Etiket: edirne

  • Köprüler Kuran Şehir

    Köprüler Kuran Şehir

    Edirne, sadece karşılıklı yakaları değil kültürleri birleştirmek için de köprüler kuran bir şehir. Yunanistan ve Bulgaristan’la sınır olan ilimiz, kapalı çarşıları, festivalleri, doğası, camileri, kiliseleri, sinagoglarıyla dünyanın neresinde olursanız olun gidip görün diyebileceğimiz bir renkliliğe sahip. Aralarından öne çıkanlar sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Meriç Köprüsü, Bulgaristan’da doğarak Edirne’den ülkemize giren ve Yunanistan’la sınırımızın bir kısmını oluşturan Meriç Nehri üzerinde bulunuyor. 1847 yılında yapılan ve 263 metre uzunluğundaki köprü şehrin önemli yapılarından biri… Bu arada Meriç ve Tuna Nehirleri Edirne için “sular şehri” denilmesinin en büyük iki nedeni…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, Osmanlı padişahlarından II. Selim adına yaptığı Selimiye Camii için “ustalık eserim” demiş. Şehrin birçok yerinden görülebilen kubbesi ve minareleriyle, iç süslemelerindeki olağanüstü detaylarla göz kamaştıran bu tarihi yapı da Edirne sınırları içinde… Yedi yıllık bir çalışmayla 1575 yılında ibadete açılan cami 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescillendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Edirne’nin Merkez ilçesiyle birlikte dokuz ilçesi bulunuyor ve her ilçe farklı güzelliklerin ev sahipliğini yapıyor. Enez ve Keşan ilçeleri sahilleriyle, Merkez ilçesi Karaağaç gibi otantik köyleriyle, Uzunköprü dünyanın en uzun taş köprüsüyle, Lalapaşa ya da Süloğlu seyrine doyum olmayan binlerce dönüm ayçiçeği tarlalarıyla turistlerce ilgi görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın üçüncü büyük sinagogu da Edirne’de bulunuyor. Temelleri 1492’ye kadar giden, 20. yüzyılın başındaki yangınla harap olup Sultan Abdülhamit’in isteğiyle yeniden inşa edilen sinagog, 1983 sonrası atıl kalmış 2015 yılında tekrar ibadete açılmıştı. Fransız mimar France Depré tarafından projelendirilen yapı Edirne’nin Merkez ilçesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Davulu zurnası, pehlivanı ağası, peşrevi cazgırı, kıspeti zembili, altın kemeri ve duasıyla Kırkpınar Yağlı Güreşleri geçmişten geleceğe taşınan kültürel bir değerimizdir. Hem bu sporun meraklıları hem de festival havası solumak isteyen çok sayıda insan, her yıl haziran sonu temmuz başında düzenlenen etkinlikler için Edirne’ye akın ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez, her sene mayıs ayının 5’ini 6’sına bağlayan zaman diliminde kutlanan mevsimsel şölenlerden biridir. Bahar aylarına çoktan girilmiş olsa da bu tarih Anadolu ve Orta Doğu’da doğanın uyanışı olarak kabul edilir. Romanların kutladığı Kakava Şenlikleri de yine mayıs ayına denk gelir. Ve bu iki şenlik yüzlerce kişinin katılımıyla en güzel ve coşkulu biçimde Edirne’de kutlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Edirne, özellikle 15. 16. ve 17. yüzyıllarda ürettiği el sanatı eserleriyle Osmanlı’nın önde gelen merkezlerindendi, öyle ki kendi adıyla anılan bir sanat tekniğine bile sahipti: Edirnekâri. Oyma, kakma, boyama işçiliğiyle üretilen birbirinden güzel ağaç materyaller, geometrik desenlerle bezeli çiniler, natüralist desenlerin süslediği kitap ciltleri… Bu eserlerin en güzel örneklerini Edirne Müzesinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaprak şeklinde doğranmış tava ciğeri, dolmayı andıran ciğer sarması, kadınbudu köftesi, elbasan tavasıyla ünlü Edirne mutfağı, böreği, mantısı, köfte çeşitleriyle Trakya kültüründen de izler barındırır. Kavala kurabiyesi ise Edirne’den ülkemizin her köşesine gitmiş bademli, pudra şekerli en hafif ve güzel tatlı çeşididir.

  • Türkiye’nin Kuzeybatı Ucundaki Rengârenk Trakya Kültürü

    Türkiye’nin Kuzeybatı Ucundaki Rengârenk Trakya Kültürü

    “Trakya kültürü” dediğimizde anlaşılan ile “Trakya coğrafyası”nın farklı olgular olduğunu biliyor muydunuz? Coğrafya olarak Türkiye Trakyası (ki Bulgaristan ve Yunanistan Trakyası da bulunmakta) içine Çanakkale’yi de alan Avrupa Kıtası’ndaki ülkemiz topraklarına deniyor. Fakat biz listemizde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kapsayan Trakya kültüründen bahsedeceğiz. Şivesinden, eğlencesinden, yemeğinden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    tekirdağ

    Şöyle bir örnek verelim: “ayır ayır, iç söylediğin işleri alletmez olur muyum asan abi!” Alfabedeki “H” harfinin samimiyetle yutulmasıyla oluşur Trakya şivesi. Samimiyet ve kalenderlikle…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Biz “dabruka” diyelim, zihninize 9/8’lik melodi geliversin. Ülkenin batısına ait bu ritme en doğu ucunda yaşayanımız bile hâkimdir. 9/8’lik başlamasın yeter ki… Dum trak dum dum trak… Dum trak dum dum trak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    festival

    Kadim Anadolu’nun mevsimlik bayramı Hıdırellez hayatta bir kere olsun Trakya’da kutlanmalı… Mayıs ayının 5 ve 6’sında Kırklareli’nde, Edirne’de ateş etrafında en renkli, en eğlenceli günler yaşanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Her yıl haziran sonu temmuz başına denk gelen günlerde pehlivanlar Edirne’deki Kırkpınar meydanına çıkar ve izlemeye gelenleri tek tek selamlarlar… Artık kim kimi yenerse…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mimar sinan

    Önemli yapıların adresidir Trakya… Büyük mabetlerin özellikle… Edirne’de ülkenin en büyük sinagogu vardır mesela ve Koca Sinan’ın Selimiyesi… Kırklareli’nde Üsküp Kilisesi, Edirne’de Sveti Georgi Bulgar Kilisesi, Eski Camii, Meriç Köprüsü ve daha neler neler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ayçiçekleri Trakya bölgesine girdiğinizde sizi karşılayacak sarışın kültürel elçilerdir. Trakya panoraması ayçiçek ve buğday tarlalarından, alçak tepelerden ve geniş arazilerden müteşekkildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Trakya mutfağında Tekirdağ köftesi her zaman ilk üçtedir. Osmanlı mutfağından yadigâr elbasan tavayla, yine tavada kendini bulan yaprak yaprak doğranmış Edirne ciğeri de Trakya’nın diğer gözde yemekleridir.

  • UZUNKÖPRÜ İLE MECİDİYE KÖPRÜSÜ

    Ülkemizin kuzeybatı ucundaki şehri Edirne’de yer alan iki tarihi köprü zaman zaman birbiriyle karıştırılır. Bunun nedeni olarak aynı şehirde bulunmaları, Osmanlı döneminde ve kesme taştan yapılmış olmaları gösterilebilir. Bu iki yapı, Uzunköprü ve Mecidiye Köprüsü’dür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ergene Nehri Üstündeki Uzunköprü” title_font_size=”13″]

    Eski adı Ergene olan, sonradan aldığı Uzunköprü adını bulunduğu ilçeye veren tarihi yapı, II. Murat tarafından, dönemin başmimarı Muslihiddin’e yaptırılmıştır. Köprünün inşasına 1426’da başlanmış ve 16 yılda, yani 1443 yılında tamamlanabilmiştir. Daha önce ahşap köprülerle geçilmeye çalışılan Ergene Nehri, Uzunköprü’nün yapımından sonra daha rahat aşılmış ve yapı, Osmanlı’nın Balkanlar’daki fetihleri için sağlam bir geçiş noktası olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzunköprü: Dünyanın En Uzun Köprüsü” title_font_size=”13″]

    1270,41 metre uzunluğu ile adının hakkını verircesine dünyanın en uzun taş köprüsü ünvanına sahiptir. Yapıldığı dönem sivri ve yuvarlak biçimlerde 174 kemeri bulunan yapının üç kemeri ilçeye bağlanan yolun altında kalmıştır. Eserin kemerleri ve ayakları, geometrik şekiller, bitki ve hayvan figürleriyle dekore edilmiştir. Uzunköprü, 1960’lı yıllarda yapılan onarım çalışmalarıyla bir miktar genişletilmiştir ve günümüzde 6 metreyi aşan bir genişliğe sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Meriç Nehri Üstündeki Mecidiye Köprüsü” title_font_size=”13″]

    Mecidiye adını, kendisini inşa ettiren Osmanlı Sultanı Abdülmecit’ten alan köprünün diğer adı Meriç Köprüsü’dür ve bu adı da altından akıp giden Meriç Nehri’nden almıştır. Yapımı 1842 ile 1847 yılları arasında gerçekleşen Mecidiye Köprüsü’nün uzunluğu 263 metre, genişliği ise 7 metre civarındadır. 12 sivri kemeri olan eser, 13 taşıyıcı ayağa sahiptir. Köprünün iki tarafında kesme taşlardan yapılmış sandal rıhtımları bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Seyir Köşküne Sahip Bir Köprü” title_font_size=”13″]

    Edirne-Karaağaç yolundaki Mecidiye Köprüsü, orta yerindeki seyir köşküyle diğer taş köprülerden ayrışmaktadır. Köprünün tamamı kesme taştan oluşsa da nehir ve kent manzarasının keyifle seyredilebildiği seyir köşkü mermerden yapılmıştır. Bu tarihi köprünün diğer bir özelliği de Osmanlı dönemi yapısı olmasına rağmen, ayaklarında bulunan çift başlı ejder gibi Selçuklu dönemine ait figürler taşımasıdır.

  • Er Meydanı Kırkpınar’ın 10 Efsanevi Başpehlivanı

    Er Meydanı Kırkpınar’ın 10 Efsanevi Başpehlivanı

    1361 yılında Murat Bey’in Edirne’yi fethetmesinden bu yana düzenlenen Kırkpınar Güreşleri, UNESCO Dünya Kültür Mirası’na dâhil edilmiş bir değerimizdir. Her yıl, er meydanının en güçlü, en yenilmez güreşçisi “Başpehlivan” unvanını kazanır. Başpehlivanlık, Osmanlı zamanında saray tarafından da itibarlı bir statü olarak kabul edilmiş, padişahlar güreşe büyük önem vermiştir. Bir güreşçi üst üste 3 yıl yenilmez ve başpehlivanlığı kimseye kaptırmazsa, er meydanına çıkan her güreşçinin en büyük hayali olan “Altın Kemer”i kazanır. Kırkpınar Güreşleri’nin gelmiş geçmiş en büyük başpehlivanlarını ve kendileri gibi heybetli hikâyelerini 10 maddelik listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gaddar Kel Aliço” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Kırkpınar’ın en büyük şöhreti olarak kabul edilen Gaddar Kel Aliço, 1844’te Plevne’de doğmuş ve 1894’e dek başpehlivanlık unvanını kimselere kaptırmamıştır. Aliço, Sarayiçi’ndeki efsanevi güreşleriyle tanınır. “Gaddar” lakabını ise sert güreşmesinden almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Koca Yusuf” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    “Türk gibi kuvvetli” sözü Fransızlar tarafından Koca Yusuf için söylenmiştir. Başpehlivan olduktan sonra hiç yenilmeyen Koca Yusuf, New York’tan gemiyle ülkemize dönerken hayatını kaybetmiştir. Güreşirken asla geri adım atmayan Koca Yusuf bu sporun gelmiş geçmiş en büyük isimlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adalı Halil ” title_font_size=”13″]
    kırkpınar yağlı güreşleri

    Adalı Halil (solda), Kırkpınar Güreşleri tarihinde o kadar önemli bir isimdir ki müsabakalar her sene mezarının ziyaret edilmesiyle açılır. Ünlü Gaddar Aliço’nun öğrencisi olan Adalı Halil, Amerika ve Avrupa’da da güreşmiş, buralarda “Sultanın Aslanı” olarak anılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Filiz Nurullah” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Filiz Nurullah iri cüssesiyle tüm Avrupa’ya nam salmış bir pehlivandı. 2 metre uzunluğunda ve 175 kilogram ağırlığındaki Filiz Nurullah, Paris’te düzenlenen Altın Kemer Turnuvası’nı kazanmıştı. Paris’te bir Japon judocuyla karşılaştığı efsanevi müsabaka hâlâ anlatılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kurtdereli Mehmet” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    1899 yılında Adalı Halil ve Kara Osman’ı yenerek Kırkpınar Başpehlivanı olan Kurtdereli Mehmet, Avrupa’da da güreşti. 1911 yılında ise Talimhane’de 32 gün içinde 43 müsabakaya çıkarak “Cihan Şampiyonu” unvanını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hergeleci İbrahim” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    1914 yılında Kırkpınar Başpehlivanı olan Hergeleci İbrahim, Adalı Halil’i yenmesiyle ününe ün katmıştır. Hergeleci İbrahim’in önemli özelliklerinden biri 1899’da Paris’te Dünya Şampiyonu olan Kara Ahmed’in de hocası olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ordulu Mustafa Bük” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    İlk başpehlivanlığını 1966 yılında hak eden Ordulu Mustafa, Ağır Sıklet Dünya Şampiyonluğu kazanma amacına ise ne yazık ki ulaşamamıştır. Ordulu Mustafa için güreş o kadar önemlidir ki 1969 yılında annesinin ölümünün ertesi gününde dahi er meydanını terk etmemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aydın Demir” title_font_size=”13″]
    kırkpınar yağlı güreşleri

    1946 yılında Karamürsel’de doğan Aydın Demir çalışkanlığı ve antrenmanlara verdiği önemle tanınırdı. 1969 yılında İzmirli Kara Ali’yi yenmiş böylece Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kaldırarak ününe ün katmıştır. 1978’de ise Altın Kemer’i kazanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahmet Taşçı” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Cumhuriyet döneminin en çok başpehlivanlık kazanan ismi, ilk kez 1992’de Altın Kemer’i kazanma gururunu tatmıştır. Karamürselli Ahmet Taşçı toplam dokuz kez Kırkpınar Başpehlivanı olmuştur. 2005 yılında, henüz er meydanında dövüşmeye devam ettiği günlerde Edirne Belediyesi onu onurlandırmak için Sarayiçi’ne heykelini dikmiştir. BBC ise güreşçinin hayatıyla ilgili bir belgesel yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Recep Kara” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    2004 ile 2016 yılları arasında dört kez başpehlivan olan Recep Kara, güreş hayatına 11 yaşında Samsun’da başlamıştır. 2004 yılında Cumhuriyet tarihinin en genç başpehlivanı olmuştur.

  • 9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    Ülkemizde tüm dünyanın hayranlığını kazanan birçok kültürel değerimiz bulunur, kuşkusuz ki bunların bir kısmı da büyük medeniyetlerin kültürel mirasları, değerli mimarlarımızın yetenekleri sayesinde ortaya çıkan mimari yapılardır. Bu toprakların gördüğü en büyük mimar, Mimar Sinan’ın eserleri bu kültürel mirasa eşsiz örnekler oluşturur. Büyük ustanın elinden çıkan, tekniğiyle, güzelliğiyle her göreni derinden etkileyen Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 9 madde ile karşınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii, Sultan II. Selim’in emriyle 1569-1575 yılları arasında Edirne’de yapılmıştır. Ülkenin en heybetli camisi için Edirne’nin seçilme sebebi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunur ama bunlar arasında en çok rağbet gören, II. Selim’in Edirne’yi hayatı boyunca çok sevmiş olmasıdır. Ne yazık ki II. Selim’in Mimar Sinan’ın başyapıtının tamamlanmış halini görecek kadar yaşayamamış, 1574’te vefat etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii’nin konumu da ustalıkla seçilmiştir. Cami kentin merkezinde eskiden Sarıbayır ve Kavak Meydanları’nın bulunduğu Yeni Mahalle semtindedir. Büyük ustanın cami için seçtiği konumun özelliği Edirne’nin her yerinden görülebiliyor olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu camiyi tamamladığında 80 yaşına gelmiştir ve büyük usta Selimiye için “ustalık dönemi eserim” demiştir. Mimar Sinan kadar önemli bir şahsiyetin Selimiye’yi ustalık dönemi eseri olarak betimlemesi dahi bu mimari harikaya ne kadar önem atfedilmesi gerektiğini ortaya koyar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye’nin en ilgi çekici yanlarından biri heybetli olmasıdır zira Selimiye’nin kubbesi yaklaşık 49 metrelik yüksekliği ve 32 metrelik çapıyla Ayasofya’nın kubbesinden bile büyüktür. Bu kubbeyi, her biri 6 metre genişliğinde kemerlerle desteklenen 8 paye taşır. Caminin iç yüzölçümü 1620 metrekaredir ve en büyük camimizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu dev yapıyı aydınlatmak için kubbe kasnağına 32 adet büyük pencere ve duvarlara yüzlerce küçük pencere yerleştirmiştir. Pencerelerin ustalıkla planlanmış konumları sayesinde cami mükemmel şekilde aydınlatılır ve caminin en az mimari teknikleri kadar büyüleyici olan ahşap, sedef, mermer ve çini iç süslemeleri de keyifle seyredilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye camiinin minareleri de eşsiz yapılarıyla dikkat çeker. 4 zarif minarenin her birinin üç adet şerefesi bulunur. Bu şerefelere çıkan merdivenlerin de yapısı oldukça ilgi çekicidir. Her minarede şerefelere çıkmak için üçer merdiven bulunur. Bu merdivenleri kullanarak aynı anda yukarıya çıkan üç kişinin şerefeye varana kadar birbirlerini görmeyeceği söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan’ın elinden çıkan tüm yapılarda görülen teknik mükemmellik, mimari dâhinin ustalık eserinde en üst noktasına ulaşmıştır. 1500’lü yıllarda yapılan caminin üzerinde bir çatlak bile bulunmamaktadır. Üstelik dev kubbe de yıllara meydan okumayı başarmıştır. Yerli ve yabancı birçok bilim insanı ve mimar, Mimar Sinan’ın o tarihlerde nasıl olup da depremlere ve doğa koşullarına yüzlerce yıl dayanabilen bir bina inşa edebildiğini hala araştırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii ile ilgili dikkat çeken rivayetlerden biri de Müezzinler Mahfeli’ndeki bir mermer ayağın üzerine yerleştirilmiş olan küçük bir ters lale motifidir. Bu ters lale motifinin anlamıyla ilgili birçok farklı söylenti bulunur. Bunların biri ters lalenin her sene biraz daha toprağa yaklaştığı ve toprağa değdiği gün dünyanın sonunun geleceğidir. Daha çok bilinen bir söylenti ise, eskiden caminin bulunduğu yerde bir lale bahçesi olduğu ve bu lale motifinin eski lale bahçesini sembolize ettiğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Edirne Selimiye Külliyesi’nin ortasında tüm ihtişamıyla Selimiye Camii’nin, güney köşelerinde eğitim amacıyla kullanılan binalar bulunur. Avlunun Batı cephesini ise arasta kaplamaktadır. Külliyede yer alan medrese ve Darülhadis 1572 yılında, camiden önce tamamlanmıştır. Ayrıca tek kubbeli bir Darülkurra da arastanın hemen arkasında konumlanmıştır.