Etiket: ada

  • ZAMANIN SAATSİZ AKTIĞI YER: SOMMARØY

    Güneş 22 Eylül’de ekvatorun tam üzerinden geçecek. Gece ve gündüz eşitlenecek. Doğa, kusursuz dengesini bir kez daha hatırlatacak, bizse hâlâ saatlerin peşinde koşturacağız. Peki, zamanın baskısından arınmış bir yaşam bulmak gerçekten mümkün mü? Norveç’in kuzeyindeki Sommarøy Adası bu soruya “Evet!” diyor. Burada yaz aylarında haftalarca güneş batmazken, kışın gökyüzü uzun süre karanlığa bürünüyor. Işığa göre zamanı ayarlayan bu adada insanlar saate ihtiyaç duymadan yaşıyor. Çünkü burada zaman, gökyüzünün ritmine göre akıyor. Şimdi, zamanı unutan bu kuzey adasına biraz daha yakından bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Norveççede “sommarøy”, kelime anlamıyla “yaz adası” demektir. Kuzey Kutup Dairesi’nin üzerindeki konumuna rağmen Sommarøy, ılıman bir iklime sahiptir. Bunun nedeni, Atlantik’ten gelen Körfez Akıntısı’nın etkisidir. Bu sıcak su akıntısı, adanın yaz aylarını bölgedeki diğer kutup yerleşimlerine kıyasla daha ılıman ve yaşanabilir kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Kutup Dairesi’nin hemen kuzeyinde bulunan, yaklaşık 300 kişilik nüfusa sahip Sommarøy, Norveç’in Tromsø şehrine bağlı en işlek balıkçı köylerinden biridir. Her yıl 18 Mayıs’tan 26 Temmuz’a kadar, tam 69 gün boyunca güneş hiç batmaz; sabah mı, akşam mı yoksa gece mi olduğu belirsizdir. Kasım ayından ocak ayına kadar ise “kutup gecesi” dönemi yaşanır ve günler büyük ölçüde karanlıktır. Ancak bu karanlık tamamen sürekli değildir; özellikle öğle saatlerinde hafif alacakaranlık yaşanır. Hem uzun karanlık dönemi hem uzun aydınlık dönemi yaşayan adalılar, saat kullanımının gereksiz olduğuna karar verir ve yaşamlarını ihtiyaçlarına göre düzenler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gündelik yaşamda ışığın sürekliliği ya da yokluğu, 2019 yılında, ada halkını harekete geçirdi ve Norveç hükûmetine başvurarak dünyada bir ilke imza attılar. Amaçları netti: Saatin hayatı sınırlayan yapay bir çerçeve olduğunu savunarak, dünyanın ilk “zamansız” yeri olma isteğini resmî olarak dile getirdiler. Taleplerini şu sözlerle açıkladılar: “Zaman baskısı stresi artırıyor. Biz, hayatı gerçekten yaşamak istiyoruz. Zamanla yarışmak değil, yaşamı hissetmek istiyoruz.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın farklı köşelerinde “slow living” (yavaş yaşam) bir yaşam felsefesi olarak öne çıkar ancak Sommarøy’de bu, bir pazarlama terimi değil, günlük yaşamın kendisidir. Bu adada bir çocuğun top oynaması, kano ya da tekneye binmesi ya da birinin denize girmesi için saate bakmasına gerek yoktur. Ticaret bile saate göre işlemez; dükkânlar sabah 9’da değil, işletmecinin hazır olduğu anda açılır. Bir bakkal gece boyunca açık kalabilir, bir kafe ise ancak öğleden sonra hizmet vermeye başlayabilir. Tatil günleri, hafta sonları gibi zaman dilimleri burada silinmiştir. Ada, modern dünyanın ritmine değil, kendi doğal döngüsüne kulak verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Henüz resmî bir karar çıkmamış olsa da ada halkı saatsiz yaşamı çoktan benimsemiştir. Sommarøy’de nesillerdir bu şekilde yaşayanlar için mesele sadece bir formalitedir. Bu düzenleme, adadaki işletme sahiplerine dükkânlarını istedikleri saatte açıp kapama özgürlüğü tanıyacak; okul ve çalışma saatleri de esnetilebilecektir. Adada yaşayanlar bu anlayışı simgelemek için kol saatlerini adanın girişindeki köprüye asarlar. Bu uygulamayla ün kazanan ada, her yıl birçok turisti kendine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sommarøy’un doğal güzelliği, yaşam felsefesi kadar etkileyicidir. Güneşin 69 gün boyunca batmadığı yaz mevsiminde ada, altın tonlarına bürünerek ziyaretçilere arktik manzarayı kesintisiz keşfetme imkânı sunar. Eylülden nisana kadar ise bölge kış mevsimine girer; bu dönemde güneş uzun süre ufkun altında kalır ve bu soğuk havada gökyüzünü büyüleyici kuzey ışıkları (aurora borealis) aydınlatır. Yeşil, mor ve kırmızının dansı, fotoğrafçılar, doğaseverler ve macera tutkunları için unutulmaz bir deneyim oluşturur. Yalnızca bu iki doğa olayı bile, zamansız Sommarøy’u uluslararası turizm haritasında özel bir yere taşımaya yeterlidir.

  • Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Aşağıdaki listede tüm dünyada en çok tercih edilen, Uzak Doğu’dan Amerika’ya birbirinden güzel adalar bulunuyor. Sizin için en doğal, en gösterişli, en turistik, en şık, en rahat ya da en gözde adalar hangileri diye sorsak aşağıdakilerden hangileri listenize girerdi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fransız Polinezyası’ndaki Bora Bora’ya Avrupalılar 1722’de gelmişse de adada yerleşim 4’üncü yüzyıla kadar geri gidiyor. Günümüzde ise özellikle balayı tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Hava sıcaklığının 20 ile 30 derece arasında değiştiği Bora Bora’ya gitmek için mart-kasım ayları arasını tercih etmenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki ada gruplarından olan Boracay dünyanın en güzel plajlarına sahip. Uzayıp giden bembeyaz sahilleri, içeri doğru girdikçe karşılaşılan yemyeşil ormanları ile insanların hayran olduğu bir coğrafya. Ve hemen hatırlatalım Hindistan cevizi ağaçları, yerel tatları, sosyal yaşamı hareketlendiren festivalleri ile rengârenk olan ada Türk vatandaşlarına vizesiz tatil imkânı sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’a bağlı olan ve 200 km güneyinde bulunan Santorini’de masmavi deniz ile bembeyaz bir yaşam iç içe… Ülkemize de oldukça yakın olan ada dünyanın en çok ilgi gören turistik yerleri arasında gösteriliyor. Sizin de yolunuz düşerse bütün bir gününüzü plajda geçirebilir, Oia köyünde günbatımını izleyip, Amoudi Koyu’ndaki salaş balıkçılarda akşam yemeği yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Afrika’ya bağlı bir ada ülkesi olan Seyşeller’in küçük adası Cousine, ya da dilimizde bilinen adıyla Kuzen Adası’nda alt yapı çalışması ve yerleşim bulunmuyor. 1968 yılında doğa rezervi ilan edilen adada sadece birkaç tane lüks villa konumlanmış… Muhteşem doğası içinde yürüyüş yapmak isteyenlerin seyahat ettiği adada sık sık mason yağmurlarıyla karşılaşıldığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    ABD’nin eyaleti olan Hawaii, dünyanın en gözde takımadaları arasında. Bu takımadalardan üstünde iki tane yanardağ bulunan Maui, koyları, plajları, turistik gezi alanları ile büyük ilgi görüyor. Okyanus kokusu ve palmiye ağaçlarının gölgesi altında denizin ve güneşin doyasıya yaşanabileceği Maui her türlü su sporunun yapılabildiği oldukça hareketli bir ada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’ya bağlı ve başkenti Denpasar olan Bali dünyanın en ünlü adaları arasında bulunuyor. Sahilleri siyah ve beyaz kumlarla çevrili olan Bali, tüm tropikal adalar gibi bolca yağış alan bir yer. Seyahat edilebilecek en uygun aylar nisan ile ekim ayları arası iken temmuz-ağustos aylarında yoğunluktan yer bulmak zorlaşabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzak Doğu turlarının olmazsa olmaz duraklarından Phuket Tayland’ın en büyük ve her yıl milyonlarca turist ağırlayan popüler bir adası. Balık çeşitleri ve sokak lezzetlerinde sınır tanımayan adanın damak tadınıza hitap etmeyeceğini düşünüyorsanız valizinizi hazırlarken konserve kutularını unutmayın. “Big Buddha”, Budist tapınağı “Wat Chalong Temple” ve “Old Phuket” ise adada görülmesi gereken yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın Akdeniz’deki en büyük adası Mallorca yılda 20 milyondan fazla turist ağırlıyor. Nisan ayından ekime kadar süren tatil sezonunda sadece plajlar değil Roma döneminden kalma tarihi yapılar da insan akınına uğruyor. Direkt uçuşların olmadığı adaya gitmek için Akdeniz’de tur yapan gemi turlarından birine dâhil olmak da bir seçenek tabii…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Listemizin sonunda dünyaca ünlü yıldızların kaçış noktası olan Capri Adası var. Havasında ve doğasında Akdeniz ikliminin hâkim olduğu, İtalya’nın sayfiye bölgesi Capri’yi anlatması için sözü 20. yüzyıl yazarlarından İngiliz D.H. Lawrence’a bırakıyoruz: “Dedikodulu, villalarla dolu, kat kat kireç taşlarıyla bezenmiş, cenneti çok andıran ama dünyayı hiç andırmayan bir yer.”

  • KEŞİF DOLU BİR YOLCULUK: MADAGASKAR

    Afrika’nın güneydoğu kıyısında yer alan Madagaskar, dünyanın dördüncü büyük adasıdır. Müziği, mimarisi ve geleneksel el sanatlarının yanı sıra muhteşem doğası ve zengin biyoçeşitliliği ile her yıl yerli ve yabancı binlerce turist ağırlamaktadır. 1896-1958 yılları arasında Fransa boyunduruğunda yaşayan, 1960’ta bağımsızlığını ilan Madagaskarhakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Afrika kıyılarında yer alsa da Afrika’dan değil, Hindistan’dan ayrılarak oluşan Madagaskar, milyonlarca yıl önce süper kıta olarak bilinen Gondvana’dan ayrılmasıyla ortaya çıkar. Tek başına bir ada olması sebebi ile oluşan coğrafik izolasyon, üzerindeki bitki örtüsü ve hayvanların tamamen dış dünyadan bağımsız bir şekilde gelişmesine yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’ın en önemli özelliği barındırdığı canlıların %99’unun sadece burada bulunmasıdır. Ülke, tropik ormanlarda hiç görmediğimiz böcek türlerinden birçok sıra dışı canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Sadece bu adaya özgü olan 100’e yakın lemur türü, 200’ün üzerinde kuş türü ve %90’ı endemik olan 13000 dolayında bitki türü bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’da kültürel öneme sahip baobab ağacı, içinde bulunan su miktarından dolayı Afrika’daki yerel halk tarafından ‘’yaşam ağacı’’ olarak adlandırılır ve şişkin gövdesinde binlerce litreye kadar su bulundurur. Dünya üzerindeki en yaşlı ağaçlardan olan baobab ağaçlarından bazılarının 2500-3000 yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın dördüncü büyük adası Madagaskar, demir oksit açısından zengin toprağı, adada kırmızıya çalan pas rengine sebep olduğu için “Büyük Kızıl Ada” ülkesi olarak da anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş üç yer bulunur. Bunlar; Tsingy de Bemaraha Millî Parkı, Ambohimanga Kraliyet Tepesi ve Atsinanana Yağmur Ormanları’dır. Tsingy de Bemaraha Millî Parkı, 1575 kilometrekarelik oldukça geniş bir alandaki yoğun ve sivri kireçtaşı kayalıklar ile mağaralardan oluşur. Ambohimanga Kraliyet Tepesi, Madagaskar halkının ibadet merkezi olarak kabul edilir. Yerli halk, dini ritüellerini gerçekleştirmek için sık sık tepeyi ziyaret ederek mezarların ve çeşitli dini yapıların olduğu tepede kralları ile atalarını anar. Atsinanana Yağmur Ormanları, adanın doğu kesimi boyunca muhteşem doğaya sahip altı millî parkta yer alan 13 özel bölgeden oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fossa, Madagaskar’daki en büyük memeli etoburdur. Ağırlığı 5.5 ile 8.6 kilogram arasındadır. Madagaskar’ın zengin canlı çeşitliliği arasında uzunluğu yedi metreye, ağırlıkları 1500 kilograma kadar ulaşabilen timsahlar da bulunur. Bu timsahlara ait fosillerden birinin yaklaşık 15 metre uzunluğunda ve 4000 kilogram ağırlığında olduğu tahmin edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Adanın başkenti Antananarivo’da 19. yüzyılın ortalarından itibaren taş binalar inşa etmek yasaktır. Bu nedenle şehrin tepesinde konumlanan kraliyet sarayı yıllarca ülkenin tek taş binası olarak kalır.

  • DODO KUŞUNUN VATANI, AFRİKA’NIN GÖZDE ADASI

    Resmî adıyla Mauritius Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda Afrika ana karasının yaklaşık 2000 km açığında bir ada ülkesidir. Afrika’nın güneydoğusu, Madagaskar’ın da doğusunda yer alır. Subtropikal iklimin görüldüğü Mauritius, Hint Okyanusu’nun en güzel kıyılarına sahiptir. Ana adanın dışında Rodrigues Adası ve Agalega Adası gibi birçok farklı parçadan oluşmaktadır. Başkenti Port Louis olan ülke hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mauritius Adası, 16. yüzyılda gerçekleşen coğrafi keşifler ile Portekizli denizciler tarafından bulunmuştur. Bu tarihten önce 10. yüzyılda Arap denizcilerin adaya geldiği bilinse de herhangi bir yerleşim yerine rastlanmamıştır. Ancak Araplardan altı yüzyıl sonra adaya gelen Portekizliler, bölgede insan yerleşiminin başlamasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Birçok endemik türe ev sahipliği yapan Mauritius, insanlarca nesli tüketilmeden önce dodo kuşlarının bilinen tek yaşam alanıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mauritius’ta resmî dil yoktur. Burada, Creole lehçesinin İngilizce ve kısmen Fransızca olan yerel versiyonu konuşuluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mauritius, coğrafi olarak bulunduğu diğer Afrika ülkelerine nazaran kişi başına düşen millî gelir bakımından en zengin ülke konumundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mauritius Adası, balayına çıkan çiftlerin ve su sporları tutkunlarının tercih ettiği yerlerden bir tanesi. Doğal ortamı bozulmamış plajlarda güneşlenmek isteyen romantik çiftler olduğu gibi tropik bir lagünün sıcak sularında yelken sporu yapmak isteyen maceraperestlerin de ilk adresi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adanın en çok ziyaret edilen noktalardan biri de kızıldan pembeye, sarıdan yeşile hatta mora doğru uzanan bir renk yelpazesiyle gören herkesi büyüleyen ‘Chamarel’ ve renkli toprakları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mauritius’un nefes kesen bir başka doğa harikası da Sualtı Şelalesi… Dünyada çok nadir olan bu illüzyon, Mauritius Adası’nda mevcut. Görenleri şaşkına düşüren manzaraya bakıldığında suyun derinliklerine akan bir şelale görünüyor ancak bu görüntü okyanus akıntıları, gelgitler ve deniz tabanının özellikleri gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir optik yanılsamadan ibaret.