Etiket: dağ

  • DAĞLARIN ZİRVELERİNE YOLCULUK

    Dünyanın dört bir yanında yükselen dağlar, yalnızca doğa harikaları değil; farklı coğrafyaları, iklimleri ve zorluklarıyla tırmanış tutkunları için benzersiz macera noktalarıdır. 18. ve 19. yüzyıllarda dağ zirvelerinin keşfine olan ilgi artmış; coğrafi keşifler ve dağcılık sporunun yükselmesiyle de ivme kazanmıştır. Bu dönemle birlikte dağ zirveleri artık yalnızca uzak ve ulaşılmaz yerler değil, aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen hedefler olarak görülmeye başlanmıştır. Yazımızda, gökyüzüne uzanan görkemli ve nefes kesici zirveleri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaçkar Dağları Millî Parkı, Türkiye ” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan ve Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek sıradağlarını oluşturan Kaçkar Dağları, deniz seviyesinden 3.937 metre yüksekliğe ulaşır. Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkar Dağları, 1994 yılında millî park ilan edilmiştir. 52.970 hektarlık geniş bir alanı kaplayan Kaçkar Dağları Millî Parkı, çok sayıda endemik bitki ve hayvan türüne de ev sahipliği yapar. Yüksek rakımlarda yer alan Büyük Deniz Gölü ve Dibektaş Gölü, bölgenin ünlü buzul göllerindendir. Ayder, Pokut, Elevit yaylalarının da bulunduğu parkta rafting, yamaç paraşütü, dağ bisikleti ve kış sporları gibi çeşitli doğa aktiviteleri yapılabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Denali, Alaska” title_font_size=”13″]

    Alaska’da bulunan ve Kuzey Amerika’nın en yüksek noktası olan Denali Millî Parkı’ndaki bu görkemli dağ, deniz seviyesinden 6.190 metre yükseklikte yer alıyor. Hem Kuzey Amerika’nın hem de kutup bölgesinin en yüksek zirvesi olan Denali’ye tırmanmak; sert hava koşulları ve zorlu arazi yapısı nedeniyle son derece güçtür. Kış aylarında hava sıcaklığı -60 dereceye kadar düşebilir. Zirveye ulaşmak, dağcılar için büyük bir başarı kabul edilir ve her yıl birçok maceraperest bu zorluğu göze alarak Alaska’ya gelir. Tırmanışın güçlüğü nedeniyle başarı oranı düşük olan zirveye çıkmadan önce, dağcılar, yüksekliğe uyum (aklimatizasyon) sürecini dikkatlice planlamak zorundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Matterhorn, İsviçre/İtalya” title_font_size=”13″]

    İsviçre ile İtalya sınırında yer alan Matterhorn Dağı, Avrupa’nın en tanınmış zirvelerinden biridir ve simetrik koni biçimindeki yapısıyla ünlüdür. Deniz seviyesinden 4.478 metreye kadar yükselen bu dağ, Alpler’in oluşumu sırasında iki tektonik plakanın çarpışmasıyla meydana gelmiş; zirvesinin bazı bölümleri Afrika levhasından koparak bu noktaya taşınmıştır. 14 Temmuz 1865’te İngiliz dağcı Edward Whymper ve ekibi Matterhorn’a ilk başarılı tırmanışı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tırmanış sırasında ekipten dört kişi düşerek hayatını kaybetmiş ve olay, dağcılık tarihinin en bilinen trajedilerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Matterhorn, günümüzde İsviçre’nin simgelerinden biri olarak kabul edilir ve özellikle çikolata başta olmak üzere birçok İsviçre ürününün tanıtımında sıkça kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gökkuşağı Dağları, Çin ” title_font_size=”13″]

    Özenle işlenmiş bir sanat eserini andıran Zhāngyè Danxia Jeoloji Parkı’ndaki rengârenk sıra sıra dağlar, 2010 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir. Zhāngyè Danxia, dünya üzerindeki en çarpıcı “danxia” jeolojik oluşumlarından biri olarak kabul edilir. “Danxia”, kırmızı renkli kum taşı ve kayaların oluşturduğu özel bir yüzey tipidir. Dağlardaki parlak kırmızı, turuncu, sarı ve mavi tonlar; kum taşı ve diğer mineral yataklarının milyonlarca yıl süren tortulaşma ve oksidasyon süreçleriyle oluşmuştur. Her bir renkli katman, farklı dönemlerde biriken mineral tortularından meydana gelir. Kırmızı tonların kaynağı ise topraktaki demir oksittir. Gökkuşağı Dağları olarak da bilinen bu oluşumun en yüksek noktası, deniz seviyesinden yaklaşık 3.800 metre yüksekliğe kadar ulaşır. Bölgeyi ziyaret etmek için en uygun dönem, mayıs ile eylül ayları arasıdır. Bu aylar, güneş ışığının kayaların rengini daha canlı hâle getirdiği ve manzaranın en güzel şekilde görülebileceği zamanlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kinabalu Dağı, Borneo Adası” title_font_size=”13″]

    Deniz seviyesinden 4.095 metre yüksekliğe ulaşan Kinabalu Dağı, Güneydoğu Asya’nın en yüksek zirvelerinden biridir. Borneo Adası’nın Malezya’ya ait bölümünde, Sabah eyaletinde yer alır ve 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilen Kinabalu Millî Parkı’nın bir parçasıdır. Dağ, yaklaşık 10 milyon yıl önce oluşmuş bir granodiyorit plutonudur; yani yer kabuğunun derinliklerinde magmanın yavaşça soğuyup kristalleşmesiyle oluşan büyük bir kaya kütlesidir. Bu süreç sonunda ortaya çıkan granodiyorit oldukça dayanıklı bir magmatik kayaçtır. Zamanla çevresindeki daha yumuşak kayaçlar erozyonla aşınmış, geriye bu sert ve çıplak pluton zirvesi kalmıştır. Kinabalu’nun zirvesi bugün çıplak kayalıklarla kaplıdır ve yıl boyunca yoğun bulut örtüsüyle çevrilidir. “Sabah Alpleri” olarak da anılan bu etkileyici dağ, dünyanın en popüler tırmanış rotalarından biridir. Her yıl 40.000’den fazla kişi zirveye ulaşmak için bu doğa harikasını ziyaret eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cerro Torre, Patagonya ” title_font_size=”13″]

    Cerro Torre, Arjantin ve Şili sınırındaki Patagonya bölgesinde yer alan, dik yamaçlarıyla ünlü bir zirvedir. Yaklaşık 3.130 metre yüksekliğiyle dünyanın en zorlu tırmanış rotalarından biri olarak kabul edilir. Sert rüzgârlar, dik buz duvarları ve ani hava değişimleri zirveye ulaşmayı son derece güçleştirir. Özellikle dağın tepesindeki büyük buz mantosu, tırmanışın önündeki en büyük doğal engeldir. Cerro Torre’nin ilk başarılı tırmanışı ise uzun yıllar tartışmalara konu olmuştur. 1959’da iki dağcı zirveye ulaştıklarını iddia etmiş ancak iniş sırasında birinin hayatını kaybetmesi ve yeterli kanıt sunulamaması nedeniyle bu tırmanış resmî olarak tanınmamıştır. Bu nedenle, 1974 yılında İtalyan bir ekip tarafından gerçekleştirilen tırmanış, dağın ilk doğrulanmış zirve çıkışı olarak kabul edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vinson Dağı, Antarktika” title_font_size=”13″]

    Antarktika’nın en batısında yer alan Ellsworth Dağları’nın bir parçası olan ve “Vinson Massif” olarak adlandırılan bu büyük dağ silsilesi, 21 kilometre uzunluğunda, 13 kilometre genişliğinde ve 4.892 metre yüksekliğindedir. Kış aylarında sıcaklık -40 dereceyi aşarken, yaz aylarında -20 dereceye kadar yükselir. Dağın zirvesi genellikle sakin rüzgârlara sahip olsa da ani hava değişiklikleri ve Antarktika’nın sert soğuğu, bu noktaya ulaşmayı oldukça zorlu hâle getirir. Dağ, 1958 yılında keşfedilmiş; zirveye ilk tırmanış ise 1966 yılında Amerikalı bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Tırmanışlar genellikle aralık ve ocak aylarında Antarktika’nın yaz mevsiminde yapılır. Bu dönemde Vinson Dağı’nda 24 saat boyunca gün ışığı görülür.

  • KUŞLARIN GÖZÜNDEN GEZEGENİMİZ

    Yaşadığımız gezegenin güzelliklerini göçmen bir kuşun gözünden görmenin inanılmaz bir tecrübe olacağına hepimiz hemfikiriz. Sınırsız gökyüzünde kanat çırpan kuşların yerküreye tepeden baktığında karşılaştığı manzarayı gelişen teknoloji ve drone fotoğrafçıları tahmin edilebilir kıldı. Piramitlerin, uçsuz bucaksız okyanusların ve en yüksek dağların zirvelerini merak edenler için seçtiğimiz fotoğrafları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pasifik Okyanusu, Avustralya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”An Giang, Vietnam” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şanghay, Çin” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Shishaldin Dağı, Alaska” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manhattan, ABD” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gize Piramitleri, Mısır” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antalya, Türkiye” title_font_size=”13″]
  • YAZA VEDA EDERKEN DÜNYADAN SON BAHAR MANZARALARI

    Eylül ayı geldi, yaza veda etme vaktidir… Tüm yaz rengârenk çiçekleri ve yeşilin onlarca tonunu görmeye alıştığımız doğa, şimdi bize farklı bir yüzünü gösteriyor. Dünyanın farklı ülkelerinden bahar manzaraları ile düşen hava sıcaklığı, kısalan günler ve kat kat giyinmek zorunda olduğumuz kış ayına bizleri hazırlayan hüzün mevsimini kucaklamaya hazır mısınız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alp Dağları’ndan muhteşem bir sonbahar günü manzarası… Yeşil rengi artık yerini turuncu ve sarı tonlara bırakıyor. Almanya kırsalı Bavyera’da bulunan Hochkalter zirvesine ait olan bu manzara sonbaharın bütün güzelliklerini yansıtıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğal güzellikleriyle turistlerin ilgi odağı olan Tayland’ın sonbahar manzarası heyecan verici. Huai Mae Khamin Şelalesi, Sri Nakarin Dam Ulusal Parkı’nda bulunuyor. Birçok katmandan oluşan şelalenin her katında birbirinden farklı doğa manzarası görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yosemite Ulusal Park’ında alçalan bulutlar ile yüksekten akan şelale görkemli granit dağlarıyla birleşerek etkileyici bir sonbahar manzarası sunuyor. Kaliforniya Nevada’da bulunan park UNESCO Dünya Mirasları listesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kawaguchiko Gölü’nden Fuji Dağı’na bu mevsimden bakmak büyüleyici… Kızıla dönen Akçaağaç’ın yaprakları insanın içini ısıtıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’daki Konitsa Köprüsü’nde doğa tüm güzelliğiyle kendine hayran bırakıyor. 1871 yılında inşa edilen tarihi köprü, yeşil akan Aoos Nehri, gökyüzünü kaplayan bulutları ile sonbahar mevsiminin tüm güzellikleri bu fotoğrafta bir araya gelmiş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Son manzara ülkemizden. Doğal ve tarihi güzellikleriyle ülkemizin en değerli şehirlerinden bir tanesi olan Bursa’daki Suuçtu Şelalesi, fay hattının kırılmasıyla oluşmuş. İnsanlığa bahşedilmiş bir hediye gibi ziyaretçilerine tüm güzelliğini bonkörce sunan Suuçtu, 38 metre yükseklikten akan şelalesiyle sadece sonbaharda değil dört mevsim büyüleyici bir etki bırakıyor.