Yazar: admin

  • KEDİ VE KÖPEKLERİ TANIŞTIRIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    İnsanların hayvanlarla kurduğu derin sevgi bağı binlerce yıldır devam ediyor. Bir zamanlar bizleri koruması için bahçemizde baktığımız hayvanlar, 21. yüzyılda ev arkadaşımız olmuş durumda. Belki evinizi siz de patili dostunuzla paylaşıyor ancak kedi var diye köpek, köpek var diye de kedi almaya çekiniyorsunuz. Yazımızı okuduktan sonra fikriniz değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle ağaç yaşken eğilir atasözünün kediler ve köpekler için de geçerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kaynaştırmak istediğiniz kedi ve köpek ne kadar yavru ise birbirlerine alışmaları ve kısa bir süre sonra oyun moduna geçmeleri çok daha kolay olacaktır. Hele ki yavruların çok daha fazla ilgi ve şefkate ihtiyacı olduğunu düşünürsek; çok kısa bir süre sonra bu yavruları kucak kucağa görmek kaçınılmazdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kediler ve köpekler tarih boyunca azılı düşmanmış gibi lanse edilse de aslında aralarında rekabet tahmin ettiğimiz kadar yoğun bir nefrete dayanmıyor. Hayvanlar âleminde hareket eden her canlının bir av ya da tehdit olma potansiyeli, patili dostlarımızın içgüdüsel olarak hareket eden şeylerin peşinden koşmasına neden oluyor. Bu sebeple hangi mekânda kedi ve köpeğinizi tanıştıracaksanız bu ortamın sakin ve huzurlu olmasına dikkat edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kediler, köpekler kısaca hayvanlar tahmin ettiğimizden çok daha hisli hayvanlardır. Özellikle sahiplerinin psikolojik durumunu hisseden kediler ve köpekler bu ruh halinden etkilenir. Gerginseniz gergin, rahatsanız rahat olma eğilimindedirler. Bu sebeple hayvan dostlarınızı kaynaştırırken sakin kalmalı, paniklememeli, rahatlatıcı bir ses tonu ile sevgi cümleleri kurarak ortamı yumuşatmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kedinizi ve köpeğinizi kaynaştırma aşamasında dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri de her iki can dostunuz için kendilerine ait alan verilmesidir. Kedilerin kendilerine ait korunaklı bir alana ihtiyacı olduğu kadar köpeğinizin de kendi sınırları ve alanı olduğunu bilmesi gerekir. Meydana gelebilecek herhangi bir gerilim anında her ikisinin de kaçıp kendini korunaklı hissedeceği bir alan olması oldukça önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Köpekler, kedilerden çok daha kolay ve hızlı bir şekilde komutları öğrenir. Bir kediye ev kurallarını öğretmek oldukça zor olurken, köpekler özellikle ödül mamaları ile çok kolay yeni kurallara adapte olabilmektedir. Bunu avantaja çevirerek köpeğinizi daha sakin olması konusunda yönlendirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yukarıda yazdığımız tüm süreç boyunca güvenliği elden bırakmamak çok önemli. Bu nedenle köpek ve kedinizi kaynaştırırken köpeğinizin her ihtimale karşı tasmalı olması çıkabilecek kazaların önüne geçecektir. Ayrıca eğer kediniz yetişkinse tırnaklarını bu defalık keserek güvenli bir tanışma ortamı sağlayabilirsiniz.

  • 23 NİSAN’DAN İLHAM ALAN ÜLKELER VE ÇOCUKLARA ÖZEL GÜNLERİ

    Çocukların haklarını savunmak, sağlıklı bireyler olarak büyümelerini sağlamak ve daha parlak bir geleceğe adım atmalarını desteklemek amacıyla, her yıl birçok ülkede çocuk bayramları kutlanmaktadır. Pek çoğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dayansa da dünyada çocuklara resmî bir bayram ilan eden ilk ülke olan ülkemiz, bu alanda öncü olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel gün, tüm dünya çocuklarının haklarına ve refahına dikkat çekmeyi amaçlamış; birçok ülke de bu anlayıştan ilham alarak kendi çocuk bayramı etkinliklerini düzenlemeye başlamıştır. Bu yazımızda, dünyanın farklı ülkelerinde çocuklara özel olarak kutlanan günleri ve bu günlerin anlamını okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” title_font_size=”13″]

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen ve dünya çapında kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Bu özel gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920’deki açılışını anmak amacıyla önce “Ulusal Egemenlik Günü” olarak kabul edilmiştir. 1929 yılında “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlanmış; 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla resmî bayram statüsüne kavuşmuştur. Atatürk’ün “çocuklar geleceğimizin teminatıdır” anlayışıyla tüm dünya çocuklarına armağan ettiği bu bayram, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası düzeyde de çocukların birlik, kardeşlik ve barış içinde bir araya geldiği anlamlı bir gün olarak kabul görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kodomo no Hi, Japonya ” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın çocuk bayramı Kodomo no Hi, her yıl 5 Mayıs’ta kutlanan; çocukların sağlıklı, mutlu ve başarılı bir hayat sürmelerini dilemek amacıyla düzenlenen geleneksel bir bayramdır. 1948’de resmî tatil ilan edilen bu özel gün, Japon kültüründe yüzyıllardır süregelen Tango no Sekku (Erkek Çocuk Bayramı) geleneğine dayanmakta olup, günümüzde tüm çocukları kapsayan bir bayram hâline gelmiştir. Bu özel günde aileler, evlerinin önüne koinobori adı verilen, uçan sazan balığı şeklindeki renkli bayraklar asar. Sazan balığı, azim ve güç simgesi olarak kabul edildiğinden, çocukların da hayatta güçlü ve başarılı olmaları temenni edilir. Ayrıca, evlerde çocukların cesaretini ve koruma altında olduklarını simgeleyen samuray zırhı ve kaskları (kabuto) sergilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal Diwas, Hindistan ” title_font_size=”13″]

    Bal Diwas (Çocukların Günü), Hindistan’da her yıl 14 Kasım’da kutlanan, çocukların haklarını, eğitimini ve refahını ön plana çıkaran özel bir gündür. Bu tarih, Hindistan’ın ilk başbakanı Jawaharlal Nehru’nun doğum günü ile özdeşleşmiştir. Hindistan, başlangıçta Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Evrensel Çocuk Günü’ne uygun olarak 20 Kasım Çocuk Günü’nü kutluyordu. Ancak Nehru’nun 1964’teki vefatının ardından, onun çocuklara olan sevgisini ve eğitimdeki vizyonunu onurlandırmak amacıyla kutlamalar 14 Kasım’a taşınmıştır. Bal Diwas kapsamında okullarda ve topluluk merkezlerinde çeşitli etkinlikler düzenlenir. Çocuklara yönelik eğlenceli programlar, sanat yarışmaları, tiyatro gösterileri ve spor müsabakalarının yanı sıra, eğitim kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından çocuk haklarına dair farkındalık kampanyaları yürütülür. Özellikle dezavantajlı çocukların eğitimi ve refahı için özel projeler hayata geçirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Weltkindertag, Almanya” title_font_size=”13″]

    Birleşmiş Milletler, 1959 yılında çocukların yaşam koşullarını iyileştirmek, eğitim haklarını savunmak, şiddetten korunmalarını sağlamak gibi temel haklarını güvence altına almak amacıyla “Çocuk Hakları Bildirgesi”ni yayımladı. Bu bildirgenin kabul edilmesinin ardından, dünya genelindeki birçok ülke, çocuk haklarına dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemeye başladı. Almanya da Birleşmiş Milletler’in, her ülkeye tarih belirleme serbestisi tanıması üzerine, 20 Eylül’ü “Weltkindertag” (Dünya Çocuk Günü) olarak ilan etti. Her yıl bu tarihte, ülkenin pek çok eyaletinde Weltkindertag kutlanır. Bu özel günde çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler düzenlenir; özellikle Berlin ve Köln gibi büyük şehirlerde, çocuklar ve aileleri için renkli festivaller gerçekleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El Día del Niño, Bolivya” title_font_size=”13″]

    Bolivya’da her yıl 12 Nisan, çocukların haklarını vurgulamak ve onların refahına dikkat çekmek için El Día del Niño (Çocuk Günü) olarak kutlanıyor. Bu özel günde, çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler, oyunlar ve eğlenceler düzenleniyor. Aileler, çocuklarıyla birlikte parklarda ve kamusal alanlarda vakit geçiriyor, okullar ve sivil toplum kuruluşları çocuklara özel programlar hazırlıyor. Bolivya, çocukların karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek, büyümeleri ve gelişmeleri için destekleyici bir ortama duyulan ihtiyacı vurgulamak amacıyla, bugüne özel geleneksel müzik ve dansların da yer aldığı birçok etkinlik düzenliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuk Günü, Macaristan” title_font_size=”13″]

    1931 yılında Macaristan’da ilk kez “Çocuk Haftası” (Gyermekhét) adı altında çocuklara yönelik kutlamalar düzenlenmeye başlanmıştır. Diğer ülkelerde olduğu gibi, bu etkinliklerin amacı; çocuk haklarına dikkat çekmek, onların geleceğine ışık tutmak ve ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesini sağlamaktır. Başkent Budapeşte başta olmak üzere birçok büyük şehirde bu kapsamda çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ülkemizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ilan etmesinin ardından, çocuklara özel gün belirleyen ilk ülkelerden biri olan Macaristan, 1950 yılından itibaren bu kutlamaları “Çocuk Günü” (Gyereknap) adıyla, yalnızca mayıs ayının son pazar günü kutlanan tek günlük bir etkinliğe dönüştürmüştür.

  • EN POPÜLER 5 SU SPORU

    Su sporları hem ülkemizde hem dünyada günden güne popülaritesi artan spor türlerinden biridir. Pek çok spora kıyasla çok daha efor gerektiren bir antrenman şekli olsa da her mevsim ayrı bir zevk verir. Kürek, rafting, su kayağı, yelken, sörf vb. gibi pek çok çeşidi olan su sporları aynı zamanda form tutmanın da ideal yollarından. Bu yazımızda popüler su sporlardan birkaçını sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antrenmanlarında çoğunlukla günün erken saatlerinin tercih edildiği kürek, en çok efor sarf edilen su sporlarından biridir. Kürek kullanarak su üzerinde yarış teknesinin ileri doğru hareket ettirilmesiyle yapılan spor, yüksek koordinasyon gücü gerektir. Kişinin güç / ağırlık oranının yüksek olması, sporun daha elverişli şartlarda yapılmasına olanak sağlar. Göl, nehir ya da denizde yapılan kürek sporunda özel tekne ve kürekler kullanılır; bu tekneler 1, 2, 4 ya da 8 kişilik olabilir. Kürek için dayanıklılık ve güç sporudur demek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    En eğlenceli su sporlarından biri yelken ya da yelkenciliktir. Yelkenli tekneyle yapılan bu spor türünde başrol rüzgârındır; rüzgârın etkisiyle yelkene yön verilir ve zorlu doğa koşullarında mücadele edilir. Yelkenli için kısaca “denizde yolculuk yapma sporu” demek mümkündür; kişisel zevk amacının dışında grup halinde de yapılabilir. Bu arada yelkenli teknenin ilk olarak Mısırlılar tarafından icat edildiğini ve hatta ilk yelkenin papirüsten yapıldığını biliyor muydunuz? Türkiye’de yelken denince Alaçatı, Gökova, Bodrum gibi yerler başı çeker. Dünyada ise Yunan Adaları başta olmak üzere Hırvatistan, İtalya, İspanya gibi yerler popüler yelkenli rotalarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Su üzerine yapılan adrenalin dolu sporlardan biri sörftür. Dalga sörfü olarak da bilinen bu spor ilk olarak Pasifik adalarında yapıldı ve ardından tüm dünyaya yayıldı. Ünlü yüzücü Duke Paoa Kahanamoku’nun Waikiki’de ilk sörf kulübünü kurduğu ve böylece sörfün 1920 yılında resmi bir spor dalına dönüştüğü bilinir. Açık denizlerde kıyıya vuran büyük dalgaların üzerinde özel bir tahtayla yapılan sörf, dünyanın pek çok yerinde popülerdir. Günümüzde sörf için en ideal noktalar hala Pasifik kıyılarıdır ancak okyanusa kıyısı olan Brezilya, Kosta Rika, Güney Afrika gibi ülkelere de yaygın olarak yapılır; ülkemizde ise Alaçatı, Gökçeada, Akyaka gibi yerler popüler sörf noktalarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Konu su sporları olunca su kayağından bahsetmeden geçmek olmaz. Su üzerinde yapılan, ilk su sporu olarak bilinen su kayağı ilk kez 1922 yılında, Ralph Samuelson tarafından Pepin Gölü’nde yapıldı. Yıllar içinde su kayağı geliştikçe materyalleri de değişime uğradı. Önceden ağaçtan yapılan standart su kayakları günümüzde cam elyafı kullanılarak yapılıyor.  Su kayağı dalgasız deniz, nehir, göl gibi çevre koşullarının elverişli olduğu birçok ülkede popüler. Özellikle Yunanistan’ın yeşil adalarından biri olan Poros Adası su kayağı için ideal olabilir. Ülkemizde ise bu konuda başı Antalya çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Su üzerinde yapılan, heyecanın doruklara çıktığı sporlardan biri rafting’tir. Yüksek debili nehirlerde suyun akış yönüne doğru yapılan bu spor, 4 ila 6 kişilik takımlar eşliğinde gerçekleşir. Raft adı verilen botlarla yapılan rafting’de amaç, raftı devirmeden kürekle yönlendirerek kayalıkların ya da engellerin arasından geçmektir. Dünyanın, debisi en yüksek nehirlerinden biri olan Artvin’deki Çoruh Nehri, Türkiye’de rafting denince ilk akla gelenlerdendir. Yanı sıra Dalaman Çayı, Munzur Çayı, Fırtına Deresi, Köprüçay da ideal rafting rotalarındandır. Dünyada ise başı Colorado Nehri çeker.

  • Romanlarla Çizilen Türkiye Haritası

    Romanlarla Çizilen Türkiye Haritası

    Bir romanda hikâyenin geçtiği mekânlar, yerler ya da şehirler en az o romanda yaşayan karakterler, gelişen olaylar kadar önemlidir. Eğer gerçekçi bir romansa okuduğumuz –yazarın anlatım gücüyle doğru orantılı olarak- daha önce gitmediğimiz o yerlere gitmiş gibi hisseder, çevrede olup bitenleri orada yaşamış kadar biliriz. Bakın edebiyat tarihimizde hangi roman hangi şehirde geçiyor, şimdilik 8 tanesini listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nabizâde Nâzım’ın yazdığı, 1890’da yayımlanan ve ilk Türkçe köy romanı olarak kabul edilen Karabibik Antalya’da geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaşlandığı için sahibi tarafından doğaya bırakılan bir atın hikâyesi anlatılır Yılkı Atı’nda… Yazarı Abbas Sayar olan ve 1970 yılında yayımlanan kitap Yozgat’ta geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da geçen bir aşk hikâyesinin anlatıldığı Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en sevilen romanlarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    aganta burina burinata

    Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Halikarnas Balıkçısı mahlasıyla 1946’da yazdığı roman Aganta Burina Burinata tahmin edeceğiniz gibi Muğla’da geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in Kıyıcığında isimli roman, Düzce iline bağlı Akçakoca’yı ve insanını anlatır. Aynı zamanda yazarı Rıfat Ilgaz’ın öğretmenlik yaptığı yerdir burası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun büyük yazarı Yaşar Kemal’in kaleme aldığı Ağrı Dağı Efsanesi Iğdır ilinde geçmektedir ve 1970 yılında yayımlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2016 yılında yayımlanan Bir Türk Ailesinin Öyküsü romanı, adından da anlaşılacağı gibi bir Türk ailesinde yaşanan olayları anlatır. İrfan Orga’nın yazdığı kitapta konu İstanbul, İzmir ve Eskişehir gibi farklı şehirlerde geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaşar Kemal’in en güzel eserlerinden Binboğalar Efsanesi 1971 yılında yayımlanmıştır ve hikâyesi Çukurova’da yani Adana’da geçmektedir.

  • 8 Madde İle İstanbul’un Altın Boynuzu Haliç

    8 Madde İle İstanbul’un Altın Boynuzu Haliç

    Tarihi Yarımada’nın gizemli ve kendine has dokusuyla en çok ilgi gören yerlerinden biri Haliç… Sanayi ve evsel atıklar yüzünden cazibesini kaybettiği uzun bir dönem yaşadı ama 90’lı yılların ortasında başlayan çalışmalarla eski cazibesini tekrar yakaladı. Bugün özellikle yabancı turistlerin tercihlerinde ilk sıralara yerleşmiş durumda. Biz de Haliç deyince akla ilk gelenleri 8 maddede sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Haliç sözcüğü Arapça kökenli ve aslında coğrafi bir oluşumu ifade ediyor. Haliçlerin yapısı kısaca şöyle anlatılıyor: “Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.” Bir İstanbul haritası üzerinden Haliç’e bakmak coğrafi yapısını anlamanızı kolaylaştıracaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Haliç, Avrupalılar tarafından “Golden Horn” yani “Altın Boynuz” olarak bilinmektedir ve bu ismin çıkış yeri bir Yunan efsanesine dayandırılır. Kocası Zeus’un güzel İo ile aşk yaşadığını öğrenen baş tanrıça Hera’nın, İo’yu boynuzlu bir ineğe çevirmesi ve başına bir sineği musallat etmesiyle başlar efsane. Hatta bu aynı zamanda İstanbul Boğazı’nın oluşmasına da neden olan efsanedir. Sinekten kaçarken başını bir sağa bir sola toslayan İo, toprak parçalarını birbirinden ayırarak derin yarıklar oluşturur. İşte bu yarıklardan biri de Haliç’tir. Sonra İo nihayet kıyıya çıkar… Bir kız çocuğu dünyaya getirir… Keroessa ismini koyduğu kızın adı zamanla “keros” yani “boynuz”a dönüşür. Ve bu isim İo’nun torunu Megara Kralı Byzas tarafından da bizim Haliç adıyla bildiğimiz bölgeye verilir. Taşıdığı verimlilikten dolayı taşı toprağı altın gibi görülen Haliç’in adına Batılılar tarafından bir de “Altın” eklenir ki “Altın Boynuz” adı böylece günümüze kadar ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Thomas Allom, Haliç’in Girişinden İstanbul

    Haliç’te deniz kara içine uzanarak doğal bir liman oluşmasını sağlamış ve Bizans, sonrasında da Osmanlı’nın gemilerinin asırlar boyunca toplandığı yer olagelmiş. Dışarıdan gelip buraya sığınmak isteyen gemilerden ise bu sığınma karşılığında altın alındığı rivayetler arasında geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Haliç üzerindeki köprülerin tarihi değeri en yüksek olanı şüphesiz ki Galata Köprüsü’dür. Bir de hiç inşa edilmediği halde adından söz ettiren bir köprü vardır ki o da Galata Köprüsü yapımından önce, 1502 yılında Leonardo Da Vinci’in tasarladığı ve Sultan II. Beyazıt’a ilettiği bilinen köprüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İbadet açısından da özel ilgi gören yapılar arasında yer alan Eyüpsultan Camisi, Haliç kıyısındaki konumuyla görmeden geçmemeniz gereken bir eser…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Haliç’in panaromasını izleyebileceğiniz yegâne bölge ise İstanbul’da yaşamış Fransız yazar Pierre Loti’nin ismini taşıyan Piyer Loti’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı döneminde azınlık nüfusun yaşadığı yer olan Haliç’te özellikle Balat ve Fener tarihten izler taşıyan sokaklarını mutlaka arşınlamanız gereken semtler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Haliç’e geldiğinizde mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri de sınırları içinde farklı müzelerin yer aldığı Sütlüce ve kıyısındaki Miniatürk’tür. Türkiye’deki önemli yapıların maketlerinin sergilendiği açık hava müzesi Miniatürk’ü yılın 365 günü açık bulmanız mümkün.

  • AYNI DİLİ KONUŞMAYA EN YAKIN OLDUĞUMUZ CANLILAR

    AYNI DİLİ KONUŞMAYA EN YAKIN OLDUĞUMUZ CANLILAR

    Güçlü hafızaları sayesinde insanlardan duydukları bazı kelimeleri tekrar edebilen, aynı dili konuşmaya en yakın olduğumuz canlılar tabii ki papağanlardır. Konuşma yetenekleri ve aldırmaz görünen tavırlarıyla hayvanlar âleminin en ilginç üyeleri de onlardır. Bu renkli canlıların bazı türlerini ve genel özelliklerini görmek için sayfayı kaydırmaya devam edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Papağanların insanlar gibi ses telleri bulunmaz, onlardan duyduğumuz kelimeler kuşlara özgü bir formda olan östaki borularından çıkar. Papağanların genetik olan taklit yetenekleri eğitildikleri zaman çok daha belirginleşir. Ve çenesi en düşük papağan hangisi diye sorarsanız, size hemen gri papağan olarak da bilinen jako’yu gösterebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’ya özgü olan lori de taklit yeteneği oldukça iyi olan bir kuştur hatta lakabı da “geveze”dir. Lori dâhil olmak üzere papağanların genel olarak iki beslenme şekli bulunur: Biri tohum ve çekirdek ağırlıklı, diğeri ise meyve ve sebze ağırlıklı beslenmedir. Fakat bazı türler salyangoz, böcek gibi hayvansal besinler de alabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Papağan dünyasına ait bilgilerden biri de eşlerin birbirine bağlı olduğudur. Uçarken de genellikle çift olarak ya da gruplar halinde hareket ederler. Fotoğrafını gördüğünüz çift ise anavatanı Orta ve Güney Amerika olan macaw’lardır. Aslında bu türün yeşil kanat, mavi göğüs, mavi baş diye isimlendirilen çeşitleri vardır ama en çok bilineni kırmızı macaw’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’ya özgü kakadugiller ise oldukça geniş bir ailedir ve en ünlü üyeleri galah kakadulardır. İsimlerini Aborjin dilinden alan galahlar ülkemizde gül kakadu diye de bilinir ve göğüsleri kırmızı/roze rengindedir. Doğada yaşayan diğer papağanlar gibi bu kakadular da ağaç kavuklarında ve ağaç tepelerinde yaşarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Adını, palmiyeyi andıran tepe tüylerinden alan bu kakadu ise oldukça iri yapılı ve en iri gagalı papağandır. Ve daha ilginç özelliği ise yüzündeki kırmızı bölgenin heyecanlandığı zaman mavi renge dönüşmesidir. Palmiye kakadular da ailenin diğer türleri gibi farklı sesler çıkarabilir, çok iyi ıslık çalabilir ve büyük çığlıklar atabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir diğer kakadu türü corella ise düz beyaz tüyleriyle oldukça sade bir görünüme sahiptir. Buna karşılık evde beslendiğinde en çok ilgi isteyen papağan türlerinden biridir. Oyun oynamayı çok seven corella beklediği ilgiyi görmediğinde huysuz tavırlar sergileyebilir. Bu nedenle bulunduğu alanın oyuncaklarla donatılması tavsiye edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz papağanlar, adı üstünde, kafaları bir şahini andırdığı için ülkemizde de şahin başlı papağan olarak bilinirler. Anavatanı Güney Amerika olan şahin başlılar, boyun kısmına kadar uzanan mavi ve kırmızı renkteki tüylerini tehlike hissettikleri anda dikleştirirler. Son derece sosyal olan bu türün ortalama yaşam süresi 40 yıldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ortalama yaşam süreleri 30 yıl olan eklektus papağanları ise Güney Pasifik’e özgü bir türdür. Sosyal, meraklı ve uyum sağlama yeteneği gelişmiş olan bu papağanlar iyi eğitildikleri takdirde evlerde nispeten kolay bakılabilen türlerdendir. Elbette diğer papağanlar gibi yaşam alanlarının geniş tutulması ve beslenmeleri konusunda oldukça titiz olunması gerekmektedir.

  • DÜNYACA BİLİNEN MÜZİK TÜRLERİ

    Müzik, insanlığın evrensel dili, fakat bazı türler var ki gerek verilen eserler, gerek temsilcileri, gerek popülerliği nedeniyle dünya genelinde daha çok tanınıyor, biliniyor. Dünyada kabul gören bu müzik türlerinin bir kısmı çıkış noktalarından bambaşka yere varmış durumda, kiminin eski havası yok, kimiyse hâlâ ilk günkü gibi etkilemeye devam ediyor. İşte temsilcileriyle birlikte o müzik türlerinden bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Klasik müzik Avrupa’da Rönesans ile başlayan, genellikle 15. ve 18. yüzyıl arasında yaşamış bestecilerin çalışmalarını içeren, yaylı, üflemeli, vurmalı, tuşlu enstrümanlarla icra edilen sözsüz bir müzik türüdür. Mozart, Beethoven, Bach, Schubert gibi isimler klasik müziğin temsilcileridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    400 yıllık geçmişi olan blues, Afrika kökenlidir ama özellikle Amerika’da, köleliğin yaşandığı dönemlerde siyahilerin hüzünlerini dile getirmenin bir yolu olarak yaygınlaşmış, 19. yüzyılın sonlarında köleliğin kaldırılmasıyla popülerleşmiştir. Amerikalı gitarist ve besteci B.B. King önemli temsilcilerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Caz, 1900’lerin başında ABD’de kendini gösteren, ritim, atışma, doğaçlama gibi teknikler kullanan, yer yer Afrika ve Batı müziklerini içeren, saksafon, trompet başta olmak üzere üflemeli çalgılar ve piyano gibi enstrümanlarla yapılan müziktir. Louis Armstrong ilk temsilcilerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bugün rock müzik denince akıllara farklı isim ve gruplar gelse de müziğin ortaya çıkmasında 1950’lerde oluşan rock and roll akımı önemli rol oynamıştır. Tabii rock’n roll akımındaki efsane isim de Elvis Presley’dir. Elektrogitar, basgitar, bateri gibi enstrümanlarla icra edilen müzik 1960’larda rock ismiyle anılmaya başlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Rhythm and blues, ya da daha yaygın kullanımıyla R&B, Afrika kökenli Amerikalıların 1950’lerden itibaren ürettiği bir müzik türüdür. İlk zamanlarda yavaş tempolu olan müzik zamanla değişime uğramış, içine caz, rap, blues tınıları alarak hızlanmıştır. İlk R&B temsilcilerinden biri olarak Stevie Wonder gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yine 1950’lerde kendini gösteren bir müzik türü de pop müziktir. Genel tanım olarak basit formatta yazılabilen, aynı parça içinde kendini tekrar eden bölümlerin olduğu müzik türü olarak pop müzik, dünyada en çok dinlenen türlerden biridir. Müziği her ne kadar R&B gibi öğeler içerse de temsilcisi olarak Popun Kralı lakabıyla anılan Michael Jackson gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Elektronik aletler yardımıyla yapılan müziktir ve kendi içinde çok sayıda türü bulunur: dance-club, house, deep house, tekno, trance gibi. Elektronik aletler aracılığıyla bu müzik türünü icra eden en popüler isim olarak 1980 ve 90’larda DJ’lik yapan, daha sonra prodüksiyon şirketi kurarak albüm çıkarmaya başlaya David Guetta söylenebilir.

  • Disko Topu Işıklarıyla Renklenen Gökyüzü

    Disko Topu Işıklarıyla Renklenen Gökyüzü

    Disko topu deyince hemen aklımıza üstündeki küçük ayna parçacıklarıyla etrafa yansıttığı rengârenk ışıklar gelir. Aslında, dünyanın da bir disko topuna benzediğini düşünebiliriz. Uzaya rengârenk ışıklar yayan, mutlu eden, umutlandıran, eğlendiren… Neden mi? Aşağıdaki fotoğraflara bir bakın lütfen. Kutup ışıklarını görünce siz de böyle düşünmekten kendinizi alamayacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kutup ışıkları adı üstünde, kutuplara doğru gidildikçe gökyüzünde görülen ışımalara deniyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güneş’ten gelen yüklü parçacıklar yeryüzünün manyetik alanı ile etkileşince bu ışımalar oluşuyor…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuzey yarımkürede oluşanlar kuzey ışıkları, güney yarımküredekiler güney ışıkları olarak anılıyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir başka adı da “aurora” -ki bu kelime Roma’da “şafak tanrıçası”na karşılık geliyor…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”…Ve kimi toplumlar bu ışımalara “ruhların dansı” diyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bu muhteşem görüntüyü nerede yakalayabiliriz diye merak mı ediyorsunuz?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Norveç, Finlandiya, İsveç, İzlanda ve Kanada’nın kuzey bölgeleri özellikle tercih edilebilir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Auroraları kar keyfiyle birleştirmek isterseniz doğru zamanlama ve planlama yapmayı unutmayın!” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeşil, mavi, kırmızı… Düşünebiliyor musunuz? Bu renkler bazı bölgelerde gecenin rengi! ” title_font_size=”13″]
  • PANÇ NAKIŞI HAKKINDA BİLGİLER

    Kendine özel iğnesi, kasnağı ve ipi bulunan panç nakışı, son yıllarda “kendin yap fikirleri” arasında oldukça popüler olan el işi türlerinden biridir. 3 boyutlu işleme tekniği olarak da bilinen panç nakışı ile zevkinize göre tablo, toka, kırlent kılıfı, havlu kenarı, yastık kılıfı, çanta ve daha pek çok işleme yapabilir, özgün modeller oluşturabilirsiniz. Bu yazımızda, aynı zamanda harika bir stres atma yöntemi olan panç nakışı hakkında bilgiler vereceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Panç nakışı yapmak için kullanılan teknikte kumaş üzerinde dikiş yapılmaz; delme iğnesi, iğneyi yüzeyde tutarken ipliği kumaşa doğru iter bu sayede tıpkı halı işlemesi gibi ilmeklerden yapılan bir tasarım ortaya çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Panç için uygun olan kumaş Monk bezi denilen bir kumaştır. Keten, Amerikan bezi, etuval gardenya kumaş, nakış keteni ve çuval bezi gibi kumaşlar da bu nakış türü için ideal olabilir. Burada önemli olan ip ve iğnenin uyumudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlmekleri doğru atmak ve şekli düzgün oluşturabilmek için kumaşın, kasnakta kaymaması gerekir. Kumaş hareket ettikçe panç nakışının işlenmesi de zor olacağından kumaşın gergin bir şekilde konumlanması önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Panç nakışına yeni başlayanlardansanız elinizin alışması zaman alabilir. Daha doğru ilerlemek için işlemek istediğiniz deseni kopya kâğıdı kullanarak kumaşın üzerine çizebilirsiniz bu sayede çizgiler de nakış da daha düzgün olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Panç nakışı yapmak için yün iplerin yanı sıra simli panç iplerini, pamuklu örgü iplerini ya da kanaviçe ve etamin iplerini kullanabilirsiniz; bu ipler nakış için uygun olan iplerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Panç nakışını yaptıktan sonra işlemenin sökülmemesi için potlu tarafı ters çevirin ve sarkmış ipleri, ilmeklerle eşit boyda olacak şekilde kesin; desenin ters tarafına yapıştırıcı sürerek pançı sabitleyebilirsiniz.

  • Size Nasıl Hitap Etmemi İstersiniz?

    Size Nasıl Hitap Etmemi İstersiniz?

    Mutfağımızda, adetlerimizde, kıyafetlerimizde, danslarımızda doğudan batıya alabildiğine renkli bir kültüre sahibiz. Birbirimize hitap ederken bile köyden kente hatta kuzeyden güneye değişen sözcükler üretebilmişiz. Fakat eskiden kullanılan hitap kelimelerinden bazıları günümüze kadar yaşayamamış. O hitaplardaki zarafete bugün ancak romanların sayfalarında denk gelebiliyoruz. Günümüzde beliren kanki, panpa, eleman, müdür gibi kelimeler ise yaratıcılık kadar mesafe de barındırıyor. Peki, listemizde yer verdiğimiz 10 hitap kelimesinden sizin hatırladığınız ya da kullandığınız kaç kelime çıkar dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    muhterem
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    hitap kelimeleri