Yazar: admin

  • Eşsiz Mimarisiyle Büyüleyen 8 Minare

    Eşsiz Mimarisiyle Büyüleyen 8 Minare

    Coğrafyamızın toprakları birçok güzelliği üzerinde barındırdığı gibi hem maneviyatı hem de görüntüsü ile büyüleyen camilere de ev sahipliği yapıyor. İzlemeye doyamayacağınız, birbirinden etkileyici 8 minare…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehzadebaşı Camii Minaresi ” title_font_size=”13″]
    minareler, türk mimarisi

    İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan Şehzadebaşı Camii, Mimar Sinan’ın muhteşem eserlerinden biridir, mimarlığın büyük ustası bu cami için “çıraklık eserim” demiştir. Caminin iki minaresinde bulunan kabartma örgü şekilleri türünün tek örneği olarak ziyaretçileri büyülemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokullu Mehmet Paşa Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    İstanbul Büyükçekmece’de bulunan Sokullu Mehmet Camii 1567 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bu caminin minaresi mimari açıdan büyük bir önem taşır, tüm minare yekpare bir taştan yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Timurtaş Paşa Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Kütahya Küçük Bedesten’de bulunan Timurtaş Camisini ziyaret eden Evliya Çelebi, burasının sözlerle anlatılamayacak kadar güzel olduğunu yazmıştır. 1761 yılında camiyi tamir ettiren Silahdar Mehmed Paşa şu andaki minarenin yapılmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Semiz Ali Paşa Mescidi Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Eyüp’te bulunan Semiz Ali Paşa Mescidi’nin minaresi yapının solunda yer alır ki bu çok ender görülen bir mimari özelliktir. Kesme taştan yapılmış bu minarenin şerefesi fenerlidir ve bu da minarenin nadide özelliklerinden biri olarak büyük ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İznik Yeşil Camii Minaresi” title_font_size=”13″]

    İznik’te bulunan Yeşil Camii, Osmanlı Mimarisi’nin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilse de minaresinde Selçuklu dönemi izleri görülür. Minaresinde kullanılan zikzak şeklindeki turkuaz, yeşil ve mor çiniler camiye ismini vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum Çifte Minareli Medrese” title_font_size=”13″]

    Erzurum’da bulunan ve Selçuklular döneminden kalan Çifte Minerali Medrese, Hatuniye Medresesi olarak da bilinir. Şehrin sembolü haline geline medresenin çinilerle süslü minarelerine “Allah”, “Muhammed” ve ilk dört büyük halifenin isimleri de işlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yivli Minare” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Antalya’nın sembolü haline gelen Yivli Minare 13.yüzyıldan kalma, Selçuklu dönemine ait bir yapıdır. Minarenin bir kısmı tuğla ve firuze renginde çinilerden oluşur. 38 metre yüksekliğindeki minare adını üzerindeki yivlerden alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sivas Divriği Ulu Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan tarihi cami UNESCO Dünya Mirası’na dâhil edilen bir kültürel zenginliğimizdir. Caminin özelliği farklı mimari üslupların bir arada kullanılmasıdır ve bu yaklaşım minare süslemelerinde de görülür. Minare ve özellikle mihrapta barok karakterli süslemeler göze çarpar.

  • YOZGAT: ANADOLU’NUN EN ESKİ YERLEŞİMLERİNDEN BİRİ

    Siz, Ankara’ya 217 km. mesafede bulunan ve Türkiye’nin orta noktasında kalan Yozgat’ın, ülkenin başkentini Anadolu’ya taşımayı düşündüğü sıralarda Atatürk’ün aklından geçen şehirler arasında yer aldığını biliyor muydunuz? Hatta Yozgat için ilklerin şehri dersek abartmış olmayız. Çünkü bu kent, ilk milli parkın yer aldığı, ilk özel gazetenin çıkarılıp, ilk posta pulunun da basıldığı yer…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Komşu il sayısı da sınırları içindeki ilçe sayısı da bol olan bir şehir Yozgat. Kısa ya da uzun sınırı olan komşuları Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale. Merkez ilçesiyle birlikte 14 tane ilçesi bulunmakta. Şehirdeki yerleşim tarihi için ise Anadolu’daki en eski yerleşimlerden biri diyebiliriz, öyle ki yapılan kazı çalışmalarında MÖ 3000’li yıllara tarihlenen eserler bulunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin Sarıkaya ilçesinde yer alan, Kral Kızı Hamamı adıyla da bilinen Sarıkaya Roma Hamamı’nın büyük bir kısmı yıkılmış olsa da 10 gözlü, 2 katlı, kemerli duvarı; antik dönemden günümüze ulaşan özel yapılardan biri olarak ayakta. Duvarın kuzey ve güney uçlarında 30 metre kadar uzunluğunda dairesel havuz bölümleri bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çapanoğlu Camii, mimari detaylarıyla şehirde mutlaka görülmesi gereken eserler arasındadır. İki ayrı tarihte inşa edildiği için ilk inşa edilen bölüme, içeri cami, sonradan inşa edilen bölüme ise dışarı cami deniyor. İçeri cami, 1779’da Bozok sancağı valisi Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından, dışarı cami ise 1793-94’te Mustafa Bey’in kardeşi Süleyman Bey tarafından yaptırılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1958 yılında milli park ilan edilen Yozgat’ın Merkez ilçesindeki Çamlık Milli Parkı, Türkiye’nin ilk milli parkıdır. 264 hektarlık alanına sahip parkta 30 kadarı endemik olmak üzere 212 bitki türü yer almaktadır. Ayrıca yaşı 500 yılı bulabilen karaçam ağaçları da sadece Çamlık Milli Parkı’nda görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Merkez ilçesindeki diğer önemli bir mekân da 1871 yılında inşa edilen Nizamoğlu Konağı’nın, 1985 yılında müzeye dönüştürülmesi ile ziyarete açılan Yozgat Müzesi’dir. Müzenin bir katında 2802 adet etnografik eser, bir katında 1648 adet arkeolojik eser ve bir katında 19. yüzyıl resim sanatından eserler sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu mutfağından önemli izler taşıyan Yozgat mutfağında yarma buğday, bulgur, erişte ile yapılan yemeklere bolca rastlanır. Mantısı, mayalı veya mayasız çöreği, bazlaması ile de bölgeden seslenen bir mutfaktır. Özgün yemeklerinin başında ise arabaşı adı verilen, çorbası ayrı hamuru ayrı hazırlanan yemek akıllara gelmelidir. Arabaşı yemeğinin usulü, baklava dilimleri şeklinde kesilen hamurun çorba ile birlikte yenmesi şeklindedir.

  • ZİHİN VE DAMAK DOSTU CEVİZİN KULLANILABİLDİĞİ LEZZETLER

    Biliyorsunuz cevizin zihin açıcı özelliğinden sıklıkla bahsedilir ve bu durum içinde bulunan doymamış yağ asitlerine, fitokimyasallar açısından zengin oluşuna bağlanır. Hatta kabuğun içinden çıkan cevizi ikiye ayırıp beyin şekline benzetenlere ve buradan yola çıkarak ikisi arasında ilişki kuranlara bile rastlanmaktadır. Hepsi bir kenara en iyisi, ülkemizde bolca bulunan, uzun süre saklaması mümkün olan, doyurucu ve besleyici özellikleriyle öne çıkan cevizi bol bol tüketmek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ceviz ağacı kışın yapraklarını döken bir ağaçtır. İklim koşullarına göre değişmekle birlikte ceviz hasadı Eylül ortalarında başlayıp Ekim sonlarına kadar sürer. Hasat edildikten sonra dışındaki yeşil kabuk çıkarılır ve sert kabuklarıyla kalan cevizler kurumaya bırakılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cevizi çerez olarak afiyetle yiyebilirsiniz ama hem lezzet katması açısından hem de kullanım alanlarını çoğalttığı için yemeklerinizde kullanmayı da tercih edebilirsiniz. Geleneksel tatların içinde de cevize sıklıkla rastlanabilir, örneğin meze çeşidi olan muhammara, içinde ceviz bulunduran lezzetlerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ceviz, şekeri dengeleyen tadıyla tatlı tariflerinin en özel eşlikçilerindendir. Ceviz dolgulu kayısı veya hurma denemenizi özellikle tavsiye ederiz. Cevizli kek veya kurabiye birer klasiktir. Geleneksel mutfağımızın doyumsuz lezzeti kabak tatlısının tamamlayıcısı da dövülmüş cevizden başkası değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ceviz öyle bir tada sahiptir ki tuzlu ve tatlıya olduğu kadar ekşiye de uyum göstermekle kalmaz, kendi karakterini de ortaya koyarak içinde bulunduğu lezzeti yukarılara çeker. Nar ekşili veya limon soslu bir salatanın içine ilave edilmiş ceviz, eşsiz bir lezzet sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çok yakıştığı ve tadını bozmadan başkalaştırdığı diğer bir tarif de makarnadır. Gerek hazır makarnayı ufalanmış cevizle harmanlamak gerekse Türk mutfağının en özgün tariflerinden olan el yapımı eriştenin üstüne dövülmüş ceviz serpmek, en güzel sunumlardan olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Cevizli turta yapmanın bin bir yolu var. Elmalı cevizli, ballı cevizli, havuçlu cevizli, karamelli cevizli turta gibi tariflerden damak tadınıza veya o anki havanıza en uygun olanını seçebilirsiniz. Cevizleri iri tutmak ya da rondoda un ufak etmek de tamamen tarifinize ve size kalmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Cevizin keyifle kullanılabileceği fakat pek bilinmeyen tariflerden biri sahanda yumurtadır. Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan bu tarifi ister sade, ister domatesli, isterseniz peynirli yapın, aklınızda olsun içine dövülmüş ceviz katarak lezzetine lezzet katabilirsiniz.

  • 10 Madde İle 5000 Yıllık Tarihi Olan Kayak Sporu Ve Türkiye’nin Kayak Merkezleri

    10 Madde İle 5000 Yıllık Tarihi Olan Kayak Sporu Ve Türkiye’nin Kayak Merkezleri

    En sevilen kış sporlarından biri olan kayağın çağımızın çok öncesine dayanan bir geçmişi ve birçok branşı, disiplini bulunuyor. Ülkemizin elverişli coğrafyası sayesinde hemen her bölgemizde uygulanabilen kayak sporunu mercek altına alıyor, spor dolu bir kış geçirmenizi dileyerek, huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayak sporu binlerce yıl önce insanların karlı arazilerde ulaşımı sağlamak için ürettikleri basit araçlara dayanıyor. Bundan 5000 yıl önce, karın üzerinde ilerleyebilmek için ağaçtan yapılmış ve katran ya da deri ile kaplanmış kayaklar kullanılıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayağın ilk kullanılmaya başlandığı yerler, en çok kar yağışı alan bölgeler yani Moğolistan ve Sibirya dolaylarıydı. Kayak kullanımının daha sonra İskandinavya üzerinden Avrupa’ya ve Anadolu’ya yayıldığı düşünülüyor. 1921 yılında İsveç’te yapılan bir arkeolojik kazıda bulunan ve 4500 yaşında olduğu tahmin edilen çam ağacından yapılmış ilkel kayak da bu tezi destekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kayak, uzun süre ulaşım ve taşıma amaçlı kullanılmıştır. 1800’lü yıllardan itibaren ise Avrupa ülkelerinde kayak yarışları düzenlenmeye başlanır ve sevilen bir spor dalına dönüşür. 1924 yılında Uluslararası Kayak Federasyonu kurulunca da kayak sporu Kış Olimpiyatları’na dâhil edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayak günümüzde olimpik oyunlar içinde en çok ilgi gören sporlardan biridir. Bu sporun tüm dünyada en sevilen branşlarından biri Alp Disiplini’dir. Adından anlaşılacağı gibi Alp Dağları’ndan iniş sırasında geliştirilen teknikleri içerir. Ülkemizde de Alp Disiplini yarışları düzenlenir ve iniş sırasında sporcuların hızı 100 kilometreyi geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Bir diğer kayak branşı ise kayaklı koşudur. Kayaklı koşu yarışmalarının bireysel, bayraklı ve takımlı yarışma çeşitleri bulunur. Bu branş, bir zamanlar İskandinavya’dan dünyaya yayılan ulaşım yöntemine en yakın kayak disiplinidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kat edilen mesafe ve atlayış stiline göre puan kazanılan kayakla atlama, kayak ve atıcılık sporunu birleştiren Biathlon da olimpik kayak branşları arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Son yıllarda çok ilgi gören Snowboard ise 1998 yılından beri olimpik kış sporları arasında yer alır. Bu yeni sporun Anadolu’da özellikle de Rize bölgesinde uzun zamandır ulaşım amacıyla kullanılıyor olduğuna dair bilgiler vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemiz kış sporları için çok uygun bir coğrafyaya sahiptir ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde, kayak sporuna gönül verenlerin sporun tadını çıkarabileceği birçok kış sporları merkezi bulunur. Bunların en eski ve büyük olanı Bursa Uludağ’dır. Bolu Kartalkaya, Bolu Gerede ve Kocaeli Kartepe Marmara Bölgesi’nin diğer merkezleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en uzun telesiyej hatlarından birine sahip olan Kayseri Erciyes ve birçok festivalin, yarışmanın düzenlendiği Erzurum Palandöken ülkenin önemli kış sporları merkezlerindendir. Toros Sıradağı sisteminde bulunan Saklıkent Kayak Merkezi, dünya üzerinde konumu ekvatora en yakın kayak merkezlerinden biri olarak dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Eşi sadece Alp Dağları’nda görülen “kristal kar”ı Türkiye’de bulabileceğiniz tek yer olan Sarıkamış, Karadeniz Bölgesi’ndeki Artvin Atabarı, Ege Bölgesi’ndeki Bozdağ, Karadeniz’deki Zigana ülkemizin diğer kış sporları merkezleri arasındadır.

  • AHMET KUTSİ TECER DİZELERİNDE ANADOLU

    AHMET KUTSİ TECER DİZELERİNDE ANADOLU

    Doğa, özlem, aşk ve ölüm üzerine şiirler yazmış bir şair, çocuklara edebiyat aşılamış bir öğretmendi Ahmet Kutsi Tecer. Aynı zamanda, düzenlediği Halk Şairleri Bayramı’yla Âşık Veysel’i ülkemize tanıtan bir kültür insanı, Türk halk kültürünü Batı tekniği ile birleştirerek tiyatro eserleri üreten bir oyun yazarı, Paris Kültür Ataşesi ve UNESCO delegesi olarak görev yapan bir siyasetçiydi. Kutsi adını 1901’de dünyaya geldiği Kudüs şehrinden almış, hayatını 1967 yılında İstanbul’da kaybetmişti. Yaşamı boyunca halk kültürüyle yakından ilgilenen şairimizin Anadolu’ya yer verdiği şiirlerinden sizler için alıntılar yaptık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehri Gezerken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Konya Destanı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kerem” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ilgaz Dağlarından” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Gün Edirne’ye Gelirsen” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Orda Bir Köy Var Uzakta” title_font_size=”13″]
  • DOĞU ANADOLU’NUN GÜZEL ŞEHRİ: BİNGÖL

    Delilo, Çaçan, Çatal Ağaç, Göven, Kartal veya Horani gibi halayları, oyunlarıyla ünlü Bingöl… Doğu Anadolu Bölgemizin göbeğine kurulmuş, tarihçesi Asurlulara kadar uzanan, merkezinin denizden yüksekliği 1159 metre olan, güzeller güzeli şehrin öne çıkan özelliklerini sayfamızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Muş, Erzincan, Erzurum, Elazığ, Tunceli ve Diyarbakır illeri Bingöl’ün komşularıdır. Şehrin Adaklı, Kiğı, Yayladere, Genç, Karlıova, Solhan, Yedisu ve Merkez ilçeleri bulunmaktadır. Nasıl bir coğrafyası olduğunu soracak olursanız dağları kadar gölleri, yaylaları, ovaları, akarsuları da bol olan, doğasıyla adından söz ettiren bir şehir olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Göynük Çayı, Peri Çayı, Murat Nehri şehrin topraklarını serinleten akarsularken, Gölbahri, Karlı Göl, Zırlır Gölü, Sar Gölü, İçme Gölü ve daha nicesi Bingöl’ün genel manzarasını şenlendirir. Solhan ilçesine bağlı Hazarşah köyü Aksakal Göl Mezrası’nda yer alan ve ağır ağır hareket eden Yüzen Adalar ise bambaşka bir doğa ürünüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1992-2000 yılları arasında inşa edilen Özlüce Barajı, Erzurum’dan doğan, Fırat Nehri’nin en önemli kollarından olup Keban Barajı’na dökülen Peri Çayı üstüne kurulmuştur. Yayladere ilçesindeki baraj çevresinde alabalık tesisleri de bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde orman yaygınlığı açısından 33. sırada yer alan Bingöl’ün baharı ayrı kışı ayrı güzeldir. 100 metre yüksekten akan Çır Şelalesi, dağcıların gözdesi Sülbüs Dağı, yaz mevsiminde besicileri ağırlayan Şerafettin Yaylası, 80 km2 genişliğindeki Bingöl Ovası şehirde bilhassa sıcak aylarda görülebilecek yerlerden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yazları sıcak geçen Bingöl’ün kışları da hatırı sayılır derecede soğuk geçmektedir. Kış aylarına keyif getirecek aktivite alanlarının başında ise Hesarek Kayak Merkezi ile Yolçatı Kurucadağ Kayak Merkezi gelmektedir. Buban Bacaları, Kös Kaplıcaları, Kiğı Kalesi, Zağ Mağarası gibi bazı adresler de var ki yaz-kış ziyaret etmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bingöl mutfağı çevre şehirlerin yemek kültürleriyle etkileşimde olduğu gibi birbirinden özgün yemeklerin de sahibidir. Tutmaç çorbası, yufkayla yapılan sorina pel, yoğurtlu pilav da denilen mastuva ve kuru dolma şehirde rahatlıkla bulabileceğiniz yemekler iken kabak tatlısı, kadayıf ve baklava yerli halk tarafından da en sevilen tatlılardır. Tandır fırınlarında pişen ve tandır olarak bilinen ekmek ise Bingöl’de hâlâ yaşatılan, sofralardan eksik olmayan geleneklerden biridir.

  • SUKULENTLER: EN GÖZDE DEKORATİF BİTKİLER

    SUKULENTLER: EN GÖZDE DEKORATİF BİTKİLER

    Saksı, teras, dikey, yatay gibi farklı alanlarda yetişebilen sukulentler, şık görüntüleri nedeniyle ev ve ofislerine dekoratif özen gösterenlerin ilk tercihlerinden oluyor. Hatta etli yaprakları olan bu bitkinin ortamdaki radyasyonu emdiği, bazı türlerinin cilde ve yaralara iyi geldiği de düşünülmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • TÜRK SİNEMASI’NIN YAKIŞIKLI JÖNLERİNDEN KADİR İNANIR’IN CANLANDIRDIĞI ROLLER

    Türk Sineması’nda Yeşilçam dönemi dendiği vakit akla düşen jönlerin başında Kadir İnanır gelir. İlk kez 1968 yılında düzenlenen Fotoroman Artisti Yarışması’yla üne kavuşan sanatçının rol aldığı ilk film, Atıf Yılmaz’ın yönettiği ve Türkan Şoray’la oynadığı Kara Gözlüm olmuştur. Kariyeri boyunca 180’den fazla filmde oynayan sanatçının unutulmaz rollerinden bazılarını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yönetmeni Atıf Yılmaz, rol arkadaşları Türkan Şoray ve Ahmet Mekin olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Kadir İnanır, Asya’nın yaşadığı köyde baraj inşaatında çalışan, İstanbullu kamyon şoförü İlyas rolündedir. “Sevgi emektir” cümlesini zihinlere kazıyan 1977 tarihli dram türündeki bu film birçok ödül almış ve kült filmler arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bitirimler Sosyetede film serisinde, Ali rolündeki Kadir İnanır başrolü Veli rolündeki Kartal Tibet ile paylaşır. Karakter olarak birbirine zıt iki kardeşin komik hikâyelerini konu edinen serinin bu filminde Gülşen Bubikoğlu da rol almıştır ve onun ilk sinema deneyimidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yönetmenliğini Osman Seden’in yaptığı, yapımcısı Memduh Ün olan Ana Ocağı filmi 1977 yapımlıdır. Kadir İnanır’ı bu filmde, babasının ölümünün ardından annesinin fedakârlıklarına tanık olarak büyüyen ve bu yüzden güç elde etme arzusuna düşen Kadir Aksoy olarak izleriz. Annesi rolündeki oyuncu ise Fatma Girik’tir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1974 yılında çekilen ve zengin kız-fakir oğlan temasına sahip nostaljik filmlerden Almanyalı Yârim’de, Kadir İnanır başrolü Filiz Akın’la paylaşır. Alman iş adamının kızı Maria ile fabrika işçisi Murat arasında doğan aşk ve araya giren engeller filmin genel çerçevesini oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı ve senaryo yazımında da bulunduğu Bir Yudum Sevgi filminin senaristleri arasında Latife Tekin de bulunur. 1984 yılında çekilen duygusal dram türündeki filmde Kadir İnanır, dört çocuğuna bakmak için çalışmak isteyen Aygül’e (Hale Soygazi) fabrikada iş bulan Cemal rolündedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evlidir Ne Yapsa Yeridir filmi 1978 yılında çekilen bir komedi filmidir. Kadir İnanır genç koca Mecnun rolündeyken karısı Leyla rolünde Hülya Koçyiğit yer alır. Filmde, evli olan Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem çiftlerinin ilişkileri konu edilir. Oyuncu kadrosu ünlüler geçidi olan filmin yönetmeni Şerif Gören, yapımcısı ise Selim Soydan’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1976 yılında çekilen Devlerin Aşkı filminde Tarık rolündeki Kadir İnanır’ın rol arkadaşı Türkan Şoray’dır. Hayatını kurtardığı ve yanında çalıştığı iş adamının âşık olduğu kadın, Tarık karakterinin eskiden sevdiği Türkan’dan başkası değildir. Çıkmaza giren ilişkiler filmin ana çerçevesini oluşturur.

  • FARKLI NEDENLERLE YARIM BIRAKILMIŞ ROMANLAR

    Heyecanla seyrettiğiniz, sonunu merakla beklediğiniz bir film düşünün… Tam sona yaklaşmak üzereyken ekran birden kararsa ne hissedersiniz? Yarım kalan romanlar da insanda böyle bir duygu bırakır mı dersiniz? Ya da şöyle soralım… Siz hiç yarım bırakılmış bir roman okudunuz mu? Soruyu okumak bile iyi hissettirmemiş olsa gerek… Ne var ki tarihte, yazımı yarım kalmış roman yok değil. Hangileri olduğunu öğrenmek için okumaya devam edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Behçet Bey karakterine yer verdiği Mahur Beste romanı, zannedildiği gibi yazarın vefatıyla yarım kalmış bir roman değildir. Tanpınar, romanında Behçet Bey’in hikayesini özellikle yarım bırakmış ve okuyucuya yarım bırakılmış duygusu vermiştir. Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler kitapları ile “üçleme” oluşturur ve serinin ilk kitabıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hepimiz J. R. R. Tolkien’i Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit kitaplarıyla tanıyoruz. Silmarillion ise bu kitaplarda geçen hikâyelerin arka planını anlatan özel bir kurguya sahiptir. Yazarın ölümüyle yarım kalan roman, oğlu Christopher Tolkien ve ona yardımcı olan Guy Gavriel Kay tarafından tamamlanabilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    En trajik yarım kalma öyküsü Albert Camus’nün İlk Adam kitabına aittir. Çünkü bu kitap Camus’nün otobiyografisini içerir ve yazarın trafik kazası geçirerek hayatını kaybetmesi yüzünden yarım kalır. Kitabın taslak sayfaları kazaya yakın bir yerde bulunur. Eser, 1995 yılında ve yarım kalan haliyle, yazarın kızı tarafından yayımlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Oğuz Atay’ın, bir üniversitede geçen olaylar ile bir profesörün o olaylara yaklaşımını konu edindiği Eylembilim kitabı, yazarın 1977 yılındaki vefatının ardından, sadece 40 sayfa olarak bulunmuştu. 1987 yılında Günlük isimli kitabının sonuna eklenerek yayımlandı. Bundan 11 yıl sonra, yazarın kızı Özge Atay’a isimsiz bir posta ile kitabın 74 sayfası daha ulaşınca, 1998 yılında bu kez tamamlanmış olarak basıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı romancı F. Scott Fitzgerald’ın 1930’ların Hollywood’unu anlattığı kitabı Son Patron, yazarının ölümüyle yarım kalan kitaplardan biridir. Fitzgerald’ın 1940 yılında hayatını kaybetmesinden bir yıl sonra, yayımcısı tarafından notlarından derlenerek kitaplaştırıldı ve basıldı. Son Patron, 1976 yılında Elia Kazan tarafından sinemaya da uyarlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yarım kalan bir roman da 1835-1910 yılları arasında yaşayan Amerikalı yazar Mark Twain’e ait. Nikolaus, Seppi ve Theodor isimli üç arkadaşı ve karşılarına çıkan bir yabancıyı merkezine alarak, iyilik ve kötülük kavramlarını işleyen Twain’in Gizemli Yabancı isimli kitabı, yazarın ölümünden sonra yayımlanabilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sanditon, 1817 yılında hastalık nedeniyle hayatını kaybeden İngiliz roman yazarı Jane Austen’un yarım bıraktığı romanıdır. Yazar, yaşadığı dönemdeki hastalık ve hasta olma olgularını kitabında alaycı bir üslupla ele almıştır. Bu kitap Jane Austen’ın ölümün ardından, yazarın stilini taklit eden farklı yazarlarca tamamlandı ve birkaç versiyon halinde satışa sunuldu.

  • MUTFAK DÜNYASIYLA İLGİLİ ÖZEL GÜNLER

    Sağlığımız üzerinde doğrudan etkisi olan veya anlarımıza mutluluk katan lezzetler için özel birer gün ayrılması çok da anlamsız değil… Yiyecekler için belirlenen özel günlerin kimileri var ki dünyada farklı etkinliklerle kutlanıyor. Biz de o günlerden birkaçını sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Rivayet o ki; 4. Sandwich Kontu Montagu’nun kahyası, iki dilim ekmek arasına et koyarak bir atıştırmalık hazırlamış ve sonraları bu atıştırmalıktan isteyenlerin “Sandwich’inkinden olsun!” demeleri yeterli olmuş. Anlayacağınız şimdilerde onlarca çeşidi bulunan ve dilimize “sandviç” olarak yerleşen yemeğin ortaya çıkışı bir hayli ilginç. Günümüzde ise her yıl 3 Kasım tarihi Dünya Sandviç Günü olarak kutlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kızartma yöntemiyle yapılması birtakım zararlar oluştursa da dünyanın en sevdiği atıştırmalıkların başında patates kızartması geliyor. Elbette bu kadar sevilen ve eşlik ettiği yemeklere keyif katan bir lezzetin de özel günü olmalıydı. Hey yıl 13 Temmuz tarihi Dünya Patates Kızartması günü olarak kutlanmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çocuk, genç ve yetişkinlere, bağışıklık sisteminden beyin fonksiyonlarına çok sayıda fayda sağlayan yumurta, özel bir kutlamayı fazlasıyla hak eden besinler arasında. Her Ekim ayının ikinci Cuma günü kutlanan Dünya Yumurta Günü, mutfakla ilgili özel günlerin belki de en değerlisi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Patlamış mısır sinemada ya da evde, ailece veya arkadaş ortamlarında neşemize neşe katan bir lezzet. Hem yapımı pratik hem de çok lezzetli olan patlamış mısır için elektrikli aletler bile üretildi ve böylece mısırları yakma riski de tamamen ortadan kalktı. Siz de 19 Ocak Patlamış Mısır Günü’nü es geçmeyip, sevdiklerinize patlamış mısır ikram ederek kutlamayı düşünebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çikolatanın ortaya çıkışından bahsedebilmek için kakao çekirdeklerini içecek haline getiren Aztek ve Maya medeniyetleri, İspanyol kâşif Hernan Cortes, kakao makinesini icat eden Coenraad Johannes van Houten gibi daha pek çok kişi ve olaydan söz etmek gerekir. En iyisi konuyu uzatmadan size hemen hangi tarihin çikolata günü olarak kutlandığını söyleyelim: 7 Temmuz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünya Dondurma Günü, her yıl temmuz ayının üçüncü haftası ve pazar günü kutlanıyor.  Bugün, ilk kez ABD başkanı Ronald Reagan tarafından ortaya atılmış. Reagen, 1984 yılında resmi bir bildiriyle 15 Temmuz’u tek seferliğine Dondurma Günü ilan etmiş ama dondurma üreticileri bugünün özel olarak kutlanmasını sürdürmüşler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İstediğini yeme günü, zaten her gün istediğini tüketen kişiler için değil, sağlıklı beslenmeye dikkat edenler için düşünülen bir gün olmuş. Onların bir gün de olsa kendilerini şımartma hakları olduğu düşüncesiyle bu ilginç gün icat edilmiş. Günümüzde her yıl 11 Mayıs tarihi “İstediğini Yeme” veya “Ne İstersen Onu Ye Günü” olarak kutlanıyor.