Yazar: admin

  • Ülkemizin Yetiştirdiği 8 İnsan Hazinesi

    Ülkemizin Yetiştirdiği 8 İnsan Hazinesi

    Usta-çırak ilişkisi içinde yetişmiş ve kendi ustalığını 10 yıldır sürdürüyor olmaları… Kendi alanlarında ender bulunan bilgiye sahip olmaları… Yaptıkları işe adanmışlıkları… Bu gibi ortak özelliklere sahip üstatlar “Somut Olmayan Kültürel Miraslar”ı yaşattıkları ve sonraki kuşaklara aktardıkları için “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak değer görüyorlar. Bu sayfamızda, UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesine ülkemizden girmiş ve kimi hayata veda etmiş 8 değerli ismi ağırlıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hat ve Ebru Sanatının Büyük İsmi ” title_font_size=”13″]

    Fuat Başar, hocasından hat sanatı için icazet aldığında 20’li yaşlarında, ebru sanatı için icazet aldığında 30’lu yaşlarındaydı. Yıllar içinde onlarca sanatkâr yetiştiren ve dünyanın birçok yerinde 300’den fazla sergi açan 1953 doğumlu sanatçı 2009 yılında UNESCO listesine girdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sazın ve Sözün Aşığı” title_font_size=”13″]

    Asıl adı Veli Aykut olan halk ozanımızın babası da Âşık Büryani’dir.  Aynı zamanda Alevi-Bektaşi dedesi olan 1962 doğumlu ozan, âşıklık ve zakirlik alanında yaptığı hizmetler nedeniyle 2010 yılında “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak ilan edildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın Mavi Boncuk Ustası” title_font_size=”13″]

    Mahmut Sür, bu toprakların en renkli el sanatlarından olan nazar boncuğunu tam 43 yıldır İzmir’deki Nazarköy’de geleneksel yöntemlerle yapan bir usta… 3000 yıllık bir kültürün taşıyıcısı olarak 2012 yılında UNESCO’nun “Yaşayan İnsan Hazinesi” listesindeki yerini aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süsleme Sanatının Zarif Hocası” title_font_size=”13″]

    Prof. Dr. Süheyl Ünver ile başladığı tezhip ve minyatür çalışmalarını 65 yıl sürdürmüş Cahide Keskiner bu alanda kuşaktan kuşağa kalacak kitaplar da üretti. 2015 yılında “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen sanatçı 2018’in Kasım ayında aramızdan ayrıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anadolu’nun Müziği ” title_font_size=”13″]
    denizli

    Denizli’nin Gökçeyaka köyünde “Koca Usta” lakabıyla anılan Hayri Dev’in çobanlık yaparken çaldığı çam düdüğünün müziği 1992 yılında Fransız araştırmacıların kulağına kadar gitti ve bu buluşma, 2008 yılında Hayri Dev’in UNESCO listesine girmesiyle sonuçlandı. Koca Usta 2018 yılında hayata veda etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çininin Sırrını Çözmüş Sanatkâr” title_font_size=”13″]

    25 yaşında çini sanatıyla tanışan Mehmet Gürsoy, bu sanatla geçirdiği 43 yıl içinde çok sayıda eser üretmekle, sergi açmakla, öğrenci yetiştirmekle kalmadı çinide orijinal renkler de yarattı. 2009 yılında “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen sanatkâr çininin memleketi Kütahya’da çalışmalarını sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Taş İşlemeciliğinin Emektar Sanatçısı” title_font_size=”13″]

    1928 yılında Ahlat’ta dünyaya gelen Tahsin Kalender 17 yaşında başladığı taş ustalığını, okuldan çeşmeye, minareden değirmene, evden camiye 500’den fazla yapı inşa ederek zirveye taşıdı. Elleriyle şekillendirdiği taşlar 2012 yılında “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilmesinin en kıymetli araçları oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahşap ve Sedefi Sabırla Buluşturan Derviş” title_font_size=”13″]

    Ürettiği eserleri en özel koleksiyonlarda, müzelerde, yurt içi ve dışı sergilerde görebileceğiniz Salih Balakbabalar UNESCO listesindeki yerini 2015 yılında aldı. 1950 doğumlu sedefkârımız öğretim görevlisi vasfıyla da ahşap ve sedef işçiliği için çok sayıda nitelikli insan yetiştirdi.

  • FOBİ NEDİR? NEDEN VARDIR?

    Korku, doğuştan sahip olduğumuz temel duygulardan biridir ve her ne kadar olumsuz gibi gözükse de aslında hayatta kalmamızı sağlayan, bizleri tehditlerden koruyan ya da herhangi bir tehlike karşısında aksiyon almamıza yarayan bir duygu durumudur. Ancak korku hissi kimi zaman patolojik bir hâl alabilir ve çeşitli fobilere dönüşebilir. Korku ile fobinin farkını ve fobi hakkındaki diğer detaylı bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kişinin, belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu; kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korkuya “fobi” denir. Fobiler her yaşta ortaya çıkabilir ancak genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde yaşanan travmatik bir olay, stresli bir deneyim sonucu oluşur. Bunun yanı sıra aile bireylerinden öğrenilmiş fobiler de vardır. Yani fobiler için çevresel faktörlere dayalı bir duygu durumu demek yanlış olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günlük yaşantıda korku ve fobi birbiriyle karıştırılabilmektedir. Ancak ikisi birbirinden oldukça farklı tepkilerdir. Korku, gerçekten var olan bir tehlikeye karşı normal olarak verdiğimiz içgüdüsel tepkilerken; fobide ise tehlikenin gerçekliğinin ve gerekliliğinin bir önemi yoktur, herhangi bir tehdit varlığı olmadan da ortaya çıkabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fobilerin varlığından söz ettiğimiz noktada kişinin hayatının rutini ve işleyişi üzerindeki kontrolü kaybetmesi söz konusudur ve beraberinde birtakım fiziksel tepkiler ortaya çıkarır. Çarpıntı, ağız kuruluğu, mide bulantısı, aşırı ve soğuk soğuk terleme, nefes darlığı, titreme ve hatta bayılmaya sebep olacak durumlar fobiden kaynaklı yaşanan fiziksel belirtilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gündelik hayatta birçok fobi türü bulunmaktadır: Akrofobi (yükseklik korkusu), aerofobi (uçma korkusu), araknofobi (örümcek korkusu), astrafobi (gök gürültüsü korkusu), otofobi (yalnız kalma korkusu), agirofobi (karşıdan karşıya geçme korkusu), obesofobi (kilo almaktan korkma) gibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Korku, ilkel güdülerimizden geriye kalan güçlü duygulardır ve fobiden farklı olarak hayatta kalmamızı sağlar. Tehlike anında vücudumuzda kişiye göre farklılık gösterebilen biyokimyasal ve duygusal olmak üzere iki farklı şekilde tepki oluşur. Biyokimyasal tepki; hızlı kalp atışı, terleme, mide bulantısı gibi sıralanabilir. Duygusal tepki için; heyecandan kelimeleri karıştırma, kekeleme, donup kalma gibi örnekler verilebilir. Fobiler ise istemsizce hissedilen duygulardır ve ortada gerçek bir tehlike bulunmamasına rağmen bu duyguların önüne geçmek hiç de kolay değildir. Psikoterapi ile olumlu sonuçlar elde edildiği gibi, bazı kişiler fobilerinin üzerine giderek bilişsel bir yeniden yapılanma süreci sonunda bu korkularının üstesinden gelebilmektedir.

  • DUYDUĞUNUZDA ŞAŞIRACAĞINIZ İLGİNÇ BİLGİLER

    Yaşadığımız gezegen, gözümüzün önünde duran ama çoğu zaman fark etmediğimiz sayısız sır saklıyor. Tarihin sayfalarından doğanın gizemli harikalarına, bilimin şaşırtıcı gerçeklerinden kültürlerin saklı inceliklerine kadar birçok ayrıntı sizi bekliyor. Okudukça “Acaba başka neler var?” diye meraklanmamak elde değil… Hazırsanız, sizi hem gülümsetecek hem de şaşırtacak ilginç bilgilerle dolu bu yolculuğa başlayalım!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tavuk, yüzyıllar boyunca hem besin kaynağı hem de bereket ve doğurganlığın simgesi olarak farklı kültürlerde yer edinmiş; 20. yüzyılda endüstriyel üretimin başlamasıyla sayıları hızla artmış ve bugün neredeyse tüm dünya mutfaklarında olduğu kadar mutfak geleneklerinde de kendine sağlam bir yer bulmaya devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İlk şemsiyeler eskiden sadece seçkinlerin güneşten korunması için kullanılırken, palmiye yaprağı ve papirüsten yapılan şemsiyeler prestij ve otorite sembolüydü. Bugün ise herkesin yağmurdan korunmak için kullandığı bir eşya hâline geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sirius, Yunancada “parıldayan” veya “kavurucu” anlamına gelir ve Büyük Köpek (Canis Major) takımyıldızında yer alan bir çift yıldız sistemidir. Çiftin parlak bileşeni, mavi-beyaz bir yıldız olup Güneş’ten 25,4 kat daha parlak ve Dünya’ya yalnızca 8,6 ışık yılı uzaklıkta bulunur; bu özelliği, onu gökyüzündeki en parlak yıldız hâline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fransa’da patates, uzun süre değersiz bir gıda olarak görülmüş, hatta cüzzam hastalığına neden olduğuna inanılarak yasaklanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mavi gözlerin oluşmasını sağlayan mutasyon, OCA2 geninde meydana gelen küçük bir değişiklik sayesinde ortaya çıkmıştır. Normalde bu gen, iriste kahverengi pigment üretilmesini sağlayan P proteininin üretiminden sorumludur. Mutasyonla birlikte OCA2’nin etkisi kısmen azalır; bu da melanin üretiminin düşmesine ve gözlerin mavi görünmesine yol açar. Yani mavi gözler, genetik bir “anahtarın” kahverengi pigmenti azaltması sayesinde oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağmurdan sonra toprağın kendine özgü kokusu, “petrikor” olarak adlandırılır. Bu kokunun temel kaynağı, toprakta yaşayan aktinomiset bakterileridir. Bu bakteriler, zor koşullarda hayatta kalmak için dayanıklı sporlar üretir. Toprak kuruduğunda bu sporlar uykuda kalır; yağmur yağdığında ise nem ve damlaların etkisiyle geosmin adlı bileşik havaya karışır. Böylece, yağmur sonrası toprağın o karakteristik aromatik kokusu duyulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sincaplar aslında yeni ağaç yetiştirmeyi amaçlamaz. Bu çalışkan kemirgenler, kışı atlatmak için yağ ve protein açısından zengin tohumları, fındıkları veya meyveleri toprağa gömer. Amaçları, zor zamanlarda besin bulmaktır. Ancak gömdükleri tüm yiyecekleri hatırlayamazlar; bulamadıkları tohumlar baharda filizlenir ve böylece doğaya yeni ağaçlar kazandırılmış olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Antik Mısır mezarlarında, Kral Tutankhamun’un mezarı dâhil olmak üzere, karpuz resimleri ve tohumları bulunmuştur. Bunun nedeni, karpuzların diğer meyvelerin aksine haftalarca hatta aylarca saklanabilmesi ve kurak mevsimde suyunu çıkarmak için periyodik olarak kullanılabilmesidir. Ayrıca arkeologlara göre, Mısırlı firavunların ölümden sonraki yolculuklarında bir su kaynağına ihtiyaç duydukları için, karpuzun bu amaçla mezarlara bırakılmış olabileceği düşünülmektedir.

  • 8 Madde İle Misafirperver Gakkoşların Diyarı Elazığ

    8 Madde İle Misafirperver Gakkoşların Diyarı Elazığ

    Bir çayın iki tarafında yaşayan âşıkların, yaktıkları çıralarla mesajlaşıp buluşmalarıyla başlıyor efsane… Elazığ yöresine ait ünlü “çayda çıra” oyunu da işte bu efsaneye dayanıyor. Kültür ve Yaşam’ın bu sayfasında Doğu Anadolu’nun en eski şehirlerinden Elazığ’a kısa bir yolculuk yapacağız. Siz de bizimle misafirperver insanların memleketi “gakkoşlar/ kardeşler” diyarı Elazığ’a uğramaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Elazığ ovasını tepeden bir bakışla görebileceğiniz Harput Kalesi için şehrin simgesi diyebiliriz. Tam da antik yerleşim alanı Harput’un içinde kalan yapı MÖ 8. yüzyıla ait… Efsaneye göre harcı karılırken su kıtlığı nedeniyle süt kullanılmış ve bu nedenle “Süt Kalesi” olarak da isimlendirilmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Elazığ’a gittiğinizde şehrin tarihi ve doğal güzelliklerine geçmeden önce merkezdeki kapalı çarşıya illa ki uğramalısınız. Bakırcı ustalarını hala yaşatan ve çekiç sesinin eksik olmadığı çarşıda baharatlar, kuru yemişler, pestil, orcik, tulum peyniri gibi yöreye has envaiçeşit ürün bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Keban ilçesinde Fırat Nehri üzerinde 1965-1975 yılları arasında Keban Barajı inşa edildikten sonra oluşan göl ülkemizin en büyük ikinci yapay gölü… 125 km uzunluğunda olup geniş bir alanı kaplayan Keban Baraj Gölü çevresini Erzurumlular mesire yeri olarak kullanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Elazığ’da bir kayak merkezi olduğundan haberiniz var mıydı? 2347 metredeki Hazarbaba Dağı’nda bulunan bu merkez, 1997 yılından beri kış turizmi için ülkemizin önemli alternatiflerinden biri. Şehir merkezine 30 km mesafede bulunuyor ve otobüslerle kolaylıkla ulaşım sağlanabiliyor. Kayak merkezinin cazibe nedenlerinden biri de hâkim olduğu Hazar Gölü manzarası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Elazığ özellikle de Harput yüzyıllar öncesine ait türbeleriyle de öne çıkar. Üryan Baba Türbesi, Şeyh Şerafeddin Türbesi, Zahri Baba Türbesi, Beşikli Baba bunlardan sadece birkaçı… Yakın zamanda onarılan sekizgen planlı Seyyid Mansur Baba Türbesi ise bölgede en çok ziyaretçi ağırlayan yapılardan biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen fakat Artukoğulları dönemine, yani 12. yüzyıla kadar gidebileceği sanılan tarihi Palu Köprüsü şehir merkezine 80 km uzaklıktaki Palu’da inşa edilmiş. 193 m uzunluğundaki köprü 4.5 m genişliğinde ve dokuz kemer gözünden oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Şehrin yapım tarihi bilinmeyen çok sayıdaki kalıntılarından biri de Surp Lusavoriç Kilisesi’ne ait… Geçmiş dönemlerde tahribata uğramış yapı yine de ayakta kalmayı başarmış. Birçok medeniyetin yaşam sürdüğü bu topraklar her köşesinde farklı bir kültürün, inanışın izlerini taşıyor. Palu’da bulunan bir başka kilise de Meryem Ana Kilisesi ve nispeten daha iyi korunmuş durumda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    “Çedene” ismiyle de anılan menengiç kahvesi aslında menengiç ağacının meyvesinden oluşan çedeneden yapılıyor. Biraz karışık oldu değil mi? En iyisi biz Elazığ’a gittiğinizde mutlaka bir fincan menengiç kahvesi içmelisiniz diyerek noktalayalım listemizi. Solunum yollarına, ses teli problemlerine, öksürüğe iyi geldiği söylenen kahvenin keskin kokusunu uzun süre unutamayacağınızı da belirtelim.

  • 8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    Tuzun yaşamımızdaki yerini anlamak için atasözlerine şöyle bir göz gezdirmemiz yeterli. Örneğin, bir şeyin “tadı tuzu kalmamışsa” geri kalan hiçbir şeyin önemi yoktur artık… Neyse ki Tuz Gölü en özgün haliyle 1.665 km2’lik bir alanı kaplamaya devam ediyor. İşte Türkiye’nin üçüncü büyük ve en sığ gölü, Tuz Gölü 8 fotoğrafla karşınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Cumhuriyetimizin İlk Yıllarından 7 Fotoğrafla Cumhuriyet Bayramı

    Cumhuriyetimizin İlk Yıllarından 7 Fotoğrafla Cumhuriyet Bayramı

    Uzun yıllar süren savaşların, verilen büyük mücadelenin sonu zafere çıkmış, en nihayetinde 29 Ekim 1923 günü yeni Türk Devletinin yönetim şekli ilan edilmişti: Cumhuriyet! Kutlamayı sonuna kadar hak etmiş bir millet için 29 Ekim’lerin “bayram günü” olması 1925 yılında çıkarılan bir kanunla kabul edildi. Hepimiz çocukluğumuzdan günümüze yapılan kutlamaları hatırlıyoruz; bu listemizde de Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki kutlamaların fotoğraflara nasıl yansıdığını göreceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Beyazıt’ta 29 Ekim şenlikleri için kurulmuş bir tak… Işıklı panoda eski harflerle “hoş geldiniz” yazıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Öğretmen ve öğrencileri kortej arabası eşliğinde Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor. Fotoğraf 1929’dan armağan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Resmikabuller ve resmigeçitlerle başlayan kutlamalar akşamları fener alaylarına dönüşür, sadece karaya değil, deniz ve havaya da bayram coşkusu dolardı. O günlerdeki Boğaz kutlamalardan bir kare…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1930 yılındaki Cumhuriyet kortejinde atlı arabasıyla geçiş yapan Musiki Yurdu üyeleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çiçeklerle bezenmiş bir kortej arabası… Arabanın tekerleklerinin dahi süslenmiş olduğuna dikkatinizi çekeriz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yılına denk gelen 1933 ise çıkarılan kanunla Cumhuriyet Bayramı’nın tam üç gün sürdüğü ve 29 Ekim gününün tatil edildiği yıl oldu. “Onuncu Yıl Marşı” da bu yıl bestelendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kısa sürede kalkınan bir ülkenin, hem kuruluşuna hem devirdiği yıllara bakıp gururlandığı günlerdi 29 Ekim’ler… Kutlamalar hem devlet katında hem halk tarafında çoluk çocuk genç yaşlı demeden sürmüş, Cumhuriyet Bayramı kalabalıklarla kutlanmıştı.

  • Uzay İçin Küçük İnsanlık İçin Büyük Bilgiler

    Uzay İçin Küçük İnsanlık İçin Büyük Bilgiler

    Uzayla ilgili bir bilgi olsun da ilginç olmasın, mümkün mü? Uzay ortamının rutinleri biz insanoğlu için her daim hayret verici gerçekten… İçinde hızla yol aldığımız bu büyük boşluk kimini çözdüğümüz, kimini hala çözmeye çalıştığımız, kiminin farkında bile olmadığımız sırlarla dolu. Bu milyonlarca karizmatik bilgiden 8 tanesi için sayfamıza bakmanız yeterli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    doğa
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    gökyüzü, dolunay
  • Çocuklarınıza Geleceğini Korumayı Anlatmanın 8 Tatlı Yolu

    Çocuklarınıza Geleceğini Korumayı Anlatmanın 8 Tatlı Yolu

    Çocuklarınızın parlak bir gelecek yaşamaları için iyi bir eğitim almaları kadar iyi alışkanlıklar edinmeleri de büyük önem taşıyor. Onlara küçük yaşta kazandırabileceğiniz olumlu alışkanlıklardan biri de, maddi kaynaklarını doğru bir şekilde yönetmek ve tasarruflarını verimli bir şekilde değerlendirmektir. Çocuklarınıza para biriktirmeyi, tasarruf yapmayı öğretmenin en güzel yollarını araştırdık ve listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Ağaç yaşken eğilir” atasözüne birçok bilimsel araştırma da katılıyor ve çocukların para harcama ve biriktirme alışkanlıklarının 3 yaşında şekillenmeye başladığını, 7 yaşında da büyük oranda tamamlandığını gösteriyor. Bu sebeple, çocuklarınıza para kullanma eğitimi vermek için ne kadar erken davranırsanız o kadar iyi olduğunu unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    birikim

    Çocuklara parayı idare etmeyi öğretmenin en güzel yollarından biri, çocuğunuza bir kumbara hediye etmek. Kumbara, çocukların henüz yaşları çok küçükken bile para biriktirme deneyimi yaşamalarını ve içine attıkları bozuk paraların nasıl büyük meblağlara dönüştüğünü görmelerini sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    küçük alışveriş arabası

    Çocuklarınız henüz okula gitmiyorsa ve kendi harcamalarını yapmak için çok küçüklerse onlarla oyun oynarken para harcayacakları mizansenler yaratabilir, alışveriş deneyimi yaşamalarını sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çocukların para idare etmeyi tecrübe etmeleri için harçlık ödemelerini belli bir düzene oturtmanız büyük önem taşıyor. Çocuğunuza küçükken haftalık, daha büyüdüğünde ise aylık harçlık verin… Böylece paralarını idareli kullanmayı, aldıkları harçlığı bir çırpıda harcamamayı öğrenebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    çocuk, laptop,

    Zamane çocukları doğdukları günden itibaren kredi kartının para yerine kullanıldığına şahit oluyorlar… Kredi kartının aslında nasıl bir ürün olduğunu, ne şekilde kullanılması gerektiğini onlara açıklayın; böylece kredi kartı kullanmanın da para harcamak demek olduğunu kavrayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    eğitim, öğretim

    Çocuklarınız harçlıklarının idaresinden kendileri sorumlu olsa da onlara paralarını nasıl harcayacakları konusunda rehberlik etmeye çalışın. Yapmayı düşündükleri harcamaları onlarla konuşun, neye daha çok ihtiyacı olduğunu, hangi harcamaya öncelik vermesi gerektiğini anlamasını sağlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    para

    Çocuğunuz pahalı bir şey almak istediğinde ona para biriktirmesi için yardımcı olun. Böylece harçlığından arttırarak para biriktirmeyi öğrenecektir. Onu bir amaç uğruna para biriktirmeye teşvik etmek için birikimlerine biraz katkı da sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    aile

    Biliyoruz ki bir örnek bin nasihatten iyidir. Bu yüzden siz aile bütçesini planlarken çocuğunuzun da yanınızda olmasını sağlayabilirsiniz… Böylece sizi izleyerek doğru bir şekilde bütçe hazırlamayı öğrenebilir, ev ekonomisi hakkında bir fikir edinebilirler.

  • Besleyici, Doyurucu Baklagiller Familyasından Yemek Çeşitleri

    Besleyici, Doyurucu Baklagiller Familyasından Yemek Çeşitleri

    Baklagiller demek yaklaşık 400 cins ve 10 bin çeşit ürün demek. Topraklarımızda yetişip sofralarımıza gelenlerin sayısı ise oldukça sınırlı. Buna rağmen vitamin değerleri ile güçlendiren, doyurucu özelliği ile uzun süre tokluk hissi veren baklagilleri ve malzeme olabilecekleri yemek çeşitlerini sizin için listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin hemen hemen her yerinde yetişen ve onlarca farklı tarifle sofralarımızın vazgeçilmezlerinden olan fasulye aslında bir Orta Amerika ürünüdür. Yeşil fasulyenin çekirdeklerinin kurutulmasıyla elde edilen kuru fasulyenin en özel tariflerinden biri soğan, maydanoz, sumak hatta haşlanmış yumurta ile karıştırılarak yapılan piyazdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Baharatı bol, sıcacık bir kırmızı mercimek çorbasına kim hayır diyebilir ki? Baklagiller familyasının Asya menşeili üyesi çoğunlukla Güneydoğu ile İç Anadolu Bölgelerimizde yetiştirilir ve yaz-kış ekimi yapılabilir. Haşlanarak soğan, salça ve çeşitli baharatlarla köfte şekli verilen kırmızı mercimek ise özellikle misafirlere sunulan tabakların en lezzetli üyelerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Barbunya, dış kabukları ayıklanarak ve genellikle pilakisi yapılarak tüketilen bir baklagil çeşididir. Pilaki ise içine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç gibi malzemeler katılarak zeytinyağı ile pişirilen yemeklere denir. Dış kabukları gibi kendisi de benekli olan barbunya İzmir-Ödemiş başta olmak üzere ülkemizin orta ve batısındaki birçok yerde yetiştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu ve Akdeniz’de yoğun olarak yetiştirilen nohutun etli ya da etsiz yapılan sulu yemeği geleneksel lezzetlerimizden biridir. Bu besleyici yemeği yaparken dikkat edilmesi gereken nokta ise öncesinde 12 saat kadar suda bekletilen nohutun ilk haşlama suyunu kullanmamak ve tazesiyle değiştirmektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mercimeğin yeşil versiyonu olan bu baklagil tam bir vitamin ve lif deposudur. Kırmızı mercimeğe oranla daha uzun sürede pişen besinin çorbası, yemeği ve hatta salatası bile yapılabilir. Kaynatıldığında koyulaşan suyu genellikle dökülür fakat uzmanlarca bunun vitamin kaybına neden olduğu da ifade edilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Börülce, göbeğindeki koyuluk olmasa görüntü açısından neredeyse beyaz fasulyenin aynısıdır. Özellikle Ege’de yoğun olarak tüketilen bu baklagil de kuru fasulye ya da nohut gibi suda bekletilir ve ilk haşlama suyu dökülür. Zeytinyağlıda, çorbada kullanılabilen börülcenin salatası hem lezzetli hem de en doyurucu salatalardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ve işte baklagillere adını veren besin, bakla. Protein, mineral ve karbonhidrat açısından zengin olan yiyecek taze kabuklu olarak da, ayıklanıp içi çıkarılarak da tüketilebilir. Taze bakla zeytinyağlı yapıldığında tadına doyum olmaz iken iç bakla en çok da Ege ve Akdeniz Bölgelerinde haşlanıp ezilerek yapılan bir meze olarak tüketilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sebze mi yoksa baklagil mi olduğu konusunda tartışmalar süre dursun biz bezelyeyi sayfamıza aldık bile. İlkbahar ve yaz olmak üzere iki kere hasadı yapılan besini en çok salata ya da pilav gibi lezzetlerin içinde garnitür olarak görmeye alışığız. Sulu yemeği de yapılabilen bezelyenin diğer baklagillere göre daha fazla C vitamini barındırdığını da ekleyelim.

  • Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Bitkilerden elde edilen esans belli oranlarda kimyasal maddelerle birleştiriliyor ve ortaya parfüm olarak kullandığımız araçlar çıkıyor. Duymuşsunuzdur; parfüm notalarla değerlendirilir. Burnumuzun ilk algıladığı koku “ilk nota” (açılış ya da üst nota da deniyor), yarım ya da bir saat sonra ortaya çıkan koku “orta nota” ve birkaç saat sonra ortaya çıkarak parfümün asıl karakterini ortaya koyan notaya da “alt” ya da “dip nota” deniyor. Parfüm konusu apayrı bir konu… Biz parfüm yapılan çiçekleri hatırlatalım istedik size… Zaten yeryüzündeki şu mis kokulu çiçekler olmasaydı birbirinden güzel kokan parfümler nereden ilham alacaktı ki?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]