Yazar: admin

  • 7 Madde İle İlk Ticaret Borsasının Kurulduğu Aizanoi Antik Kenti

    7 Madde İle İlk Ticaret Borsasının Kurulduğu Aizanoi Antik Kenti

    Tarihte yaşanan bazı anlar, geçmişin bazı merkezleri insanlık için dönüm noktası olmuş, medeniyetin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Türkiye sınırları içinde bulunan, kültürel mirasımızın önemli bir değeri olan antik kentlerden Aizanoi de insanlık için böyle bir önem taşır. Tarihi boyunca, ticari, sosyal ve coğrafi anlamda önemli bir merkez olan Aizanoi, dünyadaki ilk ticaret borsasına da ev sahipliği yapmıştır. Ticaret için önemiyle, barındırdığı mimari ayrıntılarla tüm dünyanın ilgisini toplayan Aizanoi Antik Kenti’ni, 7 maddeyle ayaklarınıza getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    Aizanoi Antik Kenti, Kütahya ilimizin 48 km güneybatısında Çavdarhisar’da bulunmaktadır. Antik Kentin çevresi Gediz, Porsuk ve Koca Su gibi akarsularla çevrilidir ve yaklaşık 1000 metre yüksekliğinde bir düzlük üzerine kurulmuştur. Kentin stratejik açıdan önemli konumu Pergamon ve Bithynia Krallıkları arasında yüzyıllarca süren mücadelelere sebep olmuş, iki krallık da bu önemli şehri elde etmek istemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    Aizanoi Antik Kenti ilk olarak 1824 yılında keşfedilmiştir ve 19. yüzyıl boyunca birçok Avrupalı arkeolog burayı ziyaret etmiştir. İlk Aizanoi kazısı 1926’da başlamış olsa da Aizanoi kazısının kaderini değiştiren olay 1970 yılında gerçekleşmiştir. Gediz depremi ile yıkılan bir caminin altından günümüz finans hayatının temeli sayılacak Macellum yani dünyanın ilk borsasının kalıntıları çıkmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    Macellum’un gün yüzüne çıkmasıyla tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken Aizanoi Antik Kenti’ndeki kazılar 1970’ten sonra hız kazanır ve önce Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazılar yapılmış. 2011 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Bakanlar Kurulu kararı ile izin verilen ve Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü adına Prof. Dr. Elif ÖZER ve ekibi tarafından kazı ve araştırmalara yürütülmeye başlamıştır. 2012’de ise Aizanoi, UNESCO Dünya Kültürel Miras Aday Listesi’ne girer. Geçmişin geleceğe yol gösterdiği inancı ve kurumsal kültürüyle, tarihe ve kültürel değerlere sahip çıkmayı sosyal sorumluluk anlayışının önemli bir unsuru olarak gören Halk Yatırım kazının ana sponsorluk görevini üstlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    Macellum, yuvarlak bir alandır ve ortasında 2. yüzyılda yapılmış yine yuvarlak bir yapı bulunur. Yapının etrafında türlü lüks yiyecek ürünlerinin satıldığı bilinmektedir. Burayı alelade bir pazar yerinden ilk ticaret borsasına çeviren ise duvarlarda bulunan yazılardır. Bu yazılarda malların satılabileceği en üst değerler belirlenmiştir. Ayrıca Macellum’da İmparator Diocletian’ın enflasyonla mücadele için belirlediği ücret tespitleri de bulunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    Aizanoi sadece Macellum ile değil Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus tapınağı ile de bilinir. Bu tapınak M.S. 1. yy. ile 2. yüzyıl arasında yapılmıştır. 120 adet İon ve 4 adet Korint sütun ile inşa edilmiştir. Zeus tapınağının galeri duvarlarında İmparator Hadrianus’u öven yazılar bulunur. Tapınağın yanında bulunan ve M.Ö. 2000’li yıllardan kaldığı düşünülen seramikler ise Aizanoi’nin ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    aizanoi antik kenti

    M.Ö. 1. yüzyıldan itibaren Roma kontrolünde büyük ilerlemeler kaydeden şehrin gelişmiş bir yol sistemi de bulunmaktaydı. Bu sistemin ana yolu ise zamanında 450 metre uzunluğa sahip olduğu düşünülen Sütunlu Cadde’ydi. Artemis Tapınağı’ndan alınan sütunlarla döşenen cadde, Macellum’a yani şehrin ticari merkezine açılıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Aizanoi Antik kenti’nde 15.000 kişilik bir tiyatro ve stadyum da bulunmaktaydı. Bu devasa yapıların bir kısmı günümüze dek gelmiş ve tüm depremlere rağmen ayakta kalmıştır. Şehrin sağlamlığı ve dayanıklılığı ile şaşırtan bir başka yapısı ise o zamanlar adı olan Penkalas olan Koca Çay üzerinde yer alan köprüdür. Bu Roma köprüsü günümüzde hâlâ kullanımdadır.

  • YÖRELERE ÖZGÜ EL EMEĞİ GÖZ NURU YEREL ÜRÜNLER

    YÖRELERE ÖZGÜ EL EMEĞİ GÖZ NURU YEREL ÜRÜNLER

    Şüphesiz, 81 ilimizin hangi ilçesine ya da köyüne gitsek yapımı emek isteyen, özgün ve nitelikli bir ürünle karşılaşmadan dönmeyiz. Tüm bu uğraşlar ve sonucunda ortaya çıkarılan üretimler aynı zamanda da kültürümüzü bu kadar renkli, bu kadar kıymetli yapan öğeler. Hepsini yazmaya kalksak kitap olur ki bu konuda yazılmış çok sayıda kitap zaten mevcut. Ama sayfamıza aldığımız birkaç tanesi bile bu konudaki çeşitliliği anlatmaya yetiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 8 Farklı Çeşit İle Mantı Dünyası

    8 Farklı Çeşit İle Mantı Dünyası

    Küçük küçük hamur parçalarının içine çeşitli baharatlarla harmanlanmış kıymanın konulduğu bu leziz yiyeceğin tek handikabı kilo aldırması… Ama ekmek kullanmadan sosunu abartmadan yiyerek bu istenmeyen durumu engellemek biraz da olsa mümkün… Ülkemizin ve Orta Asya’nın bu çekici lezzeti aslında dünyanın dört bir yanında farklı tarif ve sunumlarla yapılıyor. Bakalım mantı ülkemizde ve dünyada hangi isim ve biçimlerle sofralara geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bir kaşığa kırk tane mantı sığıyorsa o kesinlikle Kayseri mantısıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bilmelisiniz ki haşlanarak değil kızartılarak pişirilen çıtır mantı büyük bir emeğin ürünüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gürcü mantısı khinkali görünüş olarak, bildiğimiz Kayseri mantısının 5-10 kat büyükçesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Rus kökenli piruhi mantısı Osmanlı mutfağında da vardı ve içinde tulum peyniriyle ceviz bulunuyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İtalya’da neredeyse sabahları bile yenen mantı ravioli’nin harcı çok farklı tatlarla yapılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir Rus mantısı daha… Pelmeni, şekil olarak farklıysa da içeriği bizim mantımızla hemen hemen aynı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mantu, Afganlıların harcına kıyma ile birlikte ıspanak koyduğu ve haşlayarak pişirdiği mantıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Maultasche bir Alman mantısıdır ve içi kıyma, füme et, ıspanak ve baharatlarla hazırlanır.

  • YAZ BAŞINDA OLGUNLAŞAN MEYVE: KAYISI

    YAZ BAŞINDA OLGUNLAŞAN MEYVE: KAYISI

    Dünyada kayısı üretiminde ilk sırada Türkiye yer alır. Elazığ, Mersin, Iğdır, Antalya, Isparta, Kahramanmaraş gibi birçok ilde yetiştirilse de hepimizin bildiği üzere kayısı denince akıllara Malatya gelir. Rengiyle, kokusuyla, tadıyla yazın favori lezzetlerinden olan kayısı meyvesini ve yaz-kış demeden tüm yıl boyunca yiyebilmenin yollarını bu sayfada bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı, ağacı veya çekirdeği” title_font_size=”13″]

    Güneşi çok seven, kumlu, tınlı veya humuslu toprakta yetişebilen kayısı ağacı evimizin bahçesinde bile büyüyebilir. Tabii toprağa ekmeden önce sert kabuğunu kırarak içindeki tohumu çıkarmak gerekir. En az meyvesi kadar kıymetli olan kayısı çekirdeği, yağı çıkarılarak özellikle ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılır, sert kabuğu ise çoğunlukla yakacak olarak değer görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı kurusu” title_font_size=”13″]

    Üretilen kayısının yarısından fazlası kurutularak tüketilmektedir. Kayısı kurusu iki çeşittir: sarı kayısı ve gün kurusu. Kükürtle kurutularak sarı rengi korunan ve raf ömrü uzatılan kayısılara doğrudan kuru kayısı da denmektedir. Gün kurusu ise doğal yollardan güneşte bırakılarak kurutulan kayısı kurularına denir. Diğerine göre bozulmaya yatkın ama daha doğaldır. Kurutulan kayısılar yıl boyunca tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı reçeli” title_font_size=”13″]

    Bu yaz meyvesini yıl boyunca yiyebilmenin bir yolu da reçelini veya püre haline getirerek marmeladını yapmaktır. Taptaze ekmek dilimleri üzerine sürülen kayısı reçeli veya marmeladı, kahvaltı sofralarını çok daha keyifli hale getiren detaylar arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısılı tart veya kurabiye” title_font_size=”13″]

    Taze kayısıların ilave edilebildiği tarifler arasında tart, turta, kek, kurabiye gibi hamur işleri başı çeker. Hatta bu tariflerde taze kayısı yerine kayısı reçeli de kullanılabilir. Ve sadece hamur işi değil parfe gibi yaz tatlılarında da kayısı meyvesi iyi bir eşlikçidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı topları” title_font_size=”13″]

    Kuru kayısı ise hem tatlı hem tuzlu tariflerin malzemesi olabilir. Tatlısı için şu tarifi deneyebilirsiniz: 10 adet kayısıyı 5-10 dakika sıcak suda bekleterek bir avuç fındıkla birlikte blender’dan geçirin. Püre kıvamına gelen karışımı minik minik toplar haline getirin ve sonra Hindistan cevizine bulayın. Kayısı topları ara öğün veya atıştırmalık olarak tüketebileceğiniz besleyici lezzetlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı salatası” title_font_size=”13″]

    Kuru ya da taze kayısı dilimleri, içine ilave edildikleri salata çeşitlerine hoş bir koku, tat ve renk katar. Bilhassa kuru kayısının ilave edilebileceği başka bir tuzlu tarif de et yemekleri olacaktır. Nasıl olur demeyin… Örneğin Osmanlı mutfağının kuzu etiyle yapılan tencere yemeği mutancanın malzemeleri arasında kuru kayısı da yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayısı suyu veya kompostosu” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde kayısının taze ve kurusundan sonra en çok tüketilen şekli yoğun kıvamı ve şekerli tadıyla damakları şenlendiren suyudur. Daha doğal olacağı için kayısı suyunu hazır almak yerine evde hazırlamayı tercih edebilirsiniz. Bununla birlikte kayısı, kurusundan hoşaf, tazesinden komposto yapılarak da içecek formuna getirilebilir.

  • DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ MOZAİK MÜZESİ: ZEUGMA

    DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ MOZAİK MÜZESİ: ZEUGMA

    Daha açılmadan tüm dünyanın arkeoloji gündemini değiştiren Zeugma Mozaik Müzesi, Türkiye’nin en çok gezilen, en önemli müzeleri arasında yer alıyor. Gaziantep’i ziyaret edenlerin, tarihi Zeugma kentini ve dönemin yaşamını gerçeğe en yakın biçimde tanıması amacıyla, özel sergileme teknikleri kullanılarak düzenlenen Zeugma Mozaik Müzesi, modern Türk müzeciliği için bir gurur kaynağı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın En Büyük İkinci Mozaik Müzesi” title_font_size=”13″]
    mozaik

    2010 yılında açılan Zeugma Mozaik Müzesi, Hatay Arkeoloji Müzesi açılana dek dünyanın en büyük mozaik müzesiydi. Gaziantep’te Eski Tekel Fabrikası alanı üzerine kurulan müze tam 30.000 metrekarelik bir alanda görkemli bir şekilde yükseliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırat Nehri’nin En Stratejik Noktası: Zeugma” title_font_size=”13″]
    mozaik

    Zeugma Mozaik Müzesi’nde, Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan buluntular sergilenmektedir. Zeugma’nın kökleri M.Ö. 300 yılına dayanır. Büyük İskender’in generali olan Euphrates, Fırat Nehri’nin en stratejik noktasına kendi adını verdiği Seleukeia Euphrates şehrini kurar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dönemin Büyük Şehri: Zeugma” title_font_size=”13″]
    mozaik

    Ticarete elverişli stratejik konumu sayesinde zamanla büyüyen ve gelişen şehir, 80.000 kişilik bir nüfusa ulaşır ve Roma İmparatorluğu’na dahil edilir, ismi de köprü ya da geçiş noktası anlamına gelen Zeugma olarak değiştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tüm Dünyanın İzlediği Kazı” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Zeugma Antik Kenti’nde 1987 yılından beri devam eden kazılar, 2000 yılında ortaya çıkarılan eserlerle dünya çapında duyulmuştur. Bu haklı şöhretin sebebi, 2000 yılında Zeugma kazılarında çıkarılan ikiz Poseidon ve Euphrates villaları ve bu villaların içinde bulunan yüzlerce küçük eserdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baraj Sayesinde Kurtarılan Eserler” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    2000 yılında Birecik Barajı’nın tamamlanmasıyla daha geniş bir alanda kazı yapılması mümkün olmuştur. Böylece bu alanlarda bulunan mozaikler, sütunlar, çeşmeler gibi mimari elemanlar da kurtarılarak müzede sergilenebilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Yönüyle Tekrar Canlandırılan Şehir” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Zeugma Mozaik Müzesi’nin en önemli özelliği, eserlerin sergilenişinde izlenilen tutumdur. Şehirde yaşayan insanların inançları, kültürel – sosyal hayatları ve gündelik hayatla ilgili ayrıntıların ziyaretçiye sunulması sayesinde tam bir kültürel deneyim yaşamak mümkün olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Athena’nın Kayıp Parçası ” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Müzede sergilenen başlıca eserlerden biri, Athena Tapınağı’nın bir parçası olan Athena heykelidir. Atina şehrinin tanrıçası ve baş koruyucusu olan Athena’nın heykelinin eksik parçası kazı alanında bulunduktan sonra, Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde sergilenen gövde ile birleştirilerek Zeugma Müzesi’nin girişine yerleştirilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırat Nehri Kıyılarından Eserler” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Müzenin içi iki bölüme ayrılmıştır, ilk bölümde Zeugma’dan çıkarılan eserler sergilenirken, ikinci bölümde Gaziantep çevresinden çıkarılarak müzeye taşınan eserler sergilenir. Müzenin ilk bölümü yani Zeugma bölümünde, Hamam Mozaikleri, Fırat Nehri kenarında bulunan mozaikler ve kurtarma kazıları sonucunda çıkarılan mozaikler yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sergileme Taktikleri” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Müzenin ikinci bölümünde ise Gaziantep yöresinden ve etrafından çıkarılan Doğu Roma – Bizans Dönemi kilise mozaiklerini görmek mümkündür. Eserler yerleştirilirken kronolojik bir sıralama gözetildiği kadar, eserlerin bulunduğu coğrafi yerlere göre bir dizilim yapılması da gözetilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyük Savaşçı Mars Heykeli” title_font_size=”13″]
    mozaik müzesi

    Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenen göz alıcı eserler arasında Savaş Tanrısı Mars Heykeli ve Dionysos’un Düğünü Mozaiği de bulunmaktadır. Dionysos’un Düğünü Mozaiği’nin eksik olan bölümleri, görüntünün yansıtılmasıyla canlandırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çingene Kızı’nın Bakışları ” title_font_size=”13″]

    Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki belki de en önemli, en meşhur eser Çingene Kızı adıyla da bilinen Mainad Mozaiği’dir. Bu eser özel bir odada tek başına sergilenir, bu odanın özel tasarımının amacı Çingene Kızı’nın buğulu bakışlarını ortaya çıkarmaktır.

  • KEMAL SUNAL FİLMLERİNDEN HAFIZALARA KAZINMIŞ KOMİK REPLİKLER

    KEMAL SUNAL FİLMLERİNDEN HAFIZALARA KAZINMIŞ KOMİK REPLİKLER

    Türk Sineması’nın duayen oyuncusu Kemal Sunal 3 Temmuz 2000 tarihinde hayatını kaybetti ama güldüren filmleriyle aramızda yaşamaya devam ediyor. O filmlerden seçtiğimiz replikleri görür görmez, sanatçının özgün mimikleri ve konuşma tarzıyla zihninizde canlanacağına eminiz, çünkü çoğunu ezbere biliyoruz. Peki siz, “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” isimli bir kitap olduğunu ve içeriğinin Kemal Sunal’ın yazdığı yüksek lisans tezinden oluştuğunu biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hababam Sınıfı Tatilde” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süt Kardeşler” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çöpçüler Kralı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köyden İndim Şehire” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şaşkın Damat” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tosun Paşa” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Umudumuz Şaban” title_font_size=”13″]
  • DOĞANIN EN GÜZEL HALLERİNDEN BİRİ: LONGOZ ORMANLARI

    DOĞANIN EN GÜZEL HALLERİNDEN BİRİ: LONGOZ ORMANLARI

    Derinliklerinde yüzlerce kuş çeşidini, yabani canlıyı, endemik bitkiyi hatta göl, kumul gibi farklı oluşumları barındıran longoz ormanları nasıl oluşur? Sorunun cevabını aşağıda bulabilirsiniz ama önce fotoğraflara uzun uzun bakmanızı ve longozların fotoğraflardan bile yansıtabildiği dinlendirici gücünden faydalanmanızı öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • BAYBURT: DOĞU KARADENİZ’İN KÜLTÜR DURAĞI

    BAYBURT: DOĞU KARADENİZ’İN KÜLTÜR DURAĞI

    Ulusal ve uluslararası sanat arenasında ilgiyle karşılanan Baksı Müzesi ile bölgenin kültürel dokusuna yepyeni heyecanlar katıyor Bayburt. 80 bin civarında nüfusa sahip olan şehir, Dede Korkut Kültür ve Sanat Şölenleri, Geleneksel Tuzlu Su Festivali ve Karaçayır Şenlikleri ile de kültürel yaşamı canlı tutmayı ihmal etmiyor. Bayburt’un en güzel zamanları bahar sonu ve yaz ayları. Yani şehri tanımanın da tam vakti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bayburt doğuda Erzurum, güneyde Erzincan, batıda Gümüşhane, kuzeyde Trabzon ve Rize ile komşudur. Doğu Anadolu ile Karadeniz arasında geçiş noktası olan şehir coğrafi olarak Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alır. Bayburt aynı zamanda şehrin merkez ilçesinin adıdır ve Aydıntepe ile Demirözü olmak üzere iki ilçesi daha bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehir manzarasının önemli elemanlarından biri 2 km’den uzun ve 30 m yüksekliğinde surlara sahip olan Bayburt Kalesi’dir. Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarım gördüğü bilinen kaleyle ilgili en önemli tarihi bilgiyi Evliya Çelebi verir. 1647 yılındaki ziyaretinde yaptığı gözlemlere göre kale içinde camisi de bulunan 300 hanelik bir mahalleyi çevrelemekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mescit Dağı’ndan doğup Gürcistan’a geçerek, Batum üzerinden Karadeniz’e dökülen Çoruh Nehri’nin, sınırlarımızdan çıkmadan önce geçtiği şehirlerden biri de Bayburt’tur. Coşkusuyla ünlü Çoruh’a yaslanan şehirde rafting, turistlerin rağbet ettiği etkinliklerden biridir. Turistler için doğanın tadını doyasıya çıkarmanın bir yolu da rafting alanında kamp kurmaktan geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bayburt’un Trabzon’la arasında uzanan bir yol var ki fotoğrafı bile insanı tedirgin etmeye yetiyor. İki şehri en kısa mesafe olan 3 bin 500 metre yükseklikteki Soğanlı Dağı üzerinden birbirine bağlayan Derebaşı Virajları’ndan söz ediyoruz. “Zor Yol” adıyla da bilinen ve 13 virajı bulunan yol, yürekleri ağızlara getirdiği anlara muhteşem doğa manzaraları eklemeyi de ihmal etmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Prof. Dr. Hüseyin Koçan tarafından 2010 yılında Bayraktar köyünde doğanın göbeğinde açılan ve 2014 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’ne layık görülen Baksı Müzesi Bayburt’u ziyaret etmek için tek başına bir neden. Sergilere, çağdaş sanat atölyelerine, konferanslara, sanat şenliklerine mekân olan müze, çağdaş ve geleneksel sanatları aynı çatı altında toplamayı ustalıkla başarıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgeleri arasında kalan şehirde iki kültüre ait yemek çeşitleri de görülebilmekte. Burada karalahana yemeği, lor dolması da yiyebilirsiniz, içli kete veya tandır ekmeği de. Bayburt aynı zamanda börek ve tatlıların da bol olduğu bir mutfağa sahip. Tel helva, süt böreği en bilinen lezzetleri. Ülkemizin farklı şehirlerinde sahiplenilen, komşusu Erzurum tarafından coğrafi işaret alınan su böreği de Bayburt sofralarında sık rastlanan bir tat.

  • EDEBİYATIMIZDAN YAYILAN KAHVE KOKUSU

    EDEBİYATIMIZDAN YAYILAN KAHVE KOKUSU

    Sizin için çay mı önce gelir, kahve mi? Tabii kahve dediysek köpüğü üstünde Türk kahvesinden söz ediyoruz. Eğer tercihiniz çaydan yanaysa mutlaka “Şiirlerde Demlenen Çay” sayfamızı görmenizi de öneririz. Yok, Türk kahvesiz günüm geçmez diyorsanız, içinde kahve geçen aşağıdaki dizeler ve cümleler özellikle sizin için…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cahit Sıtkı Tarancı, Bugün Hava Güzel şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşar Kemal, Tek Kanatlı Kuş kitabından…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turgut Uyar, Kayayı Delen İncir kitabından…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rıfat Ilgaz, Karadeniz’in Kıyıcığında kitabından…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Edip Cansever, Dirlik Düzenlik şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar kitabından…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Orhan Veli Kanık, Bütün Şiirleri kitabından…” title_font_size=”13″]
  • İSTANBUL’U TAMAMLAYAN MİMARİSİYLE SÜLEYMANİYE CAMİİ

    İSTANBUL’U TAMAMLAYAN MİMARİSİYLE SÜLEYMANİYE CAMİİ

    Yüzyıllardır, Tarihi Yarımada’dan yansıyan silüetiyle Haliç’i, Marmara Denizi ve Boğaz’ı selamlayan Süleymaniye Camii için Mimar Sinan kalfalık eserim demiş, büyük şair Yahya Kemal ise hislerini Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirinde şöyle dile getirmiştir:

     

    “Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,

    Seçmiş İstanbul`un ufkunda bu kudsî tepeyi;

    Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,

    Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii, en büyük Osmanlı külliyelerinden olan Süleymaniye Külliyesi’nin ana unsurudur. Bu yapı kompleksi medreseler, kütüphane, sıbyan mektebi, darüşşifa, darüzziyafe, hamam gibi bölümlerden oluşur ve aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ile Mimar Sinan’ın türbelerine ev sahipliği yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1551-1557 yılları arasında inşa edilen caminin yapım sürecini Evliya Çelebi şöyle anlatır: “Bütün Osmanlı ülkesinde ne kadar bin mükemmel üstat, mimar yapı ustası, işçiler ve taşçılar ve mermer işleyenler varsa hepsini toplayıp üç yıl bütün ayakları bağlı forsa temelini yerin altına indirdiler. Üç senede binanın temeli yeryüzüne yükselip bina meydana çıktı. Bir yıl o halde kaldı… Bir yıldan sonra Sultan Bayazıd-ı Veli‘nin presesine (hiza ipi) göre mihrap kondu. Dört tarafına duvarlarını kubbe aralarına varıncaya kadar üç yıl yükselttiler. Ondan sonra metin güçlü dört paye üzerine yüksek kubbeyi yaptılar…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin en görkemli tarafı şüphesiz ki dört fil ayağı üstüne oturtulmuş 53 metre yüksekliğindeki ana kubbesidir. 27,5 metre çapındaki kubbenin kemerine Mimar Sinan, “kemeri kübra” yani “kudret kemeri” adını vermiştir. Kubbenin hemen altındaki kasnak 32 adet pencereyle çevrilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Cami önce iki minareli olarak inşa edilmiş, Sultan Süleyman’ın isteği üzerine son cemaate giriş yerindeki duvarın köşelerine iki minare daha eklenmiştir. Böylece cami avlusunun dört köşesi birer minare ile taçlandırılmıştır. İlk iki minare 76 metre uzunluğundadır ve üçer şerefesi bulunur. Sonradan eklenen iki minare ise 56 metre yüksekliğinde ve ikişer şerefelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kubbe kasnağındaki 32 ve diğer kısımlardaki 138 adet pencere ile aydınlanması sağlanan caminin iç süslemeleri görkemli mimarisine nazaran oldukça sadedir. En dikkat çeken detaylar, ana kubbenin ortasında yazan Nur Suresi ile mihrabın iki yanındaki pencerelerin üstünde, çini madalyonlarda yazan Fetih Suresi işçilikleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İnşa sırasında kullanılan malzemelerin Osmanlı topraklarının dört bir köşesinden getirtildiği rivayet edilir. Buna göre, taşlar İstanbul ve Yalova’dan, beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, demir Bulgaristan’dan, yeşil mermerler Arabistan’dan, kurşun Sırbistan’dan, kereste Istıranca’dan, alçı ve kireç Bursa’dan getirtilmiştir. Diğer taraftan, bu yapının tarihte onlarca deprem atlatan İstanbul’da hasar almadan günümüze kadar ulaşmayı başarması malzemesinin ve mimarisinin gücüyle doğru orantılıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    16. yüzyılda yaşayan Mimar Sinan’ın mesleki dehası 21. yüzyıl insanına eserleri aracılığı ile ulaşmıştır. Süleymaniye Camii de onlardan biridir. Örneğin kubbenin iç taraflarına ağzı açık bir şekilde yerleştirilen 50 cm boyunda 64 küp koyarak akustiği dengeleyen Mimar Sinan, külliyedeki tabhanenin altına bir sarnıç yaptırarak, camide biriken yağmur sularının bu sarnıca gitmesini sağlamıştır.