Etiket: antalya

  • Dünyanın En İyi Yürüyüş Rotalarından Likya Yolu İçin 8 Madde

    Dünyanın En İyi Yürüyüş Rotalarından Likya Yolu İçin 8 Madde

    Bir yürüyüş yolu düşünün ki rotasında denizler, dereler, şelaleler, yaylalar, ormanlar, antik kentler, dağ köyleri, sahiller olsun. İşte Likya Yolu neredeyse hayal etmenin bile güç olduğu böyle güzellikte bir yol… Ama bir o kadar da zor! Zaman zaman sizden kayalara tırmanmanızı, tepeler aşmanızı, dar geçitlerde yol almanızı da istiyor ve sonunda yanınıza eşsiz bir deneyim bırakıyor. Yürümek isteyenler, macera sevenler için 2000 yıllık antik Likya Yolu listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Teke Yarımadası’nın sahil şeridini kapsayan yolu, yazar Kate Clow 1999 yılında ortaya çıkarmıştı ve yürüyüş güzergâhına bölgenin antik dönemdeki adı verilerek turizme kazandırıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Likya Yolu Fethiye’den başlayıp, Ölüdeniz, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Çıralı, Kemer’i içine alarak Antalya’da sonlanan 535 kilometrekarelik bir yol… Bu uzun yol parkurlardan oluşuyor ve yürüyüşünüzü, coğrafi özelliklerini inceleyerek seçebileceğiniz bu parkurlar arasında yapabiliyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    antalya, adrasan, karaöz

    Doğal ve tarihî güzellikleri birbirinden çekici parkurlardan hangilerini seçeceğiniz konusunda şaşırabilirsiniz, biz de size şöyle bir bilgi ile yardımcı olabiliriz: Adrasan ve Karaöz arasında kalan Gelidonya Feneri manzarası 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilmişti!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Likya Yolu’nda yürüyüş yapmaya karar verdiğinizde öncelikle hava durumunu ve seçtiğiniz parkurların özelliklerini dikkate alarak bir sırt çantası hazırlamalısınız. Kısa parkurlar 4-5 saat sürebilirken uzun parkurlar 9-10 saat sürebiliyor. Yani çantanız ne kadar hafif olursa yol boyunca o kadar rahat edeceğinizi tahmin edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    En önemli malzemeniz rahat bir ayakkabı olacak ama emin olun yürüyüş batonları da o kadar gerekli… Harita, kurulumu kolay bir çadır, yolculuğunuzun gerektirdiğini düşündüğünüz giysiler, doktorunuzun önereceği önlem amaçlı ilaçlar da çantanıza ilk yerleştireceğiniz eşyalarınız olmalı. Köylerden geçerken yemek ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz için yanınıza sadece bir iki öğünlük hafif yiyecekler alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    19 antik kent kalıntısını, dağ ve ova köylerini içine alan Likya Yolu üstünde oteller, pansiyonlar, konaklama tesisleri de bulunuyor. Bu bilgi daha önce böyle bir aktivitede yer almamış kişiler için cesaret ve güven verici olsa da genellikle yürüyüşçüler etkinliklerini doğadan kopmadan çadırda konaklayarak tamamlamayı tercih ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yol boyunca tabelalarda, bir ağaç ya da kaya üzerinde yürüyüş yapanlara yol gösteren pek çok işaret bulunuyor. Likya Yolu’nu yürüyen doğa sevdalıları bu şekilde yollarını buluyor ve yeşillikler içindeki rotaların tadını çıkarıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Her yıl 30.000 insanın yürüdüğü antik yolda yürümek için soğuk kış günlerini ya da yazın en sıcak günlerini tercih etmemelisiniz. Bahar ve sonbahar ayları yolun ve doğanın tadını doyasıya çıkarabilmeniz için en uygun zamanlar olacaktır.

  • Antalya’nın Birbirinden Özel 8 Sahil İlçesi

    Antalya’nın Birbirinden Özel 8 Sahil İlçesi

    Türkiye’de turizmin kalbi bir değil birçok şehirde atıyor, şüphesiz bu şehirler içinde tarihî/doğal güzellikleri ve tabii ki turunçgilleriyle Antalya ön sıralarda geliyor. Bu güney şehrimizin dünyada ilgi gören sahil ilçelerini sizler için sıralıyoruz biz de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneyi Akdeniz olan Alanya’nın elbette önce plajlarını görmelisiniz. Ama ilçenin sırtını dayadığı Toroslar’ı dere tepe dolaşmadan da dönmemelisiniz. Alanya’da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde de olan Kale’yi, yüzyıllar önce inşa edilen Kızılkule’yi mutlaka görmeli, Selçuklu Dönemi’nden kalma yapıların izlerini sürmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köprülü Kanyon Millî Parkı Antalya’da rafting yapabileceğiniz en iyi yerlerden biridir ve Manavgat’tadır. Manavgat Nehri ve Manavgat Şelalesi, Aslanlı Mağarası, Side Antik Kenti, Oluk Köprü de bu tatil yerine yolunuz düştüğünde görmeniz gereken yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yapacak sayısız aktivite bulabileceğiniz bir sahil ilçesidir Kemer… Tekne turlarıyla keşfedebileceğiniz koylar, profesyonel dalgıçlar için Paris 2 Batığı, doğa yürüyüşü severler için Likya Yolu’nun da önemli parkurlarından olan Göynük Kanyonu, yamaç paraşütü ya da dağ bisikleti ile yol alabileceğiniz Tahtalı Dağı Kemer’de görüp görebileceklerinizden sadece birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kumluca deyince akla ilk önce geçmişi Helenistik Dönem’e uzanan Olimpos gelir. Yine verdiği eşsiz fotoğrafla Taşlık Burnu’ndaki Gelidonya Feneri, bungalov otelleriyle ünlü Adrasan Koyu Kumluca’nın en çok turist çeken yerleri durumunda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde içinde en çok antik kent bulunan şehrin Antalya olduğunu biliyor muydunuz? Demre de doğal güzelliklerin yanı sıra içindeki antik kentlerle adından söz ettiriyor. “Noel Baba Kilisesi” ile dünyada ün yapan ilçede, Likya Dönemi’nden kalma kaya mezarların bulunduğu Myra Antik Kenti’ni, Andreake ve Simena antik kentlerini görmenizi tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Turunçgiller ve narenciyenin üretim merkezi Finike’nin kokusunu buradan alabiliyoruz. Tarihî ve kültürel açıdan da çok zengin olan bu yerleşime gittiğinizde mutlaka limanında gezinmenizi, bir gezi teknesiyle Andrea Doria Koyu’na gitmenizi de öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da görebileceğiniz antik kentler sadece karayla sınırlı değil, ülkemizin tek batık kenti de Kekova’da yani Kaş’ta bulunuyor, buraya Kaş’tan kalkan teknelerle gidebilirsiniz. Muhteşem kıyılarıyla güneyin en popüler bölgelerinden biri Kaş… Bir kanyonun ağzında dünyanın en güzel plajlarından olan Kaputaş Plajı ise ilçenin doğal güzelliklerindeki zirve noktası olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Konyaaltı bir ilçe değilse de Antalya’nın aynı isimli ve en ünlü plajına sahiplik yapan bir semtidir. Listemizde sıraladığımız bütün yerleşimler denizin, güneşin, kumun tadını doyasıya çıkarabileceğiniz yerlerdi, Konyaaltı da uzayıp giden sahiliyle bu listede olmayı fazlasıyla hak eden bir semt…

  • TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SU ALTI GÖLÜ MAĞARASI: ALTINBEŞİK

    Ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü en büyük su altı gölü mağaralarından olan Altınbeşik Mağarası, Antalya’nın İbradı ilçesinde yer alıyor. Toros Dağları’nın kalbinde yükselen, muazzam karstik yapıların oluşturduğu sarkıt ve dikitleriyle göz alıcı bir manzaraya sahip Altınbeşik Mağarası hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası, yaklaşık 2.500 metre uzunluğa sahiptir ve üç kattan oluşur. Büyük bölümü sularla kaplı olan bu devasa yapının içinde, geniş galerileri birbirine bağlayan dar geçitler yer alır. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte bulunan mağara, ilk olarak bölge halkı tarafından keşfedilmiş; günümüzde keşfi tamamlanmış bölümü ise 5.500 metreye ulaşmıştır. 1994 yılında millî park ilan edilen Altınbeşik Mağarası hem doğal güzelliği hem de gizemli yapısıyla dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türk, İngiliz, Fransız ve Çek uzmanların ilk çalışmaları sonrasında mağaranın karmaşık iç yapısı büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Üç kattan oluşan mağarada, milyonlarca yıl boyunca biriken kireç taşlarının şekillendirdiği devasa sarkıtlar, dikitler ve doğal taş oluşumları bulunmaktadır. Havası oldukça nemli olup sıcaklığı 16-18 °C arasında değişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mağaranın ilk katına, 200 metre uzunluğundaki yer altı gölü üzerinden botla girilmektedir ve bu bölüm ziyaretçilere açıktır. Bölümün sonunda, 44 metreyi bulan görkemli dikey traverten oluşumları yer alır. Buradan mağaranın ikinci katına geçilmektedir; ancak bu kısma yalnızca özel ekipman kullanan profesyonel mağaracılar çıkabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası’nın ikinci katı 130 metre uzunluğundadır ve tabanı dere yatağını andırır. İnce, uzun ve sığ bir göl ile onu takip eden küçük gölcüklerin yer aldığı bu bölüm, geçmişte su akışıyla şekillenmiş olsa da günümüzde oluşum süreci yavaşlamış ya da tamamen durmuştur. Üçüncü kat ise ilk iki kattan farklı olarak sürekli kurudur; ancak burada bulunan devasa kaya blokları son derece dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çok geniş ve uzun bir yer altı sisteminin çıkış noktasında bulunan Altınbeşik Mağarası, kuzeydeki düzlüklerden yer altına sızan suların toplanıp tahliye edildiği ana yer altı deresi işlevini görmektedir. Beyaz renkli kalın traverten oluşumları görsel bir şölen sunarken, içindeki göletler mağaraya gizemli ve etkileyici bir atmosfer katmaktadır. Mağaranın adı ise, minerallerin etkisiyle sarı renge bürünen ve köprü biçiminde yükselen kaya bloğunun beşiğe benzetilmesinden gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlkbahar ve kış aylarında su seviyesinin yükselmesi nedeniyle kapalı olan Altınbeşik Mağarası, yaz mevsiminden sonbaharın başlarına kadar ziyarete açıktır. Su derinliğinin bazı noktalarda 40 metreyi bulduğu mağara, güvenlik nedeniyle yalnızca belediye gözetiminde düzenlenen turlarla gezilebilmektedir.

  • Kaş’ta Gezip Görebileceğiniz 8 Yer

    Kaş’ta Gezip Görebileceğiniz 8 Yer

    Türkiye’nin güneyinde, Antalya’nın en batısında yer alan Kaş’ın, özellikle dalgıçlar için cennetten bir farkı yoktur. Elbette sadece dalgıçlar için değil; denizi, güneşi, uzak tarihi sevenler ve merak edenler için de cennetten bir köşe gibidir bu ilçe. Gelin güneyin bu gözde adresinin farklı noktalarını birlikte gezelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Türkiye’nin en uzun kumsalına sahip olan Patara Plajı tam 18 kilometre… “Caretta caretta” deniz kaplumbağalarının ülkemizdeki önemli üreme alanlarından biri olan plajın kumu da incecik… Patara Antik Kenti’nin yakınlarında olduğunu da söylemeden geçmeyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Dünyanın en güzel plajları arasında yer alan Kaputaş Plajı Kaş’ın en popüler yerlerinden. Mavinin her tonunu görebileceğiniz suyuyla mavi yolculuk teknelerinin de gözde mekânlarından biri. Kanyon Ağzı Plajı adıyla da bilinen plaj eşsiz manzarası ve doğallığıyla mutlaka ziyaret etmeniz gereken adresler arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Yerli-yabancı turistlerin uğrak noktalarından olan Kekova, yalnızca tekne yoluyla ulaşabileceğiniz, Kekova Adası’nı da içine alan bir koy… Dalış ve su sporu yapabilecek adresler arasında gösterilen yer aynı zamanda batık bir şehre de ev sahipliği yapıyor. Bu civarlara geldiğinizde Antik çağa ait kalıntıların da bulunduğu Kekova‘yı seyahat etmeden geçmeyin deriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Kaş’ın çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olması burayı antik kentler bakımından da oldukça zengin yapıyor. Antiphellos Antik Kenti’nde bulunan tiyatro özellikle tarih meraklıları için vazgeçilmez adresler arasında. Anadolu’da denize cephesi olan bu tek tiyatro 4 bin kişilik seyirci kapasitesinde. Tiyatronun üst oturma alanından muhteşem Kaş şehrini, Meis Adası’nı ve eğer vaktiniz kalırsa gün batımını seyredebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Eşen Çayı’nın bir parçası olan bu doğa harikası kanyonun uzunluğu yaklaşık 18 km. Şiddetli akan suyu ve dik yamaçları ile yazın sıcak havalarından bunalanlar, serin sularda yüzüp, keyifli bir doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için ideal bir yer… Kanyona, 100 metre uzunluğunda ahşap bir köprüden geçerek ulaşılıyor. Çevrede alabalık çiftlikleri ve bir lokanta da bulunuyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Antalya’nın batısında bulunan Kalkan, çevresini saran ormanları ve masmavi denizi, eski Rum evleri, sokakları ve ünlü yat limanıyla ziyaretçilerin beğenisini topluyor. Tarihçi Heredot da burası için, ‘‘Dünyada yıldızlara en yakın yer.’‘ ifadesini kullanmış. Kalkan’da tekne turu yapabilir, mavi bayraklı Akvaryum Koyu dâhil birçok koyda yüzebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Patara Antik Kenti, dünyanın en eski antik şehirlerinden biridir ve Kaş’a yaklaşık 40 km uzaklıktadır. Kent, oldukça geniş bir alana sahip olduğu için yürüyüş yapmaya hazırlıklı olmalısınız. Dünyada bulunan en eski deniz fenerini de Patara’da görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Kaş’ın en büyük antik kenti olma özelliğini taşıyan Xanthos Antik Kenti, Likya ve Pers uygarlıklarının en eski yerleşim bölgesidir. Bu değerli bölgenin bazı eserleri İngiltere British Museum’da sergileniyor. Yaz turizmi açısından önemli bir konumda bulunan bu antik kent deniz, kum, güneş üçlüsünün yanı sıra yeni yerler keşfetmek için tercih edilebilecek seçenekler arasında.

  • ANTALYA’NIN SEMBOLÜ: ASPENDOS ANTİK KENTİ

    Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Aspendos, günümüze kadar ulaşan görkemli bir antik kenttir. Antik tiyatrosuyla meşhur olan kent, Akalar tarafından inşa edilen bir yerleşim yeridir. Biri büyük, biri küçük iki tepenin üzerine konumlanan, her yıl binlerce turistin akın ettiği Aspendos’un eski zamanlarda en zengin şehirlerden biri olduğu rivayet edilir.

    Bu yazımızda efsanelere konu olan hikâyesiyle Aspendos’ta tarihi bir yolculuğa çıkıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bronz Çağı’na tanıklık etmiş antik kentin tarihi milattan öncesine dayanmakta olup Köprüçay bölgesinde M. Ö. 10. yüzyılda kurulur. Tarihi tiyatro ise 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilir. Kentin ekonomi kaynağı yıllarca Kapria Gölü’nden çıkarılan tuz olur; o dönemler tuz oldukça kıymetli olduğu için kentin değeri daha da artar. Ticari yolların da gelişmesiyle âdeta dönemin altın kentlerinden biri hâline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aspendos; şarapçılık, zeytin ve zeytinyağı ile tahıl ürünleri ve yaş meyve ihracatı bakımından oldukça önemli bir konumdadır. Sadece yiyecek ürün değil, kilim ve mobilyaları ile de meşhurdur; özellikle limon ağacından yapılan mobilyalar, ekonomiyi ayakta tutan ögelerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antik yerleşimde kentin su ihtiyacını karşılayan Aspendos Su Kemeri, bugün günümüze kadar ulaşan en önemli yapılardan biridir. Bir mühendislik harikası olarak tanımlanan Aspendos Su Kemeri’nin Tiberius Claudius Italicus tarafından yaptırıldığı ve hizmete sunulduğu bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Aspendos denince akla ilk gelenlerden biri, günümüze kadar ulaşan tarihi tiyatrosudur. Tiyatronun bu kadar önemli olmasının sebebi hem Anadolu Roma Tiyatroları arasında günümüze kadar ulaşabilen en eski tiyatro olma özelliği taşıması hem de yapısının sağlam inşa edilmesidir. Binlerce kişilik bu açık hava tiyatrosunun mimarı, kentin aynı zamanda yerlisi olan Theodorus’un oğlu Zenon’dur. Tiyatro, günümüzde aktif olarak konserlerin verildiği, tiyatro oyunlarının sergilendiği bir mekândır. Aynı zamanda kültür ve sanatın yaygın olduğu kentin diğer adının Belkıs olarak anılmasının nedeni, tiyatronun Belkıs köyünde konumlanmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tiyatro, bazı efsanelere de ev sahipliği yapmıştır. Rivayete göre Aspendos kralının dillere destan güzellikte bir kızı vardır. Kızıyla pek çok kişi evlenmek ister ancak kral kızını kime vereceğini bilemez. Bu konuda bir karara varabilmek için yarışma düzenler; şehre faydalı bir şey yapacak olan kişi ile kızını evlendireceğini duyurur. Kızına âşık iki mimardan biri şehre su kemerleri getirirken diğeri tiyatroyu inşa eder. Kral, damadını seçmekte bir an için zorlansa da tiyatronun akustik yapısından çok etkilenir ve kızını Mimar Zenon’a verir.

  • Türkiye Limanlarından Fotoğraflar

    Türkiye Limanlarından Fotoğraflar

    Limanın sözlükteki karşılığı şöyle: Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak. Ülkemiz 8.333 kilometrelik bir kıyı şeridine, 200’e yakın iskele ve limana sahip. Uluslararası ticarette ve denizyolu taşımacılığında önemli yeri olan büyük limanlarımızın sayısı ise 22. Aşağıdaki fotoğraflarda denizlerle çevrili ülkemizin limanlarından 7 tanesini konumlarıyla birlikte görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türkiye limanları
  • YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    Kabul edelim ki yaz aylarında akıllara düşen ilk yerlerden biri Antalya’dır, hatta sadece bizler için değil, yaz tatilini geçirmek üzere güzel bir deniz ve doğa arayan yabancı turistler için de böyledir. Bu nedenledir ki Antalya’nın nüfusu yaz geldiğinde dolar taşar. Ama biz sayfanın daha en başında bir ters köşe yapalım ve şehirdeki Saklıkent Kayak Merkezi’ni hatırlatalım. Beydağları üstünde yer alan bu kayak merkezi Antalya’nın cazibesini kış aylarında da korumasını sağlar. Daha da doğrusu, Antalya bu haliyle sadece yazı değil hayatı kucaklar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antalya Havalimanı’nın bulunduğu Muratpaşa ilçesi şehir merkezidir ve kente gelenlerin sahillere inmeden önce mutlaka gezip görmesi gereken yerleri bulunur. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus adına yaptırılan tarihi Hadrian Kapısı’ndan geçerek Kaleiçi’ne yani Eski Şehir’e girmek ve burada tarihi evler arasında dolaşmak, yat limanına uzanan bir keşif yürüyüşü yapmak ve bu sırada Yivli Minare Camii gibi tarihi/kültürel yapıları incelemek şehrin merkezinde yaz-kış yapılabilecek aktivitelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e boylu boyunca uzanan Antalya’nın alametifarikaları elbette her şeyden önce sahilleridir. Kaş ilçesinden tutun Kemer’e, Manavgat’tan Alanya’ya insanı deniz, kum ve güneşe doyuran plajları bulunur. Ama Antalya denince akla ilk gelen plaj Konyaaltı’dır. Şehir merkezine yarım saatlik mesafede bulunan Konyaaltı Plajı yaklaşık 7 km. uzunluğundadır ve bunun 4,5 km’si halk plajı olarak kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antalya’yı deniz seviyesinden görmek kadar keyifli ve eğlenceli olansa şehri kuşbakışı bir gözle seyre dalmaktır. Yine şehir merkezine yakın bir rota vereceğiz: Konyaaltı’nda bulunan ve yolcularını 605 rakımlı Tünektepe’nin zirvesine kadar çıkaran Tünektepe Teleferiği. Sadece dakikalar süren bir yolculukla fotoğrafta da gördüğünüz gibi muhteşem bir körfez manzarası seyredebilir, zirveye ulaştığınızda çayınızı, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    40 metre yükseklikteki falezlerden dökülen Düden Şelalesi de şehir merkezine 10 km. mesafede, doğu tarafında bulunan Kepez ilçesinde yer alıyor. Şelale gibi doğal ve görkemli oluşumları sevenler için Antalya eşsiz bir memlekettir. Düden Şelalesi başta olmak üzere, Kurşunlu, Manavgat, Değirmendere, Uçansu gibi şelaleler turistler tarafından çoktan keşfedilmiş, seyrine doyulmaz doğa harikalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’in kıyısında konuşlanmış bu mavi şehre eski medeniyetlerin kayıtsız kalmış olmasını nasıl düşünebiliriz ki! Antalya, deniz ve güneş kadar eski çağlardan kalan izler de demektir. Buralara gelip de Side Antik Kenti’ndeki Apollon Tapınağı, Büyük Kapı, tarihi evler, hamam ve agorayı görmeden dönmek olmaz. Yine Roma devri tiyatrolarının en güzel örneklerinden olan Aspendos Tiyatrosu ya da Perge, Patara, Myra Antik Kentleri de Antalya’ya gelindiğinde görmeden dönülmemeli dedirten yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Su sporlarını, özellikle raftingi sevenlerin Antalya’da tercih ettiği yerlerin başında Köprülü Kanyon gelir. Köprüçay’ın aktığı bu vadi adını da çay üstüne yapılmış, tarihi ve estetik değeri büyük olan iki adet köprüden alır. 1973 yılında Milli Park ilan edilen Köprülü Kanyon’un içine girdiğinizde çıkmak epey vaktinizi alabilir. Sedir ağaçları arasında uzun yürüyüşler yapmak, doğal alanlarda karşınıza çıkabilecek bir canlının heyecanını hissetmek, yer yer antik dönemlerden ulaşan kalıntılarla karşılaşmak yaşayabileceklerinizden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da her bütçeye ve her tarza uygun bir alan ve konaklama yeri bulunur. Kemer’de, Kaş’da, Alanya’da lüks bir otelin penceresinden de bakılabilir Akdeniz’e, Konyaaltı ve Lara plajları gibi kalabalık ortamlardan da Olympos (Olimpos) gibi bakir ve sessiz kalmayı başarmış bir doğanın içinden de… Eski bir Likya yerleşimi olan Olimpos, Kumluca ilçesinde Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Bungalov evlerde ve portakal kokusuyla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin tercihi genellikle bu bölge oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Portakalların, mandalinaların renk verdiği Antalya’nın mutfağı Akdeniz’den de İç Anadolu’dan da izler taşır. Girit göçmenlerinin etkisiyle daha da renklenir mutfak ve otlarla yapılan yemekler öne çıkar. Kıyı kesimlerde sebze yetiştiren halk, içlere doğru girildikçe tahıl yetiştirmeye başlar. Tarhana çorbası da bulabilirsiniz bu kentte testi kebabı da, su böreği de bulabilirsiniz keşkek de… Ve mutlaka aklınızda olsun, gerçek bir tahinli piyazı sadece Antalya’da yiyebilirsiniz.