyici manzarasının karşısında piknik yapabilir, Çifte Minareli Medrese gibi eserleri ziyaret edebilirsiniz. Erzurum geziniz sırasında, şehrin simgesi olan Oltu taşından tespihleri, aksesuarları keşfetmeyi de unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gaziantep” title_font_size=”13″]
    baklava, zeugma

    Gaziantep’e hangi mevsimde giderseniz gidin lezzetli kebapları, baklavaları, katmerleri yemeden dönmeyin. Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Zeugma Müzesi’ni ziyaret etmek, Zincirli Bedesten’den alışveriş yapmak da bu güzel şehre özel etkinlikler arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarsus” title_font_size=”13″]
    tarsus şelalesi, şahmeran hamamı, yedi uyurlar mağarası

    Adana ile Mersin arasında yer alan Tarsus, çok eski bir yerleşim yeridir. Efsanevi İpek Yolu’nun duraklarından biri olan bu şehirde görülecek birçok tarihi yer bulunur. 12.yüzyıldan kalan St. Paul kilisesi, 15 metre yüksekliğindeki Tarsus Şelalesi, Şahmeran Hamamı ve Yedi Uyurlar Mağarası’nı gezerek güzel bir kültür gezisi gerçekleştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tokat” title_font_size=”13″]
    ballıca mağarası

    Orta Karadeniz’in merkezlerinden biri olan Tokat oldukça eski bir yerleşim yeridir. Tokat gezinizde, oluşumu tam 3.5 milyon yıla yayılan Ballıca Mağarası’nı kesinlikle görmeniz önerilir. Roma döneminden kalma bir antik şehir olan Sulusaray, Tokat’ı ziyaret etmek için başlı başına bir sebeptir. Ayrıca Kaz Gölü’nün kenarında doğanın tadını çıkarıp değişik kuş türlerini yerinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Isparta” title_font_size=”13″]
    eğirdir

    Göller Bölgesi’nde yer alan Isparta, doğa meraklıları için harika bir tatil beldesidir. Eğirdir Gölü çevresinde yamaç paraşütü yapabilir, Kovada Gölü Milli Parkı’nda tabiatın tadını çıkarabilir, Kelebek Vadisi’nin manzarasına bakarak hayallere dalabilirsiniz. Isparta’ya kadar gitmişken ünlü gül bahçelerini gezmeyi de unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Silifke” title_font_size=”13″]
    uzuncaburç, olba, şeytan deresi kanyonu

    Mersin sınırları içinde bulunan Silifke, birçok antik kente ev sahipliği yapar. Helenistik çağdan kalan Uzuncaburç ve Olba Antik Kenti, Şeytan Deresi Kanyonu’nda bulunan, M.Ö. 1. yüzyılda yapıldığı düşünülen taş kabartmaları Adam Kayalar, Silifke’nin görülmesi gereken yerleri arasındadır. Susanoğlu gibi plajlar da deniz turizmi açısından oldukça çekicidir.