Etiket: anıtkabir

  • Türkiye’nin 7 Çağdaş Mimari Yapısı

    Türkiye’nin 7 Çağdaş Mimari Yapısı

    Ülkemizde dünyanın hayranlığını kazanmış pek çok tarihi yapı bulunmakta. Bulunduğu dönemin özelliklerini yansıtan, toplumsal yapısını ele alan, bilim ve sanatın gelişen yöntemleriyle tasarlanmış, günümüze kadar da ulaşmayı başarmış yapılar… Bizler de bu seride ülkemizde bulunan 7 çağdaş mimari örneğini araştırdık ve bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    büyük postane

    Büyük Postane, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Sirkeci semtinde bulunmaktadır. İnşaasına 1905 yılında başlanmış, 1909’da da tamamlanmıştır. Süslemelerinde ağırlıklı 16. yüzyıl Osmanlı mimarisi hâkimdir. Binanın inşaasında kullanılan tuğlaları Mimar Vedat Tek’in özel olarak tasarladığı iddialar arasında. Büyük Postane, 1927 – 1936 yıllarında İstanbul Radyoevi olarak hizmet vermiş, 1958 yılından sonra posta ve telgraf işlerinde kullanılmaya başlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Her yıl yaklaşık 8 milyon ziyaretçiyi ağırlayan, Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşının yer aldığı yapının inşaatına 1943’te başlanmış ve 1953 senesinde törenle açılmıştır. Yapıldığı dönemde daha çok simetrinin öne çıktığı, kesme taş malzemelerinin kullanıldığı, anıtsal yönü ağır basan binalar tasarlanmıştır. Anıtkabir, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini taşımasının yanı sıra döneminin özelliklerini en güzel yansıtan bir yapıttır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ankara

    TBMM günümüze kadar 3 farklı bina kullanmıştır. 1915 yılında inşaatına başlanan ilk TBMM binası ise Kurtuluş Şavaşı sürecinde son bulmuştur. Binanın planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, inşaatını askeri mimar Hasip Bey üstlenmiştir. Türk mimari stilinde tasarlanmış binanın en göze çarpan özelliği duvarlarında Ankara Taşı’nın (Andezit) kullanılmış olmasıdır. Bina günümüzde müze olarak kullanılıyor ve Ankara’nın Ulus meydanında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4# ” title_font_size=”13″]

    Geçmişe ait bir dokusu olan yapı, 1902 yılında mimar Vedat Tek tarafından yapılmıştır. Zemin ve iki kat olarak yapılan bina, Batı klasizmi ile Osmanlı oryantalizminin bir eklektizmini taşımaktadır. Arap mimari tarzında ve kargir bir bina olan yapı günümüze kadar ciddi bir restorasyon da geçirmemiştir. Alt katında bir de Kent Tarihi Müzesi de bulunmakta. Kastamonu ile özdeşleşen semboller arasında yer alan yapı, bu sene 116. yaşını tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    TCDD’nin Ankara merkez tren istasyonudur. Yapının ana gar binasının inşaatı 1935 tarihinde başlamış 1937’ye kadar sürmüştür. Cumhuriyet’in erken yıllarına ait yapılardan bir tanesidir. Art Deco tarzındaki yapının mimarı ise Şekip Akalın’dır. Ankara’nın önemli tarihi simgeleri arasında yer alan yapı, günümüzde eskisi kadar rağbet görmese de buradan Türkiye’nin her yerine bilet alabilmeniz mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Basmane Garı, İzmir’in Konak ilçesinde, Basmane semtinde bulunmaktadır. Bina, ünlü Fransız mimar Eiffel tarafından klasik tarzda tasarlanmıştır. İnşaatı ise Fransız bir firma aracılığıyla 1876 yılında yapılmıştır. Fransa’da bulunan Lyon Gar binasının bir benzeri olma özelliğine sahip olan yapının üzerinde kırma çatı, iki kenarının ortasında da düz cephe görünümüne hareketlilik katan üçgen alınlıklar bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    istanbul

    1914 – 1983 tarihleri arasında Osmanlı Devleti’nin kent ölçekli ilk elektrik santrali olan yapı, 2004 senesinde Enerji Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Oldukça etkileyici yapılardan biri olan bu eski bina, içerisindeki mekanik ekipmanlarıyla yapay peyzajı olan bir müze. Binanın dönüşümüne yönelik mimari çalışmaları Han Tümertekin tasarlamıştır. Son derece modern tasarlanmış müze yapısı eski mimari özelliklerini korumayı da başarmıştır.

  • 9 Madde İle Türkiye’mizin Kalbi Başkent Ankara

    9 Madde İle Türkiye’mizin Kalbi Başkent Ankara

    13 Ekim 1923 tarihinden bu yana ülkemizin başkenti olan Ankara sahip olduğu farklı kültürel değerleriyle rengârenk bir şehirdir. Antik çağlara uzanan geçmişinden geniş caddelerine, parklarını dolduran yüzlere, taşıdığı tarihsel mirastan mimari çeşitliliğe anlatacak çok şeyi vardır. Biz de listemizde Ankara’ya seyahat edecekler için görmeleri ve bilmeleri gerekenleri anlattık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan anıtı ilk kez ziyarete gidenlerin genellikle gözden kaçırdığı çok fazla detay bulunur. Oysa 750 bin metrekarelik alan; Aslanlı Yol, Tören Meydanı ve Mozole dışında Gazi’ye ait eşyaların sergilendiği müzeden Kurtuluş Savaşı’nın ve gösterilen kahramanlıkların anlatıldığı bölüme, özlü sözlerin işlendiği kulelerden Barış Parkı’na kendi içinde tek tek özel detaylar barındırır. Anıtkabir’i rehber kitapçık yardımıyla gezmek detayları yakalamak konusunda büyük ölçüde yardımcı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüz Ankara’sının en az kendisi kadar meşhur tarafı caddeleridir. Örneğin şehre daha önce gitmemiş olanlarımızın bile duyup bildiği, her gün sayısız hikâyenin gelip geçtiği Tunalı Hilmi Caddesi… Ya da gençlerin buluşma noktası, hayatın geç saatlere kadar aktığı 7. Cadde… Hatta Sakarya veya Arjantin Caddesi… Size tavsiyemiz bu caddeleri boydan boya aracınızla değil yürüyerek keşfetmeniz olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ankara’nın tıpkı caddeleri gibi simgeleşen diğer alanları da parklarıdır. Trafiğin, insan hareketliliğinin yoğun olduğu, şehir merkezine nefes olan yemyeşil parkları… En meşhuru da Kuğulu Park’tır. 1950’lerden beri var olan parkın içindeki minik gölette gerçekten de kuğular vardır. Gençlik Parkı, Güvenpark, Seğmenler Parkı, Kurtuluş Parkı, Mogan Park da başkentlilerin en rağbet ettiği yeşil alanlar arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ünlü Ankara Marşı’nın dizeleridir: “Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin, / Var olsun toprağın, taşın Ankara.” Milli Mücadele döneminde yönetim merkezi iken Cumhuriyet’ten sonra başkent olmuş, hemen ardından pek çok açıdan büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş yapıların başında ise şüphesiz ki aynı cadde üstünde 200 metre mesafe ile konumlanmış I. ve II. TBMM gelir. Günümüzde müze olarak ziyaretçilere açık olan bu yapılar başkente adım atıldığında görülmesi gereken ilk yerler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ankara’yı panoramik biçimde görebileceğiniz en iyi yer 2200 yıllık Ankara Kalesi’dir. Bir zamanlar banknotlar üzerinde resmi bulunan Altındağ ilçesindeki kale zaman zaman festivallere de ev sahipliği yapmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şehrin siluetini belirleyen yapılardan bir tanesi de Ankara’nın en büyük camisi Kocatepe’dir. Türk Diyanet Vakfı tarafından yaptırılan caminin inşasına 1967 yılında başlanmış 1987’de tamamlanmıştır.  Otoparkıyla, avlusuyla geniş bir alana kurulan ibadethanenin içi yoğun estetik detaylarla dikkat çeker. Pencerelerini kaplayan vitraylarla, güneş sistemine vurgu yapan 9.5 tonluk büyük avize ve etrafını saran küçük avizelerle Kocatepe Camii gerçekten görülmeye değerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çankaya ilçesinde bulunan 87 metre uzunluğundaki Atakule de Ankara’nın sembolü gibidir. Açıldığı ilk yıllarda, şehri kuşbakışı gören restoranıyla, dolup taşan kafeleriyle Ankara’nın en renkli mekânlarındandı. Ardından uzun bir yenilenme sürecine girdi… Toplamda 50.000 m2’lik alanıyla 2018 yılında tekrar açılan kule şehre rengârenk görüntüler katmayı sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Başkent Ankara 50’nin üzerinde müzeye ev sahipliği yapar ve bu açıdan müzeler şehri olarak da isimlendirilebilir. 1997’de “Avrupa’da Yılın Müzesi” seçilen ve ülkede en çok ziyaretçi ağırlayan müzelerin başında gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi büyük bir öneme sahiptir. Sadece Ankara’nın değil Anadolu’nun arkeolojik zenginliği bu müzeyi gezerek anlaşılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Ankara’nın en çok turist çeken yerlerinden biri de 19. yüzyıldan kalma yarı kerpiç, yarı ahşap iki katlı tarihi evlerden ve Arnavut kaldırımlı taş sokaklardan oluşan Hamamönü’dür. Restorasyon çalışmalarının ardından kimi turistik işletmeye çevrilmiş evler, konaklar, camiler arasında gezinirken büyükşehir atmosferinden çıkmanız kaçınılmaz olacaktır. Mehmet Akif Ersoy’un evinin de bu tarihi alanda olduğunu belirtelim.