Etiket: balık

  • JAPON BALIKLARININ AZ BİLİNEN İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ

    Akvaryum sevdalılarının en çok beslediği türlerin başında gelen Japon balığı, sazan balığının alt türlerinden biridir ve genlerinin çaprazlanması sonucunda elde edilmiştir. Yaşam süresi ortalama 30 sene olan ve hafıza konusunda oldukça şaşırtıcı özellikleri bulunan Japon balıklarının kaydedilmiş en uzun ömre sahip olanı 40’lı yaşlarındadır. Farklı cinsteki balıklarla pek de iyi geçinemeyen Japon balıkları maalesef ki fanus ya da akvaryumlarda ortalama 5 sene yaşayabiliyor. Turuncu rengi ve oyuncu kişiliği ile tanınan Japon balıkları hakkındaki ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Balon göz Japon balığı, klasik kuyruklu Japon balığı, düz kuyruklu Japon balığı, sazan kuyruklu Japon balığı gibi çok sayıda alt türe sahip olan Japon balığı türleri arasında en yaygın olanı Suriye Japon balığıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Asıl adı goldfish (altınbalığı) olan Japon balığı, Uzak Doğu ülkelerine Japonya’dan dağıldığı düşünüldüğü için bu ismi almıştır ve ülkemizde genel olarak bu isimle anılır. Diğer balık cinslerine göre oldukça iyi hafızaları vardır. Hafızaları bilinenin aksine 3 saniye değil, 5-6 aydır. Birçok şeyi unutmazlar ve kendilerini besleyen kişiyi tanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her yıl dünya çapında 480 milyondan fazla Japon balığının satışı yapılmaktadır. Bu sayı, kedi ve köpek satışlarının toplamından daha fazladır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Japon balığının pullarına bakarak kaç yaşında olduğunu anlayabilirsiniz. Her yıl pullarının üzerinde tıpkı bir ağaç gibi halka çıkaran Japon balıklarının halkalarını gözlemlemek için mikroskop gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İnsan gözü, 3 ana renk kombinasyonu olan kırmızı, sarı ve mavi renklerini görebilirken; Japon balıkları bunlara ek olarak bir de ultraviyole ışığını görebilmektedir. Bu özellikleri onlara sudaki hareketleri algılama ve yemek bulma konusunda fayda sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Japon balıkları karanlıkta kaldıklarında bir süre sonra renkleri beyaza döner. Bunun nedeni, ışığın derilerindeki pigment üretimine yardımcı olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Japon balıkları göz kırpamaz ve mideleri yoktur; ancak farklı alanlarda sindirim işi yapan bir bağırsağa sahiptirler.

  • 8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    Ege ve Karadeniz’in arasında bulunan Marmara Denizi, konumu nedeniyle yıl içinde birçok deniz canlısını konuk eder. Bu canlılar arasında akıntıların da etkisiyle Ege ve Karadeniz arasında yolculuk ederken Marmara sularından geçen birçok balık cinsi bulunur. Bu listemizde yolu Marmara Denizi’nden geçen balıkları en renkli görüntüleriyle huzurlarınıza sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
  • IŞIK SAÇAN CANLILAR

    Gezegenimizi milyonlarca farklı canlı türü ile paylaşıyoruz. Keşfedilmeyi bekleyen okyanuslar, büyük yağmur ormanları ve uçsuz bucaksız dağların zirveleri gelişen teknolojilerle daha da bilinebilir hâle geldikçe yeni yaşam formları ile karşılaşıyoruz. Biyolüminesans türlerin çoğu da işte bu bahsettiğimiz, henüz 100 yıldır bilinen canlılar arasında. Vücutlarındaki kimyasal tepkime ile ışık ürettikleri gibi, yaşamı paylaştıkları simbiyoz ilişki neticesinde de ışık yayan bu canlıların en ilginç yedi tanesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Coronate Medusa” olarak da bilinen Atolla denizanası dünyadaki tüm okyanuslarda yaşar. Rengi koyu kırmızı olan bu tür, tehlike anında dış kenarında kırmızı renkli polis sirenini andıran dairesel hareketli ışık yayarken, tepe bölümünde mavi ışık dalgasıyla tepkisini gösterir. DNA’sına işlenmiş bu yetenek ile okyanusun derin ve karanlık sularında ışık saçan Atolla denizanası, 13 santimetreyi bulan cüssesine rağmen gezegenimizin en ilginç canlılarından bir tanesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kısa kuyruğu ile alışageldiğimiz mürekkep balıklarından farklı olan Hawai mürekkep balığını diğer yakın akrabalarından ayıran en önemli özelliği okyanusun karanlık sularında yaydığı ışığı… Vibrio fischeri denilen bir bakteri ile simbiyoz ilişkisi sayesinde ışık yayan Hawai mürekkep balıkları aynı zamanda diğer canlıların yerini algılayabilen bir haritalama sistemine de sahip. Kıyıya yakın sığ sularda yaşayan tür, gece avlanır ve bedenindeki ışık yayan bakteri sayesinde gölgesi zemine düşmez, bu da av sırasında avantaj sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaydığı yeşil ve mavi ışık ile derin denizlerin en ilginç canlılarından olan “Bathocyroe Fosteri”, Atlantik Okyanusu yakınlarında bol miktarda bulunur. Boyu 5 cm olan bu canlı, narin de olsa mavi ve yeşil ışık yayar. Biyolüminesans olan bu canlı şeffaf bir bedene sahip ve okyanusun derinliklerinde kurbağa sıçrayışına benzer hareketle loblarını birbirine çarpıştırarak hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karanlık derin denizlerde yaşayan fener balığı, yüzüne doğru sarkan feneri ile karanlıkta ışık saçarak ufak balıkları avlayarak beslenir. Bu ilginç balık, Türkiye’de Karadeniz hariç tüm denizlerde yaşar ve tadının lezzetli olmasından ötürü balıkçıların av listesinde yer alır. Atlas Okyanusu’nda da görülen fener balıklarının vücudu oldukça yassıdır. Büyük kafası ve dişleri ile korkutucu görüntüsü olan bu canlının sırtındaki dikenlerinden bir tanesi diğerlerinden daha uzundur ve ağzının önüne sarkar. Fener balığının ışık kaynağı bu dikenin ucunda bulunan bakteridir. 40 ile 60 cm arasında değişen büyüklükte olan fener balıkları üremek için dişi birey bulamadıklarında geçirdikleri metamorfoz ile dişiye dönüşür ve devasa boyutlara ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Deniz sularında özel olarak tasarlanmış mavi LED ışıklarına benzer ışık yayan noctiluca scintillans planktonu, yakamozda ışık üreten planktonların oluşturduğu etkileyici bir manzara oluşturur. Milyonlarca planktonun bir araya gelerek oluşturduğu bu eşsiz görüntünün dahası da var. Elinizi suya batırdığınızda teması hisseden bu canlılar ışıklarının elinizde bile yayılmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bahar ve yaz aylarında çıkardıkları ses ve yanıp sönen ışığı ile biyolüminesans canlılar arasında çevremizde görmeye en alışık olduğumuz canlıların başında ateş böcekleri geliyor. Kısa aralıklarla yanıp sönerek ışık saçan bu tür, ışığının yanma-sönme ritmine göre erkek ve dişi bireyler arasında bir lisan oluşturur. Kimi araştırmacılar bu ışığın aynı zamanda bir savunma mekanizması olduğunu ve ateş böceğinin acımsı tadını avcılarına hatırlatmak için yaydığını belirtmiştir. Karın bölümlerinin son kısmında bulunan organından ışık yayan ateş böceklerinin yaydığı ışık, bu bölümdeki oksijenin yavaş yavaş oksitlenmesiyle ortaya çıkan kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesiyle oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mycena lux-coeli mantarı Japonya’nın Wakayama bölgesinde yaşar ve yağmurdan sonra ortaya çıkar. Büyürken yeşil renkli ışık saçan bu biyolüminesan mantar türü, ilk olarak 1954 yılında keşfedilmiş. Chinquapin cinsi bir meşe ağacının üzerinde yetişen bu mantarların şapka bölümlerinin çapı 2 santimetreyi buluyor ve ufak olmalarına rağmen bir arada oluşturdukları görüntü ışık şölenine dönüşüyor.

  • DOĞANIN EN SÜSLÜ CANLILARI

    Pek çok canlı, hayatta kalma içgüdüsüyle zamanla farklı şekil ve desenler geliştirerek çevreleriyle mükemmel bir uyum içinde yaşamını sürdürür. Bu canlılar; renkli tüylerden parlak beneklere, karmaşık desenlerden etkileyici biçimlere kadar uzanan çeşitli görsel özelliklerle ya avcılardan korunur ya da üreme dönemlerinde eşlerinin ilgisini çeker. Sahip oldukları desenler, doğal ortamlarında kamufle olmalarını kolaylaştırırken; kimi zaman da rakipleri karşısında üstünlük kurmalarını sağlar. Bu adaptasyon sayesinde bazı canlılar, dış görünüşleriyle âdeta birer sanat eserini andırır. Renkli tüyleri, göz alıcı desenleri ve dikkat çekici yapılarıyla doğanın görsel zenginliğini yansıtan bu canlıları yazımızda keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavus Kuşu Örümceği” title_font_size=”13″]

    Avustralya’ya özgü, renkli ve etkileyici danslarıyla tanınan küçük ama benzersiz bir örümcek türü olan tavus kuşu örümceği, adını tavus kuşlarını andıran desenli ve renkli karın kısmından alır. Erkek örümcekler, bu göz alıcı desenleri dişilerini etkilemek için kullanır. Renkleri genellikle mavi, kırmızı, turuncu ve yeşil tonlarında canlıdır ve nano ölçekteki ışığı yansıtan yapılar sayesinde parlar. Erkek tavus kuşu örümceği, çiftleşme döneminde dişiyi etkilemek için karmaşık bir dans sergiler. Bu dans sırasında karnını yukarı kaldırarak renkli kısmını gösterir ve bacaklarını titreterek ritmik hareketler yapar. Yalnızca 3-5 milimetre boyutunda olmasına rağmen bu tür; gösterişli görünümü, zarif hareketleri ve simetrik desenleriyle doğanın estetik gücünü en etkileyici şekilde yansıtan canlılardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mandalina Balığı ” title_font_size=”13″]

    Güney Pasifik ve Hint Okyanusu’nun sıcak, sığ mercan resiflerinde yaşayan mandalina balığı, doğanın âdeta renkli bir fırça darbesi gibidir. Genellikle 6-8 santimetre arasında değişen boyuyla küçük yapısına rağmen, canlı mavi, turuncu ve yeşil tonlarıyla su altının en göz alıcı canlılarından biri olarak kabul edilir. Estetik görüntüsüyle mandalina balığı hem deniz biyologlarının hem de akvaryum meraklılarının ilgisini çeken büyüleyici bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mücevher Yaban Arısı” title_font_size=”13″]

    Asya, Afrika ve Pasifik Adaları’nda yaşayan mücevher yaban arısı, parlak yeşil ve mavi metalik renkleri sayesinde bir mücevheri andırdığı için “mücevher” adını almıştır. Metalik parlaklığı ve ışığı yansıtan renkleri, doğal ortamdaki ışık oyunlarıyla birleşerek onları yırtıcılardan saklanmak için avantajlı hâle getirir. Genellikle ormanlık alanlar ve tropikal bölgelerde yaşayan bu tür, çevresiyle uyum sağlayarak ışık yansımalarını taklit eder. Ayrıca bazı yırtıcılar bu canlıların dikkat çekici renklerini, doğada zehirli ya da tehlikeli canlılara ait bir uyarı olarak algılar. Bu durum, “aposematizm” olarak bilinen savunma mekanizmasının bir parçasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cennet Kuşu ” title_font_size=”13″]

    Papua Yeni Gine, Avustralya ve çevresindeki adalarda yaşayan cennet kuşları, göz alıcı renkleri ve etkileyici danslarıyla tanınır. Neon mavisi, yeşil, altın sarısı, kırmızı ve siyah gibi canlı renklere sahip bu kuşlar, doğanın en süslü canlıları arasında yer alır. Erkek cennet kuşları, dişileri etkilemek için olağanüstü danslar sergiler. Bu danslar; tüylerini kabartma, kanatlarını sallama ve belirli bir ritimde hareket etme gibi özel koreografiler içerir. Yaklaşık 42 türü bulunan cennet kuşlarının her biri, kendine özgü renkleri, desenleri ve davranışlarıyla dikkat çeker. Dişiler, en parlak tüylere ve en etkileyici danslara sahip erkekleri tercih ettiğinden erkek cennet kuşlarının renkleri zamanla daha karmaşık ve gösterişli hâle gelmiştir. Bu evrimsel süreç, onların doğadaki en göz kamaştırıcı kuşlardan biri olmasına neden olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yılbaşı Ağacı Solucanı ” title_font_size=”13″]

    Denizlerde yaşayan ve adını yılbaşı ağacına benzeyen renkli, spiral şeklindeki görünümünden alan yılbaşı ağacı solucanı; sarı, mavi, kırmızı, beyaz ve turuncu gibi çeşitli renklerde olabilir. Mercan resiflerinin sakinleri arasında yer alan bu küçük ama dikkat çekici canlı, yaklaşık 3-4 santimetre uzunluğundadır. Ancak renkli dokunaçları, onu olduğundan daha büyük ve gösterişli gösterir. Solucanın gövdesi mercan yapısına gömülüdür; dışarıda yalnızca spiral biçimindeki dokunaçları görülür. Bu renkli dokunaçlar, aynı zamanda filtreleme sistemi gibi çalışarak sudaki küçük besin parçacıklarını yakalar. Canlı renkleri ise, rengârenk mercanlar arasında kamufle olmalarına, avcıları caydırmalarına ya da dikkatlerini dağıtmaya yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Semer Sırtı Tırtıl ” title_font_size=”13″]

    Semer sırtı tırtılının adı, sırt kısmındaki renkli “semer” (yani halat veya ip benzeri şekil) deseninden gelir. Tırtıl genellikle sarımsı, yeşilimsi ve beyaz renklerde desenlere sahiptir ve bu renkler tüylerinde yoğunlaşır. Göz alıcı görünümü, yırtıcılara karşı bir savunma mekanizması işlevi görür. Semer sırtı tırtılı aynı zamanda doğanın en etkileyici metamorfoz süreçlerinden birine sahiptir. Yumurtadan çıkan tırtıl, önce hızlıca büyür; ardından koza örerek pupa evresine geçer. Bu evrenin sonunda ise zarif ve renkli bir gece kelebeğine dönüşerek hayat döngüsünü tamamlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mavi Halkalı Ahtapot ” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en tehlikeli deniz canlılarından biri olarak bilinen mavi halkalı ahtapot, küçük boyutuna rağmen son derece güçlü bir zehre sahiptir. Kendini savunmak amacıyla salgıladığı bu zehir, insanlar için bile ölümcül olabilir. Genellikle 20 santimetreye kadar büyüyebilen bu türün en dikkat çekici özelliği, vücudundaki parlak mavi halkalar ya da dairelerdir. Bu halkalar, ahtapot stres altındayken veya tehdit hissettiğinde belirginleşir ve saldırıdan önce bir uyarı işareti niteliği taşır. Mavi halkalı ahtapot, Pasifik Okyanusu’nun tropikal ve subtropikal bölgelerinde; özellikle Avustralya, Filipinler ve Japonya kıyılarında yaşamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapraklı Deniz Ejderi ” title_font_size=”13″]

    Denizlerin en renkli ve etkileyici canlılarından biri olan yapraklı deniz ejderi, adını vücudunda bulunan yaprak benzeri uzantılardan alır. Bu çıkıntılar, deniz yosunlarına ve bitkilere benzemesini sağlayarak doğal ortamında mükemmel bir kamuflaj oluşturur. Yaklaşık 35 santimetreye kadar büyüyebilen yapraklı deniz ejderi, yalnızca Avustralya’nın güney kıyıları ve çevresindeki bazı deniz bölgelerinde görülür. Bu ilginç deniz canlısı genellikle çok yavaş hareket eder. Yapraklı yapıları sayesinde suyun akıntısıyla sürüklenebilir ya da deniz bitkilerine tutunarak hareketsiz kalabilir. Bu sayede hem avcılardan saklanır hem de çevresiyle neredeyse tamamen bütünleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Picasso Böceği” title_font_size=”13″]

    Picasso böceği, üzerindeki rengârenk ve soyut desenler nedeniyle, ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso’nun sanatına benzerlik gösterdiğinden bu ismi almıştır. Yeşil, sarı ve siyah tonlarındaki renkler, böceğin vücudunun farklı bölgelerinde bir araya gelerek soyut şekiller ve çizgilerle harmanlanmıştır. Bu dikkat çekici desenler, böceğin çevresindeki bitki örtüsüyle uyumlu hâle gelmesini sağlar ve bu sayede doğal bir kamuflaj işlevi görür.

  • SONBAHARIN EN LEZZETLİ BALIKLARI VE TARİFLERİ

    Eylül ayıyla birlikte balık sezonu açılıyor. Denizlerin suyu soğudukça balıklar enerji depolamak için daha fazla yağ biriktiriyor; bu da lezzetlerini artırıyor. Palamut, levrek, barbun, hamsi gibi pek çok balığın bol olduğu bu aylarda, mevsim balıklarının besin değeri de yükseliyor. Yazımızda, sonbahar mevsiminde pişirebileceğiniz balıkları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Levrek Fileto Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekim ayının iri ve besleyici balıklarından biri olan levrek, nasıl pişirilirse pişirilsin oldukça lezzetli olacaktır. Yaz bitmeden yakılan son mangallarda, levreğin hafif ve beyaz etini dışı çıtır, içini ise yumuşak ve sulu kalacak şekilde pişirebilirsiniz. Mangaldaki kömürün kattığı hafif tütsülenmiş aroma, lezzetini daha da artırır. Levreği zeytinyağı, limon, sarımsak ve taze otlarla önceden marine etmek hem lezzetini derinleştirir hem de pişirme sırasında kurumasını önler. Ayrıca balığın yapışmaması için ızgarayı iyice yağlamak önemlidir. Mangalda lezzetli bir levrek için ihtiyacınız olan malzemeler:

    • 2 adet levrek (temizlenmiş ve fileto doğranmış)
    • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 limon (su ve kabuğu rendelenmiş)
    • Tuz ve karabiber (isteğe bağlı)
    • Taze otlar (maydanoz, kekik veya dereotu)

    Bir kâsede zeytinyağını, ezilmiş sarımsağı, limon suyu ve limon kabuğu rendesini karıştırın. Tuz ve karabiber ekleyin. Levrek filetolarını bu sosun içine ekleyin ve 2 saat buzdolabında dinlendirin. Marine edilmiş levrekleri ızgaraya yerleştirin ve her iki tarafı da altın rengi olana kadar, yaklaşık 4-5 dakika pişirin. Yanına fırınlanmış patates gibi garnitürler ve bol yeşillikli bir salata çok yakışacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barbun Tava” title_font_size=”13″]

    Ekim ve kasım aylarının küçük ama lezzetli balıklarından barbun, Akdeniz ve Karadeniz gibi sıcak ve ılıman sularda yaşar. Lezzeti ve yumuşak etiyle ünlü olan barbun, kendine has tadı nedeniyle genellikle sade yöntemlerle, tavada veya ızgarada pişirilir. Mısır unu ile pişirilen barbunun dışı çıtır çıtır olurken, içi yumuşak ve sulu kalır. Akdeniz mutfağında sıkça tercih edilen mısır unlu barbun tava için gerekli malzemeler:

    • 1 kg barbun balığı
    • 200 g un (mısır unu tercih edilebilir)
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • Yarım çay kaşığı karabiber
    • Kızartma için 200 ml zeytinyağı
    • Limon dilimleri (servis için)

    Temizlenmiş barbunların içini ve dışını tuz ve karabiberle iyice ovun. Mısır ununu geniş bir tabağa alın ve balıkların her tarafını unla kaplayın. Tavada zeytinyağını ısıtın, yağ iyice ısındığında balıkları tavaya yerleştirin. Her iki tarafını da altın sarısı olana kadar kızartın. Kızarmış balıkları kâğıt havlu serili bir tabağa alarak fazla yağını süzdürün. Limon dilimleri ve mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Palamut Fırın” title_font_size=”13″]

    Karadeniz, Marmara ve Akdeniz gibi denizlerde yaşayan palamut, sonbahar aylarında yağ oranı arttığı için daha da lezzetli hale gelir. Eti dağılmadığından, farklı pişirme yöntemlerine uygun bir balıktır; fırında, ızgarada, tavada veya buğulama olarak pişirilebilir. Palamudun yağlı ve güçlü tadı, limon ve çeşitli baharatlarla birleştiğinde lezzeti iyice artar. Ayrıca, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olduğu için sağlık açısından da son derece faydalıdır. Sebzelerle zenginleştirilmiş fırın palamut için gerekli malzemeler:

    • 2 adet palamut (takoz dilimlenmiş)
    • 2 adet soğan (halka şeklinde doğranmış)
    • 2 adet patates (ince dilimlenmiş)
    • 2 adet domates (dilimlenmiş)
    • 2 adet yeşil biber (doğranmış)
    • 4 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • Yarım çay bardağı limon suyu
    • Tuz, karabiber, kekik

    Fırını 180 dereceye ısıtın. Takoz şeklinde dilimlenmiş palamutları yıkayıp fazla suyunu süzün. Üzerine tuz ve karabiber serpin. Fırın tepsisine önce soğan, patates, domates ve biberleri yerleştirin, ardından palamut dilimlerini sebzelerin üzerine dizin. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve kekik karışımını balık ve sebzelerin üzerine gezdirin. Fırında yaklaşık 30-40 dakika, balıklar ve sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Servis ederken, tepsideki tüm malzemelerin lezzetinin birleştiği suyunu eklemeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asma Yaprağında Sardalya” title_font_size=”13″]

    Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Atlantik Okyanusu’nun bazı bölgelerinde yaşayan küçük ve yağlı bir deniz balığı olan sardalyayı, ekşi tatları sevenler asma yaprakları ile deneyebilir. Asma yaprakları, sardalyanın dışının çıtır olmasını sağlarken içinin yumuşacık kalmasına yardımcı olacaktır.

    • 500 g sardalya balığı (temizlenmiş)
    • 20-25 adet taze veya salamura asma yaprağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 yemek kaşığı limon suyu
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz
    • Karabiber

    Eğer salamura asma yaprağı kullanıyorsanız, fazla tuzunu almak için yaprakları sıcak suda 10-15 dakika bekletin ve iyice süzün. Sardalyaları temizleyip yıkayın ve gerekirse peçete ile kurulayın. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve karabiberi bir kâsede karıştırarak marinasyon için sos hazırlayın. Sardalyaları bu sosta en az 15-20 dakika bekletin. Her bir sardalyayı, asma yapraklarının damarlı kısmı üste gelecek şekilde yerleştirin. Saplarını koparın ve sardalyaları yapraklara sarın. Izgara tavayı orta ateşte zeytinyağı ile ısıtın. Asma yaprağına sarılmış sardalyaları her iki tarafı da kızarana kadar, yaklaşık 3-4 dakika pişirin. Aynı tarifi 180 derece fırında 20-25 dakika pişirerek de yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uskumru Tava Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekmek arası balığın vazgeçilmezi olan uskumru, kasım ayında lezzetinin doruğuna ulaşır. Besleyici bu balık, zengin aroması ve yoğun tadıyla öne çıkar. Yüksek yağ oranı sayesinde pişirildiğinde hem sulu kalır hem de nefis bir tat sunar, bu da onu ızgara ya da fırın gibi pişirme yöntemleri için mükemmel bir seçim haline getirir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında avlanan uskumru, bu dönemde daha yağlı olur ve damaklarda unutulmaz bir tat bırakır. Lezzetli bir ızgara uskumru hazırlamak için gereken malzemeler ise şöyledir:

    • 2 adet uskumru (temizlenmiş ve fileto şeklinde)
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı limon suyu
    • 3 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz, karabiber, kekik

    Uskumruları temizleyip yıkayın, ardından fazla suyunu bir peçete yardımıyla alın. Zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, limon suyu, tuz, karabiber ve kekikten oluşan bir marine sosu hazırlayın. Fileto şeklinde kestiğiniz uskumruları bu sosun içine yerleştirip her tarafını iyice kaplayın. Yaklaşık 15-20 dakika marine olması için bekletin. Tavaya zeytinyağı ekleyip iyice ısıtın. Tava iyice ısındığında, balıkları derili tarafı alta gelecek şekilde yerleştirin. Her iki tarafını da yaklaşık 3-4 dakika, balıklar altın rengi olana kadar pişirin. Zengin ve yağlı lezzeti tamamlamak için uskumruları roka-domates salatası, çoban salatası ya da mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hamsili Pilav ” title_font_size=”13″]

    Karadeniz mutfağının simge yemeklerinden hamsili pilavı pişirmek için en uygun zaman sonbahar ve kış aylarıdır. Bu özel tarifin en dikkat çekici yanı, hamsinin kuş üzümü ve dolmalık fıstık gibi malzemelerle birleşerek ortaya çıkardığı tatlı-tuzlu lezzet uyumudur. Osmanlı döneminden günümüze uzanan bu geleneksel yemeği hazırlamak için gerekli malzemeler:

    • 1 kg hamsi (temizlenmiş ve kılçıkları çıkarılmış)
    • 2 su bardağı pirinç
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 adet kuru soğan (doğranmış)
    • 3 yemek kaşığı dolmalık fıstık
    • 3 yemek kaşığı kuş üzümü
    • 1 tatlı kaşığı toz şeker
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı yenibahar
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı kuru nane
    • 2,5 su bardağı sıcak su
    • 1 adet limonun rendelenmiş kabuğu

    Pirinci tuzlu suda yaklaşık 30 dakika bekletin, ardından iyice yıkayıp süzün. Geniş bir tavada tereyağı ve zeytinyağını eritin. Doğranmış soğanları ekleyip pembeleşene kadar kavurun. Ardından dolmalık fıstıkları ekleyin ve fıstıklar altın rengini alana dek kavurmaya devam edin. Pirinci ilave edip 3-4 dakika daha kavurun. Daha sonra kuş üzümü, toz şeker, karabiber, yenibahar, tuz, kuru nane ve limon kabuğunu ekleyin. Sıcak suyu da ekledikten sonra, pilavı kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra pilavı demlenmeye bırakın.

     

    Bu sırada hamsileri temizleyip yıkayın ve iyice süzün. Dilerseniz kılçıklarını çıkarabilirsiniz. Fırın kabının tabanına ve kenarlarına, hamsilerin derili kısımları alta gelecek şekilde dizin. Hazırladığınız pilavı hamsilerin üzerine dökün ve yüzeyini düzeltin. Üst kısmı da tamamen hamsilerle kaplayın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzeri kızarana kadar yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Hamsili pilavı, asidik tadıyla yemeği dengeleyen karışık turşu ve mısır ekmeği eşliğinde servis edebilirsiniz.

  • DENİZLERİN AKROBATLARI: UÇAN BALIKLAR

    Uçan balıklar, deniz yüzeyinde hızla hareket ederek suyun üzerinde kısa mesafe uçabilir. Bu yetenekleri ile diğer balıklardan ayrılan uçan balıkların pek çok farklı türü bulunur. Sıcak iklimlerde görülen; Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusu’nda yaşayan uçan balıkların ülkemiz denizlerinde de yaşayan birkaç türü var. Marmara Denizi’nde görülmesiyle şaşkınlığa sebep olan uçan balıklarla ilgili bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tropik ve yarı tropik bölgelerde yaşayan uçan balıkların yaklaşık 64 farklı türü vardır. İnce ve uzun vücutları çevik olmalarını ve havada süzülmelerini sağlar. Yüzgeçleri uçuş esnasında kanat işlevi görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aslında bu balıklar uçmaz, sadece havada süzülür. Önce hızlarını artırarak su yüzeyine doğru yükselir. Su yüzeyine ulaştıklarında ise güçlü kuyruk darbeleri ile sudan çıkar ve yüzgeçlerini açarak havada yol alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süzülmeleri genellikle 30-50 metre arasında olur ancak bazı durumlarda 200 metreye kadar ulaşabilir. Havada kalma süreleri ve mesafeleri, rüzgâr ve hızlarına bağlı olarak değişir. Tekrar suya döner ve aynı hareketi tekrarlayarak avcılardan kaçarlar. Avcıları arasında ise yunuslar, tuna balıkları, kuşlar ve mürekkep balıkları bulunur. Bazı deniz kuşları, uçan balıkların suyun yüzeyine yakın yerlerde uçmasını fırsat bilerek onları havada avlar. Uçuş yetenekleri, avcılardan kaçmak için geliştirdikleri bir savunma mekanizmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e özgü bir uçan balık türü olan “Akdeniz uçan balığı” (Exocoetus volitans), Güney Ege ve Akdeniz’de dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Saatte 80 kilometreyi bulan hızları sayesinde sudan çıktıklarında 200 metrelik mesafeyi uçarak katetebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemiz sularında yaşayan bir diğer uçan balık türü olan “cheilopogon heterurus”, Atlas Okyanusu’na bağlı Akdeniz’in sıcak sularında yaşayan bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi gibi daha serin sularda görülmeleri alışılmadık bir durum olsa da ekosistemdeki değişimler nedeniyle Marmara Denizi’nde farklı balık türleri çoğalmaya başladı. 2024’ün Haziran ayında Marmara Denizi’ndeki Adalar açıklarında Akdeniz uçan balığı (Exocoetus volitans) yakalandı. Yakalanan uçan balık, üç binin üzerinde deniz canlısının bulunduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ne dâhil edildi.

  • KÖPEK BALIKLARIYLA İLGİLİ ŞAŞIRTICI GERÇEKLER

    Keskin diş yapıları, ihtişamlı ve biraz da korkutucu görüntüsü ile okyanuslarda ve hatta tatlı sularda yaşayabilen köpek balıklarının dünyası her zaman merak konusudur. Bu yazımızda okyanusların korkulu rüyası köpek balıkları hakkında bilinmeyen gerçekleri paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıkları içinde en tehlikeli tür “atık yiyici” olarak da anılan kaplan köpek balıklarıdır. Balık, insan ya da çöp ayırt etmeksizin her şeyi yeme potansiyelleri vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cüce köpek balığı olarak bilinen bu tür her ne kadar köpek balığı familyasına ait olsa da boyutu yalnızca 25 cm civarındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıkları normalde ortalama 20 ila 30 yıl arası yaşar ancak balina köpek balığı neredeyse 100 yıla yakın yaşayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kocaman görüntüsüyle bizi bir hamlede yutabilecek gibi duran köpek balıkları, o görüntüye rağmen kemiksizdir. Köpek balıklarının tüm iskelet yapısı kıkırdaklardan oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anne karnındayken dişleri gelişen köpek balıkları rahimdeki diğer kardeşlerini yiyebilir. Sadece kardeşlerini değil döllenmiş yumurtaları bile yemeğe başlayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıklarının burun çıkıntıları enteresan özelliğe sahiptir. Burunlarındaki algılayıcılar çok hassastır ve buraya yapılan temas direkt olarak beyne iletilir. Burnuna dokunulan köpek balığı sakinleşir ve hatta hipnoz etkisine girebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Köpek balığı yalnızca düz yüzebilirler, vücut dengeleri bu şekildedir. Eğer bir köpek balığı ters dönerse tüm dengeleri bozulur ve trans haline geçer. Ters kaldığı süre boyunca tepki vermez, tekrar eski konumuna geldiğinde düzelir ve yaşamsal faaliyetleri devam eder.

  • 8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    Ülkemizin balığı bol coğrafyası sayesinde lezzetli ve besleyici balık yemeklerinin tadını her mevsim çıkarabiliyoruz. Ama aslında her balığın yıl içinde en lezzetli olduğu, tüketilmesi için daha uygun olan bir zamanı var. Dünyanın en sağlıklı beslenme planlarından biri kabul edilen Akdeniz rejiminin temel besinlerinden biri olan balığı mevsiminde tüketmeniz için araştırmamızı yaptık ve hangi mevsimde hangi balık yenir listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlkbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    mezgit
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaz Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kış Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
  • 8 Madde İle Denizlerin Sevimli Karakteri Denizatı

    8 Madde İle Denizlerin Sevimli Karakteri Denizatı

    Denizlerin sevimli canlısı denizatı, hem görüntüsü hem de ilginç karakteriyle su altı yaşam formlarının en merak uyandıran canlılarından biridir. İnsanların denizatına ilgisi o kadar büyüktür ki, takı ve kıyafetlerde figür olarak sık sık karşımıza çıkmaktadır. Denizatını bu kadar ilgi çekici kılan özellikleri araştırdık ve 8 maddelik listemizde bir araya getirdik.

    İlginç görüntüsü ve biyolojisiyle ilgi çeken denizatının mitolojide de yeri vardır. Yunan mitolojisinde Hippocampus olarak geçen denizatının vücudunun üst kısmı at, alt kısmı ise balık olarak resmedilir. Homeros’un İlyada eserinde, Poseidon’u denizin üzerinde giden atların Tanrısı olarak tanımlaması, denizatıyla ilişkilendirilebilir.

    M.Ö. 4. yüzyılda Lübnan’da, üzerinde denizatı olan paralar basılmış, Anadolu’da M.Ö. 6. yüzyılda yapıldığı düşünülen altından bir denizatı bulunmuştur. İngiltere’deki Roma Hamamları’nda da denizatı mozaiklerine rastlanmıştır. Tüm bunlar, insanlığın denizatına ilgisinin tarih öncesine dek uzandığını gösterir.

    Denizatları, görünüşleriyle suda yüzen ejderhalara ya da atlara benzeseler de aslında balık türleri arasındadırlar. Vücutlarının alt kısmında bulunan yüzgeçler ve üst kısmında bulunan solungaçlar denizatının bir balık türü olduğunu gözler önüne serer.

    Denizatları tropik ve yarı tropik sularda genelde 45° Kuzey ve 45° Güney enlemleri arasında yaşar. Amerika’dan Avrupa’ya dünyanın birçok yerinde farklı denizatı türleri görülür. Bu türlerin büyüklüğü 35 cm ile 16 mm arasında değişir. En küçük denizatları, Bahamalar’da bulunur ve cüce denizatları olarak anılırlar.

    Denizatlarının insanların en çok ilgisini çeken özelliklerinden biri aşk hayatlarıdır. Denizatları, hayvanlar arasında nadir görülen bir özelliğe sahiptirler ve çoğu denizatının hayatı boyunca sadece tek bir eşi olur. Üstelik eşini kaybeden denizatlarının yas tuttuğu da gözlemlenmiştir.

    Denizatlarının romantik hayatlarının yanı sıra üreme süreçleri de ilgi çekicidir. Sadece denizatının ait olduğu familyaya has bir biyolojik özellik sonucunda, erkek denizatları doğum yapar. Erkek denizatının kuluçka kesesinde 2 ile 3 hafta arası bir süre boyunca büyüyen yavrular, doğumdan sonra ise baba sevgisini pek tadamazlar çünkü erkeğin görevi doğumla beraber sonlanmış olur.

    Denizatlarının ilginç bir özelliği ise adeta bukalemun gibi renk değiştirebilmeleridir. Kendilerini korumak için bulundukları ortamın renklerine uyum sağlayarak kamufle olurlar. En küçük yani korunmaya en çok ihtiyaç duyan denizatlarının formlarını da değiştirebildiği örneğin üzerinde kabarcıklar belirmesini sağlayarak mercanlar arasında kaybolabildiği gözlemlenmiştir.

    Bu güzel hayvanların ömrü 4 – 5 yıl kadardır. Değişen iklim ve doğa koşulları tüm hayvanları olduğu gibi denizatlarını da olumsuz yönde etkilemekte ve bilinçsiz avcılık da eklenince 40 milyon yıldır var oldukları düşünülen denizatlarının türü tehlikeye girmektedir.