Etiket: aile

  • Yakın Arkadaşlarınızın Değerini Bilmeniz İçin 8 Neden

    Yakın Arkadaşlarınızın Değerini Bilmeniz İçin 8 Neden

    Yakın arkadaşlarımız ufak bir anlaşmazlık yaşayıp bozuştuğumuzda geceleri uyuyamama sebebimiz olurlar, çünkü biliriz ki yoklukları bize iyi gelmeyecektir. Onlar, aile bireylerimiz gibi varlıklarını olağanlaştırdığımız kişilerdir, oysa hayat yolculuğumuzdaki katkıları zaman zaman durup teşekkür etmemizi gerektirecek kadar olağanüstüdür. Onlarca madde sıralanabilir elbette ama aşağıda geçen 8 tanesi bile haklarını teslim etmeye yetecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En iyi dinleyicinizdir. Üstelik bunu yargılamadan, egosuna yenilmeden, sizi kendi dünyanız içinde değerlendirip anlamaya çalışarak yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sizi çoğaltır. Bir tiyatroya ya da bir konsere tek başına gitme fobiniz yakın arkadaşınız sayesinde yaşam alanı bulamaz ve onunla birlikte etkinliklere katılmak hobiye dönüşür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güvenilir bir sırdaştır. Ama eğer sırrınızın başınızı derde sokacağını hissederse canınızı sıkma pahasına uyarılarını yapar. Her zaman size iyi gelecek şeyleri değil sizin için doğru olacağını düşündüğü şeyleri söyler, tabii ki bunu incitmemeye çalışarak yapar. Ve zaten en yakın arkadaş olma payesini bu hâliyle kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ne zaman isterseniz gidebileceğiniz bir sığınaktır. Baş etmeniz gereken bir sorun olduğunda açıklama yapmak zorunda hissetmemek, yanında saatlerce susabiliyor ve buna rağmen yine de anlaşılıyor olmak paha biçilmez bir terapi biçimidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kardeş fonksiyonlarına sahiptir. Sizi merak eder. Sık sık görüşemiyor olsanız da telefonla birkaç kez arayıp ulaşamadığında tıpkı aileniz gibi paniğe kapılır ve ulaştığı ilk anda yine tıpkı aileniz gibi sitemkâr davranır. Bu duruma ilk etapta tepki gösterseniz de sizin için endişelendiğini bilmek iyi hissettirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sizi kollayandır. Bilirsiniz ki ne yüzünüze karşı ne arkanızdan dolaylı olarak küçük düşmenize neden olacak hiçbir şeye izin vermez. Ayağınız takılıp düştüğünüzde elini ilk uzatan, başarısız olduğunuzda ilk teselli cümlesini kuran, yalnız hissettiğinizde kendini işaret ederek bu duyguyu boşa çıkarandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Siz gelişip ilerledikçe, iyi haberleriniz geldikçe mutlu olan kişidir. Başarılarınız karşısında değil kıskançlık yapmak, negatif algılanacak tek bir mimiği bile kendine yakıştıramaz. Çünkü o, sizi kendisiyle kıyaslamadan başarınızı gururla sahiplenen kişidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yedek belleğiniz gibidir. Yaşarken yanınızda olmasa bile her şeyinizi anlattığınız için bütün hikâyenizi bilir ve hatırlayıp sevinmenize kahkahasıyla, iç geçirmenize ise omzunuzu tutan elinin sıcaklığıyla destek verir.

  • 8 Madde İle Birbirinden İlginç Soyadı Hikâyeleri

    Şubat 2018 tarihinde e-Devlet üzerinden vatandaşların kullanımına açılan Soy Ağacı Sorgulama uygulaması o kadar büyük ilgi gördü ki daha ilk birkaç günde siteye 4 milyon kişinin girdiği açıklandı. Tabii yıllarca aile büyüklerinden öğrenmeye çalıştığımız bilgilerin doğrusunu öğrenecek olmak hepimizi heyecanlandırmıştı. Ama hala çözmeye çalıştığımız başka bir mesele daha var! O da soyadı meselesi… Çoğumuz, “Neden bu soyadını almışız?” sorusunu aile büyüklerine yönlendirmeye devam ederken, gerçeğe dayanan hikâyelerle insanlar soyadlarını nelerden esinlenerek belirlemiş konusuna 8 maddelik listemizde yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Etrafına bol bol akıl ve fikir dağıtan aile büyüğü nedeniyle uygun görülmüş bir soyadı “Fikircioğlu”…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köy meydanında yakılan ateşin dumanı rüzgârın da etkisiyle sürekli aynı yöne yönelirmiş. Dumanla boğuşmaktan şikâyetçi olan aileye yine böyle bir sinir harbi sırasında sorulan, “Soyadınız ne olsun?” sorusuna “Duman” cevabının verilmesi de kimseyi şaşırtmamış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Elektrik henüz ulaşmış bir köyde ilk ışığı siz kullanırsanız soyadınızın “Işıklılar” olması da kaçınılmazdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Çelikmakas” soyadı ancak iyi bir terzinin alacağı soyadıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bir çilingirin “Soyadınız ne olsun?” diye soran nüfus memuruna, her gün işini yaparken söylediği “Hadi açıl artık!” sözünden yola çıkarak “Açıl” cevabını vermesi de gayet makul…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bazen de bizim adımıza yakınlarımızın uygun gördüğü soyadlarını almışız. Kimsenin işine karışmayan bir insan için yanındaki arkadaşı, “O kimsenin işine karışmaz, öylece durur…” dediğinde nüfus memurunun soyadını “Duran” olarak kaydetmesi bir şans meselesi değil de nedir?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hırslı ve inatçı kimseler için söylenen “Tırış” sözcüğünü soyadı olarak alan kişilerin hırs ve inatla ilgili bir mevzusu olduğu muhakkak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Her gün ekmeklerinin çıtır çıtır olması için uğraşan bir fırıncının soyadı için ilk tercihi ne olmuş dersiniz: Tabii ki “Çıtır”…

    Kaynak:
    
    Cumhuriyet Tarihi Soyadı Hikâyeleri, Emine Gürsoy Naskali
  • 9 Madde İle Çocukluğumuzda Kalan Mahalle Kültürü

    9 Madde İle Çocukluğumuzda Kalan Mahalle Kültürü

    Çocukluğumuzla, gençliğimizle ilgili hatıralarımızın birçoğunu mahallemiz ve sokaklarında oynadığımız oyunlar ile orada kurduğumuz sarsılmaz dostluklar oluşturur. Ailemiz gibi hissettiğimiz komşularımız ve sokaklarını karış karış bildiğimiz mahallemiz, hayatımızdaki unutulmaz hatıraların bir parçasıdır. Mahallesini özleyenler, o günleri düşündüğünde burnunun direği titreyenler için 9 maddelik mahalle kültürü listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokak Sakinleri ile Selamlaşılırdı” title_font_size=”13″]

    Mahalle kültürüyle büyümenin en güzel yanlarından biri sabah evden çıktığımızda ya da akşam eve dönerken yolda rastladığımız mahalle sakinlerine selam vermek, hatırlarını sormaktı. Mahallenin esnafıyla, camdaki teyzelerle, yolda gördüğümüz arkadaşlarımızla ayaküstü sohbet etmek mahalle hayatının değişmez bir parçasıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşlılara, Hastalara El Birliği ile Bakılırdı” title_font_size=”13″]

    Mahallede yaşayan herkes âdeta büyük bir ailenin ferdi gibiydi. Biri hasta olduğunda bakımı yapılır, ona yemek götürülür, yaşlılar sık sık ziyaret edilerek alışveriş ihtiyaçları karşılanırdı. Bu yardımlaşma, mahalle ruhunun değerli bir özelliğiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eksikler Komşudan İstenirdi” title_font_size=”13″]

    Mahalle kültürünün en güzel yanlarından biri de koşulsuz dayanışmaydı. En ufak bir yardıma ihtiyacımız olduğunda komşumuza koşardık. Mesela, yemek yaparken unumuz, yumurtamız eksik geldiğinde hemen komşuların zili çalınırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kapı Önünde Çay İçilirdi” title_font_size=”13″]

    Akşamüstü saatleri gelip işler azaldığında, mis gibi çaylar demlenir, yanına atıştırmalıklar iliştirilir, kapının önünde çay keyfi yapılırdı. Çocuklar oyunlar oynayıp eğlenirken büyükler bir gözleriyle çocuklarını kolaçan eder bir yandan da sohbet ederlerdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Komşular Sık Sık Ziyaret Edilirdi” title_font_size=”13″]

    Mahalle hayatında komşuluk ilişkilerine çok önem verilirdi; sık sık kahveye, akşam oturmasına gidilirdi. Komşulara saygıda da kusur edilmez; bayramda seyranda, özel günlerde aile büyükleri gibi komşular da ziyaret edilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Zevkli Oyunlar Sokakta Oynanırdı” title_font_size=”13″]

    Mahallede maçlar yapılır, seksek, lastik, çelik çomak, saklambaç ve daha birçok oyun oynanırdı. Okuldan dönünce hevesle sokağa inilir ve eğlence başlardı. Çocukluğumuzun en renkli en güzel anılarında mahallede oynanan oyunların yeri büyüktür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavla Turnuvalarında Büyük Rekabet Yaşanırdı” title_font_size=”13″]

    Mahalle hayatının eğlencesi sadece çocuklara özgü değildi, büyükler de tavla turnuvaları sayesinde eğlenceli bir rekabeti tadarlardı. Tavla turnuvaları bazen saatler sürer, bu sırada çaylar içilir, bol bol şakalaşılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokağın Köpekleri Kedileri Olurdu” title_font_size=”13″]

    Mahalleli nasıl birbirini sevip kolluyorsa, sokağın sevimli sakinlerini de aynı şekilde korurdu. Mahallenin köpeğine, kedisine el birliği ile bakılırdı, sokaktaki hayvanların yemeği eksik edilmez, bir rahatsızlıkları oldu mu hemen ilgilenirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mahalleli Paylaşmayı Bilirdi” title_font_size=”13″]

    Mahalle sakinleri her şeylerini kardeşçe paylaşmayı bilirdi. Evde pişen tatlılar, börekler, çörekler tabak tabak komşularla paylaşılır, komşulara giden tabaklar yine lezzetli yiyeceklerle dolu bir şekilde geri dönerdi. Hele televizyonun ülkeye yeni geldiği yıllarda, tüm mahalleli televizyonu olanların evine doluşur, teknolojinin son nimetinden beraber faydalanırdı.

  • KARNE KAYGISI YAŞAYAN ÇOCUKLAR İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Karne dönemi, birçok çocuk için hem heyecan hem de kaygı dolu bir süreçtir. “Ya notlarım düşükse?” ya da “Ailem bana kızar mı?” gibi sorular, çocukların zihinlerini meşgul edebilir ve karne kaygısına yol açabilir. Bu dönemde çocuğunuzun başarısını yalnızca karne notlarıyla değil; gösterdiği çaba, yaşadığı gelişim ve hissettiği duygularla birlikte değerlendirmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaygıyı Anlamakla Başlayın” title_font_size=”13″]

    Karne kaygısı, çocuğun yalnızca başarısız olmaktan değil; aynı zamanda ailesinden gelecek olumsuz tepkilerden, hayal kırıklığı oluşturmaktan ya da kendine olan güvenini yitirmekten duyduğu korkudan kaynaklanabilir. Bu, küçümsenmemesi gereken duygusal bir yük olabilir. İlk adım, çocuğun bu duygusunu görmezden gelmek yerine kabul etmektir. “Böyle hissetmen normal.”, “Endişelenmen anlaşılır bir durum.” gibi cümleler, çocuğun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olur. Unutmayın, çocuklar yalnızca söylediklerinizle değil; aynı zamanda davranışlarınızla da ilgilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yargılamadan Dinleyin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuz karneyle ilgili duygularını sizinle paylaşmak istediğinde, onu dikkatle dinleyin. Sözünü kesmeden ve savunmaya geçmeden dinlemek, çocuğunuzun kendini güvende hissetmesini sağlar. Bu anlarda, “Bunu düzeltmek için birlikte bir plan yapabiliriz.” gibi destekleyici ifadeler, hem çözüm odaklı bir yaklaşım sunar hem de çocuğunuza yalnız olmadığını hissettirir. Unutmayın, bazen en güçlü destek; sessiz, yargılamayan ve anlayışla dinleyen bir duruş olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karneyi Kişilikle Karıştırmayın” title_font_size=”13″]

    Unutmayın, karne yalnızca bir çıktıdır; çocuğun karakterini, değerini ya da gerçek potansiyelini yansıtmaz. Bir çocuğu “tembel”, “başarısız” gibi olumsuz etiketlerle tanımlamak, sadece o anki duygularını değil; uzun vadede özgüvenini ve öğrenmeye olan isteğini de zedeleyebilir. Çocuğunuzun karnesine değil; gösterdiği çabaya, karşılaştığı zorluklara ve sergilediği dirence odaklanın. Çünkü aslında en değerli not, çocuğun kendine ve hayata dair umutlarını koruyabilmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çaba ve Gelişim için Odak Noktasını Değiştirin” title_font_size=”13″]

    Karne günü geldiğinde, ilk sorumuz genellikle “Karnen nasıl?” olur. Oysa bu yaklaşım, çocuğun yalnızca sonuçla tanımlanmasına neden olabilir. Bunun yerine, “Senin için en zor ders hangisiydi?”, “Bu dönem en çok hangi konuda geliştiğini düşünüyorsun?” gibi sorular, çocuğun kendini daha iyi ifade etmesine yardımcı olur ve öğrenmeye dair iç motivasyonunu besler. Unutmayın, anlamlı sorular; güvenli bir iletişimin ve güçlü bir öğrenme kültürünün temelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatilin Tadını Kaçırmayın” title_font_size=”13″]

    Karne notları ne olursa olsun her çocuk dinlenmeyi, keşfetmeyi ve koşulsuz sevilmeyi hak eder. Yaz tatilini birlikte kitap okuyarak, oyunlar oynayarak, yeni şeyler öğrenerek ya da sadece kaliteli zaman geçirerek değerlendirmek hem çocuğun gelişimini destekler hem de aile bağlarını güçlendirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaygı Yoğunsa Bir Uzmandan Destek Alın” title_font_size=”13″]

    Eğer çocuğunuzda karne dönemiyle birlikte ağlama nöbetleri, uykusuzluk, mide ağrıları, okuldan kaçma isteği gibi belirtiler gözlemliyorsanız, bir çocuk psikoloğundan yardım almak sağlıklı bir adım olabilir. Unutmayın, her çocuk öğrenir ama kendi hızında. Önemli olan, yalnızca karnedeki notlara değil; çocuğunuzun duygularına, ihtiyaçlarına ve içsel dünyasına da dikkatle bakabilmektir.

  • Bize Çocukluğumuzu Hatırlatan 11 Bayram Alışkanlığı

    Bize Çocukluğumuzu Hatırlatan 11 Bayram Alışkanlığı

    Bayram demek güzel günler demektir, bayram demek yediden yetmişe herkes için mutluluk demektir. Eski bayramların hayallerine daldık ve o zamanlarda bizi en mutlu eden, kalbimiz atarak bayramı beklememize sebep olan nostaljik bayram alışkanlıklarını, bayrama özel güzellikleri anmak istedik. Çocukluğumuzu hatırlatan 11 madde ile Ramazan Bayramı’na hoş geldin diyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    family

    Bayramın belki de en güzel yönü hayatın koşuşturması içinde sık sık göremediğimiz, uzakta oturan aile üyeleriyle bir araya gelmekti. Özlenen akrabalarla hasret giderilir, bayramın neşesi sevdiklerimizle paylaşılırdı. Üstelik sadece akrabalarımız ve ailemizin büyüklerini değil, konu komşuyu, eşi dostu da ziyarete gider, onlarla da bayramlaşırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bayramda büyüklerimizi ziyaret etmek en önemli adetlerimizden biriydi. Onların elini öper, halini hatırını sorardık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bayramda ziyaret ettiğimiz büyüklerimizin bize hediye ettiği kenarı işlemeli, oyalı mis gibi kokan mendilleri özenle saklardık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bayram yaklaşırken yeni elbiseler alınır ya da dikilirdi. Bayramı heyecanla beklememizin bir sebebi de yepyeni kıyafetlere kavuşacak olmaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bayramlık elbiselerimize eşlik etmesi için en güzel ayakkabılarımızı geceden temizler, parlatır hazırlardık. Hele bir de yeni ayakkabılar alındıysa heyecanımız ikiye katlanırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şık şekerlikler içinde sunulan şekerler, lokumlar, çikolatalar bayramın sembolüydü. Bayram dedik mi aklımıza çocukluğumuz boyunca yutkunarak beklediğimiz bu ikramların tadı gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Şekerler, çikolatalar tutulduktan sonra mis gibi kokan Türk kahvesi pişirilirdi. Misafirlere çıkarılan en güzel fincanlarda sunulan kahvenin kokusu bayramların vazgeçilmezleri arasında yer alırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bayramlaşma ritüelinin bir diğer değişmezi de her gelene tutulan kolonyaydı. İster limon ister lavanta kolonyası olsun mis gibi kokusuyla içimizi ferahlatırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Tüm ailenin beraber tadını çıkardığı bayram sofralarının tadına doyum olmazdı. Anneler, günlerce tüm maharetlerini döktürür ailecek Ramazan Bayramı’nı kutladığımız sofraları lezzetli yemeklerle donatırlardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Bayram ziyafetlerinin bir başka vazgeçilmezi de bayramlık tatlılardı. Şerbetlisinden sütlüsüne en güzel tatlılar sofraları süslerdi özellikle evde açılmış baklava sofraya geldi mi gözler başka bir şey görmezdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    love

    Ramazan Bayramı demek yakınlaşmak, yardımlaşmak demekti. Var olanın paylaşıldığı, sofraya kalabalık oturulan, elimizdekinin fazlasını çevremize dağıttığımız günlerdi bu bayram günleri…

  • 8 Maddede Türk Kültüründe Bebek Karşılama Geleneği

    8 Maddede Türk Kültüründe Bebek Karşılama Geleneği

    Ailenin yeni bir üyesi aramıza katılacağı zaman tüm aileyi, dostları tatlı bir heyecan sarar; herkes dört gözle beklenen bebek için hazırlanmaya başlar. Aileye bir bebek katılacağının haberini aldığımız günden itibaren onu karşılamak için neler yapılır, geleneklerimizde bebeklerimiz nasıl karşılanır 8 maddelik listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    bebek, patik

    Bebek müjdesi yayılır yayılmaz anneanneler, babaanneler, halalar, teyzeler elinden örgü gelen herkes yumuşacık bebek yünleri alır; dünyaya gelecek minik için rengârenk patikler, hırkalar, battaniyeler örmeye başlar. Bebeğe hazırlanan giysiler, ufaklık dünyaya gelene kadar içine beyaz sabun koyulup saklanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    lohusa

    Geleneklerimize göre bebek doğduktan sonra ziyarete gelenlere lohusa şerbeti ikram edilir. Çeşitli baharatlar ve şeker içeren lohusa şerbetinin yeni doğum yapmış anneye yararlı olduğu ve bebeğin daha rahat süt emmesini sağladığı düşünülür. Hem görünüşü hem de lezzeti güzel bu şerbet içilirken, bebeğin hayatının da şerbet gibi tatlı geçmesi dilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    bebek, altın künye

    Geleneklerimize göre yeni doğan bebeğe altın, altın künye veya maşallah takılır. Nazar boncuklarının, kurdelelerin eşlik ettiği altın ve maşallah bebeğin yatağında bulunan altın yastığına iliştirilir. Altın künye de bebeğe takılabilecek hediyeler arasındadır. Bebeğe altın takılırken, hayatının bolluk ve refah içinde geçmesi dilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    uyuyan bebek

    Yeni doğan bebeğe verilecek isim kararlaştırıldıktan sonra sıra bebeğin kulağına bu ismin fısıldanmasına gelir. Ailenin en büyüğü bebeğin kulağına uygun görülen ismi fısıldar ve böylece çocuğun ismi verilmiş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    bebek banyosu

    Geleneklerimize göre çocuk doğduktan 40 gün sonrası yani çocuğun kırkının çıktığı gün çok önemlidir. Çocuk ilk defa 40 günlük olduğunda yıkanır. Hatta eskiden çocuk ilk 40 gün dışarı çıkarılmazmış fakat günümüzde doktorlar daha farklı tavsiyelerde bulunabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    üniversite

    Yeni doğan bebeklerle ilgili en eski adetlerden biri ise bebeğin göbek bağını anlamlı bir yere gömmektir. Bebeğin göbek bağının gömüleceği yerin, çocuğun hayatını etkileyeceği, kaderini tayin edeceği düşünülür. Göbek bağı genelde okul bahçesine gömülür, böylece çocuğun iyi bir eğitim alması amaçlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    gülen bebek

    Bebeğin ilk dişi çıktığında diş buğdayı partisi yapılır. Diş buğdayı hazırlanır ve gelen misafirlere ikram edilir. Diş buğdayının içine genelde boncuk saklanır, boncuğu bulan kişi bebeğe hediyeler alır. Ayrıca bebeğin önüne bir örtü serilir ve üzerine meslekleri temsil eden çeşitli oyuncaklar yerleştirilir; bebek bunların hangisini seçerse ileride o mesleği yapacağı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Doğumdan sonra bir yıl geçtiğinde ve bebeğin birinci doğum günü geldiğinde, ilk doğum günü kutlaması için hazırlıklar başlar. Pastalar, kekler, börekler, çörekler özenle hazırlanır; tüm akrabalar, komşular bebeğe hediyeler alır ve miniğin ilk yaşı neşe ile kutlanır.

  • Yarıyıl Tatilinde Ailecek Seyahat Edebileceğiniz 8 Şehrimiz

    Yarıyıl Tatilinde Ailecek Seyahat Edebileceğiniz 8 Şehrimiz

    Yarıyıl tatili başlayıp da karneler gelince, uzun süredir heyecanla beklenen tatil de başlar. Çocukların dönem boyunca hevesle beklediği 15 günlük tatil aslında ebeveynler için de gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak adına bir fırsattır. Hem anne-babaların hem de çocukların eğlenebileceği bir tatil için doğru rotayı belirlemek ise her zaman çok kolay olmayabilir. Biz de yarıyıl tatilinde beraber zaman geçirmek isteyen aileleri düşündük ve ailedeki herkesin eğlenebileceği 8 şehrimizi listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mardin” title_font_size=”13″]

    Eğer çocuklarınızı tarihi ve kültürel değerlerimizle tanıştıracağınız bir sömestir tatili planlıyorsanız, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Mardin sizin için en uygun tatil rotalarından biri olacaktır. Ermeni ve Süryani mimarisinin örneklerini görebileceğiniz taş evleri, medreseleri, birbirinden güzel tarihi manastırları ve yörenin lezzetli mutfağını ailecek keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eskişehir” title_font_size=”13″]

    Hem güzel ve düzenli bir şehir olmasıyla hem de birçok etkinliğe ve gezilecek mekâna ev sahipliği yapmasıyla Eskişehir çocuklu ailelerin öncelikli tercihlerinden biri oluyor. Osmanlı ve Türkmen mimarisini yansıtan tarihi Odunpazarı Evleri, kar yağışı eşliğinde ailecek deneyimleyebileceğiniz tekne ve gondol turları, çocukların hem eğlenip hem de bilinçlenmesine yardım edecek ‘‘Bilim Deney Merkezi’’ ile gezilip görülmesi gereken yerlerimizden biri. Özellikle çocuklu aileler için önerilen Sazova Parkı’nı ve parkın yakınında bulunan otelleri güzel bir tatil için tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bolu, Abant” title_font_size=”13″]

    Bolu kentinin güneybatısında yer alan ve tatlı su gölü olan Abant, keşfe gelenler için yılın dört mevsiminde de kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Kışın, beyaza bürünmüş görüntüsüyle farklı bir deneyim yaşama imkânı sunan kentte deniz seviyesinden yüksek yedi adet göl bulunuyor. Çocuklarınızla özellikle de karlar altında bir şahesere dönüşen gölün kenarında güzel zaman geçirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bursa, Uludağ” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun birçok yerinde bulunan kayak merkezleri sömestir döneminde çoğu aile için değişmez adreslerden. Özellikle çocuklu aileler ve gençlerin tercih ettiği Türkiye’nin önde gelen kayak merkezlerinden Uludağ, İstanbul’a olan yakınlığı ile de bilinip her yıl binlerce insana ev sahipliği yapıyor. Çocuklarınızı kar sporlarıyla tanıştırmak için harika bir merkez olan Uludağ’ı ziyaretiniz sırasında, Bursa’nın sembolü haline gelmiş Ulu Cami’yi ve şehrin tarihi hanlarını görerek birbirinden şirin köylerde keşfe çıkabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir” title_font_size=”13″]

    İzmir’in iklimini diğer şehirlerimizle kıyasladığımızda kış aylarını daha hafif geçirdiğini söyleyebiliriz. ‘‘Ege’nin incisi’’ olarak bilinen şehir, dünya çapında tanınan liman özelliğine ve fuar alanına sahiptir. Yaklaşık 8500 yıllık tarihi ile bilinen ve her mevsim turist akınına uğrayan şehrin içerisinde pek çok tarihi yapı ve müze bulunmakta. Çocuklar için de birçok etkinlik düzenleyen şehirde, Evrensel Çocuk Müzesi ve Eğitim Kampüsü gibi minikler için eğlence vadeden etkinlik merkezleri bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pamukkale, Denizli” title_font_size=”13″]

    ‘‘Beyaz Cennet’’ lakaplı ve Dünya Miras Listesi’nde yer alan Pamukkale, ailecek tatil için değerlendirilebilecek en iyi seçeneklerden bir tanesi. Önemli bir turizm merkezi olan kentteki kaplıcalar ve termal suların pek çok hastalığa şifa olduğu düşünülüyor. Siz de bölgede, şelalenin, yüksek dağların, yaylaların ve milli parkların bulunduğu alanlarda ailecek uzun soluklu doğa yürüyüşleri yapabilir, çocuğunuzu eşsiz bir manzaraya sahip Bağbaşı Kent Ormanı’nda doğayla tanıştırabilir, keyifli bir teleferik deneyimi yaşayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Amasya” title_font_size=”13″]

    Sömestir tatilinde gidilebilecek alternatif rotalardan bir tanesi de Amasya; nam-ı diğer ‘‘Şehzadeler Şehri’’. Geçmiş tarihlerde birçok sanatkâr, şair, bilim insanı ve şehzadenin eğitim gördüğü şehir Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında da önemli bir yere sahiptir. Amasya Kalesi, Şehzadeler Müzesi ve meşhur saat kulesiyle her yıl ziyaretçiler tarafından oldukça ilgi çeken şehrimizde çocuklarınızı tarihimizle kaynaştırabilir, kendinizi doğanın muhteşem güzelliğine kaptırıp, unutamayacağınız anılar biriktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Maşukiye, Kocaeli” title_font_size=”13″]

    İsmi ‘‘aşık’’ anlamına gelen ‘‘maşuk’’tan türeyen ve son zamanlarda sıkça ziyaret edilen bölge tertemiz havası, doğal güzellikleri ve meşhur alabalık restoranları ile vakit geçirmekten pişman olmayacağınız yerler arasında. Ayrıca yakınında bulunan Sapanca Gölü’ne gidip doğa yürüyüşü yapabilir, çocukların bayıldığı deniz bisikletiyle seyahat edebilirsiniz. Başka bir alternatif olarak da, yaklaşık 15 km uzaklıkta bulunan Kartepe’ye giderek ailecek kış sporlarının tadını çıkarabilir, ATV’ye binebilir, yemeğinizi çevresinde bulunan kafelerin muhteşem manzarası eşliğinde yiyebilirsiniz.