Etiket: barış manço

  • BARIŞ MANÇO’NUN SAHNE VE GÜNLÜK STİLİ

    Bugün, Barış Manço’nun doğum gününde, yalnızca bir sanatçıyı değil; sahneye taşıdığı özgün çizgiyi, kendi dünyasını stiller üzerinden kuran bir anlatıcıyı hatırlıyoruz. Yazımızda Barış Manço stilinin temel unsurlarını bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzükleri ve Aksesuarları” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun parmaklarını dolduran büyük ve gösterişli yüzükler yalnızca sahne ışıltısı için değildi; Manço gündelik yaşamında da onları takardı. Bu aksesuarlar, onun için kişisel bir değer taşırdı. Hatta evinde yüzüklerini, notlarını ve özel eşyalarını sakladığı kilitli dolaplar için kendi geliştirdiği ilginç bir düzen bile vardı. Dolaplar birbirine bağlanmış gibiydi: Birinin anahtarı başka birinin içinde bulunur, tüm dolaplara erişmek âdeta küçük bir bulmacayı çözmeyi gerektirirdi. Bugün hâlâ birçok parmağında yüzük taşıyan birini gördüğümüzde “Barış Manço gibi” dememiz boşuna değil. Çünkü o, başparmağı da dâhil parmaklarını süsleyen yüzüklerini neredeyse hiç çıkarmayarak kendine özgü bir imza bıraktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kostümleri ve Sahne Kıyafetleri” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun sahne kostümleri yalnızca bir kıyafet değil, âdeta bir hikâyeyi sahneye taşıyan araçtı. Parlak kumaşlar, kaftanlar, geniş yakalar, uzun pelerinler ve metalik detaylar; sahne enerjisini destekleyen bilinçli tercihlerdi. Kostümlerin büyük bir kısmı Manço’nun kendi çizimlerinden yola çıkarak tasarlanır; ardından stilistler ve terzilerle birlikte geliştirilip dikilirdi. Kostümlerde dönem ruhu, Anadolu motifleri ve teatral duruş her zaman bir arada bulunurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saçı ve Bıyığı” title_font_size=”13″]

    Uzun saçları ve karakteristik bıyığı, Barış Manço’nun en tanınan imzasıydı. Bu görünüm yıllar boyunca değişmedi ve onu hemen fark edilir kıldı. Askerlik döneminde saçları kesildiğinde, sahneye kesilmiş saçlarından yaptırdığı perukla çıkması, stilinin dikkat çeken örneklerinden biriydi. Bıyığının hikâyesi ise 1967’de Hollanda’da geçirdiği ağır trafik kazasına dayanıyordu. Kaşından çenesine uzanan derin kesikleri gizlemek için bıyık bıraktığını, “Şimdi bıyığımı kessem bütün izler altından çıkar.” sözleriyle anlatmıştı. Bıyık aşağı doğru uzadıkça saçını da aynı oranda uzattı; zamanla bu görünüm klasik takım elbiseyle uyumsuz hâle geldi. Böylece uzun saçları, sarkan bıyığı ve püsküllü kıyafetleriyle tamamlanan kendine özgü bir stil çizgisi ortaya çıktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çizmeleri” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun giyimde en çok önem verdiği parçalardan biri özel yaptırdığı çizmelerdi. Benimsediği uzun, renkli, motifli, tokalı ve çoğu zaman kovboy tarzını andıran modeller, sahnedeki duruşunun doğal bir uzantısı hâline geldi. Kliplerde, konserlerde ve televizyon programlarında sıkça görülen bu ayakkabılar, Manço’nun hem rahatlık arayışını hem de kendine özgü stil çizgisini yansıtırdı. Özellikle 1988-1998 yılları arasında gezdiği ülkelerden etkilenerek giydiği etnik, renkli ve farklı kültürleri harmanlayan kıyafetlerle birleştiğinde, bu ayakkabılar Manço’nun sahne görünümünün ayrılmaz bir parçasına dönüşüyordu.

  • YERLİ VE YABANCI EFSANE SESLER

    YERLİ VE YABANCI EFSANE SESLER

    Dünyayı Sesleriyle Büyülemiş Kadınlar” içeriğimizi okuyanlar için sıra erkek vokallere gelmiş demektir. Kimi kuş kadar hafifleten, kimi bütün duyguları harekete geçiren hırçın ya da coşkulu sesiyle efsaneleşti. Listemizde yer alanlardan hiçbiri hayatta değil ama şarkıları ve sesleri dün gibi kulağımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1. Dünya Savaşı sırasında bir radyo programında söylediği solo şarkılarla ünlenen Frank Sinatra’yı tüm dünya özellikle “My Way” şarkısıyla bütünleştirmiştir. Peki siz, 1998’de 82 yaşında iken hayata veda eden efsane şarkıcının Oscar kazanmış bir aktör olduğunu da biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yurt dışında çok sayıda konser veren, Uzakdoğu’dan Avrupa’ya ünlenen Barış Manço ülkemizde 7’den 77’ye hepimizin gönlünde yaşamaya devam etmektedir. Bal Böceği, Yaz Dostum, Kol Düğmeleri, Hal Hal, Dönence gibi onlarca şarkısıyla efsane olmuş seslerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “That’s Amore”, “Killing Me Softly with Her Song” gibi şarkılarıyla gönlümüzde taht kuran Dean Martin, yumuşacık sesiyle müzik piyasasında ünlendikten sonra Jerry Lewis’le karşılaşmış ve sinemaya yönelmişti. Fakat listelerde Beatles grubunu bile geride bıraktığı şarkılarıyla o her şeyden önce efsane bir sesti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1996’da 57 gibi genç bir yaşta kaybettiğimiz Tanju Okan İtalya’da şan eğitimi alıp, 1960’ların sonunda Fransa’ya giderek iki 45’lik yayınladı. Yabancı şarkıların Türkçe versiyonlarını ve pop tarzındaki yeni besteleri seslendirdiği 70’li yıllar ise onu Türk dinleyici için efsane sesler arasına yerleştirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Söz yazarı, caz piyanisti ve tabii ki şarkıcı Nathaniel Adams Coles, “King” adını sonradan almıştır. 1919 doğumlu Amerikalı sanatçı da henüz 45 yaşında hayatını kaybetmiş olsa da, o tarihte caz tarihinin en iyi müzisyenleri arasına çoktan girmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde rock türünün yerleşmesinde büyük katkısı olan Cem Karaca, Anadolu rock’ın da kurucularındandı. Efsane sesin 58 yıllık yaşamı içinde söylediği ve kendisi gibi efsane olan şarkıları günümüzde hala özelliğini ve kalitesini korumaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Siyah giden adam” Johnny Cash, Amerikan rock ve country müziğine söz, beste ve vokal olarak katkı sunmuş efsanevi bir isimdir. Hayatını kaybettiği 71 yaşında yorumladığı “Hurt” şarkısıyla zihinlerdeki yerini pekiştirmiş ve efsaneler arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ray Charles efsanesi zihnimize, siyah gözlükleriyle piyanosunun başında oturmuş müthiş doğaçlamalar yapan blues ustası olarak yer etmiştir. Yedi yaşında görme yetisini kaybeden müzisyeni üne kavuşturan ise Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün olmuştur.

  • Barış Manço’dan Fark Yaratan Şarkılar

    Barış Manço’dan Fark Yaratan Şarkılar

    1999 yılında kaybettiğimiz sanatçı Barış Manço’nun 200’ün üzerinde bestesi var… Duyduğumuz an yüreğimize ve hatıralarımıza değen yüzlerce şarkı var söylediği… Ali Yazar Veli Bozar, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Dağlar Dağlar, Kol Düğmeleri, Küheylan, Unutamadım, Halhal, Halil İbrahim Sofrası, Kul Ahmet’in Ceketi; ve bakın daha neler neler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”GÜLPEMBE” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İŞTE HENDEK İŞTE DEVE” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”AYNALI KEMER” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”DÖNENCE” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”NANE LİMON KABUĞU” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”CAN BEDENDEN ÇIKMAYINCA” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”DOMATES BİBER PATLICAN” title_font_size=”13″]
  • BARIŞ MANÇO’NUN 5 ŞARKISI VE ARDINDAKİ HİKÂYELER

    Barış Manço, Türk müzik tarihinde yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda bir halk ozanı ve kültür elçisidir. Şarkıları derin anlamlar taşır, toplumsal mesajlar verir ve eserleri ile âdeta kültürel mirasın aktarımını yapar. Manço, Anadolu’nun halk hikâyelerinden, masallarından ve destanlarından ilham alarak geleneksel değerleri modern bir anlayışla harmanlamış; bu sayede eserleri sadece birer müzik parçası değil, aynı zamanda sözlü edebiyat örnekleri olarak da kabul edilmiştir. Şarkılarını yalnızca ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında seslendiren Barış Manço, yurt dışındaki konserlerinde de Türkçe şarkılar söyleyerek Anadolu kültürünü tüm dünyaya tanıtmıştır. Yerel ve evrensel değerleri bir araya getiren bu unutulmaz sanatçının sevilen şarkılarının ardındaki ilham verici hikâyeleri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço, 1982 yılında verdiği bir röportajda “Dönence” şarkısı için şöyle demiştir: “Dönence, Dünya’nın iki ayrı kutbundaki enlemlerdir ve hiçbir zaman birlikte olamazlar. İnsanın doğasında da iki zıt kutup vardır. Bu kendisinde olmayanı arama içgüdüsüdür.” Şarkının ilham kaynağı, dünyanın iki ayrı kutbunda yer alan ve asla birleşemeyen dönence çizgileridir. Manço, bu iki zıt kutbu, insan doğasındaki arayış ve tatminsizliğin bir metaforu olarak kullanmıştır. Sanatçı, insanların kendilerinde olmayanı arama eğiliminde olduğunu; örneğin kışın yazı, yazın ise kışı özlediklerini ifade etmiştir. Bu düşünce, “Dönence”nin hem sözlerinde hem de genel temasında belirgin bir şekilde hissedilir. Şarkı, insan doğasındaki bu bitmeyen arayışı ve zıtlıkların uyumunu etkileyici bir şekilde yansıtarak, dinleyicilere derin bir anlam sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun en bilinen ve sevilen eserlerinden biri olan “Gülpembe”, derin bir kişisel hikâyeye dayanır. Şarkının ilham kaynağı, sanatçının hayatında silinmez izler bırakan anneannesi Gülpembe’dir. Manço, anneannesiyle kurduğu güçlü bağın hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu ve onun vefatının kendisinde derin bir boşluk bıraktığını birçok röportajında dile getirmiştir. “Gülpembe”, Barış Manço’nun en duygu yüklü eserlerinden biridir. Şarkı, çok sevilen birinin yokluğuna duyulan özlemi ve bu kaybın hissettirdiği derin duyguları müzik aracılığıyla dinleyiciye etkileyici bir şekilde aktarır. İçten gelen sözleri ve dokunaklı melodisiyle “Gülpembe” sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir veda ve bir özlem hikâyesi olarak hafızalarda yer eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” şarkısının arkasındaki hikâye, sanatçının 1970’li yıllarda Kıbrıs’a yaptığı bir konser ziyareti sırasında duyduğu bir efsaneye dayanır. Mehmet Ağa’nın, cömertliği ve yardımlarıyla çevresinde tanınan, geniş topraklara ve hatırı sayılır bir servete sahip bir kişi olduğu; fakirlere destek sağladığı ve birçok kişinin borçlarını ödediği anlatılır. Ancak bu cömertlik, onun yaşamının ilerleyen dönemlerinde maddi sıkıntılarla karşılaşmasına ve sonunda hayatını bu şartlar altında kaybetmesine neden olmuştur. Barış Manço, bu hikâyeden etkilenerek şarkıyı kaleme almış ve eser, 1979 yılında büyük bir başarı elde etmiştir. 1982 yılında tekrar Kıbrıs’a giden Manço, Mehmet Ağa’nın Göçeri köyündeki mezarını ziyaret etmiş ve mezarın yenilenmesine katkıda bulunmuştur. Mezar taşında, “Barış Manço ile bütünleşen Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” ifadesi yer almaktadır. Bu efsanevi figür, özellikle Kıbrıslı Türkler arasında unutulmaz bir yer edinmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun “Bugün Bayram” şarkısı, derin bir duygusal hikâyeye dayanır. Şarkı, eşini kaybetmiş bir babanın, bayram sabahında çocuklarını uyandırarak annelerinin mezarına götürmesini konu alır. Bu hikâye hem hüznü hem de sevgi ve bağlılık gibi güçlü duyguları bir arada barındırır. Şarkının sözleri, yalnızca kaybedilen bir eşe duyulan özlemi değil, aynı zamanda ailenin önemini ve hatıraların değerini yansıtır. Barış Manço’nun bu eseri, bayram gibi sevinçle anılan bir günü, aynı zamanda kayıplar ve geçmişe duyulan derin bir saygıyla ele alarak dinleyicilere unutulmaz bir duygu yoğunluğu sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türkan Şoray’ın kardeşi Nazan Şoray tarafından seslendirilen ve Altın Plak ödülü kazanan Barış Manço’nun “Hal Hal” şarkısının ilham kaynağı, Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Kemal Bilbaşar’ın 1966’da yayımlanan “Cemo” adlı romanıdır. Türk sinemasına da uyarlanan bu roman, Anadolu’nun güçlü ve bağımsız kadın karakterlerini konu alır. Barış Manço, şarkıda geçen “Nazo Gelin” karakterini, “Cemo” romanındaki özgür ruhlu kadınlardan esinlenerek oluşturmuştur. Sanatçı, 1972 yılında “Cemo” filminin müziklerini yapması için bir teklif almış, ancak askere gitmesi sebebiyle bu projede yer alamamıştır. Yine de romanın Barış Manço üzerindeki etkisi, yıllar sonra “Hal Hal” şarkısında kendisini göstermiştir. Bu şarkı, Anadolu’nun güçlü kadın figürlerine atıfta bulunurken, aynı zamanda Barış Manço’nun edebiyattan aldığı ilhamı dinleyiciyle buluşturduğu önemli bir eser olarak öne çıkar.

  • MODERN ÇAĞIN OZANI: BARIŞ MANÇO

    Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı, oyuncu, televizyon programcısı, ressam ve gezgin Barış Manço’nun vefatının üzerinden 25 sene geçti. Ünü ülkemiz sınırlarını aşan çok yönlü sanatçımız hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sanatçının tam adı Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço’dur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Müzik kariyerine çok erken yaşta başlar. İlk konserini 1962’de İstanbul Bebek Gazinosu’nda verir. O dönemde henüz 19 yaşında olan sanatçı, önemli bir müzik ikonu haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japonya’da konser veren ilk Türk sanatçıdır. 1984’te verdiği konserler ile Türk müziğini Japonlara tanıtan Manço, ülkede büyük bir hayran kitlesi edinir. “Lion and Gazelle” şarkısı ise onu uluslararası alanda tanınan bir şarkıcı haline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En bilinen ve en sevilen eserlerinden biri olan Gülpembe şarkısını henüz 13 yaşındayken kaybettiği ve çok sevdiği Gülpembe isimli babaannesi için yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransızca, İngilizce ve İtalyanca gibi dillere de hakim olan sanatçı, bu dillerde şarkılar söyleyip eserler üretir. 1987’de “Belçika Kültür Elçisi”, 1992’de “Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı” ve “Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı”, 1995’te “Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası”, 1997’de “Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşehrilik Beratı” gibi ödüllere layık görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun ismi sanatçının vefatının ardından anısını yaşatmak için eski adıyla İnciburnu olan Şehir Hatları vapuruna verilir. 2019 yılında 6 ay onarım ve bakım çalışması yapılan Barış Manço vapuru, yenilendikten sonra ilk seferini sanatçının 21. ölüm yıl dönümüyle 2020’de özel bir etkinlikle gerçekleştirir. Kadıköy-Beşiktaş iskelesinden 10.30’da Beşiktaş-Kadıköy iskelesinden de 11.00’de hareket eden “Barış Manço Vapuru”, 12.00’de Kanlıca iskelesine yanaşır; ailesi, dostları ve sevenleri tarafından kabri ziyaret edildikten sonra sanatçının unutulmaz eserleri dönüş yolunda hep birlikte seslendirilir. 2003 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak şubat ayının ilk pazarı düzenlenen “Barış Manço Vapur Etkinliği”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Barış Manço sevenleri ile seferini gerçekleştirir.

  • Barış Manço’yu Sevgiyle Anmak İçin 11 Neden

    Barış Manço’yu Sevgiyle Anmak İçin 11 Neden

    Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından Barış Manço, şarkılarıyla, televizyon programlarıyla büyük küçük herkesin sevgilisi oldu. 1999 yılında kaybettiğimiz sanatçı ölümüyle tüm ülkeyi üzdü ama bıraktığı kültürel miras kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor. Gelmiş geçmiş en değerli sanatçılarımızdan biri olan Barış Manço’yu sevgiyle anmak için sonsuz neden olsa da biz 11 tanesini sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkiye’nin Kültür Elçisi Olması” title_font_size=”13″]
    kültür elçisi

    Barış Manço Türkiye’yi ve Türk kültürünü en güzel şekilde temsil etti, Japonya’dan Belçika’ya dünyanın her yanında değerlerimizin, kültürümüzün tanınmasını sağladı. “İnsanın öğrenmesi gereken ilk dil, tatlı dildir.” diyen Barış Manço gittiği her ülkede sevildi, sayıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gezgin Barış Çelebi ” title_font_size=”13″]
    gezgin barış, kültür elçisi

    Barış Manço Türkiye’yi dünyaya tanıttığı gibi, en uzak diyarları da ayağımıza getirdi. Her hafta dört gözle beklenen televizyon programlarıyla, Türk insanının birbirinden değişik ülkeleri, coğrafyaları keşfetmesini sağladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şarkıları İle Dert Yoldaşı Olması” title_font_size=”13″]
    ali yazar veli bozar, hal hal, gülpembe

    Onun şarkıları her anımızda yanımızda oldu; gün geldi “Ali Yazar Veli Bozar”, “Hal Hal” gibi şarkılarla neşelendik, gün geldi “Unutamadım”, “Kol Düğmeleri” ile dertlendik. Ama her zaman Barış Abi’nin elini omzumuzda hissettik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barış Manço ile 7’den 77’ye ” title_font_size=”13″]
    kara sevda, dağlar dağlar

    Barış Manço, Türk televizyon tarihinin unutulmaz programlarından biri olan 7’den 77’ye ile her yaş grubunun kalbini kazandı. Pazar sabahlarının neşesi olan Adam Olacak Çocuk, İkinci Kahvaltı, Dere Tepe Türkiye gibi bölümler tüm aileyi ekran başına toplardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözlerimizi Kamaştırırdı” title_font_size=”13″]
    bal böceği, unutamadım

    Müzikleriyle olduğu kadar sahne şovları ve kendine has kıyafetleri ile de akıllara kazanan Barış Manço, Türkiye’nin en ilginç, en pırıltılı sahne kostümlerini müziği ile mükemmel bir ahenk içinde kullanır, onu sahnede izleyenleri büyülerdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hepimiz Ayna Karşısında Onu Taklit Ederdik” title_font_size=”13″]
    kültür elçisi, arkadaşım eşşek

    Dört dörtlük bir sanatçı olan Barış Manço, müziğe ustaca kullandığı beden dili ile eşlik ederdi. Özellikle şarkı söylerken ellerini etkileyici bir biçimde kullanması şarkılarının içimize işlemesini sağlardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Zaman Yanımızdaydı” title_font_size=”13″]
    baba bizi eversene, anadolu rock, kurtulan ekspres

    Barış Manço çok ünlü bir sanatçı olmasına rağmen herkese kucak açan bir figürdü. Gerek “Barış Abi” karakteriyle, gerek her programın sonunda hatırlattığı 81300 numaralı posta kutusu ile ona her zaman ulaşabileceğimizi vurgulardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anadolu Rock Kültürünü Dünyaya Duyurdu” title_font_size=”13″]
    7'den 77'ye, baba bizi eversene

    Türk Müziği’nin sevilen türlerinden biri olan Anadolu Rock kültürünün ilk kurucularından biri Barış Manço oldu. Moğollar, Kurtalan Ekspres gibi gruplarla beraber Anadolu Rock’ın temellerini atan müzisyen, yurt dışında Baris Mancho ismiyle İngilizce bir albüm çıkararak Anadolu Rock müziğini Avrupalı kulaklara da ulaştırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sanatın Her Dalını Onunla Tattık” title_font_size=”13″]
    nick the chopper, baba bizi eversene

    Barış Manço, Belçika Kraliyet Akademisi’nin iç mimari, grafik ve resim bölümlerinden birincilikle mezun olmuştu. Hayatı boyunca çok yönlü bir sanat insanı olan Manço, Türk sinemasının sevilen örneklerinden Çiçek Abbas’ın müziklerini yapmış, Baba Bizi Eversene filminin başrol oyunculuğunu üstlenmiştir. Usta kalemini gazete yazılarında da konuşturmuş, bu yazılarda okurlarıyla müzik ve gündelik hayat konusundaki düşüncelerini paylaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Âşık Yönü” title_font_size=”13″]
    barış çelebi, unutamadım, gülpembe

    Barış Manço halk müziğinden ve halk edebiyatından beslenen; eserlerini, gelenekseli çağdaş ile harmanlayarak üreten eşsiz bir müzisyendi. Ona bir âşık yönü kazandıran bu özelliği, belki de herkesi derinden etkileyen müziğinin bizi bu kadar etkilemesinin sebebiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İsmi Gibi Barış İnsanı Olması” title_font_size=”13″]
    türkçe rock

    Barış Manço, Türkiye’de Barış ismi verilen ilk bebekti. 1943 yılında doğan sanatçıya, geride bırakılan savaşların son bulması umuduyla bu güzel isim uygun görülmüştü. İsmine yaraşır bir yaşam süren Barış Manço, eserlerinde sevgi, barış ve sanat gibi değerleri işleyerek içimizi ısıttı.

  • BARIŞ MANÇO’NUN ANILARINI YAŞATAN EV

    Sizi bu kez, şarkıları ve televizyon programlarıyla gönüllere taht kurmuş büyük sanatçımız Barış Manço’nun bir zamanlar yaşam alanı olan ve artık bir nevi müze halini almış evine götürüyoruz. Gelin, sanatçının arabası ve şarkı sözlerinden esinlenerek yapılmış domates, biber, patlıcan heykellerinin yer aldığı bahçeden köşke doğru ilerleyelim…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barış Manço’nun sesinden ezberlediğimiz adres” title_font_size=”13″]

    “Sizler bana yazmaya ama her konuda yazmaya devam ediyorsunuz. Adresimi biliyorsunuz. Barış Manço Moda 81300 İstanbul.” Sanatçının, her hafta 7’den 77’ye programında mütemadiyen yaptığı bu anons, o dönemi yaşayanlar için bir adresten çok daha fazlasıydı. Öyle ki yıllar boyu eğlendiren, öğreten, arkadaşlık eden bir dostun yürekleri ısıtan seslenişiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”O tarihi köşk şimdi bir müze ev” title_font_size=”13″]

    1895-1900 yılları arasında viktoryen tarzda inşa edilen köşk, 1999 yılında vefat edene kadar Barış Manço’nun ikamet ettiği ev oldu. Halkbank’ın desteği ile 2010 yılında müze ev hâlini alan mekân, kısa bir süre için bakım onarım çalışması içindeydi. Kadıköy Belediyesinin Halkbank iş birliğiyle, danışmanlığını Sunay Akın’ın yaptığı ve Manço ailesinin desteğiyle Kadıköy’e armağan ettiği Barış Manço Müzesi yeniden ziyarete açıldı. Halkbank tarafından eylül ayında başlayan ve orijinal hâline sadık kalınarak 3 ayda tamamlanan ev, Barış Manço denilince akla gelebilecek birçok şeyi içinde barındırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarzıyla özdeşleşen nostaljik objeler” title_font_size=”13″]

    Evin giriş katında, ziyaretçileri Barış Manço’nun balmumu heykeli karşılıyor.  Bestelerini yaptığı ve özenle kullandığı piyanosu da aynı katta… Sanatçının ilgi ve hayranlık uyandıran tarzını yansıtmak üzere tercih ettiği yüzükleri ve kıyafetleri de burada görülebilir… Japon kültürüyle Türk kültürü arasında adeta bir köprü görevi üstlenen Manço’nun kimonoları da kendisiyle özdeşleşen ve sergilenmekte olan eşyalar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sanatçının müzikal dünyasından ince bir detay” title_font_size=”13″]

    Evin üst katına çıkan merdivenler, yukarıdan bakıldığında bir piyanonun tuşlarını andırıyor. Ziyaretçilere, adımlarıyla tek tek tuşlara basarak ve adeta piyano çalarak üst katlara çıktığı hissiyatı veren bu merdivenler mekâna bambaşka bir ruh katıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adam olan ve olacak çocuklar için bir hatıra” title_font_size=”13″]

    Müze evin ikinci katında yatak odası, misafir odası ve banyo yer alıyor. Üst katta ise bir neslin mutlu bir çocukluk geçirmesine destek veren o unutulmaz programı, yani “Adam Olacak Çocuk” programını tekrar yaşatmak için tasarlanmış özel bir oda bulunuyor. Tüm ziyaretçiler buradan gülümseten bir hatıra ile ayrılıyor…

  • NANE LİMON KABUĞU BİR TUTAM ZENCEFİL AMAN

    Seslendirdiği birbirinden ilginç şarkı sözleriyle çocuk, genç, yaşlı demeden kalplerde taht kuran Barış Manço’nun bu şarkısı da unutulmaz nostalji öğelerimiz arasında yer alır. Şüphesiz ki alametifarikası Manço’nun sesinden dinlemektir ama sözlerini hatırlamanın bile yüzünüzü güldürmeye yeteceğini düşünüyor, nane-limon ile hem hastalıktan korunmanız hem de şifa bulmanız dileğiyle karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • Barış Manço ile Az Gittik Uz Gittik Dere Tepe Düz Gittik

    Barış Manço ile Az Gittik Uz Gittik Dere Tepe Düz Gittik

    Gerçekte gitmediğimiz yerlerden gidip görmüşçesine haberdar olduysak biraz da onun sayesinde. Onun öğrendiklerini paylaşmayı, gördüklerini anlatmayı seven, hevesli, heyecanlı tutumu sayesinde. 1980’lerin ortalarında başlayan televizyon programı Dönence Dünya Turu’nda kendisine bazen Barış Çelebi demesi boşuna değildi. Bizi NASA’dan tutun da Afrika ormanlarına kadar nerelere götürmedi ki… Hem o günleri yâd edelim, hem onun kendine özgü hal hareketlerini gözümüzde canlandıralım diye programlarından minik alıntılar yaptık. Haydi, buyurun tekrar Barış Abi’yle dünya turuna…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atsız kovboy olur mu?” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    Masanın üstünde kovboy çizmeleri, kemeri, hemen yanındaki ayaklı vestiyerde asılı bir şerif kıyafeti. Barış Abi “Arife tarif ne gerek! Teksas’a gidelim ama sessiz sakin taraflarından, Dallas’tan başlayalım dedik” diye yapıyor anonsu ve hemen ekliyor: “Dallas’ın ne kadar sakin olduğunu da J.R.’a sormalı o da ayrı konu!”

    Bize Dallas’ı henüz 1988’de karış karış gezdirirken, Las Colinas’taki Koşan Atlar heykelinin önünde durup anlattıkları o güne kadar kanıksadığımız bir bilgiyi 30 saniye içinde ters yüz ediveriyor:

    “Amerika deyince, Teksas deyince, hele hele kovboy deyince aklımıza hemen onların ayrılmaz parçası at geliyor ve sanıyoruz ki at Teksas’ın bir simgesi. Büyük yanılgı çünkü Amerika’da at yok! At ilk defa İspanyol denizcileri tarafından Avrupa’dan Amerika’ya getirilmiş.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Japonya’daki kardeş kent…” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    Hep birlikte Barış Manço ile Japonya’nın Sagae kentine gittiğimizde yerli halk onu bir ağızdan söylediği Kara Sevda şarkısıyla karşılıyor. O dönem ekran başındaki bizler için bu görüntü gayet doğal çünkü biliyoruz ki Barış Abi Japonya’da çok seviliyor. Sagae’nın Giresun’la kardeş kentler olduğunu ve nedenini öğrenebileceğimiz yegâne insan olarak da başlıyor anlatmaya:

    “Sagae kirazlarıyla ünlü. Kiraz batı dillerinde cherry diye bilinir ve Latince cerasus (kerasus diye okunuyor) kökünden gelir. Kerasusun yetiştiği yere de kerasun denmiş. İşte o kerasun neye benziyor neye benziyor, tabii ki Giresun’a. Kiraz, kerasun, Giresun ve Sagae.”

    Bu bilgiyi Sagae Cherry Land’deki Türk Evi’nde verirken devam ediyor: “Sagae yetkilileri kirazın kendilerine ilk kez Giresun’dan geldiğini tarihi gerçeklere dayanarak tespit etmişler ve Türkiye’den ilgililere bildirmişler ‘Biz kirazı sizinle, özellikle Giresunlularla tanıdık’ diye. Ve o günden sonra aramızda güçlü bir dostluk başlamış.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karış karış Hollywood sokakları…” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    “Dünyada on tane Hollywood yok, Hollywood’da da on tane Hollywood Bulvarı yok. İşte o dünyaca ünlü anlı şanlı Hollywood Bulvarı burası. Bu bulvarın özelliği ne? Bakın sağlı sollu her iki kaldırımda kilometreler boyu birer metre aralıklarla yere yıldız çakılmış. O yıldızın üzerinde ünlü bir sinema oyuncusunun bir yapımcının ya da bir müzik sanatçısının ismi kazılı.”

    Hollywood’u karış karış gezen Barış Abi ekran başındaki bizleri de bu gezintiden mahrum bırakmak istemez, görüp duyduklarını illa ki ekran başındaki bizlerle de paylaşmak isterdi. Ama bazen yorgunluktan sitem ettiği de olurdu:

    “Hollywood Bulvarı’nda şu an benim önünde durduğum binanın kapı numarası 6925. Yeter! Yeter şiştim. Yani tamam sizi çok seviyorum ama duydum ki bir bu kadar daha varmış, burada duralım dedim. 6925 kapı numaralı binanın özelliği de şu: Orası dünyaca ünlü Çin Tiyatrosu, Chinese Theatre. Burada daha da önemli bir detay var, ünlü yıldızların ayak izleri, el izleri ve imzaları yere kazınmış durumda. Şimdi önce Çin Tiyatrosu’nu göreceğiz sonra teker teker el izlerine, imzalarına bakacağız.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkmen telpağıyla İpek Yolu’nda…” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    Gittiği yerlerin yerel dilini konuşmaya yerel kıyafetlerini giymeye önem veren Barış Abi bir keresinde de Türkmenistan’ın Merv kentinde başına geçirdiği telpakla çıkmıştı karşımıza: “Evet şimdi de sizlere tarihi İpek Yolu’nun öyküsünü anlatacağım. Biraz da o yılların havasına girmek için gördüğünüz gibi bu telpağı giydim. Sakın ha Kafkas kalpağına benziyor demeyin kan çıkar. Kafkas kalpağı başka Türkmen telpağı başka.”

    Gittiği yerleri göstermekle kalmayıp bir öğretmen edasıyla tane tane anlatmayı görev bilirdi, daha doğrusu bu onun yapmayı bizim de izlemeyi en çok sevdiğimiz bölümdü:

    “Merv kenti aslında tarihi İpek Yolu’nun konak noktalarından bir tanesi. Tıpkı Buhara, Semerkant gibi. Tüccarlar burada konaklarlar, mallarını değiştirirler, satarlar, kârlarını yaparlar ve kendi ülkelerine dönerlerdi. Çünkü zannedildiği gibi bir mal örneğin ipek, örneğin vernik, örneğin boya Çin’den yola çıktıktan sonra tek bir seferde Avrupa’ya ulaşmazdı. Yolda durak yerlerinde el değiştirir, tüccarlar kârlarını yapar ve bir mal bazen Çin’den yola çıkıp Avrupa’ya ulaşıncaya kadar değerinin beş-altı katına ulaşırdı.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Geldim, gördüm, yendim demek için Bremen…” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    Bazen de gündemle bağlantılı olarak yapardı gezilerini… Yine o gezilerden birinin nedenini bakın nasıl anlatıyor açılış anonsunda: “Sırada dere tepe Türkiye ve komşu kapısı Avrupa var. Bu hafta görüntülerimiz hem yurt içinden hem yurt dışından, sebebi gayet basit. Son haftalarda Avrupa trafiği biraz hızlandı da ondan. İşte sebep burada. Çarşamba günü dananın kuyruğu kopuyor. Çarşamba günü Galatasaray Monaco ile Köln’de karşılaşırken Avrupa’nın üç kentinde üç büyük maç daha var. Onlardan bir tanesi Bremen-Milan maçı. Olur da Bremen galip gelirse ve günün birinde Galatasaray Bremen’le eşleşirse hani ola ki diyelim. Bremen’e gidecek sporseverler orada yabancılık çekmesin diye düşündük. Çünkü top yuvarlaktır, maç 90 dakikadır ve iki tane kural vardır. Bu kurallar gereği programın yarısını Bremen’e ayırdık.”

    Ve programın yarısında Türk izleyicisine Bremen’i gitse yabancılık çekmeyecek kadar anlattıktan sonra diğer yarısına, yani Adana’ya geçiyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ben de Elmas Tepesi’ne tırmandım!” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    “Honolulu’nun dünyaca ünlü bir Elmas Tepesi var orayı duymuş olabilirsiniz. Bir tepe ki oraya bir çıkan pişman bir de çıkmayan. Üstelik Elmas Tepesi’ne çıkanlara bir de tişört veriyorlar, ‘Ben Elmas Tepesi’ne tırmandım’ diye. Ben de tabii ki tırmandım ve bu tişörtü aldım. Şimdi de sizi Elmas Tepesi’ne tırmanmaya çağırıyorum, hadi bakalım tabana kuvvet.”

    İzleyicileri olarak o tişörtten birer tane alamadık belki ama evet, Hawaii adalarının başkenti Honululu’daki Elmas Tepesi’ne, orijinal adıyla Diamond Head’e Barış Manço’yla birlikte biz de tırmandık. Hatta onun yorgunluktan söylenen sesi hala kulaklarımızda:

    “Evet neymiş… Tabanvay, vay ki ne vay. Türküsü bile var… Emmim atlı/ Dayım yayan / Dayan dizlerim dayan. Ve şu anda gördüğünüz gibi keçi yollarından çıkarak tepeye ulaşıyorum.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Masai kabilesine selam olsun…” title_font_size=”13″]
    dünya turu

    Kenya civarına gittiğimizde ise bizi bir sürpriz bekliyordu, en iyisi yine Barış Abi anlatsın: “Birazdan Klimanjaro eteklerinde bir safari yapacağız ve ünlü Masai kabilesine konuk olacağız. Biliyorsunuz Masaililerin değil filmleri bir tek kare fotoğraflarının çekilmesi bile mümkün değil. Sebebi gayet basit. Yıllar yılı film yapımcıları, reklamcılar, avcılar, turistler, safariye gelenler, ilgili ilgisiz herkes Masaililerin ananelerini, gelenek ve göreneklerine dönük yaşamlarını kendi ülkelerine gidince yanlış aksettirmişler. Ve bu gururlu insanlar da kapılarını yabancılara kapatmışlar. Ancak tatlı dilin açamayacağı kapı yok.”

    Barış Abi’nin insancıl ve doğal sunumu gittiği her yerde kendini gösterirdi ki burada da göstermiş, Masai kabilesi onu misafirperverlikle karşılamıştı. Yaptığı küçük çekim Kenya televizyonlarında yayınlanacağı için yerlilerin diliyle selam göndermeyi de ihmal etmemişti.

  • 2020 YILININ KÜLTÜR ve YAŞAM’DAKİ ÖZETİ

    2020 YILININ KÜLTÜR ve YAŞAM’DAKİ ÖZETİ

    2020’yi geride bırakırken Kültür ve Yaşam’dan gelip geçenleri hatırlayalım, âdet olduğu üzere bir yıl sonu seremonisi yapalım istedik. En nostaljik, en romantik, en eğlenceli, en lezzetli, en sevimli, en bilgilendirici içerikleri seçelim dedik ama bu oldukça göreceli bir konuydu. Fakat 2020’nin özetini yapmaktan da geri duramazdık ve sizin için temsili konular belirledik. Birlikte daha nice senelere diyerek sayfamızda iyi vakit geçirmenizi umuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Gerçekte gitmediğimiz yerlerden gidip görmüşçesine haberdar olduysak biraz da onun sayesinde.” diye başlamıştık söze… Bu içerikte Barış Abimizi, Dönence Dünya Turu isimli programından kısa alıntılar yaparak yâd etmiştik. Onun zihinlerden silinmeyecek, anlatmayı seven, hevesli, heyecanlı üslubunu gelin tekrar hatırlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehirlerimizi yeri geldikçe ekranınıza taşıyoruz. Daha önce de söylemiştik, 81 ilimiz tamamlanana kadar devam edeceğiz. O şehirlere ait önemli kültürel ve tarihi miraslar da 2020’de en çok yer verdiğimiz içerikler arasındaydı. Bir de sık sık memleket fotoğrafları paylaştık sizlerle, işte onlardan şehir manzaralı olanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mutfak kültürü bizim için çok önemli, bu yüzden sadece yemek ve beslenme konularını kapsayan ayrı bir bölümümüz var. Yaşadığımız coğrafyada yemeklerin, sofraların bile birer hikâyesi bulunmakta. Bırakın her şehrimizi her köyümüzden ayrı bir tat yakalamak hiç zor değil. 7 Bölge 7 Yemek içeriğimizde ise en bilinen, en popüler lezzetlerimize yer vermiştik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Uzaktan eğitimin, evden çalışmanın tüm dünyada mecburiyet halini aldığı dönemler gelip çatınca içeriklerimizi bu doğrultuda üretmeye, fayda sağlayacak konular üzerinde durmaya gayret ettik. Örneğin İşini Eve Taşıyanlar İçin Altın Kurallar sayfamızda, “iş ve ev arasında bir denge kurup, çalışmayı daha verimli ve keyifli hale getirmek de sizin elinizde” dedik, hemen hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kültür ve Yaşam’ın ana özelliklerinden biri okuyucusunu mutlu etme gayretidir. Konular burada ona göre seçilir, o doğrultuda işlenir, renklendirilir. Takipçilerimiz gülümsüyorsa biz de gülümseriz. Dünyamızı paylaştığımız canlıların gülümseyen (!) pozlarını görünce mutlaka bunları da paylaşmalıyız dedik ve birbirinden sevimli fotoğrafları karşınıza getirdik, tam burada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gelenek ve kültürümüzü detaylarıyla ele alırken modern dünyanın kültürel birikimini de kesinlikle göz ardı etmiyoruz. Teknolojik trendlerin, bilimsel gelişmelerin yakın takibindeyiz. Hatta yaratıcı bir içerik olarak, popüler kültürün ürünlerini geleneklerimizle buluşturan Emojilerle Akrabalık Bağları Bulmacası da bunlardan biri. Görmek ve çözmek isterseniz lütfen linke tıklayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sinema, tiyatro, müzik dünyasının yerli ve yabancı hikâyeleri Kültür ve Yaşam’ın büyük önem atfettiği konular arasında yer alıyor. Özellikle de Türk Sineması’nın nostaljik üretimlerini, duayen isimlerini, emektarlarını sık sık sayfalarımıza taşımaya çalışıyoruz. Bu bölümde, sinema tarihimizdeki en komik karakterleri hatırlamaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    world wide web

    Anma, kutlama gibi özel günler elbette bizim için de özel… Sosyal medya hesaplarımızdan bu konularda sık sık paylaşımlar yapıyoruz. Kutlaması yapılan ve sayfalarımızda yer verdiğimiz konulardan biri de “WWW Günü” oldu. Ne de olsa bizi sizlerle buluşturan adres de bu dünyaya aitti. İşin teknik ve ciddi boyutunu bir kenara bırakarak, WWW, yani Dünya Çapında Ağ, ya da kısaca web, hayatımıza ne gibi sevimlilikler kattı bunlardan söz ettik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat dünyasının büyük isimlerini, şiirlerden alıntıları, klasikleşmiş kitaplar hatta eski masallar hakkındaki bilgileri de Kültür ve Yaşam’da okuyabilirsiniz. Dahası sayfalar arasında Türkçemizdeki kelimelerle ilgili eğlenceli içeriklere de rastlayabilirsiniz. Yazarların aşk üzerine sözleri ise en romantik içeriklerimizden biriydi, okumak için buyurun…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Antik kentlerden modern mimari yapılara ülkemizi ve dünyayı birlikte tanımayı sürdürüyoruz. Sizin için gezi rotaları oluşturuyor, sık sık doğanın güzelliklerinden söz ediyoruz. Gezi içeriklerimizden biri de dış mekânlara kurulmuş sanat ve tarih müzeleriydi. Hem müze görmek hem püfür püfür oksijen almak isteyenler için tekrar paylaşalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]

    Hassasiyetle üstünde durduğumuz konulardan biri de sürdürülebilir bir dünya için yapmamız gerekenlerdi. Bu konuları ele alırken anlaşılabilir, akılda kalıcı, harekete geçirebilecek nitelikte olmasına özen gösteriyoruz. İşte kısacık bilgilerle motive edebileceğimize inandığımız bir içeriğimiz, buradan ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]

    Ve 2020’nin kırk yıl geçse de hatırı sayılacak içeriği, Türk kahvesi… Onca bilgi, hikâye ve fotoğrafla muhabbet kurmaya devam ederken en iyi eşlikçimiz her zaman Türk kahvesi oldu. Ne de olsa Türk kahvesi kokusu alınmadan yapılan tüm muhabbetler eksik kalırdı. Gelin hep birlikte 2020’yi bol köpüklü bir Türk kahvesiyle kapatalım.