Etiket: astronomi

  • UZAYIN KEŞFİNDE ÖNEMLİ BİR İSİM: CARL SAGAN

    Amerikalı ünlü gökbilimci ve astrobiyolog Carl Sagan, yaptığı TV programı ile hepimize bilimi sevdiren değerli bir bilim insanıdır. Fizik, astronomi ve fen bilimlerini anlatırken kullandığı yalın dil ile 7’den 70’e herkesin bu karmaşık bilim konularını kolaylıkla öğrenmesini sağlayan Sagan’ın ödüllü Kozmos isimli belgesel serisi halen ilgiyle izlenmektedir. Bilimin popülerleşmesinde önemli katkıları olan bu değerli bilim insanının filmlere de uyarlanan birçok kitabı, TV projesi ve NASA ile beraber yürüttüğü önemli çalışmaları bulunmaktadır. İnsanlık tarihinin önemli isimlerinden olan Sagan’ın hayatını ve bilimsel başarılarını biraz daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tam adıyla Edward Carl Sagan, 9 Kasım 1934 yılında New York’ta terzi bir baba ve ev hanımı anneden dünyaya geldi. 1955 senesinde Chicago Üniversitesinden mezun olan Sagan, 1960’da astronomi ve astrofizik üzerine doktorasını tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bilime adadığı hayatının ilk önemli çalışmasını 1960’ların başlarında Venüs gezegeninin yüzey özelliklerini açıkladığı bir olasılık raporuyla gerçekleştirdi. Henüz Venüs hakkında kesin bilgiler verebilecek bir uzay çalışması ya da atmosferine gönderilen bir gözlem uydusu yokken, yüzeyinin kuru ve sıcak olduğunu açıklayan raporunu 26 yaşında sundu. 1962’de Venüs atmosferine gönderilen Mariner 2 uydusu gezegeni hakkındaki bilgileri göndermeye başladığında Sagan’ın raporunun doğru olduğu kesinleşmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1971 yılında Cornell Üniversitesinde profesör olan Sagan, Güneş sisteminin keşfiyle ilgili yürütülen birçok insansız uzay görevinin başında yer aldı. Güneş sisteminin ötesindeki uzay sonda çalışmaları sırasında dünya dışı akıllı uygarlıkların bulunması hâlinde gezegenimizi ve uzay görevinin amacını açıklayan evrensel bir mesaj iletme fikrini ortaya koydu. Bu fikir öncesinde Pioneer 10 sondası, sonrasında da Voyager uzay sondasında hayat bularak uzayın sonsuz boşluğuna atılan ölümsüz bir mesaj olarak uzaydaki gezintisine devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Her zaman bilimin yolundan yürüyen Carl Sagan, Güneş sisteminin gizemlerini çözmeye adadığı ömründe Satürn’ün uydusu Titan ve Jüpiter’in uydusu Europa’nın yüzeyi hakkında ortaya attığı hipotezleri ile bir kez daha haklı olduğunu kanıtlamıştır. Jüpiter’in atmosferi, Mars’ın mevsimsel değişimleri ve Venüs’teki ısınmanın Dünya’da oluşturabileceği tehlikeleri çok öncesinden ortaya koyan Sagan, bu hipotezleri ile bilimin yoluna yön vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    21 Aralık 1980 yılında son bölümü yayımlanan ödüllü televizyon serisi Kozmos, dünya çapında en çok izlenen belgeseldir. Yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptığı belgesel ile antik dönemlerden modern zamanlara kadar gerçekleşen tüm bilimsel keşifleri izleyen herkesin anlayabileceği bir dille anlatmıştır. Bilimi sevdiren insan olarak ün salan Sagan, bu belgesel ile tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği bir figür hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1985 yılında kaleme aldığı Contact (Mesaj) isimli romanı, 1997 yılında Jodie Foster’ın başrolünde yer aldığı film ile beyaz perdede izleyicilerle buluşmuştur. Dönemin en iyi bilim kurgu filmi olarak film otoritelerinin de beğenisini toplayan sinema filmi, dünya dışı akıllı varlıklar hakkında alışılagelmişin dışında bir bakış açısı sunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Carl Sagan, bir tür kemik iliği hastalığından ötürü 1996 yılında 66 yaşında hayata veda etmiştir. İklim değişikliği konusunda dikkat çeken öncü bilim insanlarından olan Sagan’ın bugüne kadar yazdığı makaleler 30 binden fazla alıntılanmıştır. Bilime katkılarından dolayı tüm dünyanın şükran duyduğu Sagan’ın gezegenimiz ile ilgili ünlü sözleriyle veda ediyoruz. “Bu uzak noktadan bakıldığında Dünya, pek dikkat çekici değildir. Ancak bizim için durum farklıdır. O noktayı yeniden inceleyin. O, burası. O, evimiz. O, biziz! Üzerinde; sevdiğiniz herkes, bildiğiniz herkes, duyduğunuz herkes yaşıyor. Var olmuş tüm insanlar yaşamlarını orada geçirdiler. Keyif ve acının toplamı…”

  • İSTANBUL’UN GÜNEŞ SAATLERİ

    Güneş saatlerinin üzerindeki çizgiler ve işaretler, güneşin gökyüzündeki hareketine göre gölge uzunluğunu ve konumunu gösterir. Bu sayede belirli saatlerde gölgenin düştüğü yerden zamanı okumak mümkündür. İlk örneklerine M.Ö. 3500’lü yıllarda Antik Mısır’da rastlanan güneş saatleri, Orta Çağ’da İslam dünyasında astronomi ve matematikteki ilerlemelerle daha da geliştirilmiş ve cami avlularında kullanılmıştır. İslam kültüründe özellikle namaz vakitlerini belirlemek için kullanılan güneş saatleri, günümüzde tarihî ve kültürel miras olarak korunmaktadır. İnsanlığın doğayla olan bağlantısını ve bilimsel ilerlemenin kökenlerini göstermesi bakımından büyük öneme sahip olan güneş saatlerinin İstanbul’daki örneklerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fatih Camii” title_font_size=”13″]

    Fatih Sultan Mehmet tarafından 15. yüzyılda inşa ettirilen Fatih Camii’nin minare kaidesinde yer alan güneş saati, Türk matematikçi, astronom ve dil bilimci Ali Kuşçu tarafından 1473 yılında yapılmıştır. Osmanlı döneminin en eski güneş saatlerinden biri olan bu saat, özellikle namaz vakitlerini belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Büyük saat, Osmanlıların kullandığı ve günün başlangıcını güneşin batışı olarak kabul eden (12 + 12 = 24) saatlik eşit süreli bir saat sistemi olan gurubî/ezanî saate göre ayarlanmıştır. Bu saat, caminin bu cephesine güneş vurduğu sürece günün öğleden sonraki saatleri gösterir. Saat üzerinde, mevsimlere göre değişen yaz gün dönümü, kış gün dönümü ve ekinoks doğruları da bulunmaktadır. Küçük saat ise ikindi namazını gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Üsküdar Ayazma Camii” title_font_size=”13″]

    1760-1761 yılları arasında III. Mustafa tarafından annesi Mihrişah Sultan adına yaptırılan Ayazma Camii’nin minare kaidesindeki güneş saati, mermer üzerine işlenmiş hassas çizgiler ve işaretlerden oluşur. Ayazma Camii ve güneş saati, tarihi eser olarak koruma altındadır. Zamanla yıpranan veya zarar gören kısımları restore edilmiş ve aslına uygun şekilde korunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mihrimah Sultan Camii” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına yaptırılan ve aynı isimle anılan iki camiden biri Edirnekapı’da, diğeri ise Üsküdar’da bulunmaktadır. Üsküdar’daki caminin batı duvarına 1769 yılında mermerden yapılmış bir güneş saati eklenmiştir. Mimar Sinan’ın en önemli eserleri arasında yer alan her iki caminin de güneş saatleri, taşçılık sanatının en güzel örneklerindendir. Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’nin minaresinde ise batıya bakan tarafında dörtgen ve üçgen formunda iki adet güneş saati bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Topkapı Sarayı ” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un fethinin ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından 1460-1478 yılları arasında yaptırılan Topkapı Sarayı’ndaki Has Oda Dairesi’nin ön tarafında bulunan güneş saati, namaz vakitlerinin belirlenmesi için Fatih’in emriyle inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde yapılan ilk güneş saatlerinden biridir ve üzerinde Sultan III. Mustafa döneminde tamir edildiğine dair bir kitabe bulunmaktadır. Sarayda ayrıca MÖ 4.-6. yüzyılları arasında Roma dönemine ait bir güneş saatinin kalıntıları da yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ferruh Kethüda Camii” title_font_size=”13″]

    Ferruh Kethüda Camii, İstanbul’un Balat semtinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Semiz Ali Paşa’nın kethüdası, yani kâhyası Ferruh Ağa tarafından 1562-63 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Caminin arka duvarında, yola bakan bir konumda yer alan güneş saati, demir miller ile donatılmıştır. Bu millerin gölgesinin izdüşümü sayesinde namaz vakitleri hesaplanabilmektedir. Günümüze ulaşan nadir örneklerden biri olan bu güneş saati, tarihî ve bilimsel değerinin yanı sıra, dönemin mühendislik anlayışını da gözler önüne sermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Muhaşşi Sinan Camii” title_font_size=”13″]

    Muhaşşi Sinan Camii, İstanbul’un Beykoz ilçesinde bulunan ve minaresinde güneş saati bulunan tek camidir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul Kadısı olarak görev yapan Muhaşşi Sinan Efendi tarafından 1574 yılında yaptırılmıştır. Bu özellik, camiyi Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında benzersiz kılmaktadır. Ayrıca, minarenin tabanında yer alan tarihi çeşme, caminin mimarisi açısından diğerlerinden ayrılmasını sağlayan önemli bir detaydır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Camii ” title_font_size=”13″]

    Fatih’teki Yeni Camii ya da Valide Sultan Camii, 1597 yılında Sultan III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın talimatıyla temelleri atılmış ve 1665 yılında IV. Mehmed’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanarak ibadete açılmıştır. Caminin güneybatı köşesinde avlu duvarında üç tane güneş saati bulunmaktadır. Her bir güneş saati, farklı doğrultu ve açıyla yerleştirilmiş olup, günün çeşitli saatlerini ve mevsimsel değişiklikleri izlemek üzere tasarlanmıştır.