Yazar: admin

  • DÜNYAMIZI GELİŞTİREN BÜYÜK BİLİM İNSANLARI

    DÜNYAMIZI GELİŞTİREN BÜYÜK BİLİM İNSANLARI

    “İnsanlığın, kendine yaşam sunan gezegeni sesiyle titreteceği, zekâsı ve gücüyle bu dünyanın sınırlarının ötesine geçeceği günler uzak değildir.” Büyük mucit Tesla’nın ilham veren bu cümlesini arkamıza alarak, kimi 2 bin yıl önce yaşamış kimi hayata geçen yüzyıl veda etmiş ama istisnasız hepsi insanlığın gelişimine hizmet etmiş bilim insanlarından 8 portreyi karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İtalya doğumlu Arşimet, Antik dünyanın ilk bilim insanlarından biri olarak kabul edilir. En bilinen hikâyesi ise banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini fark ettiğinde “euraka” yani “buldum” diye haykırarak hamamdan dışarı fırlayışıdır. Mekanik, geometri, matematik, hidrostatik alanında buluşlar gerçekleştiren Arşimet’in mekanik alanındaki denge çalışmasına istinaden söylediği “Bana bir dayanak noktası verin Dünya’yı yerinden oynatayım.” sözü hala sık sık alıntılanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Arşimet bile “Geometrinin Babası” olarak tanımlanan İskenderiye doğumlu Öklid’in kurduğu matematik okulundan yetişmişti. Büyük matematikçi Öklid, bu alanla ilgilenen herkesin yüzyıllar boyunca odak noktası oldu. Kaleme aldığı 13 ciltlik Elementler isimli eseri tam 2 bin yıl boyunca dünyada kaynak kitap olarak ilgi gördü. “Gençliğinde bu kitabın büyüsüne kapılmamış bir kimse, kuramsal bilimde önemli bir atılım yapabileceği hayaline kapılmasın” diyen kişi ise Einstein’dan başkası değildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1473-1543 yılları arasında yaşayan Kopernik astronomi alanında bir devrime imza atmış bilim insanıdır. “De Revolutionibus Orbium Coelestium”, Türkçesiyle “Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine” isimli kitabında, göksel kürelerin Dünya’nın değil Güneş’in etrafında döndüğünü ve ayrıca Dünya’nın kendi ekseni ile Güneş çevresinde döndüğünü anlatmış yani Güneş Sistemi’nin tarifini yapmıştı. Ve dünya ondan sonra asla eskisi gibi olmamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kopernik’ten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı dedik ama elbette bu bir süreç içinde gerçekleşmişti. Kopernik’in güneşmerkezci teorisinin hala tartışıldığı dönemin İtalya’sında Galileo bu görüşü kendi çalışmalarıyla desteklemiş ve bu nedenle Roma Engizisyonu’yla ters düşerek ömür boyu ev hapsine mahkûm edilmişti. Galileo Galilei için, Rönesans dönemindeki modern fiziğin babası ya da gözlemsel astronominin babası gibi tanımlamalar kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Galileo ile aynı dönemde yaşayan ve karşılıklı destek içinde olan Alman bilim insanı Kepler de Kopernik’in kuramını onaylayan ve geliştiren Kepler Yasaları’nı ortaya koymuş, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin hareketleri hakkında önemli buluşlar elde etmiş bir isimdi. Günümüzde adının verildiği o kadar çok yer ve olgu var ki (Mars ve Ay’daki bir kraterden Yeni Zelanda’daki sıra dağlara, NASA’nın gerçekleştirdiği projelerden Alman besteci Paul Hindemith’ın yaptığı bir senfoni bestesine kadar) hepsini buraya sığdırmak mümkün değil.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1643-1727 yılları arasında yaşayan Isaac Newton kütle çekimini ve hareketin üç kanununu ortaya koyduğu çalışması ile büyük bilim insanları arasına girmiş İngiliz fizikçi ve matematikçidir. Kepler’in gezegenlerin hareketlerini matematiksel olarak açıklayan çalışmalarından yola çıkarak, aynı gezegenlerin neden yörüngede kaldıklarına dair matematiksel açıklamalar getirmiştir. Mekanikten matematiğe farklı alanlarda birçok katkı sunan Newton tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında gösterilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fransız mikrobiyolog ve kimyager Louis Pasteur ise geliştirdiği kuduz aşısı ile adını bilim tarihine yazdırmış kişidir. Hayvanlardan insanlara geçen kuduz hastalığı için bir aşı geliştiren Pasteur, ilk kez bu aşıyı 6 Temmuz 1885 tarihinde bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph Meister üzerinde denemiştir. Çocuğun iyileşmesi o dönem bu hastalıktan muzdarip dünya için büyük bir haber olmuş, Pasteur adeta bir kahraman ilan edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yakın dönem bilim insanlarından Nicola Tesla ise dünyamızı aydınlatan kişilerden biri olarak adını tarihe yazdırmıştır. Kablosuz iletişimin, uzay teknolojisinin ve aklınıza gelen birçok iletişim sisteminin temelini atan mucit, insanlık tarihinde çığır açan buluşlarını maddi imkânsızlıklar içinde gerçekleştirmiştir. Tesla’nın araştırmalar ve icatlar içinde geçen yalnız yaşamı ve Edison’la yaşadığı sıkı rekabet filmlere bile konu edilmiştir.

  • BİRBİRİNDEN KARİZMATİK KEDİ TÜRLERİ

    BİRBİRİNDEN KARİZMATİK KEDİ TÜRLERİ

    Uçsuz bucaksız bir konu kedi dünyası… Ne okumakla ne de anlatmakla bitiremeyiz. Üstelik her geçen gün var olanların üstüne yeni keşif ve bilgiler eklenmekte. Herkesin bildiği ise sevgiyi asla karşılıksız bırakmadıkları. Hatta biz insanlar dünyadaki sevgi alışverişine sundukları katkıdan dolayı kedi dostlarımıza müteşekkir olmalıyız. 🙂 Gelin bu kez de farklı görüntü ve karakterdeki kedi türleriyle tanışalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Yunan adaları olan Ege kedisi en eski evcil ırklar arasındadır. Atletik bir vücuda sahip olan bu sevimliler oldukça zeki, sosyal ve oyuncu canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı, eski adı Siyam olan Tayland’dır. Tüyleri krem rengi ve kahverengi karışımı olan canlıların deniz mavisi gözleri vardır. Çok inatçı olmalarına karşın oldukça sevecen ve cana yakındırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı İran coğrafyası olan İran kedisinin diğer adı da Fars kedisidir. Basık burnu ve yuvarlak yüzüyle dikkat çeker. Uzun pofuduk tüylere sahip olan bu kediler sakin yapılarıyla bilinirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı, eski adı Birmanya olan Myanmar’dır. Kulak, burun, ayak ve kuyruk tüyleri koyu renklidir. Safir mavisi gözleriyle tanınan Birman kedileri konuşkan, meraklı ama sakin yapıdadırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Kuzey Avrupa olan bu gösterişli kedinin uzun ve sık tüyleri vardır. Yaz aylarında ise tüylerini dökerler. Farklı farklı renklerde olabilen canlılar oldukça zeki ve duygusaldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kökeni Eski Mısır’a kadar gitmektedir. Habeş kedisi avcı, zeki ve çok hareketli yapıdadır. Evcilleştirilip, eğitilebilirler. Kısa, ipeksi tüylere ve keskin bakışlara sahiptirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Türkiye’nin Van şehridir. Gözleri mavi-kehribar olarak çift renkli, gövde tüyleri beyazdır. Pek çok kedi türünün aksine Van kedileri yüzmeyi ve suyla oynamayı çok severler.

  • SİZ HANGİ ROMAN TÜRÜNÜ DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ?

    SİZ HANGİ ROMAN TÜRÜNÜ DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ?

    Bir romanı okumak için elimize aldığımızda bambaşka bir dünyanın kapısından içeri girmek üzere olduğumuzu biliriz. O dünya bizi bazen geleceğe bazen geçmişe götürürken bazen de yaşadığımız döneme mıh gibi sabitler. Yeryüzündeki bambaşka yerlere hatta bazen de hiç var olmamış adreslere ışınlanır zihnimiz. Gerçekte ne yaşıyor olursak olalım satırlarda yazanlar duygu durumumuzu bile şekillendirir, gülerken ağlamaya ağlarken gülmeye başlayabiliriz. Bu edebi ürünler böyle büyülü bir güce sahiptir işte. Peki siz aşağıdaki roman türlerinden genellikle hangisinde kaybolmayı daha çok tercih edersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 9 Ülke İsmi ve Anlamları

    9 Ülke İsmi ve Anlamları

    Kültürüne dair çok şey bildiğimiz, hatta gidip gördüğümüz ülkelerin isimleri konusunda ne kadar bilgi sahibiyiz? Makedonya adının 2018 Haziran’ında Kuzey Makedonya olarak değişmesiyle gündem açıldı ve biz de isimlerinin nereden geldiğini merak ettiğimiz 9 ülkeyi listemize taşıdık!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uzakdoğu ülkesi Japonya’nın adı aslında Çinceden yayılmış. Çincedeki “Japuen” kelimesinin karşılığı Japoncada “Nippon” ve bu iki kelime “güneşin doğduğu ülke” anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Bağımsızlık” anlamına gelen ve kökeni Türk dillerine dayanan “kazak” kelimesinden, “Kazakların ülkesi” anlamına gelen “Kazakistan” türetilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyada “El Libertador” yani “Kurtarıcı” namıyla tanınan Simon Bolívar, Güney Amerika’nın birlik olması hayaliyle yaşamış bir özgürlük savaşçısıydı. Bolivya da adını, aynı zamanda ülkenin ilk devlet başkanı da olan işte o Simon Bolivar’dan aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Lübnan’dan Suriye sınırına kadar uzanan Lübnan Dağları, yaz günlerinde bile erimeyip eteklerini bir örtü gibi kaplayan karlarıyla ünlenmiş. Kökü İbraniceye dayanan “Lübnan” kelimesi de “beyaz dağlar” anlamına geliyor ve hem dağlara hem ülkeye adını veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hint Okyanusu kıyısındaki Umman, Arapçada “engin denizler” anlamına gelen kelimeden almış adını…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İngiltere’nin adı “Anglo” ve “terra” sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş ve bu bileşim “Anglo toprakları” anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Avrupa’daki ülke Norveç ise tam da “kuzey ülkesi” demek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Eski toplumlar tarafından efsanevi bir yer olarak görülen, Hindistan’ın güneyindeki ada Sri Lanka bu ismi 1972 yılında almış. Bazı kaynaklarda “debdebeli, şaşaalı ada” anlamına geldiği ifade edilen ülkenin adı “büyük ülke” ya da “güzel ülke” olarak da tercüme edilebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    “Bungalov” kelimesinin Bangladeş ülkesinden geldiğini biliyor muydunuz? Nedeni bu evlerin Bangladeş evlerine benzemesi… Bangladeş adı ise Bengal dilinde “Bengal ülkesi” demek oluyor.

  • YOGA HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

    Uzun bir geçmişe sahip olan yoga, bedensel ve ruhsal bütünlüğü destekleyen en önemli felsefelerden biridir. Zihinsel ve fiziksel iyilik hâline odaklanan bu felsefenin kurucusu Patanjali olarak kabul edilir. Patanjali, Eski Hindistan’da yaşamış olan bir bilgeydi. Yogaya yön veren eseri Yoga Sutra’yı ne zaman yazdığı hakkında net bir bilgi yoktur ancak öğretileri, yazıldığı dönemden günümüze kadar ulaşabildiği için yoganın kurucusu olarak düşünülür. Patanjali’nin öğretileri yogaya ışık tutuyor olsa da günümüzde bu felsefe hakkında çok fazla doğru bilinen yanlış da mevcut. Bu yazımızda amacı stresi azaltmak, sağlıklı kalmak, güç ve esnekliği arttırmak, beden ve ruh sağlığını “mutlu” kılmak olan yoga hakkında doğru bilinen yanlışları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yoga yapabilmek için fit ve esnek olmak gerekmez. Yoga, bedensel anlamda nefes alabildiğiniz ve hareket edebildiğiniz sürece her bedende ve yaşta yapılabilir. Fiziksel olan yoga pratikleri kişiye göre belirlenir bu sayede ilerleyen zamanlarda esneklik de artar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Erkekler de yoga yapabilir! Vücut yapılarının uygun olmadığını düşünen çoğu erkek yogaya karşı çekimser kalır ancak şunu unutmamak gerekir ki yoga kavramını hayatımıza katan kişi bir erkektir; Patanjali. Yogayı profesyonel olarak yapan pek çok erkek vardır, yalnızca kadınlara özgü bir öğreti değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yoga denince akla uzun uzun alınan ve verilen derin nefesler gelir ancak bu bir gereklilik değildir. Yogada nefese dayalı çok fazla egzersiz vardır; yorgunluk ve stresle baş etme yöntemlerinden biri olan bu pratik, bazı kişilerde rahatsızlık da yaratabilir. Bu nedenle yogada derin nefes alıp verme olmazsa olmaz değil, kişiye özel planlanan bir durumdur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tüm yoga türleri aynı değildir; ter atmaya yönelik bir yoga planlayabilir ya da yalnızca sakin bir terapi etkisi tercih edebilirsiniz. Sizin için hangi tür yoganın uygun olacağının cevabı yine sizde olacaktır; daha sakin ve nefes odaklı bir yoga mı yoksa egzersizin içine girdiği daha atletik bir yoga mı?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yogada “iyi” olmak diye bir şey yoktur; internette gördüğümüz o iddialı yoga pozisyonlarını yapmak zordur ayrıca uzun bir süre gerektirir.  Bu hareketleri yapınca iyi olunur gibi bir kural yoktur; buradaki iyilik, sizin kendinizi hangi pozisyonda nasıl hissettiğinizdir. Diğer bir deyişle, yogada, zorlu hareketleri yapabilmek esas olan amaç değildir; burada önemli olan “kendinizi iyi hissettiğiniz” anda kalmaktır.

  • Mızraplı Telli Türk Müziğinde 7 Saz Çeşidi

    Mızraplı Telli Türk Müziğinde 7 Saz Çeşidi

    “Saz çalmayan, tel kadrini ne bilir.” demiş ya Karacaoğlan… Bir yerde karşılaştığımızda dinlemelere doyamadığımız bu çalgı aletlerinin çoğunu adını bile bilmeden dinleriz. Biz de Kültür ve Yaşam sayfamızda mızraplı telli 7 saz çeşidini karşınıza getiriyor, kadrini kıymetini bilelim istiyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yörük çalgısı olarak geçen cura genellikle tek başına çalınmaz, diğer sazlara eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cümbüş, sap kısmı gövdeden ayrılabilen ve çeşitli saplarla farklı enstrümanlara çevrilebilen bir sazdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bağlamanın atası olarak ifade edilen kopuzun icadı Orta Asya’ya kadar uzanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türk halk müziğinin ana enstrümanlarından bağlama 7 tellidir ve mızrapla çalınabildiği gibi parmakla da çalınır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ut enstrümanına benzeyen lavta barok ve klasik Türk müziğinde kullanılır, Batı’ya Araplar tarafından götürülmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mızrabı sert olması için kaplumbağa kabuğundan yapılan tambur Türk müziğinde yaygın olarak kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Utun eskiden kiriş ya da sırma ile yapılan telleri bugün naylondan üretilmektedir. Ve yine eskiden, tavuk kanadı ya da köseleden yapılan mızrabı günümüzde plastikten yapılmaktadır.

  • Damaklarda Bıraktığı Nefis Tatlar Eşliğinde İrmik

    Damaklarda Bıraktığı Nefis Tatlar Eşliğinde İrmik

    Harika bir besin maddesi olan irmik herkes tarafından bilinir ama geleneksel mutfaklarda bir iki tarif dışında pek de yer verilmez. Oysa çorba, erişte hatta salatalarda kullanılabilen, besleyici değerleri oldukça yüksek bir üründür. Sayfamızda bu tuzlu tarifleri değil ama irmikle yapılabilecek birbirinden lezzetli tatlıları görebilirsiniz. Hatta biz irmik nedir ile başlayalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı un, bulgur, yarma gibi irmiğin ana maddesi de buğdaydır. Sert buğdayın öğütülmesiyle elde edilir ve iriliğine göre çeşitlere ayrılır. Mutfaklarımıza kadar gelen irmik kepekten, kabuktan arındırılmış beyaz irmiktir. Adı ise kırık buğday anlamına gelen “yırmık” kelimesinden türetilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaz ya da kış, öğle ya da akşam vakti ne zaman isterseniz yiyebileceğiniz irmik helvası özellikle balık sofralarının tatlı müdavimlerindendir. Sütlü ya da sütsüz yapabileceğiniz bu tatlının en güzeli ise içinde bir top dondurma saklı olanıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Revani Türk mutfağının en güzel şerbetli tatlılarındandır ve un yerine irmikle yapıldığında damaklarda uzun süre iz bırakır. Eğer yumurtalı tatlılardan hoşlanmıyorsanız o zaman da revaniye çok benzeyen ama yumurta ile değil yoğurtla yapılan İzmir şambalisini öneririz. Ama unutmayın şambali illa ki irmikle yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çocukluğumuzdan şu yaşımıza gelene dek severek yediğimiz kekin farklı malzemelerden oluşan onlarca tarifi olsa gerek. Havuçlu, ballı, ıslak çikolatalı, portakallı, labneli, haşhaşlı ve daha niceleri. Şimdi de bütün bu tarifleri beyaz unla değil de irmikle yapacağınız keklerde denemeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Potasyum, demir, çinko gibi vitamin ve minareleri ihtiva eden irmiği, yüksek oranda karbonhidrat içerdiğini de aklınızda tutarak çeşit çeşit kurabiye yapımında da kullanabilirsiniz. Hatta ülkemizde Mersin ve Hatay illerine özgü enfes kerebiç kurabiyelerinin irmikle yapıldığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Marketlerde kolayca bulunabilen pudingi kendi ellerinizle yapmak istediğinizde gerekli olan malzemeler irmik, şeker, süt ve tereyağı olacaktır. Çikolata, vanilya ya da meyveden ibaret aromanızı da içine ilave ettiğinizde sevdiklerinizin yüzünü güldürecek ev yapımı bir tatlıya sahip olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bol Hindistan cevizi ve sütle yapacağınız bembeyaz bir irmik tatlısı da alternatifleriniz arasında. Ama irmik, süt, şeker, vanilya, tereyağı ve Hindistan cevizini bu kez tencere ile ateş üstünde karıştırarak pişirmeniz, karışımı istediğiniz bir kalıba döktükten sonra buzdolabında muhafaza etmeniz gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    irmik, tatlı

    Klasik tatlı malzemeleri olan yumurta, şeker, süt ve vanilyanın krem karamel yapımında kullanıldığını da biliyorsunuz ama bu tarifin içine irmik ekleyebileceğinizi biliyor musunuz? Tabii bu uygulamayla tatlınızın tadı gibi adı da başkalaşacaktır; irmikli karamel ya da karamelli irmik tatlısı. 🙂

  • Şehirlerin Adı Kadar Ünlü Sembolleri

    Şehirlerin Adı Kadar Ünlü Sembolleri

    Bir şehri sembolize eden o kadar çok unsur olabilir ki… Orada yaşamış ve tarihe geçmiş bir kişilik de, bir doğa harikası da, yaşanan bir olayın hatırasını yaşatmak için yapılmış bir anıt da o şehri simgeleyebilir. Biz de listemizde herhangi bir nedenle yapılmış ama sonra bulunduğu şehrin adı kadar ünlenmiş yapılara yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Boğazı dünyanın en görkemli adreslerinden biri… 2500 yıldır Boğazın sularına tutunan Kız Kulesi ise bu efsane şehrin efsaneleriyle ünlü sembolü… Farklı dönemlerde farklı amaçlarla kullanılan tarihi yapı günümüzde misafirlerine kafe-restoran olarak hizmet veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    MS 72 yılında inşasına başlanan Kolezyum’un ilk dönemleri gladyatör dövüşlerine sahne olurken zamanla kullanım alanı çeşitlenmiş. Roma’nın sembolü Kolezyum’un bir bölümü deprem nedeniyle büyük hasar almış olmasına rağmen dünyaca ünlü konserlere, etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Paris denince akla gelen yapı Seine Nehri’nin kıyısında inşa edilen Eyfel Kulesi’dir. 1880 yılında tamamen demirden inşa edilen yapı ilk zamanlar şehrin itibarına yakışmadığı düşüncesiyle çokça eleştirilmiş. Hatta ünlü isimler tarafından imza toplanıp bildiri bile yayınlanmış. Nereden nereye!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İnşası tamamlandıktan sonra kraliyet ailesinin geçişi için 1791 yılında açılan Brandenburg Kapısı Napolyon zamanında Paris’e taşınmış 1814 yılında tekrar yerine getirilmiş. Berlin’in sembol yapısı olarak itibar gören Brandenburg Kapısı Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesini sembolize ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moskova’nın simgesi Kızıl Meydan’ın en görkemli yapısı Aziz Vasil Katedrali, Rus Devleti’nin 16. yüzyılda kazandığı bir savaş sonrasında Korkunç İvan tarafından yaptırılmış. 17. Yüzyılda farklı renklere boyanan kubbelerin her biri ayrı bir zaferi temsil ediyor ve en uzunu 65 metre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    neretva nehri

    Mostar Köprüsü film sahnelerinden çıkmışçasına büyüleyici fotoğraflar veriyor. Öyle bir sembol ki Bosna-Hersek’in en büyük şehri Mostar adını 1566’da inşa edilen bu köprüden almış. Mostar Köprüsü altından akan Neretva Nehri’nden 24 metre yükseklikte ve 30 metre uzunluğunda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    macaristan

    Budapeşte’de bulunan ve Avrupa’nın en eski yasama binası olan Parlamento Binası hem Macaristan’ın hem başkenti Budapeşte’nin sembolü. Macar kahramanlarının heykelleriyle donatılmış yapının 10 tane avlusu ve yüzlerce odası bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Londra’yla bütünleşmiş saat kulesinin adı 2012 yılında Elizabeth olarak değiştirildi. Ama öncesinde ve dünyaca bilinen adıyla Big Ben, dünyanın en büyük saat kuleleri arasında gösteriliyor. 96.3 metre yüksekliğindeki kulenin çan sesi 14 km. uzaktan duyulabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Birleşik Arap Emirliklerinden biri olan Dubai’de yapay bir ada üzerinde inşa edilen Burj al-Arab dünyanın en yüksek otellerinden biri olarak ilgi görüyor. Gemi yelkenine benzeyen yapı Dubai’nin sembolüne dönüşmüş durumda ve adı Arapların Kulesi anlamına geliyor.

  • 7 Madde ile Küçük Mucitlerin Büyük Başarıları

    7 Madde ile Küçük Mucitlerin Büyük Başarıları

    Ünlü bilim insanlarının hayat hikâyelerini okurken küçük yaşlarda yaptıkları girişimler, gelecekleri konusunda verdikleri sinyaller en şaşırdığımız ve hayranlık duyduğumuz detaylar olur genellikle… Önemli birer bilim insanı olma yolunda büyük umutlar vaat eden gençlerimiz yaptıkları buluşlarla ileride hayranlık uyandıracak hikâyelerini yazmaya başladılar bile… Listemizde o icatlara ve küçük mucitlerine yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    2003 doğumlu Eray’ın hikâyesi neredeyse doğduğu yıllarla başlıyor. 3-4 yaşlarında tornavidayla açıp incelemek üzere oyuncak edinen küçük mucit, 6 yaşında bilgisayarda animasyon programlarını öğrenmeye başladı. 10 yaşında robot denizaltı, 11 yaşında ise 40 cm’lik insansı robot yaptı. Labirent çözen robot, renk seçen robot, inşaat yapan robot, mayın arama robotu, görme engelliler için çok fonksiyonlu uyarı sistemi projelerini üretti ve ödüller aldı. Steve Jobs hayranı olan Eray’ın hayalleri arasında bir araştırma merkezi kurmak da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Elif Bilgin’in istediği sonuca ulaşabilmek için yılmadan 10 kez deneme yapması başlı başına takdir edilen bir konu oldu. 16 yaşında muz kabuklarından bozulmayan biyoplastik üretmeyi başaran Elif, bu buluşuyla Google Bilim Fuarı’nda “Science in Action” ödülünü kazandı. Bundan 2 yıl sonra da Amerika’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne kabul edilerek hepimizi bir kez daha gururlandırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kalsedon, lise 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşan robotik takımın adıdır. 2016 yılında teknolojiye meraklı 11 kişi ile yola çıkan grup bugün 34 kişi… Tırmanma, tahterevallide dengede durma, belirli hedeflere top atma gibi görevlerin üstesinden gelebilen robotlar üretip dünyaya açılan ekip, Amerika’da bölge şampiyonasına katılarak “Rookie All Star” ve “Highest Rookie Seed” ödüllerini kazandı ve 2018’in Mart ayında dünya şampiyonluğu için yarıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yenilenebilir Enerji Kaynakları İle Çalışan Gemi üreterek TÜBİTAK Bölge Yarışmasında birinci olan 5. sınıf öğrencisi mucidin adı Ömer Faruk Doğan. Bir hafta içinde tasarladığı projesiyle Türkiye genelindeki yarışmada da birinci olmayı hedefleyen Ömer Faruk’un bir sonraki hedefi, fosil yakıt yerine yenilenebilir enerji kaynağıyla hareket edebilen bir araç üretebilmek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    11 yaşındaki Mert Delibalta toprağın altına gömülen ya da menfeze gizlenen bombaları havadan tespit edebilen drone yapmayı başardı. Küçük mucit, haberlere konu olan ve katıldığı yarışmada kendisine birincilik getiren bu buluşunu okulunun laboratuvarında herhangi bir destek almadan 4 ayda tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Çevremdekiler bana yaşadığım yerin acı gerçeklerini anlatmışlardı. Ve azmin yeterli olmayacağını… Astronotluğun boş bir hayal olduğunu söylediler. Belki bir doktor, belki bir cerrah olabilirdim. Kim bilir… Tek bildiğim bir astronot olamazsam hiçbir mesleği severek yapamam…” Ortaokul öğrencisi olan Zelal’i NASA’ya gönderdiği bu mektupla hatırlarsınız… NASA’dan da Bingöl’de yaşayan Zelal’e cevap gelmiş ve Uzay Kampı’nda birkaç gün misafir edilmişti. Zelal Barakazi 2018’de de İstanbul’da düzenlenen Genç Mucitler Yarışmasına katıldı ve galaksiler arası yolculuk projesini sergiledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pekin’de 2017’de 50 ülkeden 1976 kişinin katıldığı Dünya Robot Yarışmasında derece elde eden ekibin yaşları 12 ile 16 arasında değişiyor. Efe İnan, Buket Naz Zeren, Eren Ekrem Kallıkçı, Hayim Egemen Gülen… Ve bu küçük mucitler yakın zamanda tasarladıkları cihazla yeni bir buluşa daha imza atmayı başardılar. Bu cihaz ne mi yapıyor? GPS ve 3G teknolojilerini kullanarak ürettikleri cihaz sayesinde takip edilmeye ihtiyaç duyan zihinsel engelliler, çocuklar ve Alzheimer hastaları belirlenen rota dışına çıktığında ailelerini uyaracak!

  • İsmi İlginç Uygulaması Tanıdık 8 Mutfak Terimi

    İsmi İlginç Uygulaması Tanıdık 8 Mutfak Terimi

    Yemek pişirmenin göründüğü kadar kolay olmadığını deneyen bilir. Hele bazı yemekler özel pişirme yöntemleri ve zorlu metotlar gerektirebilir. İşte tüm bu ayrıntılar, mutfak terimleri olarak sözlükleri doldurur, bazen akıl karıştırır, bazen telaffuzları neredeyse imkânsızdır ama bir şekilde hayatın içinde yer alırlar. Kültür Yaşam olarak mutfak terimlerine ışık tutmamız gerektiğini düşündük ve 8 mutfak terimini listemize aldık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alavapör, oldukça değişik ismine rağmen aslında bildiğimiz buharda pişirme anlamına geliyor. Yiyecekleri besin değerlerini kaybetmeden pişirmenin en kolay yollarından biridir buharda pişirme ve pratik yollarından biri de bu iş için tasarlanmış makineleri kullanmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mutfak terimlerinin çoğu gibi “flambe” de Fransızca’dan dilimize geçmiş… Yiyecekleri pişirmek için direkt olarak aleve tutma, alazlama anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mutfak dilinde her biri ayrı bir isme sahip belki binbir çeşit kesme ve doğrama terimi bulunuyor. “Jülyen” gibi çoğumuzun bildiği metotlara “alümet” gibi daha az bilinenler de eşlik eder. Aslında alümet çökertme kebabından aşina olduğumuz bir form, yani yiyecekleri kibrit çöpü şeklinde doğramaktan başka bir şey değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yemeklere özellikle de çorba ve soslara lezzet katmak için tencerenin içine atılan, genelde kereviz, havuç, pırasa, maydanozdan oluşan aroma dolu buketçik yine Fransızca dilinden gelen bir kelimeyle “bukegarni” olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Ganaj” kelimesi ilk başta kulağınıza yabancı gelebilir; oysa en lezzetli pastaların ve keklerin üzerinde pürüzsüz yapısıyla parıldayan çikolata kremasından başka bir şey değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Mühürleme” isim olarak mutfakla alakasız gibi dursa da etin suyunu yani tüm lezzetini içine hapsetmek amacıyla yüksek ateşte kısa süreyle pişirmek demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Poşe yöntemi ise, yiyecekleri kaynama noktasına yakın sıcaklıktaki suyun içinde yavaş yavaş pişirme anlamına geliyor, bize en tanıdık formu kızarmış ekmek üzerinde tüm ihtişamıyla yer alan poşe yumurtalar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    blanchi

    Blanchi ya da blanşi parıl parıl gözüken diri haşlanmış sebzelerin sırrı olan pişirme yöntemi. Şok haşlama diyebileceğimiz bu yöntemde çok kısa bir süre için kaynar suya atılan sebzeler daha sonra buzlu suda soğutuluyor ve böylece o parlak ve lezzetli hallerine kavuşuyor.