Etiket: bakım

  • SAĞLIKLI VE DİNÇ GÖZ ÇEVRESİ İÇİN BAKIM RUTİNLERİ

    Göz çevremiz, yüzümüze veya vücudumuza göre en hassas bölgelerden biri. Göz çevresindeki derinin çok ince olması göz çevresini daha da hassaslaştırırken; bu bölgenin çok kolay kurumasına, kırışmasına ve maalesef ki şişlik ve morlukların oluşmasına neden olabiliyor. Göz çevresinin genç, sağlıklı ve dirençli bir görünüm kazanması için uygulayabileceğiniz basit ama oldukça etkili yöntemleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaşımız ve yaşam tarzımızın net bir şekilde yansıdığı göz çevresinde en sık karşılaşılan durumlardan olan göz altı morlukları uykusuzluk ve yorgunluk sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi genetik faktörler, fazla gün ışığına maruz kalmaktan dolayı oluşabilen melanin oranı yüksekliği ve yaşa bağlı görülen doku kaybından kaynaklanıyor olabilir. Bu durumdan muzdarip olanlar öncelikle sorunun kaynağını belirlemelidir. Yaşa bağlı durumlarda kolajenin zamanla azalması bu bölgede çukurlara ve morluklara sebep olabileceği için öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve egzersiz düzeni oluşturmak gerekiyor. Ayrıca bir uzmandan yardım alarak vitamin desteği sağlayabilirsiniz. Günde en az iki ile üç litre su içmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Göz çevresinde oluşan bir diğer durum ise kırışıklıkların yaşa bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi fazla mimik yapmaktan da kaynaklanıyor olması. Elbette size mimik yapmayın gibi bir tavsiye vermeyeceğiz ancak göz altında bulunan ince çizgilerin zamanla derin kırışıklıklara dönüşmemesi için göz çevresini sürekli nemli tutmanızı önerebiliriz. Unutmayın ki kuru cilt daha çabuk deforme olur. Ayrıca güneşli havalarda kullanacağınız güneş kremi ve güneş gözlüğü ile bu çevreyi ekstra koruma altına alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göz altı torbaları da morluklar ve kırışıklıklar gibi birçok faktöre bağlı. Yaşlanma, uykusuzluk, beslenme, stres, yetersiz su tüketimi, güneş ışınları ve genetik faktörler vücudumuzda ödeme sebep olduğu gibi göz altı torbalarının da oluşmasına yol açıyor. Evde uygulayabileceğiniz basit yöntemlerle göz altı torbalarını hafifletebilirsiniz. Bir bezin içine buz koyarak göz çevresinde oluşan şişliğe müdahale edebilirsiniz. Çayda bulunan kafeinin ödem atma özelliğinden faydalanarak temiz bir pamuğu çaya batırıp göz altı bölgenize koyarak şişliği azaltabilirsiniz. Ayrıca buz kalıplarınızı yeşil ya da siyah çay ile doldurabilir ve gerektiğinde bu bölgede kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yukarıdaki belirttiğimiz maddeler göz çevresindeki görünümü etkileyen temel unsurlardır. Eğer göz çevresini yoran tüm bu koşulları azaltacak gerekli aksiyonları aldıysanız gelelim sonraki önemli adıma… Cildinize, yaşınıza ve yaşadığınız göz çevresi sorununa uygun bir cilt bakım ürünü ile bölgeye dışarıdan takviye yaparak sağlıklı bir görünüm elde edebilirsiniz. Ancak bu ürünleri düzenli olarak kullanmak oldukça önemli! Göz çevresinde kullanılacak ürünleri nazik bir şekilde uygulamalı; yüzük parmağıyla hafifçe masaj yaparak ürün cilde yedirilmelidir. Bu şekilde göz çevrenizdeki kan dolaşımı da hızlanacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yorgun bir gecenin sabahında göz çevresinde oluşabilecek istenmeyen durumlar için soğuk kompres oldukça işe yarayacaktır. Ancak bu uygulamada süre oldukça önemli! Beş dakika kadar masaj yaparak soğuk kompres uygulandıktan sonra işleme son verilmelidir. Elinizin altında buz yoksa temiz bir tatlı ya da çay kaşığını bir süre buzlukta beklettikten sonra bu bölgeye uygulayabilir; aynı işlemi salatalık gibi C vitamini açısından yüksek meyve ve sebzelerle de gerçekleştirebilirsiniz. Buğday yağı ile hafif masaj yaparak da kan akışını hızlandırabilirsiniz.

  • KIŞ MEVSİMİNDE CİLT BAKIMI RUTİNİ

    Kış mevsiminin gelişiyle cilt bariyerimiz daha da hassaslaşıyor. Nem kaybına uğradığı ve soğuk havaya maruz kaldığı için sertleşen cildimizde oluşabilecek hasarları ve matlaşmayı önlemek adına uygulayabileceğiniz kış bakımlarını listeledik. Ancak hatırlatmak isteriz ki öz bakım sadece dışarıdan müdahalelerle değil, beslenmeyle ve egzersizlerle içeriden de desteklenmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kışın dikkat edilmesi gereken konuların başında yaz bitse de cildimizi güneşin etkilerinden korumak olacaktır. Güneşin zararlı etkilerini en aza indirmek için cildinizin yapısına uygun, yüksek faktörlü bir güneş kremi seçip kışın da bu rutine devam edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cildimiz hangi mevsimde olursak olalım neme ihtiyaç duyar. Ancak kış aylarında klima ve kaloriferin olduğu ortamlarda nem dengesi bozulduğundan cildimizi nemli tutmak çok önemlidir. Özellikle sıcak-soğuk değişimine maruz kalan cildimiz için cilt tipine uygun nemlendirici bir ürün; yüz, el ve dudak bölgesine düzenli olarak uygulanmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seçtiğiniz ve uyguladığınız nemlendiriciler cildinizdeki kurumayı engelleyecektir ancak cilt bariyerini güçlendirici nem maskesi uygulayarak daha nemli ve ışıltılı bir cilde sahip olabilirsiniz. Evinizde hazırladığınız nem maskelerini haftada bir kez uygulayabileceğiniz gibi, hazır satılan nem maskelerinden cilt tipinize en uygun olan ürünü bakım rutininize ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Aşırı kuru cilt yapısına sahip olanlar yoğun nem tutma özelliği ile bilinen hiyalüronik asit ve doğal içerikli serumlar tercih edebilir. Cildin su dengesini sağlamak için bu ürünleri nemlendiricinizden önce kullanmanız daha faydalı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve gün içerisinde makyaj yapan kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli konunun başında cilt temizliği geliyor. Ancak cilt temizliğini de fazla abartmamak lazım çünkü aşırı uygulamalar cildin doğal nemini ve dokusunu kaybetmesine yol açabilir. Özellikle peeling uygulamasından sonra cildinizi nemsiz bırakmamalı, uygun ürünler ile bütüncül bir bakım rutini oluşturmalısınız.

  • CİLDİMİZİN NEMSİZ KALDIĞINI NASIL ANLARIZ?

    Cilt tipleri kuru, karma, yağlı ve normal olarak farklılaşıyor ve her cilt tipi nemsizlik problemi yaşayabiliyor. Cilt tipine göre nemsizlik probleminin etkileri, her cilt tipinde farklılık gösterebilir ancak genel olarak nemsizlik problemini duştan sonra ciltte gerginlik hissi ile tespit etmek mümkün. Cilt bakımı ve cilt sağlığında en önemli aşama öncelikle hangi cilt tipine sahip olduğunun tespit edilmesi ve cilt tipine uygun ürünler kullanmaktır. Ancak nemsizlikten bahsettiğimiz noktada en güzel bakım; içeriden uygulanan, doğal ve faydalı besinlerle ve bol su ile gelen sağlıktır. Yazımızda cildimizin nemsiz kaldığını anlamamızı sağlayan işaretleri okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ciltte Yağlanma ” title_font_size=”13″]

    Nemsiz bir ciltte, deri altındaki hücreler kuruluğu ortadan kaldırmak için aşırı sebum üretimine başlar. Bu da cilt yüzeyinde yağlı bir tabaka görünümü olarak yansır. Ciltte aşırı yağlanma ve parlama sorunu oluşmaya başladıysa bu nemsiz kalan cildin ilk işaretlerinden biri olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mat Bir Görüntü ” title_font_size=”13″]

    Nemsiz kalan bir ciltte ilk fark edilen işaretlerden bir diğeri de cansız bir cilt; yorgun, soluk ve mat bir görünümdür. Cilt ışıltısını kaybeder. Zaten gergin ve hassas olan cilt, bir de nemden yoksun olunca iyice koyu ve mat bir görünüme bürünür. Bazen yanmalar hissetmek bile mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cilt Kaşıntısı ” title_font_size=”13″]

    Cildin nemsiz kaldığını gösteren bir diğer işaret, ciltteki kaşıntıdır. Nemsiz kalan cilt gerginleşir ve bu gerginlik kaşıntıya yol açar. Kaşıntı sonrasında pul pul dökülmeler ve yanma hissi görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dehidrasyon Çizgileri / İnce Çizgiler” title_font_size=”13″]

    Cilt yüzeyinde hidrolipid tabakası bulunur. Hidrolipidin görevi, cildi enfeksiyon, alerji, güneş ışınları, kuruma gibi dış etkilerden korumaktır ancak vücudumuz yeteri kadar su, yani oksijen almadığında hidrolipid tabaka zayıflar ve cilt korunmasız hâle gelir. Bu da cildimizde ince çizgilerin belirginleşmesine yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cildin Ürünleri Kabul Etmemesi ” title_font_size=”13″]

    Cildin bir krem ya da nemlendiriciyi kabul etmemesi nemsiz kaldığını gösteren işaretlerden bir tanesi olabilir. İnsan vücudundaki suyun %20’si ciltte bulunur ve cildin yüzeyindeki kuruluk, cildimizin üst tabakasında bulunan ve bizi dış etkenlerden korumaya yardımcı olan doku bariyerlerinin de hasar görmesine, işlevini kaybetmesine, böylelikle de nemlendirici ürünlerin performansında düşüşe neden olur. Bu durumda öncelik bolca su içmek olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hassasiyet ve Kızarıklık ” title_font_size=”13″]

    Cildimiz nemsiz kaldığında ortaya çıkan tüm bu belirtiler birbiri ile bağlantılı sonuçlardır. Gerginleşen ve kaşınan bir ciltte kaçınılmaz olarak hassasiyet ve kızarıklık olacaktır. Cilt, sağlığını koruyacak yeterli nemi bulamadığında ciltteki doku ve hücreleri besleyen oksijen de olmayacağı için görevlerini yerine getiremez hâle gelecektir. İnsan bedeninin ortalama %60’ı sudan oluşur ve su, insan sağlığının temel yakıtıdır. Hücreler, dokular, sinir sistemi ve iç organlar hepsi gücünü sudan alır. Bu nedenle bedeninizin sağlığı ve cildiniz için bolca su içmek, sorunları başından çözecek ilk adım olacaktır.

  • PEELİNG NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Gün içinde cildimiz toz, duman gibi birçok toksik maddeye maruz kalıyor ve kısa vadede o maddelerin cildimizin yüzeyinde bir tabaka oluşturması kaçınılmaz oluyor. Gözeneklerimizi kapatan o tabaka yüzünden cildimiz nefes alamıyor ve zamanla ışıltısını kaybediyor. Hatta sivilce ve akne gibi istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliyoruz. İşte tam da bu durumların önüne geçmek için günlük cilt temizliğinin yanı sıra, arada bir peeling uygulamalarına başvuruyoruz. Peki, peeling nedir, çeşitleri nelerdir, kısaca cevaplayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]