Etiket: beste

  • ÇOK BİLİNEN ŞARKILARIN ARDINDA SAKLI HİKÂYELER

    Pek çok şarkıyı, sözü ya da müziği ile sevmemiz sadece eğlendiriyor olmasından değil, hayatımızdan bir parça bulmaktan, kendi yaşadıklarımızla özdeşleştirmekten ileri gelir. O şarkıların gerçekte kime yazıldığını bilmek ise ilginç bir popüler kültür konusudur. İşin biraz da o tarafına bakalım dedik ve bugüne kadar severek dinlediğimiz, hatta bazı zamanlar duygudan duyguya sürüklendiğimiz o şarkıların kimler için yazıldığını derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Bir bahar akşamı rastladım size/ Sevinçli bir telaş içindeydiniz/ Derinden bakınca gözlerinize/ Neden başınızı öne eğdiniz?”

    Bestesi fotoğrafta gördüğünüz Selahattin Pınar’a ait olan “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” şarkısını en çok Zeki Müren’den dinlemiş, sevmişizdir. Bu romantik şarkının güftesi ise şair ve söz yazarı Fuat Edip Baksı’ya aittir. Hatta şarkının ilham kaynağı da güftekârın ta kendisidir. Fuat Edip, gençlik yıllarında rüyasında gördüğü bir kıza âşık olmuş, uzun yıllar rüyasındaki sevdiceğini aramış ama yaşı ilerlemeye başlayınca ailesinin ısrarı üzerine bu hayalden vazgeçip, evlenip yuva kurmuştur. Bir gün Acıbadem’deki Çamlıca Kız Lisesinin önünden geçerken, yıllar önce rüyasında gördüğü o kızla karşı karşıya gelmiş, bu karşılaşmanın etkisiyle de şarkıyı kaleme almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Sen gelince bahar gelir, Gülpembe/ Dereler seni çağlar, sevinirdik, Gülpembe/ Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin, inanamadık Gülpembe/Bizim iller sessiz, bizim iller sensiz olamadı, Gülpembe.”

    Büyük sanatçı Barış Manço’nun sesiyle bütünleşen bu şarkının neden yazıldığı konusunda farklı teoriler bulunsa da en çok kabul göreni şöyle: Bir röportaj sırasında sanatçıya “Gülpembe”nin kime yazıldığı soruluyor. Sanatçı, soruyu: “Gülpembe benim babaannemdir.” şeklinde yanıtlıyor. Sanatçının 1991 yılında çıkardığı “Sözüm Meclisten İçeri” isimli albümünde yer alan şarkıyı, babaannesi Nimet Manço için yazdığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Zahide kurbanım n’olacak halim/ Gene bir laf duydum kırıldı belim/ Gelenden gidenden haber sorarım/ Zahidem bu hafta oluyor gelin.”

    Usta sanatçı Neşet Ertaş’ın yanık sesiyle dillendirdiği “Zahidem” türküsü imkânsız bir aşk hikâyesine dayanıyor. 1901 Kırşehir doğumlu olan ve yöredeki bir tiyatro oyununda Arap rolünde oynadığı için Arap Mustafa olarak anılan genç, kapısında hizmetçi olarak beklediği Hacı Bürozade Mehmet’in kızına âşık olmuş, sevdasını uzun süre içinde saklamış fakat sonra dayanamayıp çevresindekilerle paylaşmıştır. Aşkı için yazdığı türkü kulaktan kulağa dilden dile ulaşmış, Abdallar tarafından seslendirilmiş ama Zahide ve Arap Mustafa 1960’ların ortasında hayata veda edene dek açığa vurulmamıştır. Sonunda Neşet Ertaş tarafından plak yapılarak türkü ve hikâyesi milyonlara ulaştırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Ada sahillerinde bekliyorum/ Her zaman yollarını gözlüyorum/ Seni senden güzelim istiyorum/ Beni şad et Şadiye başın için.”

    Hamiyet Yüceses’ten Müzeyyen Senar’a kadar birçok değerli sanatçının sesinden dinlediğimiz “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısı da bir aşk hikâyesinin ürünüdür. Bu şarkıda zengin konak kızı Şadiye Hanım ile fakir genç Suat Bey’in aşkı anlatılır. Kızın ailesi fakir genci istememektedir, dertli genç fırtınalı bir gecede yürüyüş yaparken denize doğru yürür ve dalgalar arasında kaybolur. Şadiye Hanım’ın ailesinden izin aldığını söylediği mektubu ise gencin evine ertesi gün ulaşacaktır. Bu hikâye üzerine inşa edilen şarkının söz ve bestesi anonimdir. Bu arada Şadiye Hanım’ın hayatının geri kalanını Amerika’da geçirdiğini ve yaz aylarında İstanbul’a gelmiş olduğu bilgisini de ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Bir gün dönüp bakınca düşler/ İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını/ Ağla, ağla Firuze ağla/ Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu. / Kıskanır rengini baharda yeşiller/ Sevda büyüsü gibisin sen Firuze/ Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu/ Üzüm buğusu gibisin sen Firuze.”

    1982 yılında Aysel Gürel ve Sezen Aksu tarafından yazılan, bestesi Attila Özdemiroğlu’na ait “Firuze” şarkısı, birçok değerli sanatçımız tarafından yorumlanmıştır. Aysel Gürel’in şarkıyı kızı Müjde Ar’a yazdığı ve ona şarkıda Firuze diye seslendiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Bir gün daha yaşandı ve bitti/ Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle/ Herhangi bir gündü, çok önemli değildi/ Seni düşündüğüm birkaç andan başka” sözleriyle devam eden “Beni Unutma” şarkısı, Sezen Aksu’nun sesiyle bütünleşmiş, unutulmaz parçalardan biridir. Minik Serçe’nin 1986 yılında çıkardığı Git albümünde yer alan şarkının sözleri Sezen Aksu, bestesi de Onno Tunç’a aittir. İkili birlikte unutulmaz şarkılara imza atmıştır ve Beni Unutma da onlardan biridir. Şarkının asıl hikâyesi ise Sezen Aksu’nun birlikte olduğu Onno Tunç’u bir uçak kazasıyla kaybetmesi ve bugüne kadar Beni Unutma’nın yorumlanmasına izin vermediği tek şarkı olmasında yatmaktadır.

  • UNUTULMAZ BESTELERİN SAHİBİ: MELİH KİBAR

    Bazı şarkılar vardır ki nerede, ne zaman duyarsak duyalım bizi ilk dinlediğimiz yıllara, en güzel anılara götürür. Melih Kibar’ın eşsiz birer nostalji öğesine dönüşen besteleri de böyledir. Sanat tarihimizin önemli isimleri arasında yer alan müzik adamını, hayatından ve sanatından kısa kesitlerle karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İstanbul doğumlu Melih Kibar, küçük yaşlarda başladığı müzik hayatını lise yıllarında kurulan ve daha sonraları Dönüşüm ismini alacak okul orkestrası ile profesyonel hayata taşıdı. Timur Selçuk’la yolları kesiştiğinde ise sanatçının orkestrasında çalışmaya başladı, 1974 yılında çıkan Timur Selçuk Orkestrası isimli albümde org çaldı. Önemli çıkışı ise TRT’nin, 1975 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na ilk kez katılacak Türkiye’nin, elemelerde kullanmak için bir sinyal müziği bestelenmesine karar vermesi ve Timur Selçuk’un yönlendirmesi üzerine Çoban Yıldızı’nı bestelemesiyle gerçekleşti. Bu beste daha sonra pek çok Yeşilçam filminde kullanıldı ve zihnimize kazındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Melih Kibar denince akıllara ikinci bir isim gelir ki o da birlikte çok sayıda esere imza attığı eşi Çiğdem Talu’dur. Melih Kibar gibi Robert Kolej’de eğitim görmüş olan Talu, İngilizce öğretmenliği yaparken şarkı sözü yazmaya başlamış, hatta 1972 yılında kaleme aldığı Ağlıyorum Yine isimli ilk güftesiyle, Nilüfer’e ait Kalbim Bir Pusula plağının bir yüzünde yer almıştır. Çiğdem Talu, 1975 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerine, Füsun Önal, Yeliz ve Uğur Akdora’ya verdiği sözlerle katılmış ve bu yarışmada Melih Kibar’la tanışmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Söz ve bestesiyle Türk pop müziği dünyasına unutulmaz eserler bırakan ikilinin ilk üretimi, Erol Evgin’in 1976 yılında çıkardığı 45’likteki İşte Öyle Bir Şey şarkısı olmuş, aynı plağın diğer yüzünde yine ikiliye ait Sevdan Olmasa şarkısı yer almıştır. Erol Evgin’den dinlemeye alışık olduğumuz Bir de Bana Sor, Söyle Canım, Hep Böyle Kal gibi şarkılar, Talu ve Kibar çiftine aittir. Birlikte yaptıkları müziğe dair yıllar sonra Erol Evgin’in şu sözleri kayıtlara geçmiştir: “Bizim ortak görüşümüz şuydu: Bir ülkenin popüler müziği, o ülkenin klasik müziğinin güncel ve doğal bir uzantısı olmalıdır. Bu düşünceyle Melih çok zengin makamlı ezgiler yakaladı. Çiğdem derinliği olan sözler yazıyordu. Ben de Türk gibi okumaya çalışıyor, sıcak ve içten bir yorum katıyordum. Böylece kentleşmekte olan Türkiye’de kimlikli bir kent türküsü oluşturduk.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İkili, Erol Evgin dışında Zerrin Özer, Nil Burak, Füsun Önal gibi sanatçılara çok sayıda eser verdi. Melih Kibar’ın, hepimizin ezbere bildiği film müziklerinde de imzası vardır. Neşeli Günler’den Aile Şerefi’ne, Hababam Sınıfı’ndan Çiçek Abbas’a, Dila Hanım’dan Devlerin Aşkı’na ve daha pek çoğuna… Sanatçı, Hababam Sınıfı film müziği ile Altın Portakal Film Müziği Ödülü’nü, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı isimli tiyatro oyununa yaptığı müziklerle Afife Tiyatro Ödülleri / En İyi Besteci ödülünü aldı. 1951 yılında dünyaya gelen Melih Kibar, 7 Nisan 2005 tarihinde hayata gözlerini yumdu.