Yazar: admin

  • DÜNYA MUTFAKLARINA İLHAM VEREN EN PRESTİJLİ 6 ŞEF

    Bazı şefler kendilerine özgü teknikleriyle, yaşam tarzlarıyla, mutfağa bakış açılarıyla diğerlerinden sıyırılabilir ve “özgün olma” durumu tam da bu noktada başlar. Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmadan önce yolları bulaşıkçılık ya da garsonluktan geçen ancak bugün yemeklerini tatmak için herkesin sırada beklediği dünyanın en prestijli şeflerinden birkaçını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Thomas Keller için Fransız pişirme sanatının üstadı demek mümkündür. Kariyeri, sadece şeflik ile sınırlı değil aynı zamanda bir restoran sahibi ve yemek yazarı. 1996 yılında En İyi Amerikan Şef Ödülü’nün sahibi olan Keller, başarılarını Michelin yıldızıyla zirveye taşıdı ve hatta iki farklı restoranı için tam üç Michelin yıldızı almayı başaran bir şef olarak tarihe geçti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2008 yılında Forbes Dergisi’ne göre en etkileyici 100 isimden biri olan Alain Ducasse, dünyanın birçok noktasında açtığı restoranlarla tanınan ve gastronomi dünyasının süper starı olarak bilinen bir şeftir. Ünü önce Fransa’ya ve ardından tüm dünyaya yayılan Alain Ducasse 20’den fazla Michelin yıldızına sahip olarak rekoru elinde tutuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yemek programları, kitapları ve kendi adını taşıyan restoran zincirleriyle dünyanın en ünlü şeflerinden biri Jamie Oliver. Özellikle okullardaki sağlıksız beslenme alışkanlıklarına karşı duruşu ile bilinen Jamie Oliver, yayımladığı “Jamie’s 30 Minute Meals” isimli kitabı ile 2010 yılında satış rekoru kırdı. Aşçılık kariyerinin ardından televizyon dünyasına da geçen Oliver, özellikle “Feed me better / Beni daha iyi besle” kampanyasıyla İngiltere’de büyük yankı uyandırdı. Bu kampanya ile İngiliz okullarındaki yemek menülerinin değiştirilmesine büyük katkı sağladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İskoçların ilk Michelin yıldızlı şefi olan Gordon Ramsay, yeteneğini tüm dünyaya kanıtlamış dünyaca ünlü şeflerden biridir.  Toplamda 16 Michelin yıldızı olan Gordon Ramsay aynı zamanda dünyanın en çok kazanan ünlülerinden biri olarak bilinir. Yalnızca bir şef, televizyon sunucusu ya da “ünlü” değil aynı zamanda dünyanın pek çok yerinde “çok satanlar” arasına giren ünlü bir yazardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Henüz çocuk yaşta annesiyle beraber mutfağa giren ve o günlerden bugüne mutfak macerasında başarıyla ilerleyen bir şef; Wolfgang Puck. Fransa’nın en iyi restoranlarında çalışan Gang, yolculuğuna Los Angeles’da devam etti ve Hollywood’da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. İstanbul’da da şubesi bulunan Spago adındaki restoranıyla adından söz ettiren Gang, aynı zamanda Yılın Üstün Şefi Ödülü’ne sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fatih Tutak, uluslararası platformlarda ülkemizi temsil eden başarılı Türk şeflerden biridir. Pekin, Tokyo, Singapur, Kopenhag, Hong Kong ve Bangkok gibi global mutfaklarda deneyim kazanan Tutak, gastronomi topluluğu tarafından belirlenen dünyanın en iyi 100 şefi arasına girdi. Bomonti’de bulunan TURK Fatih Tutak isimli restoranında misafirlerini ağırlayan Tutak, Türkiye’nin gastronomi anlamında ilerlemesine katkı sağlamaya devam ediyor.

  • 7 Madde ile Türkiye’nin Komedi Duayenlerinden Suna Pekuysal

    7 Madde ile Türkiye’nin Komedi Duayenlerinden Suna Pekuysal

    Geleneksel Türk Tiyatrosunun devleşmiş isimleri aramızdan ayrıldığında geride kalanlara ürettikleri eserlerle birlikte aynı dönemde yaşamanın gururunu da bırakırlar. 2008 yılında 75 yaşında dünyamıza veda eden Suna Pekuysal da böyle bir isimdi. 53 yılını tiyatro ve sinemaya veren, bu süre içinde 250 oyun 100 filmde rol alan, tiyatro tarihimizin duayen kadın temsilcisini listemizin 7 maddesi ile anıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Suna Pekuysal İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümünde öğrenim gördüğü sırada 1949 yılında tiyatro ile tanıştı. İlk kez “Artist Aranıyor” isimli bir tiyatro oyununda rol aldığında 16 yaşındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Bir söyleşisinde Şehir Tiyatrosunun çocuk bölümünde oynarken diğer roller de dâhil bütün oyunu ezberlediğini anlatır. Figüran olarak oynadığı Peer Gynt oyununda yine bütün metni ezberlemiştir. Başrol oyuncusu Jeyan Mahfi bir gün 40 derece ile yataklara düşünce öne atılır, “Hocam ben oynayabilir miyim yerine?” diyerek Muhsin Ertuğrul’un karşısına çıkar. Ertuğrul’un sorduğu “Kim bu kız?” sorusunun ardından sahneye çıkar, başrolde oynar ve alkışı alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Konservatuar eğitimi almamıştı ama her biri birer okul olan usta tiyatrocular hocası, rol arkadaşı oldu. Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü, Talat Artemel, Reşit Gürzap, Mahmut Moralı, Şevkiye Mav gibi efsane isimlerin öğrencisi ve halefi oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Sinema filmlerinde başrol de aldı yan rollerde de oynadı. 1963 yapımı Yedi Kocalı Hürmüz’de Hürmüz, Küçük Hanım’ın Şoförü’nde hizmetçi kız, Keloğlan filmlerinde anne rolündeydi. Ama hepsinin ötesinde hafızalara “Suna Abla” olarak yer etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Radyo tiyatrosunda, arkası yarınlarda seslendirme yapan Suna Pekuysal, radyodaki temsillerine duyduğu özlemi, “Bir ömürdü onlar benim için, bugün çağırsalar koşarım, koşmak ne kelime uçarım!” sözleriyle ifade etmişti. Yerli yabancı pek çok filme sesini bırakmış bir dublaj sanatçısıydı da aynı zamanda. Türkan Şoray’ı ilk filmi olan 1961 yapımı Güzeller Resmi Geçidi’nde seslendiren de o oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    Emektar sanatçı Türk Tiyatrosunun klasikleşmiş eserlerinden Lüküs Hayat operetinde 14 yıl kesintisiz rol alarak Zihni Göktay ile beraber bir rekora imza attı. Yaşamı boyunca birçok ödül aldı ama “Sanatçı ödül aldığı vakit sanatçı olmuyor.” cümlesini kayıtlara düşmekten de geri durmadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk tiyatrosu

    1998 yılında emekli edilmesine kızmıştı. Sanatçılıktan emekli olunamayacağını her fırsatta tekrarladı. Usta sanatçı bir röportajda söylediği “Sahne bağışlamaz hiç. Sahne özveri, hürmet ister. Oldum demek öldüm demektir. Bitmek demektir…” sözleriyle hepimize adeta duayen olmanın sırrını açıkladı.

  • GÜLÜMSEMEK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

    Mevlana’ya atfedilen, “Sevdiklerinize gül verin; gülünüz yoksa gülüverin” cümlesi her şeyin özeti gibidir aslında… Sevindirmenin, mutlu etmenin en güzel yollarından biridir gülümsemek… Gülümseyen de tıpkı hediyesi gül olan kişi gibidir, düşünceli ve zarif… Gülümseme eylemi insanlık için o kadar kıymetlidir ki 2 Ekim tarihi Dünya Gülümseme Günü olarak ilan edilmiş bile… Biz de bir günün değil her gününüzün gülümseyerek geçmesini diliyor, sizi yazar ve düşünürlerin konuya dair düşünceleriyle baş başa bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Farklı Hikâyeleri ve Mimarileriyle 10 Tarihi Çeşme

    Farklı Hikâyeleri ve Mimarileriyle 10 Tarihi Çeşme

    Özellikle Osmanlı’da çeşme ve sebiller şahıslar tarafından çoğunlukla hayır amaçlı yaptırılırdı. İstanbul başta olmak üzere Osmanlı topraklarında padişahların, saray mensupları ya da devlet erkânının yaptırdığı çok sayıda çeşme bulunur. Çeşme ile sebilin farkı ise şuradadır: Çeşme sadece su taşırken sebil halka şerbet gibi farklı içecekleri de ulaştırabilir. Şimdilik listemizde sadece ülkemizden değil dünyanın farklı yerlerinden farklı amaçlarla yaptırılmış tarihi çeşmelere yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Topkapı Sarayı’nın giriş kapısına doğru giderken mimarisi ve süslemeleriyle önce III. Ahmet Çeşmesi dikkat çeker. Bu çeşme, daha önce aynı yerde var olan bir Bizans çeşmesinin yerine, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın önerisiyle 1728 yılında yaptırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Roma’daki Trevi Çeşmesi daha çok Aşk Çeşmesi adıyla bilinir. Bunun nedeni, Roman Holiday, La Dolce Vita gibi ülkemizde de çok izlenen aşk filmlerine mekân olmasıdır. Yapımına 1732 yılında başlanmış ve 30 yıl sürmüştür. Çeşme bugün ise oldukça farklı bir misyon üstlenmekte… Çünkü tarihi yapıyı görmeye gelen insanlar arkalarını dönerek omuzları üzerinden suya para atar ve dilek dilerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sultanahmet Meydanı’ndaki Alman Çeşmesi 1901 yılında Almanya’da yapılarak İstanbul’a getirilmiştir ve Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Sultan Abdülhamit’e hediyesidir. Çeşme, Osmanlı ve Avrupa mimarilerinden farklıdır ve tunç kitabesinde, “Alman Kaiser’i II. Wilhelm 1898 yılı sonbaharında Osmanlılar’ın hükümdarı haşmetli II. Abdülhamid nezdinde ziyaretinin şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı.” yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1870’lerde Fransa’nın alt yapısını düzenleme çalışmaları yapılırken Sör Richard Wallace halka su taşıyacak çeşmeler yaptırır. Her biri Wallace Çeşmesi olarak bilinen yapılardan 8 tanesi Marsilya’dadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Madrid yakınlarındaki İspanya Kraliyet Ailesi’ne ait Aranjuez Sarayı bahçesindeki dekoratif çeşmeleriyle nam salmıştır ve Melek Çeşmesi de bu dekoratif çeşmelerden biridir. İçinde tarihi olayların yaşandığı görkemli saray günümüzde ziyaretçilere açık bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Beykoz’daki İshak Ağa Çeşmesi Mimar Sinan’ın elinden çıkmışsa da son hali 1746’da Gümrük Emini İshak Ağa tarafından verilmiştir. Hayır amaçlı yapılan çeşmenin 10 lülesinden kesintisiz su akmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güney Asya ülkesi Singapur’un başkenti de kendi adını taşıyan Singapur’dur. Başkentteki Merlion Park’ta bulunan Merlion Park Çeşmesi ise kentin simgesi gibidir. Başı aslan gövdesi balık olan figür Singapurlulara göre efsanevi bir yaratıktır ve ulusal bir önem taşır. 8.6 metre yüksekliğindeki heykel 1972 yılında yaptırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Parislilerin buluşma noktası Saint Michel Çeşmesi’nin yapımı dokuz heykeltıraşın katkılarıyla 1860 yılında tamamlanmıştır. Roma’daki Trevi Çeşmesi’ne benzetilen St. Michel Çeşmesi’nde melek Michael’in şeytanla mücadelesi konu edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Bosna Hersek’te bulunan Osmanlı tarzındaki ahşap Sebilj Brunnen Çeşmesi, Bosna’da görevlendirilen Mehmet Paşa Kukavica tarafından yaptırılmıştır. Mehmet Paşa farklı yerlerde yaptırdığı onlarca eserle tarih sayfalarında adından söz ettirmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Girit Adası’ndaki Kandiye şehrinde Hacı İbrahim Ağa tarafından hayır amaçlı yaptırılmış sebilin arka tarafında Venedik döneminden kalma Bembo Çeşmesi dikkat çeker. 1550’lerde yapılan çeşmenin orta yerinde başsız bir heykel bulunur. Sebil bugün faal değil fakat Bembo Çeşmesi halen kullanılıyor.

  • EFSANEVİ AKTÖR: DANNY KAYE

    Asıl adı David Daniel Kaminsky olan Amerikalı komedyen Danny Kaye’e, bir dönem TRT ekranlarında yayınlanan ve orkestra şefi Hikmet Şimşek tarafından sunulan Pazar Konseri adlı programından aşinayız. 1949 yılında Nikolay Gogol’un Inspector General eserinin sinemaya uyarlanmasıyla adında söz ettiren Kaye, sinema ve müzik dünyasının usta isimlerinden biri olarak tarihte yerini aldı. Bu arada önemli bir detay verelim; Tosun Paşa filminin Inspector General eserinden ilham alınarak yapıldığı söylenir. Bu yazımızda Danny Kaye’in başarılarla dolu öyküsüne değineceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ukraynalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1911 yılında Brooklyn’de dünyaya gelen Danny Kaye’in eğitim hayatına dair net bir bilgi olmasa da genç yaşta annesini kaybetmesinin ardından liseyi yarım bırakmak durumunda kaldığı ve eğitim hayatına devam edemediği bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Okulu bıraktıktan sonra Florida’ya giden ve burada arkadaşlarıyla birlikte şarkı söyleyerek geçimini sağlayan Kaye daha çok komedyen olarak bilinse de gençlik yıllarında pek çok gece kulübünde gösteriler yaptı hatta Danny Kaye adını da bu gösteriler sonrasında aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1942 yılında New York’ta Cole Porter’ın Let’s Face It isimli operetini sahneye koydu ve bu operetle büyük bir çıkış yakaladı. 1944 yılında Up in Arms adlı filmle sinema perdesine geçiş yaptı ve pek çok filmde başrol oynadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sadece müzik ve sinema sektörünün değil televizyon dünyasının da aranılan yüzü oldu; 1963-1967 yılları arasında The Danny Kaye Show ile tam dört adet Emmy Ödülü kazanarak başarısını katladı. Tüm dünyada ses getiren The Muppet Show’da da bir dönem yer alan Kaye, tüm dünyada büyük bir ilgiyle izlendi; artık o bir yıldızdı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Herhangi bir müzik eğitimi olmamasına rağmen müthiş bir kulağa sahipti; 1947 yılında The Andrew Sisters ile birlikte yaptığı Civilization (Bongo Bongo Bongodlı şarkıyla büyük yankı uyandırdı ve müzik listelerinde zirveyi oynadı. Müzik alanındaki bu başarısı ona başka albümlerin kapağını araladı ve beraberinde pek çok albüm kaydı yaptı. Hatta Louis Armstrong ile başarılı düetlere imza atarak yeteneğini kanıtlamış oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fransa’da Legion d’Honneur nişanı ile ödüllendirildi ve UNICEF’in ilk ünlü temsilcisi oldu. 1954 yılından 1987 yılına kadar UNICEF iyi niyet elçisi olarak görev yaptı. Tüm dünyayı gezerek konuşmalar yaptı, gösteriler sergiledi, özel günler için düzenlenen etkinliklerde sunuculuklar yaptı ve halkı çocukların ihtiyaçları doğrultusunda bilgilendirerek önemli görevler üstlendi.

  • Kaş’ta Gezip Görebileceğiniz 8 Yer

    Kaş’ta Gezip Görebileceğiniz 8 Yer

    Türkiye’nin güneyinde, Antalya’nın en batısında yer alan Kaş’ın, özellikle dalgıçlar için cennetten bir farkı yoktur. Elbette sadece dalgıçlar için değil; denizi, güneşi, uzak tarihi sevenler ve merak edenler için de cennetten bir köşe gibidir bu ilçe. Gelin güneyin bu gözde adresinin farklı noktalarını birlikte gezelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Türkiye’nin en uzun kumsalına sahip olan Patara Plajı tam 18 kilometre… “Caretta caretta” deniz kaplumbağalarının ülkemizdeki önemli üreme alanlarından biri olan plajın kumu da incecik… Patara Antik Kenti’nin yakınlarında olduğunu da söylemeden geçmeyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Dünyanın en güzel plajları arasında yer alan Kaputaş Plajı Kaş’ın en popüler yerlerinden. Mavinin her tonunu görebileceğiniz suyuyla mavi yolculuk teknelerinin de gözde mekânlarından biri. Kanyon Ağzı Plajı adıyla da bilinen plaj eşsiz manzarası ve doğallığıyla mutlaka ziyaret etmeniz gereken adresler arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Yerli-yabancı turistlerin uğrak noktalarından olan Kekova, yalnızca tekne yoluyla ulaşabileceğiniz, Kekova Adası’nı da içine alan bir koy… Dalış ve su sporu yapabilecek adresler arasında gösterilen yer aynı zamanda batık bir şehre de ev sahipliği yapıyor. Bu civarlara geldiğinizde Antik çağa ait kalıntıların da bulunduğu Kekova‘yı seyahat etmeden geçmeyin deriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Kaş’ın çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olması burayı antik kentler bakımından da oldukça zengin yapıyor. Antiphellos Antik Kenti’nde bulunan tiyatro özellikle tarih meraklıları için vazgeçilmez adresler arasında. Anadolu’da denize cephesi olan bu tek tiyatro 4 bin kişilik seyirci kapasitesinde. Tiyatronun üst oturma alanından muhteşem Kaş şehrini, Meis Adası’nı ve eğer vaktiniz kalırsa gün batımını seyredebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Eşen Çayı’nın bir parçası olan bu doğa harikası kanyonun uzunluğu yaklaşık 18 km. Şiddetli akan suyu ve dik yamaçları ile yazın sıcak havalarından bunalanlar, serin sularda yüzüp, keyifli bir doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için ideal bir yer… Kanyona, 100 metre uzunluğunda ahşap bir köprüden geçerek ulaşılıyor. Çevrede alabalık çiftlikleri ve bir lokanta da bulunuyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Antalya’nın batısında bulunan Kalkan, çevresini saran ormanları ve masmavi denizi, eski Rum evleri, sokakları ve ünlü yat limanıyla ziyaretçilerin beğenisini topluyor. Tarihçi Heredot da burası için, ‘‘Dünyada yıldızlara en yakın yer.’‘ ifadesini kullanmış. Kalkan’da tekne turu yapabilir, mavi bayraklı Akvaryum Koyu dâhil birçok koyda yüzebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Patara Antik Kenti, dünyanın en eski antik şehirlerinden biridir ve Kaş’a yaklaşık 40 km uzaklıktadır. Kent, oldukça geniş bir alana sahip olduğu için yürüyüş yapmaya hazırlıklı olmalısınız. Dünyada bulunan en eski deniz fenerini de Patara’da görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kaş

    Kaş’ın en büyük antik kenti olma özelliğini taşıyan Xanthos Antik Kenti, Likya ve Pers uygarlıklarının en eski yerleşim bölgesidir. Bu değerli bölgenin bazı eserleri İngiltere British Museum’da sergileniyor. Yaz turizmi açısından önemli bir konumda bulunan bu antik kent deniz, kum, güneş üçlüsünün yanı sıra yeni yerler keşfetmek için tercih edilebilecek seçenekler arasında.

  • SADECE ÜLKEMİZE ÖZGÜ BİR LEZZET

    Bir zamanlar saraylarda tüketilen ve günümüzde Karadeniz Ereğli’nin en önemli simgelerinden biri haline gelen Osmanlı çileğinin hikâyesi 1900’lülere kadar uzanır. Kendine has kokusu ve lezzetli aromasıyla yediden yetmişe herkesin sevdiği Osmanlı çileğinin ülkemize geliş macerasını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Halil Paşa, Osmanlı dönemindeki “Asker Ressamlar” kuşağının önemli temsilcilerindendir ve eğitimi için bir süre Fransa’da bulunmuştur. Osmanlı çileği, Fransızlar tarafından çiçeği güzel olduğu için Halil Paşa’ya 1900’lerde armağan edilir. Osmanlı çileğinin ülkemizde ilk toprakla buluşması ise İstanbul Arnavutköy’de olur. Halil Paşa’nın arabacısı Mustafa Bey, çileği memleketi olan Ereğli’nin killi kestane toprağına eker. İstanbul’da olmasa da Ereğli’de uygun koşulları bulan çilek, bu toprakta yetişmeye başlar. Geniş çaplı üretimi de ilk kez Kestaneci köyü eteklerinde Kahyaoğlu Kadir ve ortağı tarafından yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1930’da ülkemizdeki ilk konserve fabrikalarından biri de Karadeniz Ereğli’de Osmanlı çileği ile palamut balığının konserve olarak işlenmesi amacı ile kurulur. 1960’larda ise fabrikada üretimi yoğunlaşır ve artık ülke genelinde herkesin bildiği bir meyve haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1985’li yıllara gelindiğinde Osmanlı çileği neredeyse kaybolmaya yüz tutmuştur. 1994’ten sonra belediye tarafından desteklenen Osmanlı çileği üreticilerine ücretsiz çilek tohumu verilerek bu lezzetli meyve yavaş yavaş da olsa tekrar sevilen ve tüketilen bir besin haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mevsim normallerinde haziran ayında ilk meyvesini vermeye başlayan Osmanlı çileği, bu aydan sonra artık meyve vermez. Hassas bir yapıya sahip olduğundan çok ilgi isteyen Osmanlı çileği, üreticileri tarafından sabahın erken saatlerinde zedelenmeden toplanır ve 1-2 saat içerisinde satışa çıkarılır. Toplanan çileğin açık havadaki ömrü sadece 15-20 saat olduğundan günlük olarak tüketilmesi tavsiye edilir.

  • Zamanda Yolculuğun Tahmin Edilemez Sonuçları ve 9 Madde İle Kelebek Etkisi

    Zamanda Yolculuğun Tahmin Edilemez Sonuçları ve 9 Madde İle Kelebek Etkisi

    Bilim tarihi uzaktan bakıldığında sayfa sayfa yazılar, dağ gibi kitaplar, anlaşılması zor formüllerden ibaret gibi görünüyor olsa da aslında birçok ilginç gelişmeye de sahne oluyor. Yeni bir buluş, yeni bir teori o ana dek kesin doğru olarak kabul edilmiş her şeyi değiştirip çağa yeni bir yön verebiliyor. İşte bu listemizde 21. yüzyıla ait bir bilimsel teoriyi, Hollywood filmlerine dahi ilham verebilecek kadar ilginç bir sistemi, Kelebek Etkisi’ni mercek altına alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Aslında Kelebek Etkisi’nin bilim dünyasını heyecanlandırması çok daha önceye dayansa da, bu ilginç teori hayatımıza 2004 tarihli, gişelerde büyük başarı yakalayan bir Hollywood yapımıyla girdi. Filmde ünlü oyuncu Ashton Kutcher’ın canlandırdığı Evan karakteri zamanda garip sonuçları olan yolculuklar yapıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Evan babasından gelen bir yetenek sayesinde zamanda hareket edebiliyordu ve sinema tarihinin zaman yolculuğu yapan tüm karakterleri gibi geçmişe gittiğinde bazı detaylara müdahale ederek hayatındaki olumsuzlukları değiştirmek istedi. Ama zaman yolculuğu sırasında yapılan değişiklikler, tüm filmlerde olduğu gibi bu filmde de iyi sonuçlar vermeyecekti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Evan geçmişindeki ayrıntıları değiştirdikçe tahmin edilemez sonuçlara sebep olduğunu ve yaptığı değişikliklerin istediği gibi sonuç vermediğini, hayat üzerindeki kontrolünü kaybettiğini görecekti. Kelebek Etkisi’nin gazabına uğrayan Evan yalnız değildi, Çağdaş Avrupa Sineması’nın ünlü karakterlerinden Lola da benzer bir kaderin kurbanı olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1998 tarihli Koş Lola Koş filminde esas kız Lola ters giden ve her seferinde farklı olumsuz sonuçlara sebep olan olaylar zincirini değiştirmeye çalışır ama Kelebek Etkisi yüzünden istediği sonuca ulaşması imkansız olacaktır. Her denemesinde başını daha da büyük belalara sokar, bir seferinde tutuklanır, bir diğer denemesinde sevgilisi hayatını kaybeder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sinemanın bu şanssız karakterlerinin başına gelen tam olarak Edward N. Lorenz’in 20. yüzyılın en önemli teorilerinden biri olarak kabul edilen Kaos Teorisi’ne dayanan, Kelebek Etkisi’dir. Amerikalı bir matematikçi ve iklim bilimci olan Lorenz bir gün bilgisayarında bir hesaplama yaparken, 0,506127 sayısını 0,506’ya yuvarlar ve sinema dünyasından karakterlerimiz Evan ve Lola gibi o da buna pişman olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bu ufacık müdahale, Lorenz’in bütün hesaplamalarında büyük değişikliklere sebep olmuştur. Şaşkına dönen Lorenz bu konudaki araştırmalarına devam eder ve bilim dünyasına Kelebek Etkisi önermesini armağan eder. O zamana dek, bilimin sayesinde her türlü olasılığın hesaplanabileceği ve değişkenlerin hesaplanması sayesinde olayların öngörülebileceği kabul ediliyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ama Lorenz bize her şeyin önceden belirlenemeyeceğini gösterecekti ve bunu tüm dünyada meşhur olan “Amazon Ormanları’ndaki bir kelebeğin kanat çırpması, Amerika’da fırtına kopmasına sebep olabilir.” cümlesiyle açıklayacaktı. Lorenz Kelebek Etkisi’ni Kaos Teorisi’ne dayandırıyordu, yani her şeyin düzensiz olduğunu, bu düzensizlik yüzünden olayların önceden bilinemeyeceğini söylüyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Lorenz’in ve sinema tarihinin bizlere öğrettiği üzere, çok ufak bir ayrıntıyı değiştirmek büyük sonuçlara sebep olabilir. Vereceğiniz en ufak bir karar, birbiri ardına devrilen domino taşları gibi engelleyemeyeceğiniz sonuçlara yol açabilir. Kafanızı kaldırdığınızda havada uçan bir yaprak görürseniz, onu oraya hangi rüzgârların, hangi hava olaylarının taşıdığını tam olarak bilemezsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Siz siz olun ufak ayrıntıların önemini küçümsemeyin ve eğer bir gün zaman yolculuğu yapma şansına sahip olursanız, Kelebek Etkisi’nin kahramanı Evan’ı ve şanssız Lola’yı hatırlayın, hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmayın.

  • 8 Ev Yapımı Pizza Çeşidi Ve Kolay Yapım Önerileri

    8 Ev Yapımı Pizza Çeşidi Ve Kolay Yapım Önerileri

    Yediden yetmişe herkesin en sevdiği yiyeceklerden biri olan pizza, evde hazırlanarak besleyici bir öğüne dönüşebilir. Üstelik evde pizza yapmak zahmetli olmak zorunda da değil. Bu listemizde, evde kolayca sağlıklı pizza hazırlama sanatına değiniyor ve tüm ailenizin, sevdiklerinizin bayılacağı pizza fikirlerimizle mutfağınızı şenlendiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hamur İşini Gözünüzde Büyütmeyin” title_font_size=”13″]
    pizza

    İyi bir pizza için iyi bir pizza hamuruna ihtiyacınız var ve bu hamuru hazırlamak sandığınız kadar zor değil. Sırasıyla, 1 kilo unu, 2 yemek kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı şeker, 14 gram kuru maya, 4 yemek kaşığı zeytinyağı ve 500 ml. Ilık su ile yoğurun. Hamur iki katına çıkana dek dinlendirin ve lezzetli pizza hamurunuz hazır! Evde açtığınız hamur ile incecik pizzalar yapabilirsiniz, bu pizzaları fırında 175 derecede, 10 – 13 dakika gibi kısa bir sürede pişirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pizza Hamurunu Hazır Olarak Da Alabilirsiniz” title_font_size=”13″]
    pizza

    Fırınlardan alacağınız ekmek hamuru ile kolayca lezzetli pizzalar hazırlayabileceğiniz gibi, marketlerde hazır olarak satılan pizza tabanlarını ya da pizza hamuru yapmak için pratik karışımları da tercih edebilirsiniz. Hazır ürünlerin üzerinde yer alan pişirme sürelerine uymaya dikkat etmeniz lezzetli bir pizzanın püf noktalarından biri. Ekmek hamuru kullanarak yaptığınız pizzalar ise daha kalın olacağı için yaklaşık 20 – 30 dakika pişmeleri gerekecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Herkesin Sevdiği Pizza Margarita” title_font_size=”13″]
    pizza

    Belki de tüm dünyada en sevilen pizza çeşitlerinden biri olan Margarita’yı yapmak aslında çok kolay. Pizza hamurunun üzerine taze domates ve sevdiğiniz baharatlarla hazırladığınız sosu yayın. Bol mozzarella ya da kaşar peyniri rendeleyin. Taze fesleğen yaprakları ve bir yemek kaşığı kadar zeytinyağı ile süsleyip pizzanızı fırına verin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dört Dörtlük Pizza Dört Mevsim ” title_font_size=”13″]

    Tek başına bir öğün olabilecek bu pizza tarifinde protein ve vitaminler buluşuyor. Domates sosunun üzerine dört bölüm halinde çok az haşlanmış enginar parçacıkları, sotelenmiş mantar, jambon dilimleri ve zeytinleri yerleştirin. Pizzanızın üzerini rendelenmiş peynir ile kaplayıp, fırına verin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bol Peynirli New York Usulü Pizza” title_font_size=”13″]

    Adı New York olsa da dünyanın her yerinde sevilen New York pizza için, hamurunuzun üzerine tüm tariflerde olduğu gibi domates sosunu yayarak başlayın. Bol mozzarella ya da kaşar peyniri, salam dilimleri, sotelenmiş mantar ekleyerek fırınlayın ve fırından çıktıktan sonra parmesan peyniri, taze kekik ve zeytinyağı ile son dokunuşu yapın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beyaz Peynirin Yarattığı Fark Akdeniz Pizza” title_font_size=”13″]

    Damak tadımıza en uygun pizzalardan biri olan Akdeniz pizza tarifinde, domates sosunun üzerini beyaz peynir, siyah zeytin, yeşilbiber ve domates dilimleri süslüyor. Pizzanın olmazsa olmazı kaşar peyniri, taze kekik ve zeytinyağı da Akdeniz pizzaya lezzet katan son dokunuş oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tadıyla Şaşırtan Hawai Pizza” title_font_size=”13″]

    İlk duyduğunuzda ilginç gelecek olsa da ana malzemelerinden biri ananas olan Hawai pizzayı denemenizi tavsiye ederiz. Değişik bir pizza lezzeti için pizza hamurunuzun üzerini domates sosu, jambon dilimleri, ananas parçaları ve mozzarella peyniri ile kaplayın, kırmızı pul biber ile tatlandırıp üzeri kızarana dek pişirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türk Usulü Çiftlik Pizza” title_font_size=”13″]
    pizza yapımı

    Birçok eşsiz lezzet barındıran Türk mutfağı pizzaya da kendine has bir yorum katıyor. Çiftlik pizza yaparken, domates sosunun üzerindeki sucuk, pastırma gibi mutfağımıza has lezzetlere domates, biber ve kaşar peyniri eşlik ediyor, çiftlik pizzanın tadına doyum olmuyor.

  • 8 Madde İle Sürdürülebilir Bir Yaşam İçin Evinizde Yapabilecekleriniz

    8 Madde İle Sürdürülebilir Bir Yaşam İçin Evinizde Yapabilecekleriniz

    Gezegenimizin kaynaklarını korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak çağımızın önemli gündemlerinden birini oluşturuyor. Yaşadığımız dünyanın sürdürülebilir olması için evde alacağınız basit önlemlerle bile bir fark yaratabilirsiniz. İşte bu küçük ama etkili önlemleri 8 maddelik listemizde bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hem elektrik faturanızı azaltmak hem de yaşadığımız dünyayı sürdürülebilir kılmak için aydınlanma tercihlerinizi gözden geçirebilirsiniz. İç mekânlarda tasarruflu ampulleri kullanabilir, balkon ve bahçe gibi dış mekânlarda ise güneş enerjisiyle çalışan lambaları tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bazı basit alışkanlıklar edinerek evde harcadığınız su miktarını kolayca azaltabilirsiniz. Temizlik yaparken, diş fırçalarken suyu boşa akıtmamak, bulaşık makinenizi iyice dolmadan çalıştırmamak fazla su tüketimine karşı alabileceğiniz en basit önlemler arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yiyecekten temizlik malzemesine evinizde kullandığınız ürünleri seçerken özen göstererek de ekolojik dengeyi koruyabilirsiniz. Doğal malzemelerle yapılmış temizleyici alternatifleri, çamaşır ve bulaşık deterjanları hem sağlığınızı hem de gezegenin geleceğini korumanıza yardımcı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    enerji tasarrufu

    Elektronik aletlerin kullanılmadığı zamanlarda da elektrik harcadığını unutmayın. Uyku modunda bırakılan televizyonları, bilgisayarları ve çay makinelerini kapatarak bile kullandığınız enerji miktarını azaltabilirsiniz. Telefon şarjlarını fişte bırakmamak, ütü ve su ısıtıcısı gibi çok elektrik harcayan aletleri tasarruflu kullanmak dünyanın geleceğinde bir fark yaratmanızı sağlayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    enerji tasarrufu

    Evinizi verimli bir şekilde yalıtmak ısınmak için daha az enerjiye ihtiyacınız olacağı anlamına gelir. Kışın soğuktan korunmak için kalın perdeler kullanabilir, camlara silikon çekebilir ya da pencerelerin etrafına yalıtım amaçlı süngerlerden takabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    tasarruf, enerji tasarrufu

    Her birimiz ulaşım, ısınma gibi enerji tüketimine ihtiyaç duyduğumuz durumlar sonucunda atmosfere zarar veriyoruz ve verdiğimiz bu zararın ölçüsü “karbon ayak izi” olarak tanımlanıyor. Sürdürülebilir bir yaşam için yapabilecekleriniz arasında karbon izinizi azaltmak da bulunuyor. İşe giderken araba yerine toplu taşımayı tercih etmek, araba kullanmanız şart ise birkaç kişi aynı arabayla işe gidip gelmek karbon izinizi azaltmanız için en kolay uygulanabilecek yöntemler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    enerji tasarrufu

    Alışveriş yaparken doğada çözünmesi zor olan plastik malzemeleri, plastik ambalajları es geçmek, evinizden çıkan çöpleri ayrıştırmak ve geri dönüşüme kazandırmak gezegenimizin hayatını sürdürmek ve gelecek nesillere aktarmak için yapabilecekleriniz arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kız çocuğu, çocuk

    Sürdürülebilir bir yaşam için yapabilecekleriniz arasında en önemlisi ise bu bilinci ailenizdekilere özellikle de çocuklarınıza aktarmak. Onlara küçük yaşlardan itibaren doğayı ve doğanın biz insanlara sağladığı kaynakları nasıl koruyabileceklerini açıklayıp, sizi örnek alarak doğru davranışları sergilemelerini sağlayabilirsiniz.