Etiket: belgin doruk

  • TÜRK SİNEMASI’NDA BELGİN DORUK RÜZGÂRI

    TÜRK SİNEMASI’NDA BELGİN DORUK RÜZGÂRI

    Yeni jenerasyon, 1970’lerin ortalarında sinemayı bırakan Belgin Doruk’un filmlerine kendini biraz yabancı hissedebilir. Hatta bir önceki jenerasyon da sanatçıyı aktif döneminde değil önceden çevirdiği filmler sayesinde tanıyıp sevmiştir. 20 yıllık oyunculuk kariyerinde güzel işlere imza atmış ve adını Türk Sineması tarihine yazdırmış Belgin Doruk’u tüm jenerasyonlar için Kültür ve Yaşam ekranlarına getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oyunculuk, 1936 yılında dünyaya gelen Belgin Doruk’un çocukluk hayaliydi. 1952 yılında henüz ortaokul son sınıftayken girdiği yarışmadan birinci olarak çıktı. Annesinin desteğini arkasına, babasının ve okulunun restini karşısına alan küçük Belgin sinemayı seçerek ilk filmi Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi için aynı yıl kamera karşısına geçti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir yıl sonra, yani 1953’te ikinci kez yarışmaya katıldı ama bu seferki bir güzellik yarışmasıydı ve buradan da Türkiye İkinci Güzeli olarak ayrıldı. 1954’te yönetmen Faruk Kenç ile evlendi, bir yıl sonra kızı dünyaya geldi. Belgin Doruk 20’li yaşlarının ortasında, senarist ve yönetmen olan Özdemir Birsel’le ikinci evliliğini gerçekleştirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1950’lerin ortalarından itibaren hem çalkantılı bir özel hayatı hem de tam sürat ilerleyen bir sinema kariyeri vardı. 1955 yılında, -yani henüz 19 yaşında iken- bir yıl içinde üç filmde oynamıştı. Bunlardan, Kerime Nadir’in romanından uyarlanan Son Beste filmi büyük ses getirdi. Rol arkadaşı Zeki Müren’le beyaz perde için iyi bir ikili olmuşlardı ve sonraki yıllarda başka projelerde de bir araya geldiler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Film teklifleri art arda geliyor, bir yıla birkaç film sığdırıyordu. 23 yaşında iken Göksel Arsoy’la başrollerini paylaştığı Samanyolu filmi izleyici üstündeki “star” algısını güçlendirdi. Aynı yıl, Ömrümün Tek Gecesi ve Ölmeyen Aşk filmleri vizyona girmiş, romantik dramların aranılan oyuncusu haline gelmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sanatçının zirvede olduğu dönemlerle Küçük Hanımefendi filmlerinin çekilip yayınlandığı dönemler eş zamanlıdır. Ayhan Işık’la başrolleri paylaştığı, 1962’de vizyona giren romantik komedi türündeki film gişe rekoru kırmış ve devam filmleri peşi sıra gelmişti. Beş özgün filmden oluşan seri, oyuncunun Türk Sineması tarihine “Küçük Hanımefendi” lakabıyla geçme nedenidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1960’lara damga vuran aktris Belgin Doruk’tu diyebiliriz. Orhan Elmas’ın yönettiği polisiye-dram türündeki Duvarların Ötesi’nde, Haldun Dormen’in ilk kez yönetmenlik yaptığı Bozuk Düzen isimli deneme filminde, fantastik senaryosuyla bilinen Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’de de rol alan oyuncu, romantik komedilerle kendini sınırlamamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sanatçıya, Altın Koza Film Festivali’nde kazandığı En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Ayşecik Yuvanın Bekçileri filmi ile geldi. Onlarca filmde oyunculuk sergileyen Belgin Doruk için 1970’lerin başları, son filmlerini çevirdiği yıllar oldu ve özel hayatında sıkıntılar yaşadığı için 1975 yılında sinemayı bıraktığını açıkladı. Sinema arşivimizde kült filmlere imza atmış olan ünlü oyuncu 1995 yılında İstanbul’da aramızdan ayrıldı.

  • 8 Madde İle Türk Sineması’nın Taçsız Kralı Ayhan Işık

    8 Madde İle Türk Sineması’nın Taçsız Kralı Ayhan Işık

    “Ayhan Işık Türk sinemasının aktörlerindendi…” Bu cümlede sizce de bir şeyler eksik değil mi? Doğrusu şöyle olmalıydı: Ayhan Işık Türk sinemasının gelmiş geçmiş en yakışıklı aktörlerindendi. Bilenler bilir, 1979 yılında hayatını kaybetmişti ama 70’li ve 80’li yıllarda doğan pek çok insan için fiziki anlamda da yaşayan bir aktördü o… Artık TV ekranlarında filmlerine eskisi kadar rastlamak mümkün olmuyor, aşağıda yer verdiğimiz 8 madde ile Ayhan Işık’la yeniden buluşmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ayhan Işık, hatıralarında çocukluk yıllarının zorlu geçtiğinden söz ederken ilerleyen yaşlarında güzel insanlarla dolu bir çevrede yetiştiğini anlatır. Müdürü Salah Birsel olan bir lisede edebiyat dersine Rıfat Ilgaz girmektedir ve bu durumu “Daha ne isteyebilirdim ki…” diye özetler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güzel Sanatlar Akademisinde okur Ayhan Işık. Orada da Bedri Rahmi Eyüboğlu’dur öğretmeni ve arkadaşları Fikret Otyam, Altan Erbulak, Nedim Günsür, Semih Balcıoğlu gibi isimlerdir. Resim, sinemadan önceki ilk göz ağrısıdır. Bab-ı Ali’de ressam olarak çalışmışlığı, Yeni İstanbul gazetesinde çizgi romanlarının tefrika edilmişliği de vardır. Hatta Amerika’ya gidip otomobil tasarımları çizmek hayalleri arasındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türk sinemasında o dönem ünlü oyuncuların çoğu dergilerin açtığı yarışmalara katılarak sinemaya adım atmışlardı. Ayhan Işık’ı Türk izleyicisine kazandıracak yarışma da 1952 yılında gerçekleşti ve Yıldız dergisinin yarışmasında birinci olan genç oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yıldızının iyice parladığı film ise senaryosunu Osman Seden’in yazdığı, Ömer Lütfü Akad yönetmenliğindeki Kanun Namına olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ve artık sinemada Ayhan Işık dönemi başlamıştır. İngiliz Kemal Lawrence’e Karşı, Öldüren Şehir, Kanlı Firar, Beraber Ölelim, Bir Avuç Toprak gibi hafızlarımızda yer eden filmlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 140 filmde rol alır. Bu filmler dram, komedi, macera, politik içerikli farklı türlerdedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Küçük Hanımın Şoförü, Küçük Hanım Avrupa’da, Küçük Hanımın Kısmeti… Ayhan Işık’ın halkın gönlüne taht kurduğu seri, Belgin Doruk’la başrolleri paylaştığı Küçük Hanım filmleri olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ünvanı artık “Taçsız Kral” olmuştur. “Türk Sinemasının Kralı”, 1959’da şansını bir de Hollywood’da denemek ister fakat fazla ısrarcı olmadan geri döner. Daha sonra şu açıklamayı yapacaktır: “Benim gibi orada 5000 kişi sıra bekliyor. Ayrıca çok da marifetleri var. Zıplayıp havada iki takla atıyorlar. Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar. Bize orada ekmek yok.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Hollywood’da sinema sektörünü gözlemleyen Ayhan Işık, Türkiye’de sinemacıların hakları için uğraş verir, “Sinema Kanunu” çıkartılması gerektiğini söyler.  Sinemanın bir sanat olduğunu ve buna yakışır muamele görmesi gerektiğini savunan aktör, bu amaçla uğraş vermiştir.