Etiket: baharat

  • DÜNYA MUTFAKLARINDAN GELENEKSEL ACI SOSLAR

    Acı soslar, gastronomi dünyasında yemeklere yalnızca bir tat değil, aynı zamanda karakter kazandırır. Her bir damla sos, ait olduğu kültürün tarihini, coğrafyasını ve damak zevklerini yansıtan eşsiz bir hikâye taşır. Acı biberlerin ve baharatların ahenkli dansı, yalnızca keskin bir lezzet sunmakla kalmaz; aynı zamanda birer gastronomik serüvene dönüşür. Meksika’nın tütsülenmiş biberlerle hazırlanan salsa rojasından, Tunus’un baharatlarla zenginleşen harissasına; Tayland’ın ferahlatıcı nam phrik sosundan, Jamaika’nın ateşli Scotch bonnet sosuna kadar, dünya mutfaklarının geleneksel acı soslarını yazımızda sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Acuka, Türkiye” title_font_size=”13″]

    Acuka, Türk mutfağına özgü, genellikle kahvaltılarda veya meze olarak tüketilen zengin ve baharatlı bir sostur. Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı tariflerle hazırlanan bu lezzetin temel malzemesi tatlı ve acı biber salçasıdır. Acukanın lezzet ve kıvamını artırmak için kıyılmış ceviz, yoğunluk kazandırmak için bayat ekmek içi, pürüzsüz bir doku için ise zeytinyağı kullanılır. Ezilmiş sarımsak, kimyon, pul biber, karabiber ve tuz gibi baharatlarla harmanlanan bu sos, nar ekşisi veya limon suyu ile ferahlatıcı bir tat kazanır. Bazı tariflerde domates salçası ya da taze domates de eklenerek farklı bir aroma yakalanır. Yoğun acı sevenler ise isot gibi yöresel biber çeşitlerini tercih edebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gochujang, Güney Kore” title_font_size=”13″]

    Gochujang, Güney Kore mutfağının geleneksel acı soslarından biridir ve tarih boyunca Korelilerin mutfağında önemli bir yere sahip olmuştur. Kökeni, Kore tarımında biberin yaygınlaşmaya başladığı 16. yüzyıla kadar uzanır. Koreliler o dönemde gıda saklama ve koruma yöntemleri geliştirmiş ve fermente ürünlerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini keşfetmişlerdir. Sosun karakteristik acı ve baharatlı tadını, kırmızıbiber tozu (gochugaru) sağlar. Geleneksel tariflerde, chapssal (yapışkan pirinç) ve soya fasulyesi tozu dikkatlice harmanlanarak büyük toprak kaplara (onggi) yerleştirilir. Onggiler, açık havada bırakılarak fermantasyon süreci boyunca doğal koşullara (gün ışığı, rüzgâr, sıcaklık değişimleri) maruz kalır. Bu doğal etkileşim, fermantasyonun gelişmesi ve malzemelerin zengin tatlar kazanmasında kritik bir rol oynar. Süreç, tarifin türüne bağlı olarak birkaç aydan bir yıla kadar devam edebilir ve sonunda ortaya, zengin aromalı geleneksel bir lezzet çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Piri Piri Sosu, Portekiz” title_font_size=”13″]

    Piri piri sosu, Mozambik ve Portekiz mutfaklarının vazgeçilmez bir parçası olup kökeni Afrika’ya dayanan baharatlı bir sostur. İsmini, yapımında kullanılan biberlerden alan bu sos, Mozambik-Portekiz etkileşimlerinin gastronomik mirasını temsil eder. “Piri piri”, Kuzey Afrika’da kullanılan Svahili dilinde “acı biber” anlamına gelir ve küçük, oldukça acı bir biber türüdür. Mozambik’te bolca yetiştirilen bu biberler, 15. yüzyılda Portekizli kâşifler tarafından Avrupa’ya taşınarak kıtanın baharatlı sos kültürünü şekillendirmiştir. Mozambik’teki Portekizliler, yerel biberleri zeytinyağı ve sarımsak gibi kendi mutfak malzemeleriyle harmanlayarak piri piri sosunu geliştirmiştir. Sosun yapımında, piri piri biberleri ezilir veya ince doğranır. Ardından sarımsak, zeytinyağı, sirke veya limon suyu, tuz, karabiber ve paprika ile karıştırılır. Hazırlanan karışım birkaç gün dinlendirilerek tatların yoğunlaşması sağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salsa Roja, Meksika ” title_font_size=”13″]

    Salsa roja, kökeni Aztekler ve diğer yerli Meksika halklarının domates ve biber gibi malzemeleri pişirerek ilk kez sos yapmasına kadar uzanan, Meksika mutfağının klasik lezzetlerinden biridir. İspanyolların Meksika’ya gelişiyle birlikte, bu geleneksel sos daha geniş bir mutfak anlayışının parçası hâline gelmiş ve zamanla ülkenin farklı bölgelerine yayılarak çeşitlenmiştir. Salsa roja sosun temel lezzetini, serrano veya jalapeño gibi acı biberler oluşturur. Domates, sarımsak ve soğan, sosa derinlik kazandıran diğer önemli malzemelerdir. Geleneksel tariflerde, domatesler ve biberler genellikle ızgarada ya da tavada kavrulur. Bu yöntem, malzemelerin doğal tatlarını yoğunlaştırırken sosa hafif isli bir aroma katar. Tuz, karabiber ve taze kişniş ile tatlandırılan sosa, bazı tariflerde kimyon veya misket limonu suyu da eklenerek farklı bir lezzet oluşturulur. Kavrulan malzemeler, soğan, sarımsak ve baharatlarla birlikte bir havanda ezilerek püre hâline getirilir. Ardından düşük ısıda pişirilerek kıvamı yoğunlaştırılır. Bazı tariflerde ise sos pişirilmeden de servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nam Phrik, Tayland ” title_font_size=”13″]

    Tayland mutfağının temel acı soslarından biri olan nam phrik, Tay halkının günlük yaşamında önemli bir yere sahiptir. Tayland’ın coğrafi çeşitliliğine göre değişiklik gösteren sosun her bölgeye özgü bir tarifi mevcuttur. Nam phrik sosunun temel malzemesi, dünyadaki en acı biber türlerinden biri olan Şili biberidir. Sos, sarımsak, fermente karides ezmesi, balık sosu, demirhindi veya limon suyu gibi güçlü tatlarla zenginleştirilir. Ayrıca, palm şekeri eklenerek hafif bir tatlılık sağlanır ve lezzet dengelenir. Bazı tariflerde kavrulmuş fındık veya kızarmış soya fasulyesi gibi ek malzemeler de kullanılır. Biber ve sarımsak, kavrularak veya ızgarada pişirilerek doğal aromaları yoğunlaştırılır. Malzemeler, geleneksel yöntemle havanda ezilerek pürüzsüz bir kıvam elde edilir. Genellikle buharda pişmiş sebzeler, taze salatalık dilimleri veya ızgara deniz ürünleriyle birlikte sunulur. Izgara etlerin veya deniz ürünlerinin üzerine gezdirilir. Tayland usulü yemeklerin yanında ise garnitür olarak sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Harissa, Tunus ” title_font_size=”13″]

    Harissa, Tunus mutfağının en ikonik lezzetlerinden biridir ve ülkenin ulusal sosu olarak kabul edilir. Kökeni, Akdeniz ticareti ve baharat yollarına kadar uzanır. 16. yüzyılda İspanyollar tarafından Kuzey Afrika’ya getirilen biberin yerel mutfakla bütünleşmesiyle harissa ortaya çıkmıştır. Günümüzde Tunus’un yanı sıra Fas ve Cezayir mutfaklarında da sıkça kullanılan bu sos, bölgenin gastronomik zenginliğini temsil eder. Harissa sosunun tarifleri bölgelere göre farklılık gösterse de genellikle kurutulmuş acı biber, sarımsak, zeytinyağı, kişniş, kimyon tohumları, tuz ve limon suyu ile hazırlanır. Acı ve tatlı biberlerin dengeli bir şekilde harmanlanmasıyla bu sosa özgü bir tat elde edilir. Kurutulmuş biberler, hazırlık aşamasında ılık suda bekletilerek yumuşatılır ve çekirdekleri çıkarılarak fazla acılığı alınır. Yumuşamış biberler, sarımsak, baharatlar ve zeytinyağı ile birlikte havanda dövülerek ya da blenderde pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar karıştırılır. Son olarak, tuz ve limon suyu eklenir. Hazırlanan sos sterilize edilmiş kavanozlara konur ve üzerine zeytinyağı eklenerek uzun süre saklanabilir. Özellikle kuskus, tajin gibi geleneksel yemeklerde ve günlük sofralarda sıklıkla yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Scotch Bonnet Sosu, Karayipler ” title_font_size=”13″]

    Karayip mutfağının en ünlü soslarından biri olan Scotch bonnet sosu, adını İskoçların geleneksel şapkasına benzeyen Scotch bonnet biberinden alır. Bu biber çeşidi, Afrikalılar aracılığıyla Karayipler’e getirilmiş ve zamanla yerel yemek kültürünün vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Scotch bonnet biberi, Karayipler’in sıcak ve nemli ikliminde yetişir ve bölgenin simgelerinden biri olarak kabul edilir. Sosun temel malzemeleri arasında Scotch bonnet biberi, mango, ananas, sirke, soğan, sarımsak, zencefil, tuz ve şeker bulunur. Bazı tarifler, baharat karışımları ve kişniş gibi ek malzemelerle zenginleştirilir. Sosun hazırlanışında, biberler saplarından ayrılır ve çekirdekleri istenen acılık seviyesine göre ayıklanır. Doğranmış biberler, sirke, soğan, sarımsak ve diğer malzemelerle birlikte blenderde ya da havanda pürüzsüz bir kıvama getirilir. Elde edilen karışım, düşük ateşte kısa bir süre pişirilerek tatların daha iyi harmanlanması sağlanır. Scotch bonnet sosu yalnızca acılığıyla değil, tropikal meyve aromalarıyla birleşen hafif meyvemsi tadıyla da öne çıkar. Bu benzersiz lezzet, sosu Karayip mutfağının vazgeçilmez bir parçası yapar. Sosun hafif akışkan kıvamı ve parlak sarı-turuncu rengi, bölgenin tropikal doğasını yansıtır.

  • Güney Asya’nın Renkli Kültürü: Hint Mutfağı

    Güney Asya’nın Renkli Kültürü: Hint Mutfağı

    Bazı kültürlerin mutfağını duyar duymaz birkaç saniyelik duraksama yaşarız hani… Çok acı olduğunu düşündüğümüzden, pişmemiş ete karşı yargılarımızdan veya tanımadığımız besinler içerdiğinden olabilir bu duraksama… Hindistan mutfağı da genellikle çok baharatlı olduğu düşünülen ve karmaşık sanılan mutfaklardan biri. Peki gerçekten öyle mi? İsterseniz listemizi okuduktan sonra buna siz karar verin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Hint mutfağına ilişkin yanlış bilinenlerden biri yemeklerin köri sosuyla yapıldığıdır. Oysa Hindistan’da herhangi bir restoranda köri isminde tek bir sosla karşılaşmanız pek de olası değil. Genellikle doğru bilinen şey ise şu: Kokusu keskin baharatların sıklıkla kullanıldığı bir mutfağa sahip Hindistan. Tohum baharatların ya da taze otların ağırlıklı kullanımı ise bölgeden bölgeye değişiyor. Ülkenin genelinde en çok kullanılan baharatlar kimyon, kişniş, zencefil, zerdeçal, kakule.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Hindistan mutfağını tek kelime ile tanımlamak doğru olmaz çünkü sulak ve kurak yerleşimlere göre değişen bir yaklaşıma sahip. Hint mutfağında acı da var ekşi ve tatlı da. Sofraların değişmezi ise masala ismi verilen karışımlar, yani soslar… Masalanın onlarca farklı içeriği olabilir ve tabii ki yiyeceğiniz yemeğe en uygun olanını seçmek bu kültürü tanımayı gerektirir. Ya da siparişinizi verdiğiniz garsondan yardım almayı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Hindistan’da dana eti yenmediği düşüncesi de yaygındır. Oysa çok farklı kültürleri bir arada yaşatan ülkede dana etini kesinlikle yemeyenler olduğu gibi yiyenler de mevcut. Ama çoğunlukla kuzu, koyun ve keçi eti tüketiliyor. Örneğin fotoğrafta gördüğünüz kırmızı etli ve bol baharatlı “kashmiri rogan josh” yemeği yoğurtla tatlandırılıyor ve bizim damak tadımıza da çok uygun. Bununla birlikte tavuk etinin çok tüketildiği Hint mutfağında en yaygın besinlerin başında ise balık geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Bölgelere göre farklılık gösterdiğini söylediğimiz bu mutfağın olmazsa olmazlarından biri pirinçtir. Güney Hindistan’da Kuzey’e göre çok daha fazla pirinç tüketilir hatta sabah kahvaltılarında sos eşliğinde servis edilen pirinç toplarını görebilirsiniz. Sebze, tavuk ya da koyun etiyle yapılan briyani isimli pirinç pilavı da neredeyse ülkenin millî yemeklerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Hindistan mutfağında sokak lezzetleri de önemli bir yer tutar. El arabalarında satılan ve chaat ismi verilen atıştırmalıklar alabildiğine çeşitli malzemelerle yapılır ve oldukça da doyurucudur. Örneğin kızarmış hamurun içine doldurulan patates, bezelye, et ve mercimek samosa adıyla satılırken bir öğün rahatça doymanızı sağlar. Hatta samosaların kuru, tatlı ve Hindistan cevizli versiyonları da bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Yoğurttan peynire süt ürünleri bu mutfağın gediklisidir ve paneer ya da lor gibi peynir türleri sadece kahvaltıların değil klasik bir menünün eşlikçilerindendir. Aynı şekilde yoğurt da çorbadan pilava pek çok yemekte kullanılır. Ülkenin çay kültüründe ise süt vardır ve sütlü çay yaygın olarak tüketilir. İngilizlerin sütlü çayından farkı ise masala ile yani baharatla karıştırılmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    hint yemekleri

    Güney Asya’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Hindistan’da da ekmek kültürü yerleşiktir. Naan, çapati ya da roti ismindeki ekmekler bizim ülkemizdeki bazlama, yufka, gözleme tipi ekmeklerle benzerlik gösterirler ve bütün öğünlerde illa ki bir ekmek türü bulunur.

  • HOŞ KOKUSU İLE BİLİNEN KARANFİL VE FAYDALARI

    Endonezya’da Baharat Adası olarak bilinen Maluku Adaları’ndan tüm dünyaya yayılan karanfil, yiyecekler ve içeceklere lezzet kattığı kadar beden sağlığımız için de oldukça faydalı bir baharat. Karanfil; antioksidanlarca zengin, kan şekerini düzenlemeye yardımcı, bakterileri öldürücü özellikleri ile ön plana çıkıyor. Kurabiye, kek, bitki çayları ve meyve suları ile sıkça tüketilen, geleneksel tıpta da şifasından dolayı sıkça kullanılan karanfilin faydalarını yedi madde ile listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Doğanın şifacı gücünden faydalanmamız için toprak ananın sunduğu nimetlerden bir tanesi de hoş kokusu ile bilinen karanfil. Türkçede birden çok anlamı bulunan karanfilin, çiçeği olduğu gibi bir de “Syzygium aromaticum” ağacından elde edilen baharatı da bulunuyor. Okuyacağınız yazı dört mevsim yeşil kalan, 10 ila 20 metre uzunluğa erişen karanfil ağacında yetişen baharatı ve faydaları hakkında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 2 gram yani 1 çay kaşığı karanfilde günlük ihtiyacın %55’i kadar manganez bulunur. K vitamini ve lif de içeren karanfil, antioksidanlar bakımından da oldukça zengindir. Potasyum, demir, selenyum ve magnezyum gibi minerallerin yanı sıra A vitamini, beta-karoten içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karanfil yüksek dozlarda “Eugenol” maddesi içerdiği için toksin olabiliyor. Bu sebeple karanfil ve karanfil yağının yüksek dozlarda kullanımı, özellikle çocuklarda karaciğer hasarına yol açabiliyor. Her şeyde olduğu gibi karanfil kullanımında da denge ve doz çok önemli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Laboratuvar çalışmaları karanfilin koli basili ve diğer sık görülen iki zararlı bakteri çeşidini öldürdüğünü gösteriyor. Antimikrobiyal özelliğiyle ağız sağlığı üzerinde çok etkili; ağız kokularının giderilmesinde de kullanılan karanfilin içeriğindeki “Eugenol” maddesi, hafif ve orta şiddetteki diş ve diş eti ağrılarında lokal ağrı kesici özelliği ile biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bazı çalışmalar karanfil ve içerdiği bileşiklerin oksidatif stresi azaltarak karaciğeri koruduğunu gösteriyor. Ayrıca karanfilin içerdiği bileşikler, insülin üretimini artırarak kan şekerinin düşürülmesinde etkili olurken, kan dolaşımını düzenlemeye de fayda sağlıyor. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerdeki serbest radikal olarak adlandırılan hasar yapıcı moleküllerin gelişimini engelliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bazı çalışmalar karanfildeki “Eugenol”ün kemik yoğunluğu ve gücünü artırdığını gösteriyor. Ancak üçüncü maddede belirttiğimiz gibi “Eugenol”ün fazlası zarar… Karanfilin bol miktarda içerdiği manganezin de kemik yoğunluğu ve gelişimine etkisi olduğu biliniyor. Ayrıca karanfil yağının midede mukus üretimini artırdığı sonucuna ulaşan araştırmalar bulunuyor. Mide mukusunun görevi ise bariyer oluşturarak mide duvarının asitlerden etkilenmemesini sağlamak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karanfili çeşitli şekillerde tüketmek mümkün. Tatlı, komposto, bitki çayları, ev yapımı meyve suları ve reçellerle tüketmeye alışık olduğumuz karanfili dilerseniz bedeninizin güzel kokması, saçlarınızın beslenmesi için de kullanabilirsiniz.

  • BİZE KAÇ TANE TOHUM BAHARAT SAYABİLİRSİNİZ?

    Adını, yüzlerce yıl önce Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan tarihi bir deniz yoluna, Baharat Yolu’na veren baharat, birbirinden farklı koku ve tatlarıyla öteden beri insanlığın vazgeçilmez lezzetleri arasında bulunmaktadır. Bu rengârenk dünyanın içinde tohum baharatların da ayrı bir yeri var. Günümüzde tane tane kullanılabildiği gibi öğütülerek de tüketilebilen tohum baharatlardan yağını çıkarmak için de faydalanılıyor. İçlerinden birkaçını aşağıda sizler için sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Otsu bir bitki olan çörek otunun kapsül içinde olgunlaşan tohumları poğaça, börek üstüne serpiştirilebildiği gibi salatalara da katabilir. Kimileri aç karna bir çay kaşığı çörek otunu su eşliğinde yuttuğu kürler yapar, bunun nedeni sağlığı destekleyen etkili bileşenlere sahip olduğunun bilinmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kakule, Hindistan’ın güneyindeki bataklık ormanlarda yetişen yabani bir bitkidir. Meyveleri toplandıktan sonra güneşte kurutularak tohumları ayrıştırılır ve bu tohumlar balıktan sütlü tatlılara, çaydan kahveye farklı farklı lezzetlere çeşni olarak katılabilir. Keskin kokusu olan kakule, bilhassa kahve gibi içeceklere kattığı özgün aromasıyla ünlüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Özellikle Akdeniz ülkelerinde yetişen, ülkemizde de Isparta, Burdur civarında ekimi yapılan kişniş bitkisinin top biçimindeki küçük tohumları etli güveç yemeklerine, yoğurtlu çorbalara, makarnalara katılabilir. Köfte harcında kullanılmak üzere yapılan ve adına köfte baharı denen baharat karışımının en önemli malzemesi de öğütülmüş kişniştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Keten tohumu çok yönlü fayda sağlayan fonksiyonel gıdalardan biridir. Yoğurda, salataya, mısır gevreğine karıştırılarak, öğütüldüğünde kek, kurabiye veya smoothie’lere katılarak tüketilebilir. Geçmişi eski medeniyetlere kadar giden ve özellikle şifa amaçlı kullanılan bu baharat güçlü etkilere sahip olduğundan tüketim dengesini doğru ayarlamak gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın pek çok bölgesinde yetişebilen rezene bitkisinin tohumları balık ve et yemeklerine, salatalara katılabilir, çayı yapılarak içilebilir tabii çayını demlediğinizde içmeden önce tohumları kenara ayırmalısınız. Protein ve yağ bakımından zengin olan rezene tohumları şayet ağızda çiğnenirse hoş kokusuyla ferahlık hissi verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ağızda hoş koku dendiğinde akla ilk gelen baharat karanfil olacaktır. Güzel fakat acımsı tadıyla özgün bir lezzet olan karanfil, tatlılara, reçellere, kompostolara farklı bir koku ve tat katar. Anavatanı Endonezya olan bitkinin tohumlarını, özelliklerini kaybetmemesi için ağzı sıkıca kapalı bir kapta, güneş ışığı görmeyen bir yerde saklamak gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tohumları yüzde 45-55 oranında yağ, yüzde 30 oranında protein ihtiva eden haşhaş, ülkemizde Ege, Akdeniz’in kuzeyi, İç Anadolu illerimizde yetiştirilir. Sarı, beyaz, mavi, gri, pembe, kahverengi olabilen tohumlar yoğurda katılarak, çayı yapılarak tüketilebildiği gibi ezilerek tahin, bal gibi besinlerle de karıştırılabilir.

  • SOFRALARIN SİYAH YILDIZI

    En sık kullandığımız baharatlardan olan karabiberin sadece siyah değil, kırmızı ve beyaz gibi farklı renklerde olduğunu biliyor muydunuz? En çok ticareti yapılan baharat olan karabiber hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Beyaz, kırmızı, siyah ve yeşil renkleri bulunan karabiberin kökeni Hindistan’daki Malabar sahilleri olsa da Vietnam, Brezilya, Tayland, Sri Lanka, Filipinler ve Endonezya gibi tüm sıcak iklimlerde yetiştirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karabiber, kısa boylu bir ağaçtır. Meyveleri üzümsü, küçük, yuvarlak ve sapsızdır. Hasat edildikten sonra işlenme ve kurutulma şekline bağlı olarak farklı renkleri alır. Dünya baharat ticaretinin parasal değerinin yaklaşık %20’sini oluşturan karabiberin beyaz renkte olanları kabuğu olmayan cinstir. Öğütülmüş karabiberin ortalama olarak %70’i siyah, %30’u beyazdır. Ağaçta çok bekletildiği için rengi kırmızılaşan karabiber, Vietnam ve Brezilya gibi ülkelerde daha çok yetiştirilmektedir. Kırmızı karabiber, yüksek aromaya sahiptir. Özellikle et ve tavuk yemeklerinde tercih edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tane karabiber hava almayan teneke bir kutuda yıllarca saklanabilir ama toz halinin ömrü kısadır. Zamanla kokusunu ve lezzetini kaybeder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Potasyum, kalsiyum, mangan, magnezyum, fosfor ve demir mineralleri açısından zengin olan karabiberde; A, K ve C vitaminleri de bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karabiberin genzi yakan acı tadı piperin adı verilen bir bitki bileşiğinden kaynaklanır. Piperin çok güçlü bir antioksidandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Karabiber, M.Ö. 3000’li yıllardan bu yana ticari ürün olarak önem kazanmış; Hindistan’dan Arap tüccarlar tarafından Mısır ve Orta Doğu’ya, buradaki ülkelerden de Avrupa’ya yayılmıştır.

  • Mutfağımızın Şifalı 9 Kış Baharatı

    Mutfağımızın Şifalı 9 Kış Baharatı

    Kullandığımız baharatların lezzetleri bir yana sindirim sistemine metabolizmaya iyi gelebildiğini, öksürüğü, nezleyi iyileştirebildiğini hatta doğal antibiyotik yerine geçtiğini biliyor muydunuz? Tabii ki dozunda ve kıvamında kullanmak kaydıyla… Kurutularak, toz haline getirilerek ya da tazeyken kullanılan baharat çeşitlerinden özellikle kış soğuklarında faydalanabileceğiniz 8 tanesini listemize alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tarçın kelimesi Farsçada “çin ağacı” anlamına gelen “dârçîn” kelimesinden alıntılanmış. Özellikle sütlü tatlılarla olağanüstü bir uyum gösteren, kurutulmuş kabuk şeklinde ya da toz halinde kullanılabilen tarçının kan şekerini dengelediği, hafızayı güçlendirdiği ve kasları rahatlattığı ifade ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kökleri Endonezya’ya dayanan karanfilin eski dönemlerde de ağızda bir süre çevirmek kaydıyla nefesi ferah tutmak için kullanıldığı biliniyor. Şerbetli tatlılara, bilhassa ayva ve armut içeren tatlılarla, et yemeklerine yakışan karanfilin mide bulantısına ve hazımsızlığa iyi geldiği düşünülmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Maydonozgillerden olan kişniş bitkisinin kurutulmuş meyveleri top şeklindedir. Öğütülerek de kullanılabilen baharatın sayısız faydası bulunuyor. Kolesterolü dengelediğini, içerdiği B vitamini ile uykusuzluk ve strese iyi geldiğini söyleyerek örneklendirebiliriz. Kişnişi et yemeklerinde ve zeytinyağlı dolmada kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kimyon Orta Doğu, Kuzey Afrika, Hindistan, batı Çin ve Meksika mutfağında özellikle et yemeklerinde en çok kullanılan baharattır. Soğuk algınlığına, öksürüğe, boğaz iltihabı ve solunum yolu enfeksiyonlarına iyi gelen baharatın ölçüsünü kaçırmanın da farklı rahatsızlıklara neden olabileceği unutulmamalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Zencefilin kök yumruları baharat olarak kullanılır ve şifa alanları çok geniştir; sindirime iyi geldiği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, antibakteriyel özelliği ile enfeksiyonları engellediği belirtiliyor. Zencefili salata ve yemek yapımında kullanabileceğiniz gibi bitki çayı ve ekmek yapımında da kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kakule, zencefilgiller ailesinden olan özellikle Hindistan, Nepal, Malezya gibi ülkelerin ormanlarında yetişen yabani bir bitkidir. Meyveleri kurutulup öğütülen kakule kimi ülkelerde çay ve kahve içinde tat artırıcı olarak kullanılıyor. Kalsiyum, potasyum, magnezyum açısından zengin olan baharat balık yemeklerinde, baklagillerde hatta sütlü tatlılarda kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz defnesi olarak da adlandırılan defne yaprağı çorbaya, balık ve et yemeklerine hoş bir koku ve tat verir. Çayı da yapılabilen baharatın kalp ve damar sağlığına iyi geldiği düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Zihni güçlendirdiği, sindirim bozukluklarıyla savaştığı, kan şekerini düzenlediği ifade edilen zerdaçala “Hint safranı” da deniyor. Baharatı et ve sebze yemeklerine hatta yumurtaya bile ilave edebilirsiniz. Çayı da içilebilen zerdeçalın anavatanı Güney Asya’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Soğanlı bir kültür bitkisi olan safrandan elde edilen baharatın adı da safrandır. Ülkemizde Safranbolu’da yetiştirilen safran için en pahalı baharat diyebiliriz. İçine konduğu yemeklere sarı renk katan safranın çiçekleri aslında mor renktedir. Enerjiyi artıran, bağışıklığı düzenleyen, hafızayı güçlendiren ve sinir sistemine iyi gelen etkileri ise uzmanlar tarafından ifade edilmektedir.

  • BAHARATLAR HAKKINDA BİLGİLER

    Yemeklere lezzet katan baharatlar, yalnızca aroma olarak değil tarih boyunca bir şifa kaynağı olarak da kullanıldı ve günümüzde popülerliğini korumaya devam ediyor. Tarihte ilk olarak M.Ö. 5000’li yıllarda Uzak Doğu’da ortaya çıkan baharatın kullanımı, insanların yiyeceklerini ateş ile pişirmeyi keşfettiği döneme denk gelmektedir. Tarihte altın kadar değer görmüş baharatın Çin’den Batı’ya uzanan hikâyesi Hindistan, Mısır, Anadolu ve İtalya’ya uzanan rotasıyla tarihi Baharat Yolu’nun ortaya çıkmasına bile neden olmuştur. Şeflerin yanı sıra alternatif tıp ile ilgilenenlerin de gözdesi olan baharatlar hakkında ilginç bilgileri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sıcak ve kuru yaz rüzgârlarının estiği yarı kurak iklimleri seven safranın en çok yetiştiği bölgeler Akdeniz ülkeleri ve Kuzey Amerika’dır. Soğuk kış koşullarında kar altında bile hayatta kalabilse de kurak dönemlerde muhakkak sulama istediği için yetiştirilmesi zor bir türdür. Dünyanın gelmiş geçmiş en pahalı baharatlarından biri olan safranın bir kilogram maliyeti neredeyse birkaç bin doları buluyor. Üretimi de oldukça zor olan safradan yaklaşık yarım kilo elde etmek için ortalama 20 saatlik iş gücüne ihtiyaç duyulmakta ve yine yarım kilo safran için binlerce safran çiçeğinin hasat edilmesi gerekmektedir. Uygun ölçüde katıldığında yemeklere eşsiz bir lezzet veren safranın aşırı kullanımının da vücudumuz için tehlikeli olabileceğini belirtmekte fayda var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir diğer ismi Hint cevizi olan Muskat’ın anavatanı Endonezya’nın batısında bulunan Banda Adaları. Banda Adaları tarihte baharat yetiştiriciliğinin önemli merkezlerinden bir tanesi ve konumu gereği sadece Asyalıların değil, Arap ve Venedikli tüccarların da sıkça ticaret yapmak için uğradığı bir ada. Tropik bir ağaç cinsinin meyvesi olan muskat yemeklere verdiği farklı aromayla mutfaklarda yerini alırken, yetiştiği bölgelerde hiç alışık olmadığımız tariflerine rastlamak da mümkün. Kremalı yemeklerden kek ve kurabiyelere kadar oldukça geniş bir kullanım yelpazesi bulunun bu baharatın geçmişte reçeli bile yapılıyormuş. Kendine özgü tadı ve kokusuyla salatalara da lezzet katan muskatın çok keskin bir tadı olduğu için, az miktarda kullanılması tavsiye edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Güney Asya olan zerdeçalın en çok yetiştiği ülkeler Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Çin. Bugün pek çok hastalığın şifası olarak görülen ve Hint safranı olarak da bilinen zerdeçalın diğer isimlerinden birkaçı safran kökü, sarıboya, zerdeçavdır. İpek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında da kullanılan zerdeçalın son yıllarda yapılan tıbbi çalışmalarla popülerliği giderek artmış ve baharat olarak kullanımı gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır. Zerdeçalın içerisindeki kurkumin adlı bileşen, cilt sağlığından bağışıklık sistemine birçok farklı alanda olumlu etkilere sahip. Genellikle yemeklerde baharat olarak kullanılan zerdeçalın ismini farklı çay tariflerinde de sıkça duymanız mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Turpgiller familyasından olan hardalın esasen tohumları baharat olarak kullanılmaktadır. Tahminen 1700’lü yıllarda Kuzey Amerika’dan geldiği ve oradan tüm dünyaya yayıldığı düşünülüyor. Tohumu Kuzey Amerika’dan gelse de yetiştirildiği ilk yer Akdeniz ülkeleri olan hardalı baharat olarak yemeklerde ilk kullananlar da Fransızlar olmuş. Acılığı ile bilinen bir baharattır ancak bu acılık bitkinin ezilmesinden sonra ortaya çıkar. Bitkinin hücreleri ezildiğinde yapısında bulunan iki madde birleşir; bu maddeler dilde acımsı bir tada neden olan bir diğer üçüncü maddenin ortaya çıkmasına sebep olur ve böylelikle hardal acımsı, sert ve keskin bir aroma haline gelir. On taneden fazla çeşidi olan hardalın en çok kullanılan çeşitleri ise beyaz, siyah ve kırmızı hardal olmak üzere üç tanedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneşi çok seven, kurak topraklarda bile kolayca hayat bulan kekik, çoğu Akdeniz ülkesinde yetişmektedir. Fransa, İtalya ve İspanya dâhil olmak üzere yaklaşık 70 türü bulunan kekiğin ülkemizde de 38 türü bulunmakta. Tıpkı adaçayı, biberiye, fesleğen, lavanta ve nane gibi Ballıbabagiller familyasına mensup olan kekiğe güzel kokusu veren maddeler ise timol ve karkavoldur. Hemen hemen her yemeğin olmazsa olmazı kekik, yalnızca taneleri ile değil suyuyla da şifa kaynağı. Kekiğin bileşenlerinden biri olan timol maddesi antiseptik, antibakteriyel, antioksidan özellikler taşır bu da vücutta enfeksiyonların, bakterilerin ve mantarların giderilmesini sağlar. Banyo suyuna 1-2 bardak kadar ilave edilen kekik suyunun ağrı ve spazmlara iyi geldiği belirtiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Safrandan sonra dünyanın en pahalı baharatının vanilya olduğunu biliyor muydunuz? Anavatanı Güney Amerika olan vanilya, tarihte 19. yüzyıla kadar sadece Meksika ve çevresinde yetişen bir orkide türü olarak karşımıza çıkıyor. İspanyol denizcilerinin harika kokan bu çiçek türünü Avrupa’ya getirmesiyle artık bir gıda ürünü olarak kullanılmaya başlanıyor. İlk önce çikolata yapımında yardımcı madde olarak mutfaklarda yer bulmaya başlayan vanilya, daha sonrasında Fransızların dondurmada  ana madde olarak vanilyayı kullanmasıyla hem ticareti hem de popülerliği giderek artıyor. Kokusunun kaygı giderici ve stres atıcı özelliği vardır. Antioksidan bakımından zengin, solunum yollarını rahatlatıcı ve ruh halini sakinleştirici yapısıyla aromaterapistlerin gözdesi olan vanilyanın içeriğinde kalsiyum, demir, sodyum gibi mineraller bulunuyor.

  • Mesir Macunu İçindeki 41 Çeşitten İlk Kez Duyacağınız 8 Tat

    Mesir Macunu İçindeki 41 Çeşitten İlk Kez Duyacağınız 8 Tat

    41 çeşit ot ve baharatla hazırlanan mesir macunu Yavuz Sultan Selim’in eşi Ayşe Hafsa Sultan’ın hastalığına çare olunca bir uygulama başlatılmış ve her yıl baharın başlangıcına denk gelen günlerde Sultan Camisi’nin avlusunda halka mesir macunu dağıtılmaya başlanmış. Yani Manisa’da kutlanan Mesir Macunu Festivali tam 400 yıldır devam ettirilen bir gelenek… Bu şifalı macunun tarifi ise kulaktan kulağa aktarılarak ulaştırılmış sonraki kuşaklara… Biz de macunun içindeki ot ve baharatlardan belki de ilk kez duyacağınız 8 tanesini listemize alarak sizlere ulaştırıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]