Etiket: cam sanatı

  • 10 Madde ile Türk Cam Sanatının Dönerek Burulan Çizgileri Çeşm-i Bülbül

    10 Madde ile Türk Cam Sanatının Dönerek Burulan Çizgileri Çeşm-i Bülbül

    Ülkemizde cam sanatı denildi mi akla çeşm-i bülbül gelir. Etkileyici bir biçimde dönen renkli cam çizgiler ahenk içinde birleşir ve yüzyıllardır tüm dünyayı kendine hayran bırakan vazoları, kâseleri, sürahileri meydana getirir. Çeşm-i bülbülün tarih içindeki yolcuğuna eşlik etmek, bu ince ve emek isteyen sanatın ilginç detaylarını öğrenmek için buyurun 10 maddelik çeşm-i bülbül listemize…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Türk camcılığının en eski ve en özgün örneklerinden biri olan çeşm-i bülbül, Farsça bir kelimedir ve bülbül gözü anlamına gelir. Bu nadide cam sanatına bülbül gözü isminin uygun görülmesinin sebebi, bir çeşm-i bülbülü döndürerek ona baktığınızda üzerinde bülbülün gözünü andıran hârelerin oluşmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    18. yüzyılın sonunda III.Selim, Mevlevi dervişi Mehmet Dede’yi Venedik’in ünlü Murano Adası’na gönderir. Burası Avrupa’nın dekoratif cam işçiliği merkezidir. Murano’da yapılan camlar tüm Avrupa aristokrasisinin evlerini süsler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Mehmet Dede, Murano’nun cam ustalarını gözlemleyerek opal cam tekniğini öğrenir, İstanbul’a döndüğünde Beykoz’da bir cam atölyesi açarak öğrendiklerini kendi bilgileriyle birleştirir ve meşhur çeşm-i bülbül sanatının ilk örneklerini vermeye başlar. Tophane müşiri Fethi Ahmet Paşa, bu sanatın uygulanacağı imalathanelerin kurulmasına yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Çeşm-i bülbülün yapımı hüner isteyen zahmetli bir süreçtir. Birçok aşaması bulunan bu sürecin işinin ehli ustalar tarafından dikkatle gerçekleştirilmesi gerekir. Çeşm-i bülbülün yapım sürecini izlemek de ayrı bir zevktir. Cam sanatına gönül verenler, cam ocaklarında bir çeşm-i bülbülün üretimine şahit olmak için sıraya girerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Eritilmiş sıcak cam; özel bir çubuk yardımıyla, elma ya da ayva ağacından yapılmış bir kürenin içinde döndürülerek sıcak bir cam balonu haline getirilir. Bu sırada arzu edilen renklerde hazırlanan cam çubuklar bir kalıbın içine alınır ve üzerine sıcak cam balonu yerleştirilir. Kalıp döndürüldükçe cam çubuklar ile sıcak cam balonu bir bütün haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Daha sonra dönmeye devam eden camın üzerine bir cam katmanı daha eklenir ve böylece renkli cam çubuklar iki katman arasında kalmış olur ve sıra çeşm-i bülbül üretiminin en zorlu aşamasına gelir. Sıcak camın üzerinde eriyen cam çubuklar uçlarından özel maşalar yardımıyla çekilir ve şekil vermek amacıyla dikkatlice döndürülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Bu itina gerektiren süreç, çeşm-i bülbülün özel kalıplar içinde soğumaya bırakılmasıyla son bulur. Çeşm-i bülbül yapımının en zor yanı büyük bir ustalık istemesi ve hiçbir şekilde hataya izin vermemesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Çeşm-i bülbülün alametifarikası olan cam çubuklar hangi renkte hazırlanırsa çeşm-i bülbül de bu renklerde olur. En çok mavi renkte çeşm-i bülbüller üretilse de rengârenk, altın rengi, kırmızı ve yeşil çeşitler de bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Çeşm-i bülbül en çok laledan yani vazo, gülabdan yani gül suyu şişesi, bardak, sürahi, şekerlik gibi süs eşyaları yaparken tercih edilir. Bu sanatın en güzel örneklerini Topkapı Sarayı Müzesi’nde görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    1935’te Beykoz’da kurulan Paşabahçe, modern çeşm-i bülbül üretim ve satışının adresi olmuştur. Bu dönemin ünlü cam ustası Yusuf Görmüş’ün de Türk çeşm-i bülbül sanatının gelişiminde önemli bir yeri bulunur. 1970’li yıllardan itibaren Denizli’deki Şirinköy’de de üretilmeye başlayan çeşm-i bülbül modelleri yerli ve yabancı cam sanatı meraklılarının yoğun ilgisini çeker.

  • KUMDAN SANATA CAMIN HİKÂYESİ

    Cam, doğada bulunan temel malzemelerden üretilen, saydam, sert ve kırılgan yapısıyla hayatımızın pek çok alanında kullanılan önemli bir maddedir. En dikkat çekici özelliği ise saydamlığıdır. Işığı geçirme özelliği sayesinde, pencerelerden gözlüklere, aynalardan dekoratif eşyalara kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Ayrıca geri dönüştürülebilir yapısıyla çevre dostu bir malzeme olarak da öne çıkar. Tarih boyunca hem işlevsel hem de sanatsal amaçlarla kullanılan cam; günümüzde inşaat, teknoloji, tıp ve sanat gibi birçok alandaki yeniliklerin temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Ustalıkla şekillendirilen camın serüveni; mimariden sanata, bilimden sanayiye kadar pek çok alanda etkisini sürdürmektedir. Antik çağlardan günümüze uzanan bu değerli malzemenin yolculuğunu yazımızda sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cam, aslında insan eli değmeden doğada oluşabilen bir malzemedir. Volkanik patlamalar sırasında lavların ani soğumasıyla obsidiyen adı verilen doğal cam oluşur. Bunun yanı sıra, yıldırımlar kumlu yüzeylere düştüğünde, yüksek ısının etkisiyle fulgurit olarak bilinen cam benzeri yapılar meydana gelir. Bu doğal cam türleri, tarih öncesi dönemlerde kesici aletler ve süs eşyaları yapımında kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğal yolla oluşan camın aksine, insan eliyle üretilmiş en eski cam kalıntılarına yaklaşık MÖ. 3500 yılında Mezopotamya ve Antik Mısır’da rastlanmaktadır. Camın icadıyla ilgili ilk üretim merkezinin Mezopotamya mı yoksa Mısır mı olduğu hâlâ tartışmalı olsa da birçok arkeolog Mezopotamya’nın ilk cam üretim merkezlerinden biri olduğunu kabul etmektedir. Öte yandan, Mısır’da cam sanatının daha hızlı geliştiği ve yaygınlaştığı bilinmektedir. Mısırlılar, camı çeşitli renklerde üretebilmek için metal oksitlerden yararlanmış; özellikle firuze ve kobalt mavisi gibi göz alıcı renkler elde etmişlerdir. İlk cam nesneler genellikle küçük boncuklar ve silindir mühürler şeklinde üretilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Doğal malzemelerden üretilen camın yapım süreci hem bilimsel hem de sanatsal bir ustalık gerektirir. Kum, sodyum karbonat ve kalsiyum karbonat (kireç taşı) ile üretilen cama; renk ya da farklı özellikler kazandırmak için metal oksitler gibi katkı maddeleri eklenir. Bu karışım, dev ocaklarda yaklaşık 1700°C sıcaklıkta eritilir. Bu aşamada malzemeler sıvı hâle gelir ve birbirine tamamen karışır. Eriyen cam, istenilen ürün türüne göre farklı yöntemlerle şekillendirilir. Daha sonra çatlamaması için kontrollü bir şekilde yavaşça soğutulur. MÖ. 1500’lü yıllarda Mısırlılar camı, boncuk ve küçük objelerin yanı sıra, kaplar ve şişeler üretmek için de kullanmışlardır. Bu dönemde yaygın olarak kullanılan yöntem, çekirdek biçimlendirme tekniğidir. Bu teknikte, kilden veya kumdan bir çekirdek yapılır ve eritilmiş cam bu çekirdeğin üzerine dökülerek kaplanır. Cam soğuduktan sonra çekirdek çıkarılır ve içi boş bir kap elde edilir. Bu yöntemle genellikle parfüm şişeleri, küçük kâseler ve içecek kapları üretilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Üretim süreci zahmetli olduğundan, cam bu dönemde lüks bir malzeme olarak kabul edilmiş, yalnızca zenginlerin ve kraliyet mensuplarının, yani belirli bir sınıfın erişebildiği değerli bir ürün olmuştur. Cam eserler genellikle firavunlara, krallara ve aristokratlara sunulan kıymetli objeler arasında yer almıştır. Öyle ki MÖ. 1336 – MÖ. 1327 yılları arasında hüküm süren antik Mısır’ın ünlü firavunlarından Tutankamon’un mezarında bulunan cam eşyalar, camın antik dünyadaki yüksek değerini açıkça ortaya koymaktadır. Antik Mezopotamya ve Mısır’da başlayan cam üretimi, zamanla Fenikeliler, Yunanlar ve Romalılar tarafından geliştirilerek tüm Akdeniz dünyasına yayılmış ve bugünkü modern cam üretiminin temelini oluşturmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    MÖ. 1. yüzyılda Fenikeli cam ustaları tarafından geliştirilen cam üfleme tekniği, cam üretiminde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Öncesinde cam genellikle kalıplara dökülerek üretilirken, bu yenilik sayesinde içi boş, hafif ve ince cam ürünler yapmak mümkün hâle gelmiştir. Roma İmparatorluğu’nun cam ticaretini yaygınlaştırmasıyla birlikte, cam Akdeniz çevresindeki birçok medeniyet için vazgeçilmez bir malzeme olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Orta Çağ’da cam yapımı sanat seviyesine ulaşmıştır. Özellikle 13. yüzyıldan itibaren Venedik, Avrupa’nın cam üretim merkezi hâline gelmiştir. Venedikli cam ustaları, cam yapım tekniklerini korumak amacıyla Murano Adası’na yerleştirilmiş ve bu teknikler uzun süre sır gibi saklanmıştır. Murano cam ustaları; kristal berraklığında cam, renkli cam ve altın işlemeli cam üretiminde geliştirdikleri tekniklerle ünlerini tüm dünyaya yaymışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    16. yüzyılda camın kullanım alanları genişlemiş ve bilimsel gelişmelerin önünü açmıştır. Hollandalı gözlük üreticisi Zacharias Janssen, cam lensleri kullanarak ilk mikroskobu icat etmiştir. Aynı dönemde İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi Galileo Galilei, teleskopunu geliştirerek gökyüzünü incelemeye başlamıştır. Cam lensler, bilimin ilerlemesine doğrudan katkı sağlamış; mikrobiyolojiden astronomiye kadar birçok alanda çığır açıcı gelişmelere zemin hazırlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sanayi Devrimi ile birlikte cam üretimi hız kazanmış ve daha ekonomik bir hâle gelmiştir. 19. yüzyılda Fransa’da dökme cam, İngiltere’de ise preslenmiş cam teknolojileri geliştirilmiştir. 20. yüzyılın başlarında, Amerikalı iş insanı ve girişimci Michael Joseph Owens, ilk başarılı otomatik cam şişe üretim makinesini kurmuş ve bu makineler sayesinde cam şişe üretimi tamamen otomatik hâle gelmiştir. Bu yenilik, cam şişe üretiminin hızını artırarak maliyetleri ciddi şekilde düşürmüştür. Böylece cam, artık sadece lüks bir malzeme değil, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Günümüzde cam, akıllı teknolojilerle geliştirilerek elektrikle şeffaflığı değiştirebilen, güneş kontrol camları ile sıcaklığı düzenleyip enerji tasarrufu sağlayabilen bir malzemeye dönüşmüştür. Ayrıca esnek ve ultra ince camlar, katlanabilir telefonlardan uzay araştırmalarına kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Camın serüveni, bilim ve teknolojiyle birlikte şekillenmeye ve gelişmeye devam etmektedir.