Etiket: ABD

  • HAWAİİ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı volkanik bir ada olan Hawaii, bulunduğu takımadalarının en büyüğü olarak Pasifik Okyanusu’nun tam ortasında yer alıyor ve her yıl 6 milyondan fazla insan bu ıssız adayı ziyaret ediyor. Hawaii’nin başkenti Honolulu, sürdürdüğü ekolojik politikalarla doğasını korumaya oldukça özen gösteriyor. ABD’nin tamamen adalardan oluşan tek eyaleti olan Hawaii, yüzlerce adadan oluşuyor. Vahşi doğası ile turizm cennetine dönen Hawaii hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Amerika Birleşik Devletleri’ne kabul edilen 50. eyalet olan Hawaii, ABD’nin kahve yetiştiren tek eyaletidir. Ayrıca her yıl 320 bin tondan fazla ananas üretilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğal güzellikleri ile nam salan Hawaii’deki dünyaca ünlü Waikiki Plajı yapay bir plajdır ve kumu Kaliforniya’dan getirilmiştir. Waikiki Plajı, Diamond Head Yanardağı’nın muhteşem manzarasına sahiptir. Plajın arka planını oluşturan bu ikonik yanardağ, gün batımını izlemeyi sevenlerin uğrak noktasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hawaii her ne kadar tropik bir ada olsa da dağlarının tepesinde kar vardır. Ayrıca Hawaii, ABD’nin toprağı artan tek eyaletidir çünkü volkanik patlamalar denizde sürekli yeni kara alanları oluşturmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nüfusunun yüzde 20’sinden fazlası, diğer tüm ABD eyaletlerinden çok daha fazla etnik kökene sahiptir. İlginç bir şekilde Hawaii alfabesinde sadece 12 adet harf ve 1 adet (‘) okina denilen ters kesme işareti bulunmaktadır. Beş ünlü harf olarak A, E, I, O, U kullanılırken, yedi ünsüz H, K, L, M, N, P, W harfleri kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hawaii, sörf sporunun doğduğu yerdir. Dev dalgalarıyla ünlü Hawaii’de sörf, yerliler için sadece bir spor değil aynı zamanda bir ritüel, yaşam tarzı hatta bir sosyal statü işareti olarak kabul edilir. Eski dönemlerde Hawaii’de sörf, yerel tanrı ve tanrıçalara adanmış dini törenlerin bir parçası ve yerel halk arasında büyük saygı gören bir ritüeldir. İlk sörf tahtaları da buradaki kauila ve wiliwili gibi yerel ağaçlardan yapılmıştır. Uzun ve ağır olan bu tahtaların boyutu sosyal statünün de sembolüdür. Avrupalı kaşiflerin Hawaii’ye gelmesiyle birlikte sörf kültürü diğer bölgelere yayılmıştır. Günümüzde de dünyanın dört bir yanından sörf tutkunlarının merkezi olmaya devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hawaii’nin kültüründe “aloha” bir selamlaşma kelimesi olmaktan öte, sosyal birliği ve esenliği anlatan kavramdır. Aynı zamanda sevgi, misafirperverlik ve barışı ifade eder. Hawaii’de bu kavram günlük yaşamın bir parçasıdır. Başkalarıyla iyi geçinmenin ve iyi duygular ifade etmenin bir yöntemidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kahuna, Hawaii kültüründe önemli bir yer tutan geleneksel şifacı, bilge veya lider anlamına gelir. İnsanlar arasında halk sağlığı, ruhsal iyilik ve toplumsal dengenin korunması gibi birçok konuda danışılan ve saygı gösterilen kişilerdir. Genellikle şifacılık, astroloji, hula dansı, bitki bilimi, ritüeller ve geleneksel tıp gibi alanlarda uzmanlaşmışlardır. Kahunalar ahşap totem heykelleri ile sembolize edilir.

  • MUCİT BENJAMIN FRANKLIN

    Politikacı, yazar, bilim insanı, müzisyen ve mucit… ABD’nin kurucularından olan Benjamin Franklin’i belki birçok insan 100 doların üzerindeki fotoğrafından hatırlıyor. Hayatı boyunca birçok önemli icada imza atan, keşifler yapan mucit Benjamin Franklin’in bugün dahi kullanılan buluşlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paratoner” title_font_size=”13″]

    Paratoner, bir yapıyı veya yükseltiyi olası yıldırım çarpmalarından korumak için tasarlanan metal iletken uzun direklerdir. Elektrik yüklerinin artı ve eksi yükle dolu olduğunu ilk tespit eden kişi olan Franklin, artı ve eksi kutupların birbirini çektiği, aynı kutupların ise birbirini ittiğini ileri sürdüğü savını 1752’de fırtınalı bir havada uçurduğu uçurtma sayesinde ispatlar ve paratoneri icat ederek olası yıldırım hasarının önüne geçmeyi amaçlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çift Odaklı Gözlük ” title_font_size=”13″]

    Hem miyop hem de astigmat olan Franklin, yakın ve uzağı görmek için iki farklı gözlük kullanmak zorundadır. Bu göz problemine pratik bir çözüm olarak çift odaklı gözlükleri tasarlar ve gözlüklerin lenslerini yatay olarak ikiye böler. Camın üst tarafına bakıldığında uzak, alt tarafına bakıldığında da yakındaki nesneleri net gösteren gözlüğü günümüzde halen kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzme Paletleri ” title_font_size=”13″]

    Boston’daki Charles Nehri yakınında büyüyen Benjamin Franklin yüzmeyi çok sever ve yaşamı boyunca yüzme dersleri verir. 11 yaşında icat ettiği el paleti sayesinde suda hızlı hareket etmeyi başaran genç mucit, bu icadıyla ölümünden sonra Uluslararası Yüzme Onur Listesi’ne girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun Kol ” title_font_size=”13″]

    Benjamin Franklin okumayı çok sever ve binlerce kitabı vardır. Zeminden tavana kadar kitap rafları ile dolu olan evinde üst raflara ulaşmak için merdiven inip çıkma zahmetinden kurtulmak adına ucuna iki mandal takılmış bir ahşap parça tasarlar. “Uzun kol” adını verdiği aletin diğer ucundaki kabloyu çektiğinde mandallar kapanır ve istediği kitabı sıkıca tutabilir. Bu aletin birçok farklı versiyonu yüzyıllarca değişik amaçlarla kullanıldığı gibi basit protezlerin de atası olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Franklin Sobası ” title_font_size=”13″]

    Eskiden kullanılan soba ve ocak sistemlerinin tütme ve kül sorunları vardı. Franklin, bu sorunları ortadan kaldırmak ve daha az odunla daha fazla ısı sağlamak için 18. yüzyılın ortalarında ısıya dayanıklı taşlarla çevrili ve metal bir borudan kirli hava dışarı atılacak şekilde bir soba tasarlar. Odanın ortasına yerleştirilen bu soba hem odanın daha çabuk ısınmasını hem de duman ve külün yaşam alanından izole olmasını sağlayarak sobaları daha güvenli bir hâle getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cam Armonika ” title_font_size=”13″]

    Farklı notalar oluşturmak için 37 cam halkayı birbirine geçirerek değişik boyut ve yoğunlukta bir müzik aleti icat eden Franklin, “Bütün icatlarım arasında cam armonika bana en büyük kişisel memnuniyeti veren tasarımım.” açıklamasıyla bu icadına verdiği önemi dile getirmiştir. Günümüzde pek çok kişinin haberinin bile olmadığı bu müzik aletinin kontrolü ayak pedalıyla yapılır. İcadından sonra, 18. yüzyılda, Beethoven ve Mozart gibi ünlü besteciler kısa sürede popülerleşen cam armonika için özel besteler bile üretir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gulf-Stream Akıntısı” title_font_size=”13″]

    1768’de ABD’li yetkililere mektupla gelen bir şikâyette; Londra’dan New York’a giden kargo gemilerinin tam tersi istikamette bir hafta gecikmeli geldiği bildirilir ve bu gecikmenin araştırılması istenir. Bunun üzerine gemi kaptanlarıyla beraber bir çalışma gerçekleştiren Benjamin Franklin, bu rotadaki su sıcaklığını, su rengindeki değişimleri ve balinaların davranışını inceler. Yaptığı araştırmalar sonucunda “Gulf Stream” haritasını çizer ve akıntıyı sebepleriyle birlikte tanımlar. Gulf Stream akıntısı, Meksika Körfezi’nden başlayıp Birleşik Krallık’ın kuzeyine kadar devam eden sıcak su akıntısıdır. Özellikle Birleşik Krallık ve Avrupa’nın kuzeyindeki iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılar. Böylelikle Franklin hem yaşanan gecikmenin hem de Kuzey Avrupa ülkelerinde yetişen yarı tropikal meyve ve sebzelerin kaynağını da bulmuş olur.

  • HOLLYWOOD SİNEMASINDA ÖNE ÇIKANLAR

    Ülke sinemalarını tek tek öne çıkan detaylarıyla karşınıza getirmeye devam ediyoruz. Sıra, sabun köpüğü içerikler ürettiği eleştirilerine maruz kalan, kimileri tarafından da her yapıtı hayranlıkla karşılanan ABD, namıdiğer Hollywood sinemasında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sinema tarihinin ilk ışıklarını yakanlar, Fransız Lumière Kardeşler gibi Avrupalılar olsa da sektörün gelişmesiyle birlikte dünyada en çok konuşulan güç Hollywood sineması olmuştur. Bunda en büyük payı, Amerika menşeili yapım şirketlerine vermek gerekir. Avrupa sineması sanat odaklı ilerlerken, Amerika sinemasının kazanç odaklı ilerlemeyi seçtiği ise tüm dünyanın bildiği bir gerçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinemasının tüm dünyada baskın güç haline gelmesinde, 1929 yılından bu yana verilen Akademi Ödülleri’nin, namıdiğer Oscar Ödülleri’nin payını da yadsımamak gerekir. Her yıl düzenlenen bu törenler büyük bir görsel şova dönüştürülmüş ve dünyanın dört bir yanındaki sinemaseverlerin bakışlarını Hollywood’a çevirmeyi başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinemasındaki yönetmenler, en az dünyaca ünlü aktör ve aktrisler kadar popülerdir. Stanley Kubrick’ten Martin Scorsese’e, Steven Spielberg’den Quentin Tarantino’ya, “yönetmen sineması” kavramının da Hollywood’da büyük yer kapladığını söyleyebiliriz. Örneğin John Ford, Western filmleriyle özdeşleştirilirken, Alfred Hitchcock gerilim filmlerinin yönetmeni olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    ABD’de sinema sektörü, ülke ekonomisinde önemli bir paya sahiptir. Kongre Kütüphanesi’nde saklanmak üzere National Film Preservation Board, yani Ulusal Film Koruma Heyeti tarafından seçilen filmler, ABD Ulusal Film Arşivi adı altında toplanır. Bu arşivde, Orson Welles imzalı Yurttaş Kane’den Holywood’un kült yapımı Ben Hur’a yaklaşık 500 film bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tabii Hollywood Sineması denince akıllara birbirinden ünlü oyuncuların yüzleri gelir. Ortalama bir sinema seyircisinin bir çırpıda sayacağı aktörler arasında, Hollywood yıldızlarının geniş yer kaplaması kaçınılmazdır. 40’lı, 50’li yıllara damgasını vuran Humphrey Bogart, Clark Gable, John Wayne gibi isimler ise ancak eski kuşakların bir çırpıda sayabileceği kült isimlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Jennifer Lawrence, Angelina Jolie gibi isimlerin hemen hemen tüm dünyada biliniyor olması, Hollywood’un sinema sektöründeki hâkimiyetine basit ama önemli bir vurgu yapar. Diğer taraftan yukarıda sözünü ettiğimiz durum aktrisler için de geçerlidir ve yeni nesil için Bette Davis, Katharine Hepburn, Lana Turner gibi isimlerin, Hollywood sinema tarihinin unutulmazları olduğunu belirtmek gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinema tarihinde ayrı başlıklar gerektiren konular ve kişiler vardır. Örneğin, Western filmler, yani “Vahşi Batı”daki fantastik kovboyların arzıendam ettiği film türü… Veyahut da Woody Allen… Oyuncu, senarist, yönetmen ve hatta müzisyen olan, yapıtlarıyla kendi özel kitlesini yaratan ve her filmi merakla beklenen dâhi bir sinema adamı… Sözün özü Hollywood sineması, içine girince çıkması zor olan rengârenk bir dünya…