Yazar: admin

  • Bir Haftadaki 7 Günün Anlamı

    Bir Haftadaki 7 Günün Anlamı

    Farsça “hefte” sözcüğünden türetilen “hafta” kelimesi “yedili” anlamına geliyor. Peki, haftayı oluşturan günlerden “1. gün”ün sandığımız gibi pazartesi değil de pazar olduğunu biliyor muydunuz? Bunun nedeni pazar gününün insanların sosyalleştiği, çeşitli vesilelerle birbiriyle iletişime geçtiği gün olmasıymış. Bakın geçip giden günlerimizin adları nerelerden geliyormuş, öğrenmek için sizi listemize davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Modern insan için sendrom sebebi olacak kadar baskın bir ilk gün olan pazartesi, geçmişte, ilk günün ardından gelen gün olması sebebiyle “pazar’ın ertesi” anlamına gelecek şekilde isimlendirilmiş. Pazartesi gününün tüm dünyada çalışma haftasının başı olarak kabul edilmesi ise Endüstri Devrimi’nin sonuçlarından biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Haftanın başlangıcı pazar günü olarak baz alındığında salı günü de haliyle ikinci değil üçüncü gün olmuş oluyor. Arapça “selase” yani “üçüncü” kelimesinden evrilerek günler arasındaki yerini almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Farsçada “dört” anlamına gelen “çar” sözcüğünden yola çıkılmış ve güne “çar-şanbe” adı verilmiş; kolayca dilimize geçen kelime bizde “çarşamba” halini almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yine Farsçada çarşambadan sonra gelen gün, 5. gün olarak “panc-şanbe” olarak isimlendirilmiş. “Panc”ın anlamı, beş… “Şanbe” kısmı ise İbranicedeki “şabat” yani “dinlenme günü”nden geliyor. Tabii yine Farsçada…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Arapça “cum’a” kelimesinden dilimize geçen cuma, “toplanma günü” anlamına gelir ve Müslümanların ibadet gününe işaret eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Cumartesi kelimesinin hikâyesi pazartesi ile aynıdır. Cumanın ertesi olarak düşünülmüş ve gün bu şekilde isimlendirilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Farsçada “bāzār” sözcüğü bizdeki çarşı-pazarın tam karşılığı oluyor. İnsanların çarşı-pazar dolaştığı bugüne pazar günü denmesi de buraya dayanıyor.

  • FATİH GEZİ REHBERİ

    FATİH GEZİ REHBERİ

    Fatih; başlı başına “İstanbul” denebilecek bir ilçe. Üzerine bir gezi rehberi oluşturmaya kalktığınızda ufak bir kitapçık hazırlamanızı gerektirecek kadar büyük ve çok yönlü bir yerleşim… Sadece aşağıda sıraladığımız yerler bile onun nasıl bir tarihi ve kültürü sırtladığını anlatmaya yeterli…  Olabilecek en hızlı Fatih turuyla karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fatih ilçesinin önemli bir kısmı kentte ilk yerleşimin olduğu bölgelere yani Eski İstanbul’a karşılık gelmekte. Burası Roma’nın, Bizans’ın ve elbette Osmanlı’nın izlerini sürebileceğiniz Tarihi Yarımada’dır ve bu coğrafyanın dünyaca ünlü mekânlarından biri Topkapı Sarayı’dır. Dolayısıyla Fatih’i gezmeye Tarihi Yarımada’dan, bilhassa 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun 400 yıl boyunca yönetim merkezi olmuş Topkapı Sarayı’ndan başlamak düşünülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Topkapı Sarayı’ndan geçiş yapılacak adres ise 10 dakika yürüyüş mesafesinde olan Gülhane Parkı olabilir. Osmanlı döneminde sarayın dış bahçesi olan, 1912 yılında park haline getirilerek halka açılan mekân, ağaçların arasından yürüyerek Boğaz’a kadar inmeye ve dünyanın en güzel manzaralarından biriyle buluşmaya fırsat verir. Ayrıca parkın içinde yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi de mutlaka görülmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    17.yüzyıl Osmanlı’sından günümüze kalan, Batılıların Blue Mosque yani Mavi Camii olarak bildiği ve yine Tarihi Yarımada’da konumlanmış Sultanahmet Camii sadece Fatih’in değil İstanbul’un simge yapıları arasında yer alır. Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılan cami aslında bir külliyenin parçasıdır ve bu külliye, arastası, çeşmesi, sebili, türbesi, imarethanesi, hamamı ile şehrin en büyük tarihi yapılarından biridir. Adını camiden alan Sultanahmet Meydanı ve çevresi de gezi güzergâhı içine dâhil edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tarihi Yarımada’yı hakkıyla gezebilmek için birkaç günün bu geziye ayrılması yerinde olacaktır. Çünkü dünyanın göz bebeği Ayasofya bile tek başına birkaç saatinizi alabilir. Buraya kadar gelmişken güney batısındaki Bazilika Sarnıcı ya da bilinen adıyla Yerebatan Sarayı görülmeden geçilmemelidir. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan yeraltı sarnıcı içindeki devasa sütunlar ve sütun başlıkları ile fantastik bir mekân görüntüsü çizmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tarihi Yarımada’nın içlerine doğru girildikçe Beyazıt semti ve bu semtte gezilebilecek pek çok nokta karşımıza çıkar.  Beyazıt Camii, Nuruosmaniye Camii, Beyazıt Kulesi, Sahaflar Çarşısı… Tabii ki bu semtin en ünlü yapısı dünyanın da en eski kapalı çarşısı olarak ün yapmış olan Kapalıçarşı’dır. Binlerce dükkân barındıran ve bu dükkânlarda satılan ürünlerle rengârenk bir dünya oluşturan Kapalıçarşı yerli ya da yabancı turistlerin tek bir tatilde birkaç kere uğradığı ender mekânlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İstanbul şehrinin siluetini çizen camilerin başında Süleymaniye gelir. 16. yüzyıl eseri olan bu cami hem şehre hâkim konumu hem de mimarisi ile göz kamaştırır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camii dört başı mamur Süleymaniye Külliyesi’nin en nadide parçasıdır. Mimar Sinan’ın “kalfalık eserim” dediği yapı, usta mimarın kendi türbesi ile Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın türbelerine de ev sahipliği yapmaktadır. Fatih’teki Süleymaniye semti adını içinde yer alan bu eserden almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Kimse, Patrike tahakküm etmesin, kim olursa olsun hiçbir kimse kendine ilişmesin…” diye devam eden sözler Fatih Sultan Mehmet’in çıkardığı fermanda geçmekte ve fermana konu olan mekân İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne karşılık gelmektedir. Bir Fatih gezi rehberinde olması gereken yerler arasında hem bu kilise hem de içinde yer aldığı Fener semti mutlaka yer almalıdır. Fener’le iç içe geçmiş Balat semti de listede olması gereken diğer tarihi yerleşimlerden biridir.

  • TEATRAL MİMİKLERİYLE ÜNLENEN USTA OYUNCU: CEVAT KURTULUŞ

    Türk sinemasının emektar isimlerindendir Cevat Kurtuluş… Rollerinin büyük bir kısmı, dünya sinemasından Rowan Atkinson’un canlandırdığı Mr. Bean karakterine benzetilen, eğitimi ve oyunculuğu ile en az Atkinson kadar yetenekli olan Cevat Kurtuluş, yarım asırlık kariyerine yüzlerce film sığdırmayı başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Türk sinema ve tiyatrosunun tanıdık yüzlerinden olan Cevat Kurtuluş, 1922-1992 yılları arasında yaşamış bir komedyenimizdir. Ankara doğumlu sanatçının gençlik yıllarında Devlet Tiyatro ve Operası’nın opera korosunda çalışması ve bariton olarak şarkı söylemesi bilinmeyen yönlerinden biridir. Pek de bilinmeyen başka bir yönü ise 1940-47 yılları arasında Ankara gazinolarında taklit ağırlıklı şovlar yapması ve bu şekilde ünlenmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Taklit yeteneğinin sessiz sinema döneminden kaldığını ifade eden sanatçı, ayna karşısında çalıştığını ve özel mimikler ürettiğini ifade etmiştir. Tiyatroda Genç Osman, Yanlış Yanlış Üstüne, Haydut, Tanrıdağı Ziyafeti, Üçüncü Selim, Kibarlık Budalası isimli oyunlarda rol almış, İstanbul’a geldikten sonra da sinema filmlerinde rol almaya ve yavaş yavaş ünlenmeye başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mimiklerini çokça kullanan oyuncu, gerçekçi rol yapabilmesi sayesinde sokaklarda da sürekli oynadığı karakterlerle karıştırıldı. Sanatçının rol aldığı filmler, Yeşilçam’ın en ünlü filmleriydi. Küçük Hanımefendi, Kınalı Yapıncak, Ah Nerede Vah Nerede, Ayşecik’le Ömercik, Görgüsüzler, Vahşi Gelin, Keloğlan Aramızda ve daha pek çoğu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1990’lı yılların başına kadar sinema filmlerinde rol alan sanatçı, aynı dönemlerde yayına girecek olan Mahallenin Muhtarları dizisi için teklif aldığında çok sevinir fakat kamera karşısına geçemeden kalp krizi geçirerek hayata veda eder. Oyuncu olan eşi Meral Kurtuluş, dizinin senaristi Kandemir Konduk’u arayarak sanatçının mutlu ve sevinçli öldüğünü söyleyerek teşekkür eder. 70 yaşında hayata veda eden Cevat Kurtuluş, Feriköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

  • TÜRK VE DÜNYA SİNEMASININ EN İYİ BABALARI

    TÜRK VE DÜNYA SİNEMASININ EN İYİ BABALARI

    Aşağıda sinema tarihinde yerini almış baba karakterlerini ve onlara hayat veren oyuncuları göreceksiniz. Yufka yürekli, tatlı-sert, otoriter, fedakâr, korumacı ama özü sevgi dolu babalar onlar… Kimi belki size babanızı anımsatacak, belki “benim babam bütün bu karakterlerin toplamı” diyeceksiniz, belki kimi babalar da karakterlere bakıp “ben de olsaydım böyle yapardım” diyecek. Öyle ya da böyle, bu filmler “baba” dendiği vakit akan suların durduğu duygu yüklü dünyalarımıza gelsin…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oh Olsun’da otorite kurmaya çalışan tonton baba Hulusi Kentmen” title_font_size=”13″]

    Fabrikatör Fehmi Haznedar çocuklarından başarı haberleri beklerken haylazlık hikâyeleriyle karşılaşınca, “Adam olamıyor, beni anlayamıyor, büyümüyorlar!” diye serzenişe geçer. Ceza olarak oğulları Ferit, Fazıl ve Ferdi’yi fabrikasına işçi yapmayı akıl eder. Sonradan gelişen olaylar ise pos bıyıklı Fehmi Bey’in disiplin isteyen sertliğini pamuk kıvamına çevirmekte gecikmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayat Güzeldir’de özveriyle çocuğunu koruyan baba Roberto Benigni” title_font_size=”13″]

    II.Dünya Savaşı’na doğru gidilirken karısı ve oğluyla birlikte toplama kamplarına götürülen bir babanın onları korumak için gösterdiği çabanın yüceliği filmin sonunda elimize kalandır. Küçük oğluna, kamptaki her şeyin bir oyun olduğunu ve eğer kazanırlarsa doğum günü için istediği tankı kazanacaklarını söyleyen babanın fedakârlıkları film boyunca yüreklere su serper.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bizim Aile’de dosta düşmana sevgi dersi veren yürekli baba Münir Özkul” title_font_size=”13″]

    “Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun. Dokunma artık aileme. Dokunma çocuklarıma. Dokunma oğluma! Dokunma gelinime!” Ve işte bütün babacanlığı ile karşınızda Yaşar Usta…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İhtiras Rüzgârları’nda oğullarını günahları sevaplarıyla seven baba Anthony Hopkins” title_font_size=”13″]

    19. yüzyıl sonlarında Montana’da bir çiftlikte üç oğlunu annesiz olarak büyüten savaş gazisi Albay William Ludlow’un hem çocuklarına hem çiftlik çalışanlarına duyduğu insan sevgisi filme damgasını vurur. Aynı kadına âşık olan üç oğlunu bazen sevgiyle bazen öfkeyle yola getirmeye çalışırken verdiği en büyük ders onlardan hiçbir zaman vazgeçmemektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vahşi Gelin’de kızlarının huyunu suyunu iyi bilen bir baba Nubar Terziyan” title_font_size=”13″]

    İki kızından birini isteyen ağaya “Aman ağam sonra söylemedi deme, ikisi de benim kızım ama Necmiye biraz kaçıktır, Nazmiye ise gönlü açıktır” diyecek kadar kızlarını tanıyan ama bir o kadar da onları sahiplenip yanlarında olan bir baba vardır karşımızda. Yumuşak başlı bu baba kızlarından birine söz geçirmekte biraz zorlanır ama sevgi alıp vermekte hiç zorlanmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zor Baba’da kızına olan sevgisini damat adayından esirgeyen baba Robert De Niro” title_font_size=”13″]

    Emekli CIA ajanı Jack Byrnes, ailesine karşı fazla koruyucu, ailesine katılmaya çalışanlara karşı da fazla şüpheci olan babadır. Ve kızı Pam tanıştırmak üzere eve bir damat adayı getirdiğinde Jack’in bütün bu özellikleri su yüzüne çıkar. Kızının erkek arkadaşı Greg’e tam anlamıyla kök söktüren baba sonunda yelkenleri suya indirerek içindeki gerçek duyguyu, yani şefkatli sevgiyi açığa çıkarır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Babam ve Oğlum’da oğluna duyduğu sevgi ile öfke arasında kalan baba Çetin Tekindor” title_font_size=”13″]

    “Burda duraydım böyle, tam burda. Böyle kollarımı açaydım iki yana, tutaydım onu. Gitme diyeydim gitme Sadık. 15 sene evvelsi tutaydım Sadığımı, sarılaydım böyle evladıma, gitme diyeydim…” Evlatlıktan reddettiği oğlu ve küçük torunu ile yaşadığı buluşma Hüseyin Efendi’nin kalbindeki buzların erimesini sağlar. Oğluyla tekrar buluşmuşken hastalık neticesinde kaybeden babanın yukarıdaki ağıtı ise sinema tarihindeki yerini çoktan almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Umudunu Kaybetme’den maddi zorluklara umutla göğüs geren bir baba Will Smith” title_font_size=”13″]

    İş yaşamı talihsiz bir biçimde ilerleyen Chris, küçük oğlu Christopher’la birlikte maddi güvencesi olmayan bir hayat sürerken onun umudunu kaybetmesine asla izin vermez. Oğluna öğütleri de hep bu yönde olur: “Kimsenin sana bir şeyi yapamayacağını söylemesine izin verme. Bir hayalin varsa onu korumalısın… Bir şeyi istiyorsan, git ve al!”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yengeç Sepeti’nde mutlu aile tablosunun bozulduğunu gören baba Sadri Alışık” title_font_size=”13″]

    Uzun zamandır görüşemediği çocuklarını hafta sonu için göl kenarındaki evinde toplayan yaşlı baba, her şeyin güllük gülistanlık olduğunu düşünürken saatler ilerledikçe hayal kırıklığına uğrayacağı gerçeklerle karşılaşır. Filmdeki baba, büyük ilgi ve alaka ile büyüttüğü çocuklarının çıkmazları karşısında, “Biz bu çocukları iyi yetiştiremedik mi acaba?” diye sorarak kendinde hata aramaktan da çekinmeyen ince düşünceli bir babadır. Yengeç Sepeti aynı zamanda, 1995 yılında hayatını kaybeden usta oyuncu Sadri Alışık’ın seyirciyi sinema perdesinden selamladığı son filmidir.

  • TARİHE DAMGA VURAN FOTOĞRAFÇILAR

    Günümüzde hemen hemen herkesin harika fotoğraflar çekebilen akıllı telefonu var. Bizler yaşadığımız güzel bir anın ya da etkileyici bir manzaranın fotoğrafını kolaylıkla çekebiliyoruz ancak bazı fotoğraflar var ki bu “an”ların yakalanması için uzun yolculuklara ve biraz da cesarete gerek var. Listemizdeki isimler hayatlarını bu özel fotoğrafları çekmek için adamış ve bıraktıkları eserlerle kültürel mirasımıza katkı sağlamış, bilmediğimiz toprakları bilinir kılmış kişiler… 1839’dan beri her yıl 19 Ağustos’ta kutlanan Dünya Fotoğraf Günü’nü bu çok özel isimleri anarak kutluyoruz. Listemiz aşağıda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en ünlü fotoğrafçıları denildiğinde ilk akla gelen isimlerden olan McCurry, National Geographic için uzun yıllar fotoğraf çekti. 1950 doğumlu sanatçı, mimarlık eğitimi almasına rağmen foto muhabirliği yapmayı tercih etti. 1979’da Hindistan’dan kaçak yollarla Pakistan’a geçerek Afganistan-Pakistan sınırındaki mülteci kampında fotoğraflar çeken McCurry’nin en ünlü fotoğrafı ise 10’lu yaşlarındaki dünyaca ünlü “Afgan Kızı”.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aynı zamanda bir kültür elçisi olan Phil Borges, kaybolmaya yüz tutan kültürlerin peşinden giderek, Amazon’daki yağmur ormanlarından Hindistan’daki dağlara uzanan yolculuklarında çektiği etkileyici fotoğraflarla tanınıyor. Seyahatleri kitap haline getirilen Borges’in 25 yıldan fazla süren kariyerinde çektiği portreler hafızalara kazınmış durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Evsizlerin fotoğrafçısı olarak tanınan Lee Jeffries, kariyerine Manchester United’ın fotoğraflarını çekerek başladı. Bir gün, evsiz bir genç kadının uyku tulumu içinde çektiği fotoğraftan sonra hayatı ve kariyeri köklü bir şekilde değişen Jeffries; ABD’deki evsizlerin hayatlarını gözler önüne sermek için ilginç bir çalışmaya imza attı ve projesi için bir süre tıpkı bir evsiz gibi yaşayarak sokak insanlarını fotoğrafladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Jimmy Nelson, sanatsal fotoğrafları ile tanınmış bir fotoğrafçı. Henüz 19 yaşındayken Tibet yolculuğuna çıkan sanatçı, yanına aldığı ve 50 yıldır kullanmaya devam ettiği küçük bir fotoğraf makinesi ile fotoğrafçılık kariyerine başladı.Dünyanın çeşitli yerlerindeki kabileleri gezerek sanatsal fotoğraflara imza atan Nelson, 1992’de eşi ile 36 ayda Çin’i dolaşmış ve “Çin Edebi Portreler” adlı kitabı yayımlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1958 doğumlu Alman fotoğrafçı, çocukluğundan beri ilgi duyduğu fotoğrafçılığa bağımsız reklam fotoğrafçılığı yaparak başladı. 1984’te WAJS isimli ajansını kuran sanatçının fotoğrafları genellikle insanlar ve hayvanlardan oluşuyor. Kenya’da çektiği “Yetim Filler” en çok ilgi gören çalışmalarının başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sadece ülkemizde değil tüm dünyada büyük bir şöhrete sahip olan Ara Güler, çektiği portre fotoğraflarla tarihe kazınmış bir isim. Tarihe damga vuran politikacıların ve dünyaca ünlü birçok sinema yıldızının fotoğrafını çeken ve bazı isimlerle yakın dostluk ilişkileri kuran Ara Güler, foto muhabiri olarak başladığı kariyerinde önemli olayları da kayıt altına almayı başardı. Birleşik Krallık’ta yayımlanan Photography Annual Antolojisi onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımladı.

  • Kedili Hayatın 11 Güzel Ayrıntısı

    Kedili Hayatın 11 Güzel Ayrıntısı

    Eğer evinizi bir kediyle paylaşıyorsanız, size bazen zahmet veren, bazen işlerinizi aksatan, bazen evinizi alt üst eden kedice davranışlarla karşılaşırsınız. Kedilerin kendine has bu davranışları garip ve komik olabilir ama önemli olan bu kediciklerin hayatınıza kattığı renk, yüzünüze yerleştirdiği gülümseme diye düşünüyor ve listemizle kedili hayatın güzelliklerini ekranlarınıza taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kedilerin belki de en anlaşılmaz hatta bazen sinir bozucu olabilen alışkanlığı olmadık eşyaları masa, dolap üstü gibi yüksek yerlerden aşağı atma hobisidir. Evet, bu davranışın sebebi meçhul ama kabul edin izlemesi çok zevkli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Üstelik attıkları eşyaları izlemek kediler için de zevkli olsa gerek ki aşağı yolladıklarının ardından uzun uzun bakmayı ihmal etmezler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir kedinin zihninde her an gizemli bir şeyler dolanabilir ve bir anda aklına gelen bir sebeple bulunduğu yeri acilen terk etmesi gerekebilir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bu sebebin ne olduğu ise başka bir bilinmez olarak kedi severlerin hayatında yerini alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kediler neden bilgisayarların üzerinde yatmaya bayılır? Sıcacık bir uyku arayışı mı yoksa kıskançlık mı? İşte bu da kedili hayatın bir başka muamması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kedilerin fazla sevgiden ısırması ise “kedisiz bir hayat, hayat değildir” diyenler için tam bir gülü seven dikenine katlanır durumu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    komik kediler

    Kedili hayatın en huzur verici güzelliklerinden biri de bin bir farklı şekilde hem de kimi zaman en olmayacak yerlerde uyuyan kedileri izlemektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bir kedi, hele de yavru bir kedi ani bir olaya nasıl tepki verir? Elbette her göreni gülümsetecek özel bir güce sahip yengeç yürüyüşünü sergileyerek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Bazı akşamlar, gözleri fal taşı gibi açılmış, ekranda gördüğü her harekette heyecanlanan kedinizi izlemekten televizyon izleyememeniz mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Bir kedi adeta aceleniz olduğunu sezer ve sizi gideceğiniz yere mümkün olduğunca geç göndermek için elinden gelen her şeyi yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]

    Bu muhteşem yaratıklar sadece evinizde değil, sokağınızda, mahallenizdeki dükkânların önünde, otobüs durağında, okul bahçesinde kısacası her yerde karşınıza çıkabilir. Unutmayın ki her kedi evinizdeki kediniz kadar tatlı ve sevginize layıktır.

  • Şiirlerinden 10 Alıntı İle Yalnızlığın Kıyısındaki Şair Cahit Zarifoğlu

    Şiirlerinden 10 Alıntı İle Yalnızlığın Kıyısındaki Şair Cahit Zarifoğlu

    Türk şiirinin ince ruhlu şairi Cahit Zarifoğlu; yalnızlığı sevmesiyle, dostlarının arasında bile derin düşüncelere, farklı diyarlara dalıp gitmesiyle tanınırdı. Kendi kendine yetmeyi önemli bir meziyet olarak gören şair, hayatının çeşitli dönemlerinde Avrupa’da ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde uzun seyahatlere çıkmış, buralarda ruhunu zenginleştirmiş ve birbirinden güzel şiirleriyle okuyucularına geri dönmüştür. Eserlerini üretmek için ihtiyacı olan sessizlik ve kendi halindelik arkadaşları tarafından “Aristo” lakabıyla anılmasına sebep olmuştur. Her yönden farklı bir sanatçı olan Zarifoğlu, güreşe ve pilotluğa da ilgi duymasıyla klasik şair kalıplarının ne kadar dışında bir karakter olduğunu gözler önüne serer. Cahit Zarifoğlu ne yazık ki 1982 yılında 47 yaşındayken bu diyardan ayrıldı ama şiirlerini ardında bıraktı. Buyurun, Cahit Zarifoğlu’nun ince ruhuna bir de şiirlerinden alıntılarla bakın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • OKYANUS VE DENİZ NEDEN MAVİ GÖRÜNÜR?

    Merhaba arkadaşlar!

     

    Okyanusların ne kadar büyük olduğunu hayal ettiniz mi hiç? Peki, denizi seviyor musunuz? Buradan “Eveeet!” dediğinizi duyar gibiyim! Peki, hiç düşündünüz mü: Okyanus ya da deniz neden mavi görünür? Bu sorunun cevabını birlikte keşfetmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş, gökyüzünden dünyaya ışık gönderir. Bu ışık bize beyaz gibi görünür; ama aslında içinde gökkuşağındaki tüm renkler saklıdır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneş ışığı okyanusa ya da denize düştüğünde bu renkler birbirinden ayrılır. Kırmızı, turuncu ve sarı gibi renkler suyun içinde emilir, yani kaybolur. Ama mavi renk yoluna devam eder ve suyun yüzeyine geri yansır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aslında su renksizdir. Ancak mavi ışık daha fazla yansıdığı için biz denizi ve okyanusu mavi olarak görürüz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şimdi sıra sende!

     

    Seninle evde kolayca yapabileceğimiz bir deney var. Hazırsan başlayalım!

     

    Malzemeler:

    • Büyük bir bardak ya da cam kâse
    • Su
    • Birkaç damla süt
    • El feneri (telefon feneri de olur)
    • Karanlık bir oda

     

    Yapılışı:

     

    Bardağa ya da cam kâseye suyu doldur.

     

    Suyun içine 1-2 damla süt damlat ve iyice karıştır.

     

    Odayı karart ve el fenerini yandan ya da üstten suya doğru tut.

     

    Şimdi suya dikkatle bak: Suyun üstünde mavi bir ışık görüyor musun?

     

    Tıpkı okyanus gibi! Tıpkı deniz gibi! Çünkü bazı renkler su tarafından emildi ama mavi renk geri yansıdı.

     

    Deneyimiz bitti.

     

    Artık okyanusun ve denizin neden mavi göründüğünü biliyorsun.

  • SAĞLIKLI VE DİNÇ GÖZ ÇEVRESİ İÇİN BAKIM RUTİNLERİ

    Göz çevremiz, yüzümüze veya vücudumuza göre en hassas bölgelerden biri. Göz çevresindeki derinin çok ince olması göz çevresini daha da hassaslaştırırken; bu bölgenin çok kolay kurumasına, kırışmasına ve maalesef ki şişlik ve morlukların oluşmasına neden olabiliyor. Göz çevresinin genç, sağlıklı ve dirençli bir görünüm kazanması için uygulayabileceğiniz basit ama oldukça etkili yöntemleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaşımız ve yaşam tarzımızın net bir şekilde yansıdığı göz çevresinde en sık karşılaşılan durumlardan olan göz altı morlukları uykusuzluk ve yorgunluk sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi genetik faktörler, fazla gün ışığına maruz kalmaktan dolayı oluşabilen melanin oranı yüksekliği ve yaşa bağlı görülen doku kaybından kaynaklanıyor olabilir. Bu durumdan muzdarip olanlar öncelikle sorunun kaynağını belirlemelidir. Yaşa bağlı durumlarda kolajenin zamanla azalması bu bölgede çukurlara ve morluklara sebep olabileceği için öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve egzersiz düzeni oluşturmak gerekiyor. Ayrıca bir uzmandan yardım alarak vitamin desteği sağlayabilirsiniz. Günde en az iki ile üç litre su içmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Göz çevresinde oluşan bir diğer durum ise kırışıklıkların yaşa bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi fazla mimik yapmaktan da kaynaklanıyor olması. Elbette size mimik yapmayın gibi bir tavsiye vermeyeceğiz ancak göz altında bulunan ince çizgilerin zamanla derin kırışıklıklara dönüşmemesi için göz çevresini sürekli nemli tutmanızı önerebiliriz. Unutmayın ki kuru cilt daha çabuk deforme olur. Ayrıca güneşli havalarda kullanacağınız güneş kremi ve güneş gözlüğü ile bu çevreyi ekstra koruma altına alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göz altı torbaları da morluklar ve kırışıklıklar gibi birçok faktöre bağlı. Yaşlanma, uykusuzluk, beslenme, stres, yetersiz su tüketimi, güneş ışınları ve genetik faktörler vücudumuzda ödeme sebep olduğu gibi göz altı torbalarının da oluşmasına yol açıyor. Evde uygulayabileceğiniz basit yöntemlerle göz altı torbalarını hafifletebilirsiniz. Bir bezin içine buz koyarak göz çevresinde oluşan şişliğe müdahale edebilirsiniz. Çayda bulunan kafeinin ödem atma özelliğinden faydalanarak temiz bir pamuğu çaya batırıp göz altı bölgenize koyarak şişliği azaltabilirsiniz. Ayrıca buz kalıplarınızı yeşil ya da siyah çay ile doldurabilir ve gerektiğinde bu bölgede kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yukarıdaki belirttiğimiz maddeler göz çevresindeki görünümü etkileyen temel unsurlardır. Eğer göz çevresini yoran tüm bu koşulları azaltacak gerekli aksiyonları aldıysanız gelelim sonraki önemli adıma… Cildinize, yaşınıza ve yaşadığınız göz çevresi sorununa uygun bir cilt bakım ürünü ile bölgeye dışarıdan takviye yaparak sağlıklı bir görünüm elde edebilirsiniz. Ancak bu ürünleri düzenli olarak kullanmak oldukça önemli! Göz çevresinde kullanılacak ürünleri nazik bir şekilde uygulamalı; yüzük parmağıyla hafifçe masaj yaparak ürün cilde yedirilmelidir. Bu şekilde göz çevrenizdeki kan dolaşımı da hızlanacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yorgun bir gecenin sabahında göz çevresinde oluşabilecek istenmeyen durumlar için soğuk kompres oldukça işe yarayacaktır. Ancak bu uygulamada süre oldukça önemli! Beş dakika kadar masaj yaparak soğuk kompres uygulandıktan sonra işleme son verilmelidir. Elinizin altında buz yoksa temiz bir tatlı ya da çay kaşığını bir süre buzlukta beklettikten sonra bu bölgeye uygulayabilir; aynı işlemi salatalık gibi C vitamini açısından yüksek meyve ve sebzelerle de gerçekleştirebilirsiniz. Buğday yağı ile hafif masaj yaparak da kan akışını hızlandırabilirsiniz.

  • 8 Alıntı İle Türk Edebiyatı’nın İstanbul Öykücüsü Sait Faik Abasıyanık

    8 Alıntı İle Türk Edebiyatı’nın İstanbul Öykücüsü Sait Faik Abasıyanık

    Modern Türk hikâyeciliğinin en büyük isimlerinden Sait Faik, hikâye anlatıcılığında klasik kalıpları kırması; insanlara, hayatın amansız akışına, şehre, en çok da İstanbul’a bambaşka bir açıdan bakmasıyla tanınır. Edebiyatta kendi tarzını yaratmış büyük isimlerden biri olan Abasıyanık’ın bu özelliğinin şerefine 1955 yılından beri her sene başarılı bir hikâye yazarına Sait Faik Hikâye Armağanı verilir. Yazarın ölümünden sonra Burgazada’daki evi müzeye dönüştürülmüş, edebiyat meraklılarının ziyaretine açılmıştır. Türk Edebiyatı’nda derin bir iz bırakan, kendine has bir üslup yaratarak birçok genç yazara ilham olan Sait Faik Abasıyanık, hikâyelerinden 8 alıntıyla karşınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri