Yazar: admin

  • Şiir Roman Öykü Yazarı ve Hababam Sınıfı’nın Yaratıcısı Rıfat Ilgaz

    Şiir Roman Öykü Yazarı ve Hababam Sınıfı’nın Yaratıcısı Rıfat Ilgaz

    1911 yılında Kastamonu’da başlayan yaşamını 1993 yılında İstanbul’da tamamlayan, ardında çocuk edebiyatı dâhil çok sayıda eser bırakan, öyküleri tiyatro sahnesine ve beyaz perdeye aktarılan, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Rıfat Ilgaz’ı Kültür ve Yaşam’ın listesine konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Rıfat Ilgaz, üniversite eğitimi almak isterken babası hastalanınca Kastamonu Muallim Mektebine giderek öğretmen oldu. Gerede, Akçakoca, Gümüşova’da öğretmenlik yaptı. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümüne girerek üniversite hayalini de gerçekleştirdi. Mezuniyetin ardından Adapazarı’na atanmıştı ki vereme yakalandığını öğrendi, İstanbul’a gelerek sanatoryumda tedavi görmeye başladı. Burada hem öğretmenlik yaptı, hem felsefe eğitimi aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Edebiyat hayatının nüvesinde şiir vardı. Yukarıda yaptığımız alıntı “Sevgilimin Mezarında” isimli şiirinden, bu şiiri 1926 yılında henüz 15 yaşında iken yazmıştı. Şiirleri Varlık başta olmak üzere önemli edebiyat dergilerinde yayınlandı ve daha o günlerde Nazım Hikmet’in beğenisini kazanmıştı: “Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum, isimleri henüz yer etmedi, ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları, sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat dünyasında dergiciliğin yaygın olduğu dönemde Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte haftalık mizah dergisi Markopaşa’yı çıkardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Dolmuş dergisi için Stepne mahlasıyla yazdığı hikâye serisi sonradan Hababam Sınıfı adıyla romanlaştırıldı. Çizimler Turhan Selçuk’a aitti fakat takma ad kullanan yazarın kim olduğu tartışma konusu oldu. Dergide tefrika edilen yazılarını toplayıp yayınladığındaysa insanları inandırmakta güçlük çekti. Bu konu sonraki yıllarda da başını ağrıtmaya devam etti. Buna karşılık ülkenin dört bir yanındaki insanlar edebiyatla ilgilense de ilgilenmese de Rıfat Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı” eserini duydu, gördü, tanıdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1970’ler roman alanında en üretken olduğu yıllardı. Yaşamında hasta, hapis, sürgün ya da yasaklı olarak geçirdiği yıllara rağmen çok sayıda mizahi öyküler, anı kitapları, çocuk kitapları, şiirler yazdı. “Nerde Kalmıştık” ve “Cart Curt” isimleri altında köşe yazarlığı yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Doğduğu ve dağlarından soyadını aldığı Kastamonu’nun, özellikle Cide’nin kendisi için daima ayrı bir yeri oldu. Toplumcu gerçekçi yazar, eserlerinde sık sık memleketine yer verdi. Yıldız Karayel, Sarı Yazma, Halime Kaptan, Karadenizin Kıyıcığında romanları bunlardan bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu da Rıfat Ilgaz’a sevgi ve saygısını çeşitli şekillerde göstermenin yollarını daima buldu. Her yıl temmuz ayında gerçekleştirilen Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma ve Kültür Sanat Festivali, T.C. Kastamonu Üniversitesi Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu, Cide’de Rıfat Ilgaz Caddesi… Edebiyat adamının doğduğu ev de 2007 yılında Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi olarak açıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Rıfat Ilgaz, eserleri sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da ilgi gören, şiirleri yurt dışı akademik dergilerde yayınlanan, bazı kitapları İngilizce ve Almancaya çevrilen bir yazar ve şairdi. Yukarıda yer verdiğimiz şiirini ise 19 Kasım 1991’de kaleme almıştı.

  • 8 Madde ile Kara Trenin Hayatımızdaki Yolculuğu

    8 Madde ile Kara Trenin Hayatımızdaki Yolculuğu

    Demiryolları geliştikçe trenler de gelişip dönüşerek ulaşımın en önemli aracı haline geldi ama biz bu listemizde sayıları git gide azalan eski trenlerden söz ettik, kömürle çalışan buharlı lokomotiflerden… Trenin hayatımızdaki yolculuğuna dair 8 madde ile karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyada ilk tren 1800’lerin başında İngiltere’de kullanılmaya başlanmıştır. İlk zamanlar yük taşımacılığı yapılmış, yolcu taşımacılığı daha sonraki yıllarda gerçekleşmiştir. Osmanlı’nın bugünkü sınırlarımız içindeki demiryolu tarihi ise 1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattı ile başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    1800’lerden bu yana raylı taşımacılık bütün dünyada olduğu gibi bizde de büyük bir yol kat etti, füniküler, tramvaylar, metro ve hızlı trenler… Ve yine dünyada olduğu gibi bizde de bunların hiçbiri dumanı, düdüğü, gürültüsüyle buharlı kara bir tren kadar hatıralarımızda yer etmemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    Eskiden Anadolu’nun köylerinde görülen hareket halindeki bir tren başka dünyaların varlığını bilmek, hayal edilen yerlere bir gün gidebilecek olmayı umut etmek demekti. O yüzdendir ki tren şarkılarda, türkülerde farklı duygular yüklenen yegâne ulaşım aracı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    “Kara tren gecikir, belki de hiç gelmez…” türküsünü bilirsiniz… Birinci Dünya Savaşı zamanında yaşananları anlatmak için yazılan bu sözler gidenleri, dönmeyenleri, gelen acı haberleri anlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    Bir zamanlar bizi sevdiklerimize ulaştıran tek araç olan trenlerin kendine has sesi kulaklarımızda tatlı bir tını bırakır. Yıllar içinde görünüşü de oldukça değişen trenlerin özellikle de eski lokomotiflerin nostaljik görüntüsünü hemen herkesin izlemeyi sever.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    Haydarpaşa Tren Garı da eski Türk filmlerinin vazgeçilmez mekânlarındandı. Anadolu’dan İstanbul’a trenle gelen insanlar garın merdivenlerinde önce bir durur, sonra kararlı bir şekilde uzun uzun bakardı “yenmek” istediği İstanbul’a…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    eski trenler

    Artık eski trenleri bugün neredeyse sadece müzelerde görmek mümkün… Bazı mekânların bahçelerinde de demiryollarının cefasını çeken emektarlar olarak sergileniyorlar. Böyle bir müzeye gitmediyseniz tavsiye ederiz, trenlerin heybetli görüntüleri sizi şaşkınlığa uğratacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    tren garı

    Buharlı lokomotif görebileceğiniz birkaç öneride bulunabiliriz size… Selçuk’a 7 km uzaklıktaki Çamlık Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi, Ankara’da TCDD Tren Müzesi, Sirkeci Garı, Rahmi Koç Müzesi…

  • KENDİNDEN ZIRHLI HAYVANLAR: KABUKLU CANLILAR

    Yengeçten ıstakoza, midyeden kaplumbağaya kadar onlarca kabuklu hayvanla aynı dünyayı paylaşıyoruz. Bu hayvanlara “kabuklu” denmesinin sebebi üzerlerini kaplayan sert bir zırha sahip olmalarıdır. Koruyucu kalkanları kimi zaman onların evi, kimi zaman sığınağı olur ki özellikle vahşi dünyada bu zırha oldukça ihtiyaç duyarlar.  Bu yazımızda farklı özellikleriyle kendinden zırhlı hayvanları listeliyor ve ilginç özelliklerini bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kabuklu deniz canlısı denince akla ilk gelenlerden biri yengeçlerdir. Büyüklüklerine göre pek çok yengeç çeşidi vardır; vücutları kalın bir kabukla kaplıdır. Rengi, yaşadığı ortamın rengine uygun olarak çeşitlenir. Beş çift ayağının dört çifti yürümek içindir; önde iki kıskacı bulunur bunlar da avlarını yakalamaya yarar. Kendi küçük olsa da kıskaçları çok kuvvetli olan yengeçler, suyun dibinde yan yan yürümesiyle nam salmıştır. Küçük çıkıntılarının ucunda gözleri bulunur ve gözleri de en az kıskaçları kadar güçlüdür; gittiği yönü görme konusunda diğer hayvanlardan çok daha iyidir. Bu arada yengeçlerin büyüdükçe kabuklarına sığamadıklarını biliyor muydunuz? Bir süre sonra kabuğu dar gelen yengeçler kabuk değiştirirler ve yaşamlarına yeni kabuklarında devam ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Denizlerde yaşayan ve beyaz eti ile ünlü en önemli deniz canlılarından biri ıstakozlardır.  Eklembacaklıların kabuklular sınıfına mensup olan ıstakozun sırtı kalın bir kabuk ile örtülüdür. Kıskaçları vardır ve bu kıskaçlar avlanmasını sağlar, çok uzak mesafeyi bile net olarak görme yetisine sahiptir. Istakozlar aynı zamanda kabuk değiştirebilen canlılardır. Kabukları oldukça sert olan ıstakoz, bir süre sonra daralan ve küçük gelen kabuk içerisine sıkışır ve kımıldayamaz hale gelir. Sıkıştıkça gerilir ve bir süre sonra strese girer. Kabuk değişimi tam da bu noktada gerçekleşir; kayaya vurarak kabuğundan sıyrılır ve yeni kabuğu hızlıca oluşmaya başlar. Bu döngü yaşam boyu devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kabuklu canlılardan bir diğeri de midyedir. Denizlerde, kayalarda, gemi diplerinde yapışık olarak yaşamlarını sürdürürler. Dışı maviyi andıran bir tondadır, içi ise sedef parlaklığındadır. Yalnızca mide ve bağırsaktan oluşan küçük bir sindirim sistemine sahiptir. Yumurtayla ürerler ve özellikle yaz aylarında yumurta bırakırlar. Kabuklarında kas bulunur ve bu kaslar midyenin açılıp kapanmasını sağlar. Eğer midyenin kabukları kapalı durumdaysa canlıdır ancak açıksa ölmüş demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tespih böceği, nem seven bir kabuklu hayvandır. Vücudu, birbirine geçen halkalardan oluşur, kurşuni bir renge sahiptir. Oldukça küçük bir boyutta olan tespih böceği karanlık, nemli merdiven altlarında yaşamayı çok sever. Küf ve yiyecek artıklarıyla beslenen tespih böceğinin ilginç özelliklerinden biri, karşı taraftan bir tehlike sezdiğinde top haline gelmesidir. Ayaklarını hemen altına toplar ve tehlike geçene kadar top şeklini alır. Tespihin topları gibi yuvarlak olduğundan, adı tespih böceği olarak anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karidesin vücudu kalsiyum ve karbonattan oluşan bir kabukla kaplıdır aynı zamanda bu kabuk ilginç bir şekilde cam gibi saydam özelliktedir. 10 adet ayağı bulunan karidesin aynı zamanda karın yüzgeçleri vardır. Suda bu yüzgeçler yardımı ile yürürken, karada da bunlar yardımıyla sıçrayabilir. Hemen hemen bütün denizlerde karidesin varlığı söz konusudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    En sevimli kabuklu hayvanlardan biri kaplumbağadır. Kaplumbağa olarak adlandırılan bazı büyük kara kaplumbağaları vardır ki bunlara tosbağa adı verilir. Tosbağalar oldukça ağır hareket eden ve kabuklarını koruma kalkanı olarak kullanan canlılardır. Yuvarlak şeklinde bir kabuğu vardır, bu kabuk düşmanlara karşı en etkili korunma yöntemidir. Deniz kaplumbağaları ise suda yaşarlar ve hızlı yüzerler; düz ve daha ince bir kabuk yapıları vardır bu sayede denizde rahatlıkla hareket edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İlginç kabuklu hayvanlardan biri armadillodur. Ortalama 70-75 cm’e kadar uzayabilen armadillo, koku duyusu oldukça gelişmiş bir kabuklu hayvandır. Hem yemek ararken, hem düşmandan kaçarken koku alma duyularını oldukça etkili kullanır. Kilolu bir canlıdır aynı zamanda ağır hareket eder buna karşın iyi bir yüzücü olması şaşırtıcı özelliklerindendir. Zırh görünümünde sert bir kabuğa sahiptir, bu onu düşmanlardan ve darbelerden korur. En çok karınca yemeği sever bunun için pençelerini kullanarak toprağı kazar.

  • 8 Madde İle Evrenden Şaşırtıcı Bilgiler

    8 Madde İle Evrenden Şaşırtıcı Bilgiler

    Ne kadar okumuş olursak olalım, ne kadar gezersek gezelim ya da kaç yaşına girersek girelim içinde yaşadığımız evren bizi şaşırtmaktan vazgeçmeyecek. Biliyoruz ki siz de aşağıda sıraladığımız bilgilerin kimine gülümseyip kiminde hayrete düşeceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Su aygırının sütü pembe renklidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    animals love, 14 şubat

    Su samurları el ele tutuşarak uyuyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir denizanasının %95’i sudan oluşmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    waking up

    Geceleri sabaha göre 1 cm. daha kısa olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    dream, sleep, cat

    İnsan yılda en az 1460 rüya görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    snake, sleep

    Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnsan saçı, 3 kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ant

    Karıncalar uyumaz.

  • YAZIN SOKAK HAYVANLARI İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ 6 İYİLİK

    Su ihtiyaçları oluyor ancak söyleyemiyorlar… Sıcaktan çok etkileniyorlar ancak sığınacak yer bulamıyorlar… Karınları acıkıyor, halsiz düşüyorlar ancak kendilerini ifade edemiyorlar. Kısaca sokak hayvanları için yaz ayları oldukça zorlu geçiyor. Peki, bu durumda onlar için neler yapabiliriz? Sokak hayvanlarını yaz sıcaklarından korumak için birkaç öneri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • Köpeklerin Dünyasında Neler Oluyor?

    Köpeklerin Dünyasında Neler Oluyor?

    Kültür ve Yaşam’da dile gelen kedileri hatırlarsınız… Şimdi de o minik burunları komik bakışlarıyla dünyamızı güzelleştiren köpeklere kulak veriyoruz, bakalım akıllarından neler geçiyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    köpek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • DAHA İYİ BİR DÜNYA İÇİN DAHA İYİ BİR SOSYAL MEDYA

    DAHA İYİ BİR DÜNYA İÇİN DAHA İYİ BİR SOSYAL MEDYA

    Coğrafi ve fiziki sınırları ortadan kaldırarak tüm dünyayı ortak bir platformda buluşturan sosyal medyanın, kullanıcıları tarafından tasdiklenmiş ortak bir etik kurallar listesi bulunmuyor ama hem insanlık değerleri açısından bakıldığında hem de profesyonel olmak adına, kullanırken mutlaka dikkat edilmesi gereken hususları var. Ve işte onlardan birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kullanılan üslup en önemlisi” title_font_size=”13″]

    Teknolojinin gelişmesiyle hayatımıza giren bu mecralar da tıpkı diğer sosyal alanlar gibi, ancak insanın insana, ama her şeyden önce kendine saygı duymasıyla anlamlı hale gelebilir. Kimle iletişim kurulursa kurulsun kullanılan ifadelerde üsluba özellikle özen gösterilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sözlü şiddet ve tehdit her yerde suçtur” title_font_size=”13″]

    Dijital iletişim araçlarını kullanarak insanlara zarar vermeye çalışmak siber zorbalık türlerinden biridir. Kişiyi kasten rahatsız eden, kötü davranan, alay eden siber zorbaları cevapsız bırakmak, engellemek ve şikâyet ederek bildirmek en doğru tavır olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğru ve dürüst olunmalı” title_font_size=”13″]

    Sosyal medyanın dürüst bir platform olduğundan söz edebilmek için önce kendimizi test etmeliyiz. Bilgi paylaşırken titiz davranıp doğruluğunu araştırma çabasına giriyor muyuz, yoksa teyide muhtaç bilgileri önemsemeden dolaşıma mı sokuyoruz gibi soruların cevabı oldukça önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapılan hatayı düzeltmekten çekinmemeli” title_font_size=”13″]

    Aslında herhangi bir bilgiyi, görseli, düşünceyi paylaşmak başlı başına değer vermek demektir. Paylaştığımız bilginin hatalı ve yanlış olduğunu fark ettiğimizde en doğru tavır, hatayı/yanlışı vurgulayıp, doğrusunu ifade eden yeni bir paylaşım yapmak olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özel yaşama saygı olmazsa olmaz” title_font_size=”13″]

    Bütün sosyal alanlarda özel hayatın gizliliği ve korunması temel insan haklarından biridir. Sosyal medyada da kişilerin özel hayatını izinsiz paylaşmak, kimliğini, fotoğrafını kullanarak zarar verici eylemlerde bulunmak etik davranışların tamamen dışındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Emeğe saygı gösterilmeli” title_font_size=”13″]

    Herhangi bir bilgi ve belge kendi arşivinden değil de alıntı yaparak kullanılıyorsa mutlaka haber, bilgi ya da görselin kaynağı belirtilmelidir. Böylece hem emek sahibi işaret edilerek hakkı teslim edilmiş olur, hem de konuyla ilgili bir sorunda kaynak referans gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Burası küresel bir köy” title_font_size=”13″]

    Dünya için kullanılan küresel köy tanımı hiç bu kadar karşılığını bulmamıştı. Sosyal medya her cinsiyetten, her etnik kökenden, her inanç grubundan insanların bulunduğu ortak bir alan. Paylaşımı göndermeden önce bu bilinçte olmak, başkasının özgürlük alanına müdahale sayılabilecek gönderilerden kaçınmak etik olandır.

  • Banknotların Üstündeki Kadın Portreleri

    Banknotların Üstündeki Kadın Portreleri

    Genellikle ülkeler para birimlerinin üstüne kendini temsil ettiğini düşündüğü ya da önem verdiği kişilerin fotoğraflarını basar. Dünya genelinde erkek portrelerinin daha fazla kullanıldığı bilinen bir gerçek ama bu dengesizliğin yıldan yıla azaldığını da söyleyebiliriz. Listemizde banknotlar üstüne basılan kadın portrelerinden 9 tanesini görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de 2009 yılında tedavüle giren 50 Türk Lirası’nın üzerinde 1862-1936 yılları arasında yaşamış ilk Türk kadın romancı Fatma Aliye Topuz’un fotoğrafı bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İngiltere kraliçesi II. Elizabeth’in 30 farklı portresi başta İngiliz Sterlini olmak üzere 30’dan fazla ülkenin parasına basılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1889 doğumlu Şilili şair Gabriela Mistral, 1945 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve ülkesi 5000 Peso üstünde portresine yer verdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyaca ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun fotoğrafı 2010 yılında tedavüle giren 500 Peso üstünde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1775-1817 yılları arasında yaşamış İngiliz kadın yazar Jane Austen’ın fotoğrafına 2017 yılında 10 Sterlin üstünde yer verilmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sterlin üstündeki başka bir kadın da hapishanedeki kadın tutukluların hakları için mücadele eden ve hayırseverliğiyle tanınan 1780 doğumlu Elizabeth Fry’dı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1918 doğumlu İsveçli opera sanatçısı Birgit Nilsson 2005 yılında hayatını kaybetmişti ve 2015’te tedavüle giren 500 Kron’da fotoğrafına yer verildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ukrayna edebiyatının tanınmış isimlerinden şair Lesya Ukrainka, portresiyle Ukrayna parası 200 Grivna üstünde yer aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Daha çok “Evita” lakabıyla tanınan ve 100 Peso üstünde portresi bulunan Eva Perón, Arjantin’de çok sevilen bir isim ve Arjantin Başkanı Juan Perón’un eşiydi.

  • 6 MADDEYLE ALOE VERA BİTKİSİ

    Doğal bir nemlendirici olması özelliği ile kozmetik ürünlerinin vazgeçilmezi olan aloe vera, “ölümsüzlük bitkisi” ya da “ilaç bitkisi” olarak da bilinir. Eski Mısır’da birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bitkinin, Kleopatra’nın da güzellik sırlarından biri olduğu ve sonsuz gençlik için aloe vera masajını tercih ettiği rivayet edilir. Afrikalı avcıların terlemeyi ve vücut kokusunu gidermek için kullandığı aloe vera hakkında pek çok bilgiyi sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Aloe veranın kabukları ve jelinin ayrı ayrı faydalarının olduğu bilinir. Kabuk kısmında bulunan antrakinonlar medikal alanda kullanılırken, yaprağının iç kısmında bulunan renksiz jel ise deri ve saç sorunları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İçinde pek çok amino asit, mineral ve vitamin bulunduran aloe vera jeli, cilde uygulandığında pH dengesini düzenler; çatlak oluşumunu önler. Jeli çıkarmak için, öncelikle uzun yapraklardan birini ortadan kesin, sonrasında kenarlarındaki tırtıklı kısımları temizleyin ve bıçak yardımıyla kabuğundan sıyırın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Şifalı bitki aloe vera yalnızca cildi nemlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda güneş yanığı ve cilt kızarıklığına da iyi gelir. Tabi ki alerjik reaksiyonları engellemek için dikkatli kullanılması gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    %96’sı sudan oluşan aloe vera, yapısında aspirinin ana maddesi olan salisilik asit yer aldığı için özellikle sindirim ve bağışıklık sistemi üzerinde mucize etkiler gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Aloe vera sağlıkla ilgili konuların yanı sıra geçmiş zamanlarda gıdaların ömrünü uzatmak için de kullanılırdı. Buzdolabının olmadığı zamanlarda insanlar yiyeceklerini depolamadan önce aloe vera jeli içine yerleştirirdi. Böylelikle yiyeceklerin tazeliği korunur ve ömrü uzardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Aloe vera evde de kolaylıkla yetiştirilebilen bir bitki; iç mekânda fazla güneş almayan ve sıcaklığın 18 derecenin altına düşmediği ortamlarda rahatlıkla yaşayabilir. Zeolit ve perlitli toprakları seven aloe verayı 5-6 günde bir sulamak yeterli olur.

  • 11 Madde İle Minyatür: Gölgesiz Resimler

    11 Madde İle Minyatür: Gölgesiz Resimler

    Dantel gibi özenle işlenen; perspektif, ışık ve gölgeye yer vermese de incecik detayları, parlak renkleriyle büyüleyici bir anlatım kuran minyatür sanatı, Türk sanat sahnesinde önemli bir yer tutar. Çağlar boyunca farklı coğrafyalarda; kâh saraylarda kâh atölyelerde uygulanan minyatür geleneğinin gelişimini, uygulama tekniklerini araştırdık ve gölgesiz resimlerin gizemini 11 maddelik listemizle huzurlarınıza taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Minyatür isminin, “miniatura” yani Ortaçağ’da el yazması eserlerin bölüm başlarına yapılan süslemeden geldiği düşünülmektedir. Zamanla bu tabir “küçük” anlamına gelen “minör” kelimesi ile özdeşleşmiş ve küçük resim yani minyatür anlamını da karşılamaya başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    İslam sanatında önemli bir yeri olan minyatüre “tasvir”, minyatür sanatçısına ise “musavvir” veya “nakkaş” denmiştir. Çoğu nakkaş eserlerini kişisel albümlerde toplamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Minyatürün en önemli özellikleri, derinlik algısının, ışık-gölge oyunlarının kullanılmaması ve canlı renklere yer verilmesidir. Minyatür eserlerinde altın ve gümüş yaldızlara da sık sık rastlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Minyatür ustası ilk olarak kullanacağı kâğıdı mermerin üzerine serer ve kâğıdı düzleştirir. Daha sonra taslağını ıslak fırça ile çizer ve ana hatları belirlemek için kırmızı ve siyah renkleri kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Minyatür yapımında kök boya ve doğal toprak boyalar kullanılmış, 18. yüzyıla dek boyalara yumurta sarısı da eklenmiş, bu tarihten sonra ise yumurta sarısı yerine tutkal kullanılmıştır. Aynı şekilde minyatür kâğıtlarının yapımında ise yumurta ve nişasta karışımı bir harcın tercih edildiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Bilinen en eski minyatür örneklerinin M.Ö. 2. yüzyılda Mısır’da verildiği düşünülür. Bu örnekler papirüs, parşömen ve fildişi gibi malzemelerin üzerine yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Türk-İslam minyatür üslubunun ilk kez, Selçuklu Türklerinin Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’ya yayılmasıyla geliştiği düşünülür. Konya, Diyarbakır, Musul ve Bağdat bu sanatın önemli merkezleri olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Bu dönemde verilen eserler; tıp, botanik, astronomi gibi konulardaki bilimsel kitaplarda tasvir amacıyla kullanıldığı gibi edebi metinlere de eşlik etmiştir. Selçuklu minyatür sanatının örneklerini Topkapı Sarayı’nda yer alan Varka ve Gülşah adlı mesnevilerde görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Erken dönem Osmanlı minyatür sanatının 1400’lü yılların sonlarında Edirne’de bulunan atölyelerde şekillendiği, bu dönemin eserlerinin Selçuklu sanatından olduğu gibi Türkmen sanatından da etkilendiği düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Türk minyatürü Sultan II. Selim ve Sultan III. Murat dönemlerinde en verimli zamanlarını yaşamıştır. Bu dönemde minyatür eserleri daha yalın bir anlatım edinmiş, minyatürlerde kişiler ve olaylar tasvir edilmiştir. Nakkaş Osman bu döneme şekil veren en ünlü minyatür sanatçısı olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]

    Lale Devri’nde de saray atölyelerinin minyatür konusunda faal olduğu bilinmektedir. Bu dönemin en ünlü sanatkârları arasında Levni ve Abdullah Buhari bulunur. Minyatür, Osmanlı zamanında olduğu kadar yoğun olmasa da hala sanat dünyamızın bir parçasıdır. Osmanlı sonrasında Nusret Çolpan, Süheyl Ünver gibi ustalar minyatür eserleri ile büyülemişlerdir.