Etiket: çarşı

  • İSTANBUL’UN KALBİNDE 7 ASIRLIK BİR ÇARŞI

    Kapalıçarşı, İstanbul’un Fatih semtinde Tarihî Yarımada’da yer alan, dünyanın en büyük ve en eski kapalı pazarlarından biridir. Osmanlı döneminde ticaretin kalbi olarak hizmet veren Kapalıçarşı hem içerisinde satılan ürünler hem de labirente benzeyen tarihî mimarisi ile günümüzde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Kurulduğu günden bu yana kültürel ve ticari açıdan İstanbul’un simgelerinden biri olan Kapalıçarşı hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kapalıçarşı’nın çekirdeğini oluşturan ve Bizans dönemine ait olduğu düşünülen ilk bedesten, yani “Cevahir Bedesteni” (Bedesten-i Atik), 1460 yılında inşa edilir. Bu bedestenin geliri Ayasofya’ya aktarılmak üzere Fatih Sultan Mehmet’e iade edilir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in talimatıyla Kapalıçarşı, çevresine çeşitli dükkânlar ve alışveriş tezgâhları eklenerek her geçen yıl genişleyen bir yapıya dönüşür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Beyazıt, Mercan ve Nuruosmaniye semtleri arasında yer alan çarşı, 110 bin 868 metrekarelik alana yayılmıştır ve 45 bin metrekaresi kapalı alanlardan oluşur. Kapalıçarşı’nın bir diğer önemli yapısı ise ikinci bedesten olarak Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen “Bezzasistan-ı Atik” yani “Sandal Bedesteni”dir. 1545-1550 yıllarında geçirdiği bakım ve onarım çalışmalarında eklenen bu bedestenden sonra çarşı hızla İstanbul’un ekonomi merkezi olur. 65 sokağa yayılan, 4.000’e yakın dükkânın bulunduğu çarşının sokakları ve han isimleri eskiden orada ne yapıldığını ya da ne satıldığını anlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tarihteki adı “Çarşu-yı Kebir” olan Kapalıçarşı yıllar içinde deprem ve yangın gibi birçok felaketle karşılaşır, her defasında daha da şaşaalı olacak şekilde yeniden onarılır. Çarşı, 1894 yılındaki depremden sonra Sultan Abdülhamid döneminde, dört yıl süren bir onarım ile bugünkü görkemli hâlini alır. Kapalıçarşı’nın Beyazıt yönündeki kapısının üstünde “Elkasib Habibullah” yani “Kazanan, Allah’ın kuludur” kitabesi ve Sultan 2. Abdülhamid Han’ın Tuğrası; Nur-u Osmaniye Camii istikametindeki kapısının üstünde Osmanlı Devleti’nin arması yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Evliya Çelebi 17. yüzyılda yazdığı Seyahatname adlı eserinde Kapalıçarşı’da 4399 dükkân, 2195 hücre, 497 dolap, iki lokanta, 12 mahzen, bir hamam, bir camii, 10 mescit, 16 çeşme, sekiz adet tulumbalı kuyu, 24 iş hanı, bir mektep ve bir türbe olduğunu aktarır. Çarşı içerisinde, özellikle ana koridorlarda dikkat çeken tavan süslemeleri ve duvar nakışları bulunur. Zamanla bu süslemelerin bir kısmı yıpransa da Osmanlı döneminin zarif işçilik anlayışını yansıtan kalem işleri ve freskler hâlâ görülebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çarşıda altın, mücevher, antika, el dokuması halılar, tekstil ürünleri gibi geniş bir yelpazede birçok ürün bulunur. Beyazıt, Nuruosmaniye ve Çarşıkapı en bilinen; Kuyumcular, Sepetçihan, Takkeciler, Tavukpazarı, Zenneciler, Çuhacıhan ve Mahmutpaşa ise başlıca diğer giriş kapılarıdır. Kapılar, çarşının farklı bölgelerine kolayca ulaşım sağlamak amacıyla stratejik noktalara yerleştirilmiştir. Mimari olarak fonksiyonel, estetik açıdan ise özenle tasarlanmışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kapalıçarşı’nın en dikkat çeken özelliklerinden biri, farklı büyüklüklerde birçok kubbeye sahip olmasıdır. Çarşının farklı bölümlerinde bulunan bu kubbeler, iç mekânı aydınlatan ve aynı zamanda çarşıyı havalandıran bir sistem olarak tasarlanmıştır. Bu kubbeler, Osmanlı mimarisine özgü taş işçiliği ve kemerlerle desteklenir. Kapalıçarşı sadece dükkânlardan değil, aynı zamanda hanlardan oluşur. Sandal Bedesteni ve Cevahir Bedesteni gibi hanlar, eskiden değerli eşya ve mücevherlerin saklandığı yerler olmuş; kapalı ve sağlam yapılarıyla ticaretin güvenli bir ortamda yapılmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’u ziyaret edenlerin uğramadan dönmediği tarihî Kapalıçarşı, birçok ünlü Hollywood filminde de yer aldı. Tom Cruise’un başrolde oynadığı “Görevimiz Tehlike” serisinin son filminde bazı aksiyon dolu sahneler Kapalıçarşı’da çekildi. Çarşı, gişe hasılatları kıran “James Bond” serisinin 1963 yılında çekilen “Rusya’dan Sevgilerle” bölümünde ve 2012 yılında vizyona giren “Skyfall” filminde de boy göstermişti. Ayrıca ünlü Hollywood starı Ben Affleck’in yönetmenliği yaptığı 2012 yapımı “Argo” ve Çinli oyuncu Jackie Chan’in başrolünde yer aldığı 2000 yapımı “Altın Yumruk İstanbul’da”, Kapalıçarşı’da çekilen diğer dünyaca ünlü filmlerdir.

  • İSTANBUL’UN ÜNLÜ ANTİKA PAZARLARI

    Geçmişi, anıları, yaşanmışlıkları ve tarihin izlerini takip etmeyi seven antika tutkunları için vazgeçilmez duraklardan biri antika pazarlarıdır. Haftanın farklı günlerinde, çeşitli semtlerde kurulan antika pazarlarında eskiyi anımsatan pek çok eşyaya rastlamak mümkün. Mutfak gereçlerinden giyime, ev dekorasyonundan takılara kadar onlarca çeşidin olduğu İstanbul’un en ünlü antika pazarlarını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eminönü ve Balat arasında, Süleymaniye’nin hemen altında konumlanan Küçükpazar, Kemal Sunal’ın da doğduğu yer olarak bilinir. Topkapı pazarının devamı niteliğinde olan, cumartesi günleri kurulan Küçükpazar’da; kırık tabaklar, eski ayakkabılar, 80’li yıllardan kalma eşyalar, bozuk müzik aletleri, eskiyen ceketler, oyuncak bebekler ve daha pek çok ürün yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’daki en popüler antika pazarlarından biri olan Feriköy Antika Pazarı, Bomonti’de kurulur. Cuma günü gittiğinizde ikinci el eşyaları ya da giyim ürünlerini bulabilir, cumartesi günleri organik pazarda alışveriş yapabilir, pazar günü gittiğinizde ise birbirinden özel antika eşyalar arasında kendinizi kaybedebilirsiniz! Haftanın 3 günü farklı konseptlerde hizmet veren Feriköy Antika Pazarı, ulaşımı en kolay pazarlardan da biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dolapdere Antika Pazarı, her pazar erken saatlerde Dolapdere’deki Feylesof Sokak’ta kurulur, en önemli özelliği diğer pazarlara göre daha uygun fiyatlı olmasıdır. Pazarda geçmişin izlerini taşıyan kıyafet ve aksesuarların yanı sıra antika tablolar, ikinci el mutfak gereçleri ve elektronik eşyalar gibi ürünleri bulmak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Pazar geleneğinin devam ettiği İstanbul’un en popüler pazarlarından biri de Kadıköy Antika Pazarı’dır. Kadıköy’de Cuma günleri kurulan pazarda akla gelebilecek her ürünün satışı vardır, burada ikinci el ürünlerden, antika eşyalara kadar onlarca parçaya ulaşmak mümkündür. Pazarın bir diğer önemli özelliği takas imkânının olması; özellikle bazı eşyaları satmak veya takas etmek için pek çok kişinin tercih ettiği pazarlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Listemizdeki diğer pazarlardan farklı olarak Horhor Antikacılar Çarşısı adı üzerinde bir pazar değil, kocaman bir çarşı. Her gün ziyaret edebileceğiniz çarşıda 100’ün üzerinde dükkân ve tezgâh bulunur. Günümüzde yayınlanan dönem dizileri, filmler ve reklamlar için tedarik edilmesi gereken onlarca antika ürünü burada bulmak mümkün. Aynı zamanda, özellikle antika eşyalar, el yapımı mobilyalar ve ahşap aksesuarlar arayanlar için de birçok seçenek mevcut.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin pek çok yerinden ziyaretçisi olan Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı, nadide parça arayışında olanlar için harika seçenekler sunar. 1982 yılından beri hizmet veren çarşıda eskiye dair ne varsa bulmak mümkün; çok eski mutfak eşyaları, resimler, tablolar, gaz lambaları, radyolar, eski telefonlar, biblolar bunlardan yalnızca birkaçı. Tek olumsuz tarafı, antika pazarlarına göre biraz daha yüksek fiyatlı olmasıdır.