Yaşadığımız dünya bizi her gün şaşırtmaya devam ediyor… Bedenimizden yaşadığımız dünyaya, gezegenimizi paylaştığımız diğer canlılardan uzayın derinliklerine kadar yaşam, çözülmesi gereken gizemlerle dolu. Öğrendiğimizde şaşırdığımız bu ilginç bilgileri listeledik.
Etiket: beden
-
BU BİLGİLERİ BİLİYOR MUSUNUZ?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -
BEDENİMİZ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER
Karmaşık bir yapıya sahip olan bedenimiz, birçok sistem ve organın sürekli ve düzenli çalışmasıyla işlevini sürdürür. Bu sistemler arasındaki uyum ve koordinasyon sayesinde vücudumuz, tüm fonksiyonlarını sorunsuz bir şekilde yerine getirir. Nefes alıp vermek gibi basit faaliyetten hücrelerimizin bir araya gelmesiyle oluşan doku, organ ve tüm beden sistemini oluşturan daha karmaşık yapılara kadar vücudumuzun çalışma prensipleri hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]İskelet sistemiyle birlikte hareket etmemizi sağlayan kaslarımız, çalışma biçimlerine göre iki gruba ayrılır. Kişinin kendi isteğiyle ve istediği zaman hareket ettirebildiği kol, bacak, baş, boyun, parmak ve göz kapağı kasları istemli kaslar olarak adlandırılır. Mide, bağırsak, solunum organları, kan damarları ve kalp kası ise istemsiz kaslardır; bizden bağımsız olarak, yaşamımız boyunca çalışırlar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Akciğerlerimizin yüzey alanı neredeyse bir tenis kortu büyüklüğündedir. Günde ortalama 25.000 kez, 70 yaşına gelene kadar ise yaklaşık 600 milyon kez nefes alıp veririz. Yetişkin bir birey, dakikada ortalama 12 ila 20 kez solunum yapar ve her nefeste akciğerlere yaklaşık yarım litre hava dolar. Fiziksel aktivite sırasında ya da bazı hastalık durumlarında vücudun artan oksijen ihtiyacını karşılamak için solunum hızı artar; kişi daha sık ve hızlı nefes almaya başlar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Tıpkı parmak izlerimiz gibi, dilimizin de kendine özgü bir izi vardır. Dil yüzeyindeki şekiller, girintiler, çıkıntılar ve tat tomurcuklarının dizilimi herkeste benzersizdir. Bu eşsiz yapı, dilin biyometrik kimlik doğrulama sistemlerinde dahi kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Vücudumuzda kan damarları bulunmayan tek bölüm, gözümüzdeki korneadır ve oksijen ihtiyacını doğrudan havadan karşılar. Kornea, ışığın net bir şekilde kırınımını (ışık, ses ve radyoelektrik dalgaların karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı) sağlamak için saydam olmak zorundadır. Bu nedenle yapısında kan damarları bulunmaz. Göz hareketlerinden sorumlu ekstraoküler kaslar ise çevredeki hareketleri anında takip edebilen vücudun en hızlı kaslarındandır. Göz kırpma refleksi yalnızca 100 ila 150 milisaniye (yani 0.1–0.15 saniye) sürer. Bu durum, kısa sürede gözleri dış etkenlere karşı korur ve gözün sürekli nemli kalmasını sağlar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Anne karnındaki bir bebeğin parmak izleri, gebeliğin ilk üç ayında oluşmaya başlar ve altıncı ayın sonunda kalıcı şeklini alır. Parmakların uç kısmında meydana gelen bu izler; genetik faktörlerin yanı sıra, anne karnındaki sıvının basıncı, bebeğin hareketleri ve çevresel etkenlerle şekillenir. Bu nedenle herkesin parmak izi (tek yumurta ikizleri de dâhil olmak üzere) benzersizdir ve yaşam boyu değişmeden kalır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Bedenimiz, sabah saatlerinde akşama göre biraz daha uzundur. Ayağa kalktığımızda başımız ve omuzlarımız, omurgalar arasında bulunan disklerdeki sıvıya ve omurgamıza baskı uygular. Benzer bir durum, dizlerdeki kıkırdak yapılar için de geçerlidir. Gün boyunca ayakta kalmak, bu sıvıların sıkışmasına neden olur ve bu da boyumuzda küçük bir miktar kısalmaya yol açar. Ancak, gece boyunca dinlenme hâlinde geçen uyku sürecinde bu baskı ortadan kalkar; disklerdeki ve kıkırdaklardaki sıvı eski hâline döner, böylece bedenimiz sabahları yeniden uzar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Kalsiyum, vücudumuzda en fazla bulunan mineraldir ve toplam kalsiyumun yaklaşık %99’u kemiklerimizde ve dişlerimizde depolanır. Bu mineral, kemik sağlığının korunması ve diş yapısının güçlü kalması için oldukça önemlidir. Dişlerimiz, yapısal olarak vücudumuzdaki en sert dokulardan biri olmasına rağmen, kendi kendini onaramayan tek organımızdır. Yani bir kez zarar gördüğünde doğal olarak kendini yenileyemez.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]El tırnakları, ayak tırnaklarına kıyasla yaklaşık dört kat daha hızlı uzar. Bu nedenle bir el tırnağının kökten uca kadar tamamen yenilenmesi yaklaşık 6 ay sürerken, ayak tırnaklarında bu süreç çok daha yavaş ilerler ve 12 ila 24 ay arasında değişebilir. Uzama hızındaki bu farkın nedeni, el parmaklarının günlük hayatta daha aktif kullanılması ve kan dolaşımının ellerde daha yoğun olmasıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]Beynimiz ortalama 1300-1400 gram ağırlığındadır ve hareket, düşünme, konuşma gibi tüm yaşamsal fonksiyonların merkezidir. Vücuttaki kanın yaklaşık %20’si beynin beslenmesi için kullanılır; beynin tek enerji kaynakları oksijen ve glikozdur; bu iki öğe dışında başka bir enerji kaynağı yoktur.
-
VÜCUDUMUZDAKİ ELEMENTLER VE ORANLARI
Canlı cansız her şey atomlardan oluşur. İnsan bedeni de evrenimizdeki her şey gibi atomlardan oluşmuş, bu atomların bir araya gelmesi ile yaşam filizlenmiştir. İnsan vücudunun toplam kütlesinin %99′u sadece 6 elementten meydana gelir ve insan bedeni toplamda 25 elementten oluşur. Yazımızda vücudumuzdaki ana elementleri, özelliklerini ve oranlarını okuyabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Hidrojen ve oksijen atomunun bir araya gelmesiyle oluşan su, insan bedeninin büyük bir kısmında da bulunmaktadır. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin de makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla oluşan insan vücudundaki hücrelerin toplam ağırlığının %65-90 seviyelerine kadar su içerdiği bilinmektedir. Bu sebeple insan vücudunda en fazla elementin oksijen olması şaşırtıcı değildir; ortalama %65 oksijen bulunur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Organik moleküllerin bir diğer temel birimi olan karbon ise ikinci sırada gelir. Bedenimizin %18’i karbondan oluşur. Evrende en bol bulunan altıncı element olan karbon, kızgın yıldızlardan dünyanın yer kabuğuna kadar hemen hemen her ortamda vardır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]İnsan bedenindeki hidrojen oranı %10’dur. Atomik kütlesi ile tüm elementler arasında en hafif olan hidrojen, aynı zamanda evrenimizde en çok bulunan elementtir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]İnsan bedenini oluşturan bir diğer element azottur ve oranı %3’tür. Dünya atmosferinin %78’ini de oluşturan azot tüm canlı dokularında bulunmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Vücudumuzdaki kalsiyum oranı %1,5’tir ve yeryüzünde yani gezegenimizde en bol bulunan beşinci elementtir. Kalsiyumun insan bedenindeki önemi hakkında daha önce yazdığımız yazıyı okumak için linke tıklamanız yeterli.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Bedenimizdeki fosfor oranı %1’dir. Bütün organizmalarda bulunan fosfor DNA için olduğu kadar kemik ve diş oluşumu, hücre büyümesi ve onarımı, enerji üretimi, sinir ve kas hareketleri, böbrek işlevleri, kalp kasının kasılması açısından oldukça önemlidir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]İnsan vücudunda en yoğun şekilde bulunan elementlerin dışında potasyum %0.35, sülfür %0.25, sodyum %0.15 ve magnezyum elementi %0.05 oranındadır. Bedenimizde bakır, çinko, selenyum, molibden, flor, klor, iyot, manganez, kobalt, demir, lityum, stronsiyum, alüminyum, silisyum, kurşun, vanadat, arsenik, brom gibi elementler ise hayati öneme sahip olmakla birlikte diğer elementlere oranla eser miktarda bulunmaktadır.
-
YOGA HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Uzun bir geçmişe sahip olan yoga, bedensel ve ruhsal bütünlüğü destekleyen en önemli felsefelerden biridir. Zihinsel ve fiziksel iyilik hâline odaklanan bu felsefenin kurucusu Patanjali olarak kabul edilir. Patanjali, Eski Hindistan’da yaşamış olan bir bilgeydi. Yogaya yön veren eseri Yoga Sutra’yı ne zaman yazdığı hakkında net bir bilgi yoktur ancak öğretileri, yazıldığı dönemden günümüze kadar ulaşabildiği için yoganın kurucusu olarak düşünülür. Patanjali’nin öğretileri yogaya ışık tutuyor olsa da günümüzde bu felsefe hakkında çok fazla doğru bilinen yanlış da mevcut. Bu yazımızda amacı stresi azaltmak, sağlıklı kalmak, güç ve esnekliği arttırmak, beden ve ruh sağlığını “mutlu” kılmak olan yoga hakkında doğru bilinen yanlışları listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Yoga yapabilmek için fit ve esnek olmak gerekmez. Yoga, bedensel anlamda nefes alabildiğiniz ve hareket edebildiğiniz sürece her bedende ve yaşta yapılabilir. Fiziksel olan yoga pratikleri kişiye göre belirlenir bu sayede ilerleyen zamanlarda esneklik de artar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Erkekler de yoga yapabilir! Vücut yapılarının uygun olmadığını düşünen çoğu erkek yogaya karşı çekimser kalır ancak şunu unutmamak gerekir ki yoga kavramını hayatımıza katan kişi bir erkektir; Patanjali. Yogayı profesyonel olarak yapan pek çok erkek vardır, yalnızca kadınlara özgü bir öğreti değildir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Yoga denince akla uzun uzun alınan ve verilen derin nefesler gelir ancak bu bir gereklilik değildir. Yogada nefese dayalı çok fazla egzersiz vardır; yorgunluk ve stresle baş etme yöntemlerinden biri olan bu pratik, bazı kişilerde rahatsızlık da yaratabilir. Bu nedenle yogada derin nefes alıp verme olmazsa olmaz değil, kişiye özel planlanan bir durumdur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Tüm yoga türleri aynı değildir; ter atmaya yönelik bir yoga planlayabilir ya da yalnızca sakin bir terapi etkisi tercih edebilirsiniz. Sizin için hangi tür yoganın uygun olacağının cevabı yine sizde olacaktır; daha sakin ve nefes odaklı bir yoga mı yoksa egzersizin içine girdiği daha atletik bir yoga mı?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Yogada “iyi” olmak diye bir şey yoktur; internette gördüğümüz o iddialı yoga pozisyonlarını yapmak zordur ayrıca uzun bir süre gerektirir. Bu hareketleri yapınca iyi olunur gibi bir kural yoktur; buradaki iyilik, sizin kendinizi hangi pozisyonda nasıl hissettiğinizdir. Diğer bir deyişle, yogada, zorlu hareketleri yapabilmek esas olan amaç değildir; burada önemli olan “kendinizi iyi hissettiğiniz” anda kalmaktır.