Etiket: barok

  • Örnekleriyle Sanat Tarihindeki Mimari Akım ve Üsluplar

    Örnekleriyle Sanat Tarihindeki Mimari Akım ve Üsluplar

    Kültür ve Yaşam’ın bu sayfasında sanat tarihinde ortaya çıkmış ve edebiyattan müziğe, resimden şiire birçok alanı etkisi altına almış akımların mimarideki örneklerini karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romanesk” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Süslemelerin ve heykellerin önemsenmeyerek mimarinin ön planda tutulduğu, yer yer “kaba” olarak tanımlanan Romanesk akımı 1066 yılında Normanların İngiltere’yi fethetmesiyle başlamış, 12. yüzyıla kadar sürmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gotik” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Romaneskin yerini bıraktığı gotik mimari Fransa’da ortaya çıkmış ve Orta Çağ’ın sonuna kadar sürmüştür. Sivri dayanma kemerleri üzerinde yükselen yapılarda detaylı süslemelerle birlikte vitray kaplı yüksek pencereler dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rönesans” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Büyük bir kubbe ile örtülü yapılarda zarif sütunlar, yuvarlak pencereler, iç yüzey süslemeleri Rönesans mimarisinde dikkat çeker. Orta Çağ’ın bitiminde Eski Yunan ve Roma kültürünün yeniden canlanmasını ifade eden Rönesans akımının mimarları arasında Michelangelo, Filippo Brunelleschi gibi isimler bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barok” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Paris’te bulunan Versay Sarayı, barok mimarinin en önemli örneklerinden biridir. Görkemli bahçelerin, işlemeli duvarların, gücün ve gösterişin yansıması olarak da ifade edilen barok mimari üslup 16. ve 18. yüzyıllarda kendini göstermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rokoko” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Rokoko, barok sanatın geç dönemi olarak ifade edilir. Baroktan daha ince kıvrımların, C ve S şekillerinin, zarif süslemelerin kullanıldığı bu mimari iç dekorasyonda daha çok kullanılmıştır. 18. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan üslup daha çok aristokrat kesim tarafından benimsenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Neoklasik” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Barok ve rokokonun abartılı süslemeciliğine tepki olarak ortaya çıkan neoklasik mimaride form ve çizgiler önem taşırken sadelik önemsenir. 18. yüzyılın ortalarında kendini gösteren neoklasik mimarinin ülkemizdeki örneklerinden biri İstanbul Arkeoloji Müzesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Art Deco” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    Geometrik desenlerden, Gotik süsleme unsurlarından yararlanan “Art Deco” sanat akımı, 1920’lerden sonra kendini göstermiştir. Finlandiya’da 1919’da Eliel Saarinen tarafından tasarlanan Helsinki Garı’nın bu akımın ilk büyük örneği olduğu ifade edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Art Nouveau” title_font_size=”13″]
    mimari üsluplar

    19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında etkili olan ve “yeni sanat” anlamına gelen “Art Nouveau”, Avrupa ve Amerika’ya Londra’dan yayılan bir akımdır. İstanbul’da izlerine sıkça rastlayabileceğimiz bu akımın en güzel örneklerinden biri İstiklal Caddesi’nde 1910 yılında yapılan Mısır Apartmanı’dır.

  • DÜNYANIN EN GÜZEL METRO İSTASYONLARI

    Hızlı ve güvenli ulaşım araçlarından biri olan metroların kimi ülkelerdeki yolcu istasyonları öyle bir mimari tasarıma sahip ki ulaşım amacıyla kullanılan bu istasyonlar harikalar diyarına yapılan bir yolculuğa dönüşüyor. Mühendis ve mimarların titiz çalışmalarıyla ortaya çıkan dünyanın en göz alıcı metro istasyonlarında kendinizi Rönesans ya da Barok dönemine ait ünlü bir sanat eserinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Hava sirkülasyonundan yapısal bütünlüğe, rutubet oranından yolcu konforuna kadar onlarca detayın titizlikle düşünüldüğü bu istasyonların hepsi âdeta birer sanat eseri. Estetik bakış açısının zirveye çıktığı bu mekânların en dikkat çekenlerini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    City Hall Metro İstasyonu tam bir tasarım harikası. Yapımı yüzyıllık bir geçmişe dayanan City Hall, eşsiz mimarisiyle New York’ta bulunuyor. Seramik kemerleri, pirinç armatürleri ve kubbeli yapısıyla 1904 yılında hizmet vermeye başlayan istasyon dönemi için oldukça iddialı bir tasarıma sahip. 1945 yılında New York metro hattının genişlemesiyle City Hall Metro İstasyonu kapatıldı ancak bu eşsiz mimariyi ziyaret etmek isteyenler için günün belirli saatlerinde özel seferler yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalya, Napoli’de bulunan Toledo Metro İstasyonu ziyaretçilerini uzay boşluğunda hissettiren özel mekanlardan biri. Yerin yaklaşık 50 metre kadar altında konumlanan istasyon, Salvador Dali’nin yakın arkadaşı olan mimar Oscar Tusques Blanca tarafından tasarlandı ve 2012 yılında hizmete açıldı. Önemli alışveriş merkezlerinin kesişme noktasında bulunan, duvar ve tavanı mavi-yeşil tonlarına sahip mozaiklerle kaplı Toledo Metro İstasyonu’nda uzayın derinliklerine süzülüyormuş gibi hissetmek de mümkün, gittikçe derinleşen masmavi bir okyanusun içinde de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fransa’nın göz bebeği Paris’te bulunan Arts Et Metiers İstasyonu, tıpkı şehrin kendisi gibi çok dikkat çekici bir metro istasyonu. 1904 yılında hizmet vermeye başlayan metro sisteminin 1935 yılında açılan bu istasyonu, Belçikalı çizgi roman sanatçısı François Schuiten’in ve dünyaca ünlü yazar Jules Verne’nin eserlerinin sergilenmesiyle 1994 yılından bu yana fütüristtik bir müzeye dönüşmüş durumda. Metro müzesinin ışık tasarımı da özel olarak kurgulandı ve çok aydınlık olmayacak bir şekilde mekâna dağıtıldı. Gören herkesi kendine hayran bırakan istasyonda hiçbir reklam panosunun olmadığını da belirtmek isteriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tayvan’da bulunan Formosa Boulevard Metro İstasyonu, dünyanın en çok yolcu taşıyan istasyonlarından biri olmasına rağmen etkileyici mimarisiyle yolcularına eşsiz bir mekân deneyimi sunuyor. Işıklı bir cam kubbeye sahip istasyon, cam işçiliğinin en güzel örneklerine sahip. İtalyan sanatçı Narcissus Quagliata tarafından tasarlanan istasyonun yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü. 4000’den fazla renkli cam panelin bulunduğu Formosa Boulevard için dev bir sanat eseri demek yerinde olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moskova’da yer alan Komsomolskaya Metro İstasyonu âdeta tarihi bir saray binasına benziyor. Etkileyici sütunları, üç tonozlu derin yapısıyla istasyon, klasisizm ve Rus barok sanat ekolünün izlerini taşıyor. 1935 yılından beri hizmet veren şaşaalı istasyonda bulunan altın sarısı panolarda Sovyet devriminde rolü olan generallerin hikâyeleri anlatılıyor. İhtişamlı avizelerin, kabartmalı süslemelerin göz kamaştırdığı istasyon için geçmişe açılan bir kapı diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk desenlerle kaplı duvarlarıyla oldukça ilgi çekici olan istasyonlardan biri de Kungsträdgården Metro İstasyonu. Yapımına 1950’lerde başlanan Stockholm metro sisteminde bulunan 90 istasyonun tamamı çeşitli sanatçıların eserlerinden oluşuyor. 1825’te çıkan yangında yok olan Makalös Sarayı’na ait kalıntıların sergilendiği Kungsträdgården Metro İstasyonu ise en ilgi çekici istasyonlardan biri olarak listemizde yer alıyor. Derin mimarisi, duvar ve zemin resimleriyle arkeolojik bir mekân algısı sunan istasyon adını bölgenin kamusal yeşil alanı olan Kungsträdgården’den alıyor ve “Kral’ın Bahçesi” anlamına geliyor.