Yazar: admin

  • SONBAHARDA MUTFAK YAŞAMINIZDA DEĞİŞİKLİKLER YAPIN

    Evde fazlaca vakit geçirdiğimiz yerlerin başında mutfak gelir. Ve bu elimizde değildir… Kahvaltı için, öğle ve akşam öğünleri hazırlamak için, yemek sonrası dağınıklığı toplamak için, alışveriş malzemelerini yerleştirmek, düzenlemek, kontrol etmek için, derken günü yaşadığımız mekân oluverir mutfak. O zaman ortama ara sıra minik dokunuşlarla heyecan, taze ve yeni enerji katmayı da ihmal etmemek gerekir. Sonbahar aylarında mutfağınızda ufak değişiklikler yapmak isteyenler için ise önerilerimiz hazır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • FORMULA 1 YARIŞLARINDA EN ÇOK DUYULAN TERİMLER

    FIA, yani Uluslararası Otomobil Federasyonu tarafından düzenlenen Formula 1’e kısaca F1 dendiğini biliyorsunuz, diğer adı ise Grand Prix Yarışları. Pilotlar yıl boyunca Formula 1 araçlarıyla farklı ülkelerde, her birine Grand Prix adı verilen, özel pistlerde yarışıyor ve yıl sonunda şampiyonluğu elde etmeye çalışıyorlar. Formula 1’i televizyondan takip ederken bile karşınıza çıkabilecek bazı terimleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Formasyon Turu, Pole Pozisyonu, Grid, Spin, G-Force Nedir?” title_font_size=”13″]

    Formasyon turu lastiklerin ısınması amacıyla araçların yarış başlamadan hemen önce pistte attıkları tura denir. Pole veya pol pozisyonu, yarışa en önde başlamak için sıralama turu seansında en iyi zamanı elde ederek kazanılan pozisyondur. Grid, sıralama turu seansı sonucuna göre araçların yarış öncesinde sıralandıkları alandır. Spin, araçların pilot hatası veya kontrol dışı sebeplerle kendi etrafında dönmesi durumuna denir. G-Force veya G kuvveti ise, araçların yüksek miktarda hız ve yön değişikliği yapması sırasında pilotların maruz kaldığı, yerçekimi kuvvetine eşdeğer fiziksel kuvvettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Apex, Şikan, Kerb, Çakıl Havuzu Nedir?” title_font_size=”13″]

    Apex, pilotların virajları en ideal biçimde geçebilmek için takip ettikleri yarış çizgisinin ismidir. Şikan ise pistlerdeki uzun düzlüklerin sonunda araçların yavaşlaması için oluşturulmuş sert viraj dizisidir. Kerb, pilotların yavaşlamalarını ve pist sınırları içerisinde kalmalarını amaçlayan virajların yan tarafındaki tümsek bölüme denir. Çakıl havuzu, araçların pistten çıktıktan sonra bariyerlere çarpmasını engellemek için oluşturulan hız düşürücü alandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pit Duvarı, Pit Stop, Telemetri, Kokpit, Halo Nedir?” title_font_size=”13″]

    Pit duvarı, takım sahibi ve mühendislerinin yarış boyunca verileri monitörlerden izlediği ve pilotlarla iletişime geçtiği bölümdür. Pit stop, bir aracın yarış esnasında lastik değiştirme gibi nedenlerle takım garajına yaptığı kısa süreli ziyarete denir. Telemetri, araca dair tüm teknik verilerin bilgisayara aktarıldığı sistemdir. Kokpit, şasinin pilotları içine alan kısmı iken, halo, gelebilecek yabancı cisimlere karşı pilotları korumak amacıyla kokpitin üstünde bulunan halka şeklindeki parçaya denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güvenlik Aracı, Padok, Sektör Nedir?” title_font_size=”13″]

    Güvenlik aracı yarış sırasında yaşanan bir problem nedeniyle pit bölgesinden çıkış yapan ve araçların yavaş şekilde takip etmesi gereken otomobildir. Padok, yarışçıların tüm ekipmanlarının, konaklama birimlerinin, basın merkezlerinin yer aldığı özel alana denir. Sektör ise pilot ve araç performansını zaman olarak daha iyi takip edebilmek için belirlenen pistin üçte birlik bölümüdür.

  • FARKLI LEZZETLERLE MASALARA GELEN DENİZ ÜRÜNLERİ

    Kimi “denizden babam çıksa yerim” derken, kimi “balıktan başkasına el sürmem” der. Kimi de var ki kabuklarını görmediği sürece yiyebileceğini söyler… Yesek de yemesek de bilgi sahibi olmak önemli… Aşağıda, ülkemizde de tüketilen leziz deniz ürünlerini görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Farklı türleri bulunan karidesin kabuklarını soymak biraz zahmetli iştir ve ne zaman soyulacağı yapılacak yemeğe göre değişir. Örneğin haşlayarak mezelerde kullanılacaksa önce haşlamak sonra soymak gerekir. Eğer tavası, sotesi, salatası, çorbası yapılacaksa önce soyulup sonra haşlanmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kalamarı alıp kendiniz de temizleyebilirsiniz ama en kolayı temizlenmişini alıp pişirmek olacaktır. Temizlenmiş kalamarı istediğiniz kalınlıkta keserek yumuşatmak üzere marine etmelisiniz. Bunun için birer çay kaşığı tuz, şeker, karbonat karışımıyla iyice ovabilir hatta içinde birkaç saat bekletebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    En çok tavası ve dolması yapılan midyeleri temizlemek, işin en hassas ve özen gerektiren noktasıdır. Kabukları fırçalayarak bol suda yıkamak, kabuğun dışında sakal gibi sarkan kısmı çekerek çıkarmak ve bıçak yardımıyla kabukları ikiye ayırmak, sonrasında tuzlu suyun içinde bekletmek gibi aşamaları vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kesilmesi, temizlenmesi, hazırlanması en çok zahmet isteyen deniz ürünlerinden biri de ahtapottur. Hatta sizin için temizlenmiş ve pişirilmiş halini tercih etmeniz daha mantıklı olabilir. Ahtapot kızartılabilir, sebzelerle sotelenebilir, salata veya makarna gibi birçok tarife eşlik edebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İstiridye de tıpkı midye gibi iki kabuk arasında gelişen bir deniz canlısıdır ve temizlemesi de en az midye kadar hassasiyet ister. Aralarındaki fark ise midye çiğ yenmezken, istiridye etli kısmının üstüne limon sıkılarak çiğ olarak tüketilebilir. İstiridye alırken kabukların aralık olmamasına dikkat etmek tazeliği açısından önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Derin sularda yaşayan deniztarağı da kabuklu bir deniz ürünüdür. Kabukları içindeki beyaz bölüme zarar vermeden ulaşmak için dikkatlice açılmalı ve bu kısım parçalanmadan nazikçe çıkarılmalıdır. Bol suyla yıkanması gereken deniztarağı çiğ olarak veya kızartması yapılarak, sotelenerek, fırında pişirilerek tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Zor bulunduğu için diğerlerine göre daha pahalı olan ve kabuk rengi türüne göre maviden kahverengiye değişebilen ıstakoz önce mutlaka suda haşlanmalıdır, sonrasında isteğe göre ızgarası veya buğulaması yapılabilir. Ayıklamak içinse küçük ıstakoz makası kullanılmalıdır. Istakozun sadece kuyruk, karın ve kıskaç bölgesindeki etler tüketilebilir.

  • DÜNYADA ZİYARET ETMENİN MÜMKÜN OLMADIĞI YERLER

    DÜNYADA ZİYARET ETMENİN MÜMKÜN OLMADIĞI YERLER

    Kimi tarihi öneminden dolayı, kimi henüz araştırma aşamasında olduğu için, kimi de geçmişteki hikâyesi nedeniyle ziyaret edilemiyor. Dünyada ziyaretin mümkün olmadığı yerlerden bazılarını ve nedenlerini sizin için araştırdık. Listemizi ziyaret yasağının gündemde olduğu ama kararın henüz yürürlüğe girmediği bir adayla başlatıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    2019 yılında haber siteleri Endonezya’daki Komodo Adası’nın 2020’de ziyarete kapatılacağı bilgisiyle çalkalanmıştı. Yetkililerin bu kararı alma nedeni ise adanın alametifarikası olan dünyanın en büyük kertenkele çeşidi Komodo ejderlerinin turistler tarafından yakalanıp kaçırılmasıydı. Bu olayların önüne geçmek ve adadaki doğal yaşamı koruma altına almak için verilen bu karar henüz yürürlüğe girmedi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın Ise şehrinde bulunan Şinto tapınağı birden çok tapınaktan oluşan bir yapı kompleksidir. 8. yüzyıldan bu yana 20 yılda bir yıkılarak yeniden inşa edilir. Her yıl ilginç ve karmaşık mimarisini görmek isteyen çok sayıda turist mekâna kabul edilmez, nedeni, Ise Tapınağı’nın sadece rahipler ve ülkedeki kraliyet ailesine hizmet vermesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İzlanda’nın güneyinde Atlas Okyanusu’ndaki Surtsey Adası, 14 Kasım 1963 tarihinde başlayıp 1967 yılına kadar süren volkanik hareketlenmeler sonucu oluşmuş bir ada. Ve o tarihlerden beri de giriş yasak… Amaç, insan müdahalesi olmadan oluşan ekosistemi gözlemlemek. Bunun için de adaya sadece bazı bilim insanları gidebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fransa’da yer alan Lascaux Mağarası’nı özel kılan, insanlık tarihinde bilinen ilk duvar ve tavan resimlerine sahip olması. 1940 yılında keşfedilen mağara aslında 1948’de ziyarete açılmış, fakat solunum ve vücut ısısıyla oluşan nem, ısı, karbondioksit gibi faktörler resimlere zarar vermeye başlayınca 1963’te ziyarete kapatılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İtalya’da Venedik yakınlarındaki bir lagünde bulunan Poveglia Adası, hakkında dolaşan ürkütücü efsanelerle ünlü bir ada. Gerçek olan bilgi ise, 18. yüzyıl sonlarından itibaren vebaya yakalanan insanların karantinaya alındığı ve akıl hastalarının yatırıldığı bir bölge olması. İçindeki akıl hastanesinin 1968 yılında kapatılmasıyla boşalan adaya ziyaretler yasal olarak iptal edilmese de ziyarete de açık değilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlk Çin imparatoru Çin Şi Huang’ın yapımı 30 yıldan fazla süren mezarının tamamı 66 km2’lik bir alana karşılık geliyormuş. Bilindiği gibi imparatorun, mezarını koruması için yaptırdığı düşünülen yüzlerce toprak askerin varlığından 1974 yılında haberdar olunmuştu. Buzdağının görünmeyen kısmı ise henüz açığa çıkmadı çünkü tarihi eserlerin zarar görme riski çok büyük. Çalışmalar devam ettiği için de Çin Şi Huang’ın mezarı ziyarete kapalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta uzaktan gördüğünüz bu ada, Büyük Okyanus’taki Hawaii adalarından olan Niihau Adası, takma ismiyle The Forbidden Isle yani Yasak Ada. Bu adaya ziyaretlerin yasak olmasının nedeni ise Bruce Robinson ve Keith Robinson kardeşlere ait özel mülkiyet alanı olması. Dışarıdan girişler sadece ada sahiplerinin davetlilerine serbestmiş ve az sayıda yerlinin de yaşadığı adada tamamen doğal yaşamın korunması amacı güdülüyormuş.

  • YAZ MEVSİMİNİN BİTİŞİNİ HAYVAN DOSTLARIMIZ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

    YAZ MEVSİMİNİN BİTİŞİNİ HAYVAN DOSTLARIMIZ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

    Deniz, kum, güneş üçlüsünü sevenler, doğanın renklenip yeşillenmesiyle içi kıpır kıpır edenler yazın bitmesine üzülüyor olabilirler! Ama şöyle düşünün… Dökülen yapraklar arasında romantik yürüyüşler yapmanın, çiseleyen yağmuru dumanı tüten kahve eşliğinde seyretmenin mevsimi başlıyor şimdi de! Her mevsimi gören bir coğrafyada yaşamanın güzel tarafı da bu işte… Bakalım hayvan dostlarımız yazın bitişini nasıl değerlendirmiş? 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • 6 Maddede Yaz Günlerinin Sonu Sonbahar Ekinoksu

    6 Maddede Yaz Günlerinin Sonu Sonbahar Ekinoksu

    Yazın bitişi ağustosun son günlerinden beri hissedilse de sonbaharın başlangıcı 23 Eylül yani Sonbahar Ekinoksu’nun gerçekleştiği tarih olarak kabul ediliyor. Fakat ekinoks tarihleri bazı yıllarda değişiklik gösterebiliyor, işte bu sene de onlardan biri ve Sonbahar Ekinoksu 22 Eylül’e denk geliyor. Sararan yapraklara, serinleten rüzgârlara ve sonbahar yağmurlarına günler kala ekinoks 6 maddeyle listemizde!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ekinoks, Ekvator üzerinde gündüz ve gece sürelerinin eşit olduğu tarihlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ekinoks kelimesi Latince “aequus” yani “eşit” ve “nox” yani “gece” kelimelerinin bileşiminden meydana gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    21 Mart ekinoksu ilkbaharın başlangıcı sayılırken, 23 Eylül ise sonbaharın başlangıcı olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    23 Eylül tarihinden itibaren Kuzey Yarımküre’de yaşayanları daha uzun geceler, Güney’dekileri ise uzun gündüzler bekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sık sık karıştırılan ekinoks ve gün dönümü ise aslında birbirinden çok farklı… Yaz gün dönümü 21 Haziran tarihine, kış gün dönümü ise 21 Aralık tarihine denk geliyor ve bu tarihler yaz ile kış mevsimlerinin başlangıcı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ekinoks sadece dünyaya özgü değil; Satürn’de de 15 yılda bir ekinoks yaşanıyor.

  • İSTANBUL GEZİ REHBERİ: KADIKÖY

    Birkaç günlük geziyle keşfetmenin olanaksız olduğu, akla her düştüğünde mis gibi deniz kokusu, vapur ve martı sesleriyle anıları canlandıran büyük ilçemiz Kadıköy… Her semti ve sokağıyla büyüleyen bu yerleşim, “beni tanı” yerine “beni yaşa” diyen bir bölgedir ve geldim gördüm diyerek geçmeniz oldukça zordur. Yine de şu lokasyonlara vakıf olmak Kadıköy’ün havasını almanız için kâfi gelecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kadıköy İskelesi veya iskele meydanındaki Haldun Taner Tiyatrosu’nun önü Kadıköylüler için öteden beri nostaljik bir buluşma noktasıdır. Genellikle buluşan dostların devamındaki eylemi ise nostaljik tramvay güzergâhını takip ederek Boğa Heykeli’nin bulunduğu noktaya, oradan da Bahariye Caddesi’ne çıkmak şeklindedir. İkinci alternatif ise PTT’nin olduğu taraftan ara sokaklara saparak Bahariye Caddesi’ne ulaşmak olabilir. Tabii bu sırada sahafların da yer aldığı pasajları dolaşmak, birbirinden özgün üretimlerin yer aldığı dükkânlardan alışveriş yapmak kaçınılmazdır. Ve Bahariye Caddesi’ne çıkıldığında Süreyya Operası’ndaki bir etkinliği izlemek bu adreste yapılacak en güzel aktivitelerden biridir. 1924-1927 yılları arasında Süreyya İlmen Paşa tarafından yaptırılan Süreyya Operası, tarihi hikayesi ve nostaljik mimarisiyle de ilginizi çeken özel yapılardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.” der Necip Fazıl, Canım İstanbul şiirinde… Şehre biraz yukarıdan baktığı doğrudur ama bir Modalı olmasanız bile sokaklarını birkaç saat arşınladığınızda sizi dışlamak bir tarafa evinize dostlar edindirerek uğurlar. Moda kafeleri zincir restoranların aksine, yan masadakiyle, işletme sahibiyle, garsonuyla selamlaşmadan girip çıkmanın yadırgandığı mekânlardır. Yemeğinizi yedikten sonra ise ünlü sahilinde uzun yürüyüşler yapmadan, çimenlere örtünüzü serip güneşe karşı uzanmadan dönmek olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avrupa yakasından Kadıköy’e vapurla geçerken ve iskeleye az bir mesafe kalmışken, tarihi tren istasyonu Haydarpaşa Garı tüm yolcuları taşıdığı zengin mirasla selamlar. Muhtemelen İstanbul’da yaşayan veya turist olarak gelmiş pek çok kişi bu anı deneyimlemiştir. Fakat sadece önünden gelip geçmekle yetinilmemelidir. Mutlaka, tarihi yapının içine girilmeli, mimarisi incelenmeli, denize bakan merdivenlerinden “Seni yeneceğim İstanbul!” diye seslenmelidir, zira Yeşilçam filmlerinin yüzümüzü güldüren bu repliğinin seti ya Boğaz gören bir lokasyon ya da Haydapaşa Garı’nın bu merdivenleri olagelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sadece Kadıköy’ün değil İstanbul en meşhur adreslerinden Bağdat Caddesi boydan boya yürünmesi gereken bir rota. O bölgede oturanlar için caddenin geniş kaldırımlarında yürüyüşler yapmak klasik bir rutindir. Lüks mağazaların el işi ürünler yapıp satan küçük esnafla dip dibe yer aldığı, şaşırtıcı sürprizlerle karşılaşmanın çok olası olduğu bir yerdir burası. Caddenin üst tarafından ara sokaklara dalarsanız Şemsettin Günaltay Caddesi’ne, alt taraftaki sokaklardan Marmara sahiline çıkarsınız. Özellikle sahile açılan sokakları ağır adımlarla gezmek gerekir ki birbirinden zarif eski ahşap köşkler gözden kaçırılmasın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anadolu yakasının Avrupa yakasına kıyasla daha sakin, daha dingin olduğu her zaman söylenir. Bunda iş merkezlerinin büyük bir kısmının Avrupa yakasında toplanmış olmasının ve Anadolu tarafındaki yerleşimlerin şehir merkezine daha sonradan katılmış olmalarının payı büyük elbette. Kadıköy ilçesinde doğayla baş başa kalabileceğiniz, denize yakın sakince vakit geçirebileceğiniz pek çok adres bulunmakta. Onlardan biri de Fenerbahçe Parkı. İster piknik alanlarında kendi yemeklerinizle bir doğa sofrası kurabilir, isterseniz park alanındaki restoranlarında vakit geçirebilirsiniz. Özellikle hafta sonu kahvaltısı için tercih edilen bir yer Fenerbahçe Parkı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Caddebostan’ın ve sahilinin sayfiye yeri olduğu dönemler eskide kaldı ama hâlâ yaz aylarında denizin tadını çıkarmak isteyenler için uğrak nokta Caddebostan sahilidir. Günümüzde genç, yaşlı herkesin rağbet gösterdiği sahilde denize girebilir, yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilirsiniz. Buraya kadar gelmişken uzaktan da olsa görmenizi istediğimiz yapı ise Ragıp Sarıca Köşkü olacak. Ragıp Sarıca Paşa tarafından 1906 yılında yaptırılan köşkün görkemi göz kamaştırıcı. Bugün atıl vaziyette olan yapı uzun süre sessizliğe terkedildiği için halk tarafından Perili Köşk adıyla anılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu bölgeye bir gezi planlayın ya da planlamayın Kadıköy’de bir kere de olsa gidip görülmesi gereken müzeler bulunmaktadır. Örneğin İstanbul Oyuncak Müzesi. 1700’lü yıllardan günümüze kalan bir köşkte sergilenen, kimileri insanı hayretler içerisinde bırakan yüzlerce oyuncak Göztepe semtindeki bu müzede görülebilir. 1999 yılında kaybettiğimiz sanatçımız Barış Manço’nun, bir zamanlar yaşadığı Moda’daki evi de Barış Manço Müze Evi olarak ziyarete açık durumda. Sanatçının yaşam alanını ve özel eşyalarını görmek isteyenlerin bu mekâna güzel duygularla girip çıkacağına şüphe yok.

  • TARIK AKAN’IN SİNEMADA CANLANDIRDIĞI KARAKTERLER

    Türk Sineması’nın unutulmaz jönlerinden biri olarak tarihe geçen Tarık Akan, kariyeri boyunca 100’den fazla filmde rol almış ve genellikle de başrolde oynamıştır. Sanatçının rol aldığı film türlerini, kariyerini dönemlere ayırarak incelemek mümkündür. Aşağıda kendisiyle bütünleşen ve zaman zaman şaşırtan film karakterlerinden bazılarını görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Her şey, Yusuf Efendi’nin mirasını bırakmak istediği gayri resmi oğlu Ferit’in kasabaya gelerek bir fotoğrafçıda çalışmasıyla başlar… Hurafeler, mirasa konmak isteyen akrabalar, bu sırada filizlenen bir aşk derken ortalık tatlı bir curcunaya dönüşür. Başrolde Tarık Akan’a Necla Nazır eşlik etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1973 yapımlı Oh Olsun filminde Ferit Haznedar, zengin bir fabrikatörün üç oğlundan biridir. Haylaz bir üniversite öğrencisi ve çapkın bir delikanlıdır. Diğer kardeşleri de haylazlıkta ondan aşağı değildir ve sonunda üç kardeş babaları tarafından cezalandırılırlar, cezaları ise fabrikada işçi olarak çalışmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Üçer çocukları olan Yaşar Usta ve Melek Hanım’ın evlenmeye karar vermeleriyle başlayan hikâyede Tarık Akan ailenin yakışıklı, efendi ve zengin bir kıza gönlünü kaptırmış oğludur. Güldürürken düşündürmek klişesinin başyapıtlarından biri olan Bizim Aile sıcacık bir kalabalık aile filmidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlki 1975 yılında çekilen Hababam Sınıfı serisinin başrol oyuncularından biridir Tarık Akan. Yaramazlıktan sınıf geçmeye fırsat bulamayan ama kocaman birer yüreğe sahip olan Hababam Sınıfı öğrencilerinin en yakışıklı olanıdır, bu yüzden de adı Damat Ferit’e çıkmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1973 yapımlı film dram türündedir. Murat (Tarik Akan), küçük kardeşi Kahraman’la (Kahraman Kıral) yaşamaktadır ve bir süre sonra yoksul hayatlarına arkadaşı Halit de (Halit Akçatepe) katılır. Hikâyenin yönünü Murat ve Halit’in küçük Kahraman’ın kanser olduğunu öğrenmeleri belirler. Artık her şey Kahraman’ı mutlu etmekle ilgilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1979 yılında çekilen Adak’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini Atıf Yılmaz yapmıştır, film Tarık Akan’ın rol aldığı en dramatik filmlerden biridir. Sevdiği kız Gülbahar’la (Necla Nazır) kaçarak evlenen Müslüm’ün, hem yoksulluğun hem törelerin pençesine düşmesi ve olaylar karşısındaki tutumu filmin omurgasını oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1985 yapımlı film Tarık Akan’ın rol aldığı tüm filmler gibi bir ünlüler geçididir. Cemil rolünde Cüneyt Arkın, Tayfun rolündeki Tarık Akan’ın en yakın arkadaşıdır ve tesadüflerin de devreye girmesiyle ikili aynı kadına âşık olur. O kadın, genç ve güzel doktor Ümran’dır, Ümran’ı canlandıran oyuncu ise Gülşen Bubikoğlu’dan başkası değildir.

  • SUŞİ: JAPON MUTFAĞINDAN DÜNYAYA YAYILAN TARİF

    Uzakdoğu ülkelerinde sevilen, Batı’nın kendi kültürüne uyarlamakta gecikmediği suşi ülkemizde de rağbet gören bir yiyecek, fakat bir o kadar sevmeyeni de bulunmakta. Kimileri sadece çiğ balıktan yapıldığını düşünerek uzak duruyor kimileri yosun sevmiyor kimileri de bazı malzemelerin birlikteliğine adapte olamıyor. Tercih edip etmemek bir tarafa, suşi kültürüne hâkim olmak kullanılan bazı terimleri bilmekle başlıyor. Mesela malzemenin sarıldığı yosun yaprağına nori deniyor, norinin elle koni biçimde sarılmasına temaki… Özellikle Japonya’da mutlaka suşi yanında servis edilen yeşil çaya agari denmekte. Otemoto ise suşileri yemek için kullanılan çubukların adı. İsimlendirmeler bu şekilde uzayıp giderken suşi hakkında şöyle bilgiler de bulunuyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • OĞUZ ATAY HAYRANLARI BU SAYFAYA!

    OĞUZ ATAY HAYRANLARI BU SAYFAYA!

    1934-1977 yılları arasında yaşayan yazarın hayattayken hiçbir kitabının ikinci baskısını göremediğini daha önceki Oğuz Atay listemizde dile getirmiştik. Şimdi de ölümünün ardından baskı üstüne baskı yapan kitaplarından tadımlık alıntılarla karşınızdayız. Peki, neden böyle oldu dersiniz? Neden, Oğuz Atay kendi döneminde anlaşılamadı ve hak ettiği ilgiyi göremedi? Şüphesiz eğer yaşasaydı bunun nedenini de en iyi o anlatabilirdi! Ne de olsa kendisi hem yazar hem neredeyse insanın o tuhaf yapısını çözmüş bir matematikçiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eylembilim” title_font_size=”13″]

    İnsan genel bir isimdir, çeşitli şartlar altında, çeşitli bireyleri ifade etmek için kullanılabilir. Ona, ‘insan’ yerine, mesela ‘X’ de diyebilirsiniz. Ona ‘X’ denilebilirse, özellikle ben, bu varsayımdan dolayı çok mutlu hissederim kendimi. Çünkü ben bir matematikçiyim ve içinde bulunduğum durumda bütün umudum, başıma gelenleri, bir ‘X’ bilinmeyeninin çözülebilir fonksiyonlarından ibaret olarak görebilmektir. Böylece birçok korkulu rüya hiç yaşanmamış olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tehlikeli Oyunlar” title_font_size=”13″]

    İşte bu ahşap evimde, bir gece için de olsa, seni barındırıyorum; bir işe yaradığımı hissediyorum. Son zamanlarda neye yaradığımı pek bilemiyorum da. Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyunlarla Yaşayanlar” title_font_size=”13″]

    Hayır! Romantikler ölmez, his ve acı ölmez! İnsanlar büyük acılara her zaman ilgi göstermişlerdir. Büyük insanlar ve büyük acılar! İşte tiyatronun iki temel direği. (Ümitsiz) Fakat nerde eski acılar, nerde kralların eski acı çekişleri? Nerde büyük ihanetler ve büyük sadakatlar? (Yüzünü buruşturur.) Şimdi sıradan vatandaşların okuyucu mektuplarında yer alan dertleriyle seyircide merak uyandırmaya çalışıyoruz. (Emel’e parmağını sallar.) Yani seyirciye kendisini göstermeye çalışıyoruz. İnsan, kendisi gibi olanlara merhamet eder mi hiç?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tutunamayanlar” title_font_size=”13″]

    Ter içinde uyandı. Görünmeyen iplerle bağlandığı yataktan kendini ayırmak için, ona dayanılmaz ve ümitsiz gelen bir çırpınma, bir hayata dönmeği isteği ile kıvranıyordu; ya da kıvrandığını sanıyordu. İçinde bir yerde, artık hiç hareket edemeyeceğini hissediyordu. Gene içinde bir yer, bir duygu, kendini bütünüyle bırakmasına engel oluyordu. Bir kıpırdayabilse tekrar yaşayacaktı. Birden, bir oluştan başka bir oluşa geçmenin ölçülemeyen süresi içinde kendine geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Korkuyu Beklerken” title_font_size=”13″]

    Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Günlük” title_font_size=”13″]

    Konuşur gibi yazmak ve yazar gibi konuşmak. İkincisi bir maniyer elbette. Fakat öyle bir tadı var ki iyi yapılırsa, insan pek anlamasa da bir şeyler sezebilir. Uzun ve karmaşık cümleler. Düşünürken, cümle haline getirmeden önce, insan, çok karmaşık ve birbirine nasıl bağlandığı belirsiz uzun cümlelerle düşünüyor.