Etiket: ayasofya

  • 8 Maddede Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokağı

    8 Maddede Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokağı

    Trafiğe kapalı tarihi bir sokak… Hâlâ pencerelerinde kadife perdelerin, salonlarında büyük konsol takımların bulunduğu her biri adıyla müsemma konaklar… Tarihi bir çeşme ve sarnıçlar… Yüzyıllar öncesinden haber taşıyan surlar… Bu listemizde Fatih semtindeki Soğukçeşme Sokağı’ndayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sokağın adını bir çeşmeden aldığını anlamak çok da zor değil… 1800’lü yıllarda III. Selim zamanında yapılmış çeşme bütünüyle yenilenmiş olarak 200 yıl önceki yerinde duruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu sokağın evleri karşılıklı dizilmemiş, sokağın tek tarafına sıralanmış ve sırtlarını bütünüyle Topkapı Sarayı’nın duvarlarına yaslamışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Evlerin kapı ve pencereleri ise Ayasofya’ya bakar. Tarihî yapının bahçesini çevreleyen duvar, sokağın karşı kıyısına düşen tek yapıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Soğukçeşme Sokağı’ndaki iki ya da üç katlı cumbalı ahşap evler sarı, yeşil, açık mavi tonlarındadır. Biri eğlence mekânı diğeri atıl vaziyette olan iki sarnıç da bu sokağın tarihsel değerini artıran diğer unsurlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    20. yüzyılın ilk yıllarına kadar sadece bu sokakta değil Ayasofya’nın önündeki meydanda da evler bulunurmuş ama içlerinden sadece bu tarihî sokak günümüze kadar ulaşabilmiş. Bunun en büyük nedeni olarak sokağın trafiğe kapalı olması gösteriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sokağın ilk sakinleri Topkapı Sarayı ya da Ayasofya ile ilişkisi olan kişilermiş. Kaynaklarda, babası Şûrâ-yı Devlet üyesi olan eski Cumhurbaşkanlarımızdan Fahri Korutürk’ün de buradaki konaklardan birinde doğduğu geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Soğukçeşme Sokağı’nda 1990’da kapılarını açan “İstanbul Kitaplığı” var ki şehri her yönüyle okuyabileceğiniz binlerce kitabı içinde saklıyor. İstanbul tutkunu olarak bilinen Çelik Gülersoy’un kurduğu kitaplık araştırmayı, okumayı sevenler için bir hazine değerinde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1985-86 yıllarında baştan aşağı restore edilen ve 1986’da açılan sokak, şehrin göbeğinde estirdiği zarif ve sakin havasıyla 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında kimi Avrupalı sanatçıların resimlerine de ilham vermiş…

  • 8 Madde İle İnsanlığın En Güzel Miraslarından Ayasofya

    8 Madde İle İnsanlığın En Güzel Miraslarından Ayasofya

    İnsanoğlunun yeryüzündeki en kıymetli miraslarından biri olan Ayasofya, karşı kıyıdan bakanlara Sultanahmet Camisi ile birlikte İstanbul’un kimliğini çizer. Adı, “ilahi bilgelik” anlamına gelen bu görkemli yapıyı Kültür ve Yaşam’ın 8 maddelik listesinde daha yakından tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya, Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından yaptırılmış, 532 yılında başlanan inşası 5 yıl sürmüştür. Eserin büyüklüğüne bakıldığında bu oldukça kısa bir süredir fakat inşasında 10.000 işçinin çalıştığı bilgisini de eklemek gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en eski katedrali olan yapı bir kiliseye göre o kadar büyük yapılmıştı ki 1000 yıl boyunca bu büyüklüğün üstüne çıkan bir eser yapılamadığı ifade edilir. Bu haşmeti en iyi yansıtan detayı ise kubbesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bizans döneminin ürünü olan Ayasofya, Roma mimarisinin özelliklerini barındırır. Duvarları taş, tuğla ve harç ile inşa edilmiştir. İç yapı malzemesinde mermer ağırlığı dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya mermer küpleri, süslemeleri, freskleri ve mozaikleri ile efsaneleşir. Altın varak hâkimiyetindeki “Sunu Mozaiği” dünyanın en özel eserleri arasında bulunur. İstanbul ve Ayasofya maketlerini Hz. Meryem’e sunan imparatorların tasvir edildiği mozaiğin 10. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle camiye dönüştürülen yapıya, İslam’ı sembolize eden iç detaylar ve farklı zaman dilimlerinde dört adet minare eklenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya’nın iki katlı yapısında dikkat çeken bölümlerinden biri Dilek Sütunu ya da Terleyen Sütun adı verilen yerdir. Bronz levhalarla kaplanmış ortası oyuk bu sütunun olağanüstü özelliği olduğunu düşünen insanlar Bizans döneminden bu yana başparmaklarını bu oyuğa sokarak şifa bulacaklarına ya da dileklerinin olacağına inanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya’nın yapımı ile ilgili çok sayıda efsane vardır. Altında gizli geçitler olduğu, sütunlarını Süleyman Peygamberin emrindeki devlerin taşıdığı, kilisenin planını arıların yaptığı, kapılarının tılsımlı olduğu bu efsanelerden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya 1 Şubat 1935 yılında müzeye dönüştürülmüştür ve dünyanın her yerinden ziyaretçileri akın akın İstanbul’a ve kendine çekmeye devam etmektedir.

  • İstanbul’un Altında Dev Bir Yapı: 8 Madde ile Yerebatan Sarnıcı

    İstanbul’un Altında Dev Bir Yapı: 8 Madde ile Yerebatan Sarnıcı

    Sarnıç sözlükte, “Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu” olarak geçiyor. Sultanahmet’te, Ayasofya’nın hemen yanında bulunan Yerebatan Sarnıcı ise “dünyanın en eski su deposu” deyip geçilemeyecek kadar görkemli ve estetik bir yapı… 1500 yıla yaklaşan yaşı ve hala koruduğu gizemiyle İstanbul’un kimliğini oluşturan eşsiz eserlerden bir tanesi… Buyurun, listemizdeki 8 madde ile birlikte Yerebatan Sarnıcı’nda bir gezintiye çıkalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sultanahmet, bizans parası, bizans altını

    Dikdörtgen formda, 9.800 metrekarelik bir alanda, yüz bin ton su saklama kapasitesindeki bu devasa yapı, saraylıların ve çevredeki halkın su ihtiyacını karşılaması için 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Osmanlılar İstanbul’u fethettikten sonra sarnıcı kısa bir süre Topkapı Sarayı’nın bahçelerini sulamak için kullanırlar. Fakat kullanacakları suyun sağlıklı olabilmesi için durgun değil akar vaziyette olması gerektiğini düşündüklerinden kendi su tesislerini kurarlar, sarnıç da zamanla işlevini kaybeder ve unutulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ayasofyada gün batımı

    Yerebatan Sarnıcı’nın karanlık dünyası 16. yüzyıl ortalarında Hollandalı gezgin Petrus Gyllius sayesinde adeta aydınlatılır. Antik metinleri araştırmak üzere İstanbul’a gelen gezgin, Ayasofya civarındaki evlerin zemin katlarında bir delik olduğunu, insanların buradan kova sarkıtarak su çekip balık tuttuklarını öğrenir. İçine inebilecek yolu bulunca da bir meşale ve sandal ile sarnıcı dolaşır ve bu büyüleyici mekânı Batı’ya tanıtan kişi olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    52 basamaklı bir taş merdiveni indikten sonra göreceğiniz 336 adet sütun sarnıcın mimarisini eşsiz kılar. Bir su deposunun içinde yükselen bu sütunlar ve başlıkları onun halk tarafından “Yerebatan Sarayı” ismiyle anılmasını sağlayacak kadar gösterişlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    bizans

    Sarnıcın içindeki bir sütun, hakkındaki rivayetler ile diğerlerinden ayrılır. Bu sütun, tavus gözü, sarkık dal ve gözyaşı kabartma ve oymalarıyla şekillendirilmiştir ve “ağlayan sütun” olarak bilinir. Rivayete göre sarnıcın 38 yıl süren inşasında 7.000 köle çalışmış yüzlercesi hayatını kaybetmiş ve işte bu sütun onların anısına dikilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sütunların altında kaide olarak duran “Medusa” başları Yerebatan Sarnıcı’nı gizemli bir yapıya dönüştürür. İki sütunun altında yer alan ve nereden getirildiği bilinmeyen bu eserler hakkında çoktan efsaneler üretilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu efsanelerden birinde, güzel bir kız olan Medusa’nın saçlarını âşık olduğu Perseus’tan kıskanan Athena yılana çevirir. Ve Medusa baktığı herkesi taşa dönüştürmeye başlar. Bunun üzerine Persesus Medusa’nın başını keserek onun gücünü kendisine katar. Bu efsane “Medusa Başı”nın Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine bakanların taşa dönmemesi için ters olarak yerleştirilmesine neden olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Karanlıkta geçirdiği yüzlerce yılın ardından bugüne gelindiğinde ise içinde şarkılar söylenen ve 21. yüzyıl insanına büyüleyici anlar yaşatan tarihi bir mekâna dönüşür.