Etiket: diyarbakır

  • Derin, Zengin ve Kadim Şehir

    Derin, Zengin ve Kadim Şehir

    Düzenli olarak yaptığımız kısa turlardan birini ülkemizin güneydoğu tarafına, medeniyetlerin buluşma noktası Diyarbakır’a yapıyoruz… Kalesine çıkmak, en meşhur hanında soluklanmak, kimlere ilham verdiğini anlamak için lütfen okumaya devam edin…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sur ilçesindeki Diyarbakır Kalesi’nin Çin Seddi’nden sonra dünyanın en geniş savunma duvarı olduğunu biliyor muydunuz? Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, dört giriş kapılı, iç ve dış kaleden oluşan yapının surları 9000 yıl öncesinin havasını günümüze taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dicle Nehri, sadece Diyarbakır ya da ülkemiz için değil, beslendiği kollarıyla, yüzyıllardır beslediği uygarlıklarla tüm dünya için başlı başına bir fenomen… On Gözlü Köprü üzerinden Dicle’yi seyretmek ise deneyimlemek gereken bir seyahat hali… Uzunluğu 180 metreye yaklaşan köprü; Dicle Köprüsü, Silvan Köprüsü, Mervani Köprüsü olarak da biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Diyarbakır hanlar, hamamlar, kervansaraylar şehridir de bir yandan… Uzun yıllar tüccar hanı olarak kullanılan ve bugün avlusunda dibek kahvesi yudumlayabileceğiniz Hasanpaşa Hanı; bir zamanlar avlusundaki kuyuda tedavi amaçlı sülükler bulunan Sülüklü Han; Çifte Han, Hüsrev Paşa Hanı mimari ve turistik açıdan ilgi gören yerler arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehrin merkezinde bulunan Ulu Camii 7. yüzyılda inşa edilmiş, farklı dönemlerde onarım görmüş ve genişletilmiş tarihi bir yapı. Üç ayrı giriş kapısı, büyük bir avlusu ve farklı bölümleri olan camiye mimari açıdan yapılar topluluğu ya da külliye demek daha doğru… Diyarbakır Ulu Camii, Şam Emeviye Camii ile benzer bir üslupta yapılan Anadolu’daki ilk cami olarak kabul ve ilgi görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    diyarbakır

    Çocukluğunun ve gençliğinin bir bölümü Diyarbakır’da geçen Ahmed Arif; yine burada dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı; bir süre Diyarbakır’da yaşayan Ziya Gökalp… Diyarbakır’da izler bırakan bu edebiyatçıların yaşam alanları günümüzde müzeye dönüştürülmüş ve ziyaretçilere açılmış durumda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diyarbakır’a yolu düşenlerin mutlaka uğradıkları yerlerden biri de, güçlü sesleriyle insanı şaşırtan dengbejlerin toplandığı ve melodik biçimde şiirler okuduğu Dengbejler Evi… Bu mekân Sur ilçesinde Ziya Gökalp Mahallesi’nde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Doğu ve Güneydoğu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Diyarbakır da türkülerin çokça söylendiği, halayların bolca çekildiği bir ilimiz. Urfa’nın sıra geceleri gibi Diyarbakır’ın da türkülerin söylenip çayların içildiği “eyvan geceleri” vardır ve turistler tarafından büyük ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Farklı toplumların tatlarını birleştirip mutfağını zenginleştirmiş bu şehirde yemek saatlerini iple çekeceğiniz kesin. Patlıcan ya da kabaktan yapılan meftune, kıyma ve bulgurdan yapılan nardanaşı, mercimekle yapılan serbizer gibi onlarca özgün lezzetin başını et yemeklerinin çektiğini söylemeliyiz. Ve tabii ki ağırlığı ve tadı dillere destan olan karpuz da Diyarbakır’ın en özel lezzetlerinden biridir.

  • ORTA ÇAĞ’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN EN GÜZEL KÖPRÜ MALABADİ

    ORTA ÇAĞ’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN EN GÜZEL KÖPRÜ MALABADİ

    Bu sayfayı heybeti, güzelliği ve zamana yenilmeyen direnciyle ülkemizin önemli değerlerinden olan Malabadi Köprüsü’ne ayırdık. Aslında tüm bu özelliklerini kavrayabilmek için onu okumaktan çok gidip görmek gerekiyor. Aramızda gidenler illa ki var ama biz henüz gitmemiş olanların Diyarbakır’da yer alan Malabadi’den bir kez olsun geçmelerini diliyor, sizi konuyla baş başa bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bin yıldır ayakta ” title_font_size=”13″]

    Öyle lafın gelişi bin yıldır demiyoruz çünkü bu gösterişli eser neredeyse 900 yaşında. Artuklu Beyliği’nin kurucusu Artuk Bey’in oğlu İlgazi Bey, Malabadi Köprüsü’nü 1147 yılında yaptırmış. Rivayete göre köprü bugünkü ismini, daha önce aynı bölgede yaşamış olan Mervanilerin kurucusu Bâd’dan almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Batman Çayı’nın iki yakasını bağlıyor” title_font_size=”13″]

    Silvan ilçesinin sınırları dâhilinde olan köprünün konumu için “Diyarbakır-Batman yolu üzerinde” desek daha açıklayıcı olabilir. Silvan’ın merkezine 23 km. mesafede bulunan eser, Diyarbakır ile Batman arasında doğal bir sınır oluşturan Batman Çayı’nın üstüne kurulmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın en geniş kemerli taş köprüsü” title_font_size=”13″]

    Malabadi Köprüsü 150 metre uzunluğunda, 7 metre eninde büyük bir köprü. Yüksekliği ise 19 metre civarında. Toplam 5 gözü bulunuyor fakat hepsi aynı büyüklükte değil. Orta yerindeki en büyük gözün kemer açıklığı tam 40.86 metre ve bu haliyle kendisi dünyanın en geniş taş köprü kemeri oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ayasofya’nın kubbesine şemsiye olabilecek kadar büyük” title_font_size=”13″]

    “Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer. Balkanlarda, Türkiye’de, Orta Doğu’da bu açıklıkta, bu yaşta köprü yoktur.” Bu sözlerin sahibi Fransız mimar ve sanat tarihçisi Albert Gabriel.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evliya Çelebi’nin gözlemleriyle Malabadi Köprüsü:” title_font_size=”13″]

    Malabadi Köprüsü’nün 17. yüzyıla ait tasvirini ise Evliya Çelebi Seyahatname’sinde şöyle yapıyor:

     

    “Köprünün iki tarafında kale kapıları gibi demir kapıları vardır. Bu kapıların içinde, sağ ve solda köprünün temeli beraberliğinde, kemerin altında hanlar vardır ki gelip geçen, sağdan ve soldan geldikleri vakit misafir olurlar. Köprünün kemeri altında birçok odalar vardır. Demir pencereler şahnişinlerine misafirler oturup, kemerin karşı tarafındaki adamlarla kimi sohbet eder, kimi ağ ve oltalarla balık avlarlar. Bu köprünün sağ ve solunda da nice pencereli odalar vardır. Köprünün sağ ve solundaki bütün korkuluklar Nehcivan çeliğindendir. Ama demirci ustası da var kudretini sarf ederek bir türlü sanatlı kafesli korkuluklar yapmış ve doğrusu elinin ustalığını göstermiştir. Doğrusu, üstat mühendis var kuvvetini sarf ederek bu köprüde öyle sanatlar göstermiştir ki, bu işçiliği geçmiş mimarlardan hiç birisi göstermemiştir.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hem mimari hem kültürel açıdan önemli” title_font_size=”13″]

    Mimari açıdan önemini Evliya Çelebi’nin yukarıdaki satırlarından okumak fazlasıyla mümkün. Köprünün ayaklarında yer alan odalar sayesinde gelip geçilen bir yoldan öte adeta bir kervansaray özelliği gösterdiğini anlıyoruz. Eserin üstündeki aslan, güneş gibi figürlerinin yer aldığı kabartmalar da onu diğer köprülerden ayrıştıran önemli sanatsal birer nitelik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonu hazin biten aşk hikâyesinin de son durağı” title_font_size=”13″]

    Malabadi Köprüsü, Anadolu’da efsanesiyle yaşayan eserlerden biridir aynı zamanda… Ve neredeyse her efsane gibi burada da birbirine kavuşamayan iki gencin aşkından söz edilir. Dilden dile nesilden nesile aktarılarak günümüze ulaşan hikâye sonunda hepimizin bildiği bir türküde ölümsüzleşmiştir: “Malabadi köprüsü/  Malabadi Köprüsü/ Orda başladı bitti/ Şu garibin öyküsü…”