Etiket: bursa

  • DÜNYANIN EN ESKİ ÇARŞILI KÖPRÜLERİNDEN BURSA IRGANDI KÖPRÜSÜ

    Bursa’da, Gökdere Suyu üzerine inşa edilen Irgandı Köprüsü, 583 yıldır şehrin tarihine tanıklık ediyor. Dünya üzerinde benzeri bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan Irgandı Köprüsü hem mimari yapısıyla hem de üstünde yer alan çarşısıyla dikkat çekiyor. Osmanlı’dan günümüze uzanan bu eşsiz yapı, tarih boyunca ticaretin ve zanaatkârlığın kalbinin attığı yerlerden biri olmuştur. Bugün hâlâ sanatkârların ve el emeği ürünlerin buluştuğu özel bir nokta olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    15. yüzyılda Osmanlı’nın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Bursa’da, dönemin tüccarları ticaret yollarını güçlendirmek amacıyla hanlar, çarşılar ve köprüler yaptırmıştır. Irgandı Köprüsü de bu amaçla, yoğun ticaret hayatına sahip Bursa’da inşa edilen yapılardan biridir. 1442 yılında, Sultan II. Murad Dönemi’nde; Irgandılı Pir Ali oğlu tüccar Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılmış, mimarının ise Abdullah oğlu Timurtaş olduğu rivayet edilmektedir. Bu köprüyü eşsiz kılan en önemli özelliklerden biri üzerinde bir çarşısının bulunmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köprü, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen çarşılı köprülerin nadir örneklerinden biridir. Sadece şehri birbirine bağlamakla kalmamış, aynı zamanda ticari bir merkez işlevi de görmüştür. İlk yapıldığı dönemde kâgir (taş veya tuğladan yapılan yapı) bir yapı olduğu, her iki tarafta 16 bölüm olmak üzere, toplam 31 dükkân ve 1 mescit bulunduğu; ayaklarında ise depo ve ahır bölümlerinin yer aldığı bilinmektedir. Ancak köprü, zaman içinde büyük yıkımlara uğramış ve çeşitli restorasyonlardan geçtiği için orijinal hâline dair kesin bilgiler sınırlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1855 yılındaki büyük depremde ağır hasar gören Irgandı Köprüsü, onarıldıktan sonra üstü açık ve ahşap dükkânların yan yana dizildiği bir çarşı hâline getirilmiştir. 1922 yılında, işgal kuvvetleri Bursa’yı terk ederken köprüyü bombalayarak yıkmıştır. Ardından, 1949 yılında köprü çarşısız ve betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. 2004 yılında ise köprünün rekonstrüksiyonu gerçekleştirilmiş ve çarşı kısmı aslına uygun şekilde yeniden yapılmıştır. Günümüzde Irgandı Köprüsü, özgün mimari yapısına oldukça yakın bir görünümle hizmet vermeye devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bursa’nın kültürel ve turistik merkezlerinden biri olarak işlev gören bu köprü üzerinde, geleneksel el sanatlarıyla uğraşan zanaatkârların dükkânları yer almakta; ebru, hat, çini, seramik ve ahşap oyma gibi sanat dallarına ait el yapımı eserler burada satışa sunulmaktadır. Ayrıca, köprünün tarihî atmosferini yansıtan küçük kafeler ve sanat atölyeleri de ziyaretçilere açıktır. Bu yönüyle Irgandı Köprüsü hem tarihî bir yapı hem de sanat ve zanaat kültürünü yaşatan bir merkez olarak Bursa’nın önemli simgelerinden biri hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1345 yılında inşa edilen ve Floransa’nın simgelerinden biri hâline gelen Ponte Vecchio, üzerinde kuyumcu dükkânlarının yer aldığı ünlü bir köprüdür. Orta Çağ’dan günümüze ulaşan çarşılı köprüler arasında en bilinen örneklerden biridir. Bulgaristan’da bulunan Osma Köprüsü, Osmanlı Dönemi’ne ait olup, üzerinde dükkânların bulunduğu ender çarşılı köprülerdendir. 1588 yılında tamamlanan Rialto Köprüsü ise Venedik’in en ünlü yapılarından biri olarak, tarihî dükkânlarıyla öne çıkar. Irgandı Köprüsü de benzer mimari özellikler taşıyan, dünya üzerindeki sayılı çarşılı köprülerden biridir. Sadece bir ulaşım güzergâhı değil, aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşıyan değerli bir kültürel miras olarak da büyük önem taşımaktadır.

  • Yeşilin Mavinin Beyazın Şehri Bursa

    Yeşilin Mavinin Beyazın Şehri Bursa

    Her şeyden önce Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olması sebebiyle önemli bir tarih taşıyıcısıdır. Bununla birlikte büyük bir sanayi kenti ve aynı oranda turizm şehridir. Yeşili de boldur mavisi de… Kültür ve Yaşam’ın Bursa sayfasına hoş geldiniz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    17 ilçeye sahip Bursa’nın denize kıyı ilçeleri Gemlik, Nilüfer, Mudanya ve Karacabey’dir. Deniz taşımacılığı, tarım, zeytincilik, at yetiştiriciliği gibi konularda ülke ekonomisine büyük katkıları olan bu ilçeler yüzyıllara uzanan tarihsel kimlikleri, mis kokulu ormanları, pırıl pırıl denizleri ve sahilleriyle de ziyaretçileri kendilerine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun ticaret yolları üzerinde bulunan Bursa’da Osmanlı döneminde yapılan hanlar ve çarşılar bugün de ilgi odağı olan alışveriş mekânlarıdır. Şahane ipek ürünlere ve aksesuarlara ulaşmak isterseniz Hanlar bölgesine, özellikle 15’inci yüzyıl sonlarında II. Beyazıt tarafından yaptırılan Koza Han’a uğramayı ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Külliyeler, türbeler ve camiler Bursa’yı diğer şehirlerden farklı kılan önemli değerlerdir. Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan ve çok kubbeli Osmanlı camilerinin ilki olan Ulu Camii, Türkiye’nin büyük ilgi gören anıtsal yapılarından biridir. Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri, Muradiye Külliyesi, Yeşil Camii ve Yeşil Türbe de şehrin diğer önemli tarihsel ve kültürel yapılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Osmanlıların ilk yerleştikleri bölgelerden biri olan ve tarihi dokusunu günümüze kadar koruyan Cumalıkızık sizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkaracak. Sarı, beyaz, mor ve mavinin tonlarıyla badana edilen tarihi evleri -ki evlerin bir kısmı yöresel lezzetlerle karnınızı doyurabileceğiniz restoranlara dönüştürülmüş durumda, suyollarının süslediği daracık sokaklarıyla Cumalıkızık tam bir görsel şölen.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İznik denince akla, tarihi Karahanlılara kadar uzanan sanatımız çini gelir. Cami, medrese, türbe, saray gibi yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılan çiniler, motifleri, desenleri ve çarpıcı renkleriyle bütün dünyada ün yapmıştır. Çini sanatı konusunda bir marka olan İznik, aynı zamanda tarihi alanlarıyla doğal bir açık hava müzesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bursa, doğa harikalarıyla da dikkat çeken bir ilimizdir. Özellikle de şelaleler ve çevrelerindeki mesire alanları ziyaretçilerin ve doğa sporu tutkunlarının çok rağbet ettiği yerlerdir. Uludağ’ın eteklerinde Kestel ilçesinde yer alan, kar ve kaynak sularının oluşturduğu kanyondan dökülen Saitabat Şelalesi’ni ve Mustafakemalpaşa ilçesinin su ihtiyacını karşılayan Suuçtu Şelalesi’ni rotanıza kesinlikle eklemenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yeşili en yeşil, mavisi en mavi olan Bursa, 2500 metre yükseklikten bembeyaz bir gülümsemeyle bakar. Bursa’nın beyazı Uludağ’dır ve bu bölgenin kış kayak sporları için bir merkez haline gelmesi 1930’lara uzanır. İklimi, bitki örtüsü, gölleri, faunası ile Uludağ sadece Bursa’nın değil tüm ülkenin çekim merkezlerinden biridir. Marmara Bölgesi’nin bu en yüksek dağını yaz aylarında ise kamp alanlarında konaklamak ve yaylalarında oksijen depolamak için gezi listenize ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Şüphesiz Bursa’ya özgü lezzetlerden en meşhuru dünyaya bile nam salan İskender kebaptır. Sosuyla, sunumuyla öne çıkan İskender’i cantık, İnegöl köfte, ciğer kebabı, Kemalpaşa tatlısı takip eder. Seyahatinizden döndüğünüzde sevdiklerinize ikram edebileceğiniz Gemlik zeytini ve kestane şekerini eklemeyi biz de unutmayalım siz de.

  • 8 Madde İle Osmanlı’nın Doğduğu Yer: Cumalıkızık

    8 Madde İle Osmanlı’nın Doğduğu Yer: Cumalıkızık

    Erken Osmanlı dönemi sivil mimarisini yakından tanımak isteyenlerin adresi Bursa’nın Cumalıkızık Köyü ziyaretçilerini zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 1300’lü yıllarda kurulan köy Osmanlı Beyliği’nin ilk zamanlarını yansıtan tarihi dokuyu ve dönemin mimari özelliklerini bozulmadan muhafaza etmesiyle öne çıkan anıt köyü 8 maddede tanımak için listemize buyurun…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği, 1326 yılında Bursa’yı, 1331 yılında ise İznik’i fethetmiştir, böylece bölge Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Osmanlı köy ve kasabaları kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin, yıkılışına dek elinde tuttuğu Bursa yöresindeki doku, bölgede başka devletlerin etkisi olmadığı için bozulmadan muhafaza edilebilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Uludağ’ın eteklerinde yer alan, coğrafi şekiller yüzünden Uludağ’ın dik etekleri ile vadiler arasına sıkışan köylere “Kızık Köyleri” ismi verilmiştir. Kızık köyleri, özelliklerine göre Derekızık, Fidyekızık, Değirmenlikızık gibi isimler almıştır. Cumalıkızık köyünün ismi ise diğer köylerden buraya Cuma namazına gelindiği için Cumalıkızık şeklinde kalmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kızık köylerinden beş tanesi günümüze dek gelmiş olsa da erken dönem Osmanlı sivil mimarisini orijinal haline en yakın şekilde gözlemleyebileceğiniz anıt köy Cumalıkızık’tır. Bursa şehir merkezinden 20 dakika gibi kısa bir sürede ulaşabileceğiniz köyde sadece mimari değil yaşam alışkanlıkları bakımından da Osmanlı atmosferinin korunmuş olduğunu görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Cumalıkızık Köyü’nde yaklaşık olarak 300 kadar ev bulunuyor. Osmanlı dönemi mimarisinin mükemmel örneği olan bu evlerin ancak yarısı kullanılır durumda, diğer yarısında ise kültürel mirasımızın en iyi şekilde korunması amacıyla başlatılan restorasyon süreci devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Köy evleri genelde kerpiç ve ahşap kullanarak yapılmış. Bu evlerin yapımında kullanılan malzeme ve teknikler kadar, Osmanlı sivil mimari geleneğini yansıtan kapı tokmakları da ilgi çekiyor. İlginç şekilde 2000’li yıllara dek günümüzdeki kadar bilinmeyen Cumalıkızık Köyü bir televizyon dizisi sayesinde ünlü olmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Uludağ’ın eteklerinde yer alan köy, konumu sayesinde birçok doğal güzellik de barındırıyor. Köyün ortasından, dağın zirvesinden gelen tertemiz su akıyor. Ayrıca Osmanlı geleneğine uygun şekilde, köyün içinde birçok çeşme de bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir söylentiye göre dünyanın en dar sokağı olan Cin Aralığı da Cumalıkızık Köyü’nde bulunmaktadır. Efsane, Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci güçlerden kaçan Türklerin bir insanın geçemeyeceği kadar darmış gibi görünen bu sokak sayesinde hayatlarını kurtardığını söyler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’nın ilk yıllarının atmosferine tanıklık edebileceğiniz Cumalıkızık’ta, köylülerin geleneksel usullere göre hazırladığı turşu, reçel, tarhana gibi yerel ürünleri satın alabilir, lezzetli gözleme ve kahvaltı çeşitlerinin tadına bakabilirsiniz. Uludağ eteklerinde doğa yürüyüşü yapmak ve köyün içindeki müzeyi ziyaret etmek de en çok tercih edilen Cumalıkızık etkinlikleri arasında yer alıyor.