Etiket: Bitlis

  • VOLKANİK PATLAMALARLA OLUŞAN NEMRUT KRATER GÖLÜ

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Bitlis’in Tatvan ilçesinde yer alan Nemrut Krater Gölü, sönmüş bir yanardağ olan Nemrut Dağı’nın tepesindeki kaldera içerisinde bulunur. Ülkemizin en özgün volkanik yapılarından biri olan bu dağ, gölleri ve büyüleyici manzarasıyla doğaseverleri kendine hayran bırakır. Bu benzersiz oluşumun kalbinde yer alan Nemrut Krater Gölü ile ilgili ilginç bilgilere yazımızdan ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Krater Gölü’nün büyüklüğünü ve önemini kavrayabilmek için öncelikle bu tür coğrafi yapıların ne anlama geldiğini ve nasıl oluştuğunu bilmek gerekir. Bir yanardağın büyük bir püskürme yaşamasıyla magma odası boşalır ve üzerindeki kara tabakası çöker. Bu çökme sonucunda, volkanın tepe kısmında geniş bir çukur oluşur. İşte bu büyük çöküntü alanına kaldera denir. Zamanla yağmur suları, yer altı kaynakları veya eriyen buzul suları bu çukuru doldurarak göl hâline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Krater Gölü, volkanik bir dağ olan Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan kalderanın bir parçasıdır. Her ne kadar son hareketliliğin üzerinden neredeyse 600 yıl geçmiş olsa da kaldera görünümünü yaklaşık 100.000 yıl önce gerçekleşen büyük patlama sonucu aldığı düşünülmektedir. Bu patlama sırasında, dağın en yüksek noktası olan Sivritepe’nin yaklaşık 4.000 metre olan yüksekliğinin 3.000 metre seviyelerine düştüğü, yapılan topoğrafik analizlerle ortaya konmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Doğu Anadolu’da yer alan ve ülkemizin en yüksek dağlarından biri olan Nemrut Dağı’ndaki kaldera, büyüklük bakımından Türkiye’de birinci, Avrupa’da dördüncü ve dünyada on altıncı sırada yer almaktadır. Ayrıca, içinde göl bulunan kalderalar arasında, dünyanın ikinci en büyük kalderası olma ünvanına da sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Krater Gölü, Nemrut Dağı’nın kaldera yapısı içerisinde yer alan ve doğal güzelliğiyle büyüleyen en büyük gölüdür. Bu eşsiz doğa harikası, Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Projesi (EDEN) kapsamında “Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görülmüştür. Yaklaşık 15 kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip hilal şeklindeki bu gölün en derin noktası 155 metreye kadar ulaşır. Nemrut Kalderası’nda sıcaklık değerleri, en düşük ocak ayında -5,9 °C, en yüksek ise temmuz ayında 18,5 °C olarak ölçülmüştür. Göl, sıcak su kaynaklarıyla beslendiği için alt katmanları yüzeye göre daha sıcaktır; bu da kış aylarında gölün donmasını engeller.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çarpıcı renklerin gözlemlendiği ve ışık oyunlarının büyüleyici manzaralar oluşturduğu gölün suları, yağmur ve sıcak su kaynaklarıyla beslendiği için tatlı su özelliği taşır. Gölün taban yapısı kil, silt ve kum karışımından oluşmaktadır. Gölde yapılan analizlerde; okyanus, deniz ile tatlı su ekosistemlerinin yaşam kaynaklarından olan fitoplanktonların (denizlerde ve iç sularda asılı hâlde yaşayan, çoğu mikroskobik, tek hücreli bitkisel organizmalar) varlığı tespit edilmiştir. Dünyadaki oksijenin büyük bir kısmı, bu canlılar tarafından üretilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Serin ve nemli bir iklime sahip olan bölgede kekik, mavi koyun yumağı, şalba (çalba), Tire lalesi ve tarla üçgülü gibi bitkiler yetişmektedir; her ne kadar Nemrut Krater Gölü, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alsa da buradaki bitki örtüsünün %4,6’sını Akdeniz Bölgesi’ne özgü türler oluşturmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bitki çeşitliliği bakımından oldukça zengin olan göl, aynı zamanda çeşitli hayvan türlerine de yaşam alanı sunmaktadır; kızıl akbaba, kadife ördek, kaya kartalı, arı kuşu, doğu martısı, küçük alamecek, yabani tavşan, tilki ve bozayı burada yaşayan başlıca canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Krater Gölü ve çevresi, volkanik aktiviteler ve kaldera oluşumu açısından önemli bir araştırma alanı niteliğindedir; kalderanın içerisinde göller, çok sayıda lav çıkış merkezi, lav hunisi, sıçratma konisi, sıcak su kaynakları ve altı adet mağara bulunmaktadır. Bu nedenle volkan bilimciler ve jeologlar bölgeyi düzenli olarak incelemekte ve bilimsel araştırmalarını sürdürmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Krater Gölü, çevresi yüksek dağlar ve sarp kayalarla çevrili olduğu için doğaseverler ve maceraperestler için gözde bir kamp alanıdır. Yaz ve sonbahar aylarında göl kenarında çadır kuran ziyaretçiler olduğu gibi, tepelerin ve göl çevresinin karla kaplandığı kış aylarında da bu manzarayı deneyimleyenlere rastlamak mümkündür. Yılın her mevsiminde farklı bir yüzünü gösteren Nemrut’un sunduğu manzaralar, göl çevresinde ve yürüyüş parkurlarında seyredilebilmektedir.

  • BİTLİS: PADİŞAHLARIN ATA ŞEHRİ DİYEREK ZİYARET ETTİĞİ KADİM KENT

    Rivayet o ki Rus işgali sırasında şehirden uzaklaşan ve savaş sonrası şehre dönmek üzere yola çıkan baba, ortalığı kolaçan etmesi için oğlunu şehre gönderir. Şehrin harabeye döndüğünü gören oğul babasına uzaktan seslenerek durumu anlatır ve ekler: “Sadece beş tane minare ayakta kalmış.” Üzüntüsünden yere çöken baba oracıkta bir ağıt yakıverir: “Bitlis’te beş minare, beri gel oğlan beri gel/ Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel.” Çoğumuzun aşina olduğu türkünün hikâyesi işte böyle.  Ama gelin biz tarihi ve kültürel değerleriyle dimdik ayakta duran Bitlis’e gidelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bitlis’in ilçeleri şöyledir: “Kubbet-ül İslam” yani İslam’ın Kubbesi şeklinde tanımlanan Ahlat, Van Gölü kıyısında konumlanan Tatvan ve Adilcevaz, yüzde 40’ı ormanlarla kaplı Mutki, tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan Güroymak, dağların arasına gizlenmiş Hizan ve Merkez. Bitlis, büyük bölümü dağlar ve platolarla kaplı olduğu için tarıma oranla hayvancılığın daha fazla yapıldığı bir şehirdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sarp kayalıklar üstüne inşa edilmiş Merkez ilçesindeki Bitlis Kalesi 2800 metreyi bulan uzunluğu ile dikkat çeker. MÖ 312 ile tarihlenen Bitlis Kalesi’ni yaptıran kişinin Büyük İskender’in komutanlarından Leys Bedlis olduğu ve şehrin adının da kendisinden geldiği düşünülmektedir. Eskiden kale surlarının han sarayı, evler, cami, çarşı gibi geniş bir yaşam alanını çevrelediği biliniyor, günümüzde içi toprakla dolu olduğu için ziyaret edilememekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Selçukluların İslam’ın kubbesi dediği Ahlat, tarihte, “Oğuz taifesi şehri” veya “Ata şehri” olarak da anılmış. Türklerin Anadolu’ya giriş kapılarından olan bu eski yerleşimde şimdi birbirinden değerli kalıntılar konuşuyor, bilhassa Selçuklu kalıntıları… Bunların başında da kümbetler gelmekte. Ne var ki 100’den fazla kümbetten yaklaşık 15’i günümüze ulaşabilmiş ki bu da hatırı sayılır bir rakam. Erzen Hatun Kümbeti, Usta Şagirt Kümbeti, Emir Bayındır Kümbeti ise onlardan birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ahlat’ın Osmanlı padişahları tarafından “ata şehri” denilerek ziyaret edilmesinin en önemli nedenlerinden biri Türk büyüklerinin mezarlarının da burada yer almasıydı. Ahlat Selçuklu Mezarlığı günümüzde de açık hava müzesi niteliğinde en görkemli Türk-İslam mezarlığıdır. İlçede binlerce mezar bulunmakla birlikte, 3.5 metreye ulaşan mezar taşlarıyla 118 tanesi anıt niteliğindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Nemrut Dağı’nın patlamaları sonucu oluşan doğa harikası Nemrut Krater Gölü de Bitlis’te, Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçelerinin kesişim noktasındadır. Ağız genişliği 48 km2 olan göl Türkiye’nin en büyük krater gölüdür. Yurt içi ve yurt dışından doğa meraklılarının akın ettiği gölün UNESCO Küresel Jeopark Ağı’na dâhil edilmesi için çalışmalar sürüyor. Bu arada önemli bir not geçelim, sözünü ettiğimiz Nemrut Dağı ve Krater Gölü muhteşem heykelleriyle ünlü Adıyaman’daki Nemrut Dağı ile karıştırılmamalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tarihi ve kültürel açıdan zengin bir şehir olan Bitlis’in mutfağı da bir o kadar bereketlidir. Tandırda pişen et yemeklerinin, kemikli etle lezzetlendirilmiş baklagillerin, buğdayın, bulgurun baş tacı edildiği bir mutfağa sahiptir. Diğer taraftan hem Bitlis’te tadılabilecek hem de ülkenin diğer ucunda olsanız da sipariş verdiğinizde evinize kadar gönderilecek lezzetleri var bu şehrin. Karadeniz’den sonra en çok fındık üretilen yer Hizan’da fındık, fıstık ve en organik haliyle kara kovan balı, 30 binden fazla uluslararası kalitede ceviz ağacı barındıran Adilcevaz’da ceviz, ceviz reçeli bu hususta önde gelenler.