Etiket: Avustralya

  • DÜNYANIN EN BÜYÜK ALTINCI ÜLKESİ: AVUSTRALYA

    Bu sayfada çok uzaklardaki bir ülkeye kısa bir tura çıkaracağız sizi… Uzun yıllar İngilizlerin sömürgesinde kalan ve 1942 yılında bağımsızlığına kavuşan ülke doğası, doğal yaşamı, sakin ve huzurlu sosyal yaşamıyla ünlü Avustralya’ya…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Avustralya konum olarak güney yarım kürede, Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında, Okyanusya Kıtası’nda yer alır. Yüz ölçümü bakımından Çin, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Brezilya’dan sonraki en büyük ülkedir ve hiçbir ülkeyle kara sınırı yoktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Komşuları, okyanusa dağılmış ada ülkeleridir. Bunlar; Endonezya, Doğu Timor, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Vanuatu, Yeni Kaledonya ve Yeni Zelanda’dır. Üstünde binlerce yıldır yaşam olan Avustralya’nın yerlileri, Aborjinlerin atalarıdır. Bölge, 18. yüzyıldaki keşif ve göçlerle İngiltere’nin hâkimiyetine girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avustralya isminin kökeni Latinceye dayanır ve güneydeki, güneyden gelen anlamındaki “Australis” kelimesinden gelir. Avustralya ismi 1824 yılında Britanya Krallığı tarafından onaylanmıştır. Para birimi Avustralya doları olan ülke, İnsani Gelişme Endeksi açısından ön sıralardadır. Kanberra (Canberra) ülkenin başkentidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’nın en ünlü şehri Sidney’dir. Ülkenin güneydoğu ucunda yer alan ve en eski yerleşimlerinden olan Sidney; Sidney Opera Binası, limanı, köprüsü ve kulesi ile kültürel ve turistik açıdan önemlidir. En kalabalık ve popüler ikinci şehri de yine güneydoğu uçta yer alan Melbourne’dür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çevresi okyanusla çevrili ülkenin doğası göz kamaştırıcıdır. Batısında yer alan Mount Augustus Dağı, dünyanın tek parça kayadan oluşan en büyük dağı iken, ülkenin en yüksek dağı ise Kosciuszko Dağı’dır (2228 metre). Pembe suyuyla ünlü Hillier Gölü, parlak beyaz kumuyla ünlü Whitehaven Sahili gibi çok sayıda doğa harikası vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’daki insan nüfusunun neredeyse iki katı sayıya sahip olan canlılar ise kangurulardır. Ülkenin sembolü hâline geren bu sevimli canlıların nüfusu bir taraftan kontrol altında tutulmaya çalışılmakta bir taraftan da yasalarla korunmaktadır. Yer yer vahşi yaşamın da hüküm sürdüğü ülkede Tasmanya canavarı da ün yapmış hayvanlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kapladığı 344,400 kilometrekare alan ile dünyanın en büyük mercan resifi olan Büyük Set Resifi de Avustralya’nın kuzeydoğu açıklarında yer alır. 1981 yılında Dünya Mirasları arasına alınan doğa harikasına, ülkenin kuzeydoğu ucundan ulaşım sağlanabiliyor.

  • DÜNYANIN EN SIRA DIŞI KASABASI

    Coober Pedy, Avustralya’nın güneyindeki Adelaide şehrinin kuzeyinde yer alan bir kasaba. 1915’te Amerika’dan altın aramak için Avustralya’ya gelen maden işçilerinin tesadüfen opal taşı keşfetmesiyle bir maden kasabası haline gelen Cooper Pedy’de günümüzde iki binden fazla insan yaşıyor. Bu sayının üç yüze yakınını Aborjinler oluşturuyor. Coober Pedy’i ilginç kılan ise binlerce kişinin 100 yıldır yerin altında yaşaması. Detaylar yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Büyük Buhran sonrası düşen opal taşı fiyatlarının 1960’larda yeniden canlanmasıyla birçok Avrupalı göçmenin akınına uğrayan bölge, milyon dolarlık endüstrisi ile hızla modern bir kasabaya dönüştü. Dünya genelinde opal taşı madenciliğinin %95’i bu bölgeden sağlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın opal madeni başkenti olarak sayılan Coober Pedy’de maden çıkartmak için açılan binlerce kuyu bulunuyor. Madencilikten geriye kalan atık kum tepeleri çorak kasabanın manzarasının bir parçası gibi gözükse de aslında bu tepelerin altında yaşam alanları bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bu kasabayı ilginç kılan asıl şey ise evleri. Nüfusun yüzde 60’ı yerin altında oyulmuş evlerde yaşıyor. Kumtaşı ve silttaşı kayalarına inşa edilen toprak altındaki evleri fark edebilmek ise havalandırma bacaları sayesinde oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazın hava sıcaklığının 40 ile 70 derece arasında hissedildiği Coober Pedy’de insanlar kendilerini yer altı evleri sayesinde koruyabiliyor. Küresel ısınmanın etkisiyle sıcaklıkların giderek artması bu evlere talebi artırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kasaba, herhangi bir yerleşim yerinde bulunan modern imkânların hemen hemen hepsine sahip. Kasabanın elektrik ihtiyacı ise güneş ve rüzgâr enerjisi ile sağlanıyor. Coober Pedy’nin tek ağacı ise bölgedeki sıcak havaya ve bu sıcaklıklarda yaşamanın ne kadar zor olduğuna gönderme yapan metal bir ağaç heykeli; ağaç, kasabanın en tepe noktasında duruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bu kasabada birçok mağaza, kilise, müze, sanat galerisi ve hatta bir otel bile var. Dışarıdan bakıldığında normal bir bina gibi gözüken evlere yerin altından giriş sağlanırken, sokaklarda bulunan tüneller de giriş için kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Coober Pedy, sıra dışı yaşam tarzı ve benzersiz coğrafyasıyla sadece Avustralya’nın değil, dünyanın en dikkat çekici kasabalarından biri olma özelliği taşıyor. Benzeri bir yeraltı şehrini ülkemizde Kapadokya bölgesinde görmek mümkün. Her iki bölgenin de kurak iklimi bu mağaralarda nem sorunu olmadan yaşamaya imkân veriyor. Ayrıca yeraltı evlerinde yaşayan sakinler böcek ve sinek sorunu yaşamadıklarını belirtiyor.

  • 20. YÜZYILIN İKONİK YAPILARINDAN SİDNEY OPERA BİNASI

    Bulunduğu şehrin hatta bazen ülkesinin sembolü olmuş yapıları karşınıza getirmeye devam ediyoruz. Bu yapıların kimi hikâyesiyle, kimi mimarisiyle, kimi de zamana direnişiyle sembolleşmiş. Sidney şehrinin sembolü olan Sidney Opera Binası da sıra dışı ve görkemli mimarisiyle bu unvanı hak eden yapılardan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sidney Opera Binası, köprüsüyle, kulesiyle, limanıyla, renkli sosyal yaşamıyla Avustralya’nın en önemli ve en eski yerleşim yerlerinden olan Sidney’de yer almaktadır. Şehrin gemicilik merkezi olan Circular Rıhtımı’nda inşa edilmiştir. Yapı, ülkenin ekonomik ve kültürel merkezi olan Sidney şehrine artı değer katan bir mekân olarak öne çıkmaktadır. 2003 Pritzker Mimarlık Ödülü’ne layık görülen Opera Binası, 28 Haziran 2007 tarihinde Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sidney Opera Binası, Danimarkalı mimar Jørn Oberg Utzon tarafından tasarlanmıştır. Utzon, binanın tasarımı için açılan uluslararası yarışmaya katılmış, tasarımı jüri üyelerinden Eero Saarinen tarafından “dâhiyane” olarak nitelendirilmiştir. 1959 yılında başlanan yapının inşası sırasında gerek teknik açıdan gerekse yetkililerin karşı tutum sergilemeleri nedeniyle zor süreçler yaşanmış, Utzon 1966 yılında istifa ederek ülkeden ayrılmıştır. İnşası 1973 yılında tamamlanan Opera Binası’nın Kraliçe II. Elizabeth tarafından yapılan açılışına, Utzon sağlık sorunları nedeniyle katılamamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlginç tasarımıyla 20. yüzyılın en çok ses getiren yapılarından olan Sidney Opera Binası, 1.62 hektarlık alanı kaplamaktadır. İnşası sırasında mühendisleri oldukça zorlayan ve “kabuklar” adıyla anılan ilginç bir çatıya sahiptir. Bu çatı 1 milyondan fazla beyaz seramik fayanstan oluşmaktadır. Yapının 160 bin tonu aşan ağırlığını 550’den fazla beton ayak taşımaktadır. Bu ayakların yerin metrelerce derinine kadar inmesi de yapıya dair ilginç bilgilerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tekne yelkenlerine benzetilen çatısıyla ikonik bir görünüm sergileyen Sidney Opera Binası’nda her yıl birkaç bin gösteri sergilenmekte ve yılda yaklaşık 2 milyon ziyaretçi ağırlanmaktadır. Yapı sadece opera gösterilerine değil, beş ayrı salonuyla klasik müzik performanslarına, tiyatro sahnelerine ve film gösterimlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Restoran ve dükkânların da yer aldığı yapının elektrik kapasitesini anlatabilmek için ise elektrik kablolarının uzunluğunun 645 km olduğunu söylemek yeterli olacaktır.