Yazar: admin

  • DODO KUŞUNUN VATANI, AFRİKA’NIN GÖZDE ADASI

    Resmî adıyla Mauritius Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda Afrika ana karasının yaklaşık 2000 km açığında bir ada ülkesidir. Afrika’nın güneydoğusu, Madagaskar’ın da doğusunda yer alır. Subtropikal iklimin görüldüğü Mauritius, Hint Okyanusu’nun en güzel kıyılarına sahiptir. Ana adanın dışında Rodrigues Adası ve Agalega Adası gibi birçok farklı parçadan oluşmaktadır. Başkenti Port Louis olan ülke hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mauritius Adası, 16. yüzyılda gerçekleşen coğrafi keşifler ile Portekizli denizciler tarafından bulunmuştur. Bu tarihten önce 10. yüzyılda Arap denizcilerin adaya geldiği bilinse de herhangi bir yerleşim yerine rastlanmamıştır. Ancak Araplardan altı yüzyıl sonra adaya gelen Portekizliler, bölgede insan yerleşiminin başlamasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Birçok endemik türe ev sahipliği yapan Mauritius, insanlarca nesli tüketilmeden önce dodo kuşlarının bilinen tek yaşam alanıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mauritius’ta resmî dil yoktur. Burada, Creole lehçesinin İngilizce ve kısmen Fransızca olan yerel versiyonu konuşuluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mauritius, coğrafi olarak bulunduğu diğer Afrika ülkelerine nazaran kişi başına düşen millî gelir bakımından en zengin ülke konumundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mauritius Adası, balayına çıkan çiftlerin ve su sporları tutkunlarının tercih ettiği yerlerden bir tanesi. Doğal ortamı bozulmamış plajlarda güneşlenmek isteyen romantik çiftler olduğu gibi tropik bir lagünün sıcak sularında yelken sporu yapmak isteyen maceraperestlerin de ilk adresi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adanın en çok ziyaret edilen noktalardan biri de kızıldan pembeye, sarıdan yeşile hatta mora doğru uzanan bir renk yelpazesiyle gören herkesi büyüleyen ‘Chamarel’ ve renkli toprakları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mauritius’un nefes kesen bir başka doğa harikası da Sualtı Şelalesi… Dünyada çok nadir olan bu illüzyon, Mauritius Adası’nda mevcut. Görenleri şaşkına düşüren manzaraya bakıldığında suyun derinliklerine akan bir şelale görünüyor ancak bu görüntü okyanus akıntıları, gelgitler ve deniz tabanının özellikleri gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir optik yanılsamadan ibaret.

  • 8 Madde İle Televizyon ve Gazetecilik Camiasının Piri Halit Kıvanç

    8 Madde İle Televizyon ve Gazetecilik Camiasının Piri Halit Kıvanç

    Türkiye’de spor spikerliği, televizyon sunuculuğu dendi mi akla gelen ilk isim şüphesiz ki Halit Kıvanç olur. Öyle ki, birçok sevilen sanatçıyı izleyiciye o sunmuş, en sevilen televizyon programlarının sesi o olmuştur. Hele futbol spikerliği dendi mi usta ismin eline su dökmek imkânsızdır, Halit Kıvanç’ın gol sunumları plaklara bile basılıp satılmıştır. Meslek hayatı boyunca sayısız başarıya imza atan ünlü ismi ve başarılarını 8 madde ile listemize taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Televizyonculuğun ülkemizdeki en önemli isimlerinden biri olan Halit Kıvanç, gazeteciliğe 1945 yılında yazmaya başladığı haftalık spor dergisi Şut ile başladı. Aslında hukuk fakültesini bitirerek yargıçlık cübbesi giymeye hak kazanmıştı ama kariyerine ilk adımı üniversite yıllarında attığı gazetecilik ile devam etmeyi tercih etti. Gelecek yıllarda ise ülke medyasının farklı alanlarında tanınan bir ismi olacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Gazeteciliğe başarılı bir başlangıç yapan Kıvanç, Milliyet gazetesinde Abdi İpekçi’nin yardımcılığını yaptıktan sonra dünyaca ünlü İngiliz medya şirketi BBC’den teklif aldı ve Londra’ya gitti. BBC’de çalıştığı günlerin kendisine çok şey kattığını söyleyen başarılı haberci yine de ülkesine dönmeyi seçti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Ülkeye döndükten sonra gazeteciliğin yanında radyo spikerliği de yapmaya başladı. Türkiye yıllarca en önemli futbol maçlarını onun sesinden dinledi. Halit Kıvanç tarafsız maç anlatımı ve doğru Türkçe kullanımına büyük özen gösteriyordu. Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesini çıkaran ekipte de yer alan Kıvanç, sporu gerçekten seviyor, fanatizme ve holiganlığa karşı duruşuyla büyük saygı görüyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Dünya Kupası’nı radyo ve televizyonda sunan ilk Türk spiker olan Kıvanç, aynı zamanda dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olan Pele ile röportaj yapan ilk gazeteciydi. Pele yıllar sonra yapacağı bir konuşmada Halit Kıvanç’tan sevgiyle söz edecek, “Daha kimse beni tanımazken o beni tanıyordu, o benim ağabeyim…” diyecekti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Futbol spikerliğinde ilginç başka bir ilke de imzasını atmıştı. 1966 yılında oynanan Dünya Kupası’nda Almanya ve İngiltere arasındaki 150 dakika süren final maçını basın tribününden TRT’ye açtığı telefonla naklen anlatmıştı. Yıllarca başarıyla sürdürdüğü, birçok ilke ve başarıya imza attığı futbol spikerliğini 1983 yılında Cumhurbaşkanlığı kupasında noktaladı, jübilesinde büyük törenler yapıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Ünlü ismin ilk sunuculuk deneyimi ise bir moda defilesinde gerçekleşmişti. Halit Kıvanç kısa sürede yarışma, eğlence, bayram programları gibi yapımların aranılan sesi haline geldi. Tam 20 yıl boyunca 23 Nisan programlarını o sundu. Türkiye’nin ilk yarışma programı “Bildiklerimiz, Gördüklerimiz, Duyduklarımız”ın da sunucusu Halit Kıvanç oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Halit Kıvanç’ın kariyerindeki önemli ilklerden biri de, Papa ile röportaj yapan ilk Türk ve Müslüman gazeteci olmasıydı. Türk futbolcularla röportaj yapmak için gittiği İtalya’da Papa ile görüşmüştü. Papa onun kişiliğinden ve tavrından etkilenmiş kendisine gümüş bir madalya vermişti. Bu olay yabancı gazetelerde de manşet olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    televizyonculuk tarihi

    Halit Kıvanç eşsiz anılarını kaleme aldığı, hatıralarına söyleşilere yer verdiği birçok kitap da yazdı. Kıvanç’ın kaleminden çıkan kitaplar, hem gazetecilik ve televizyonculuk mesleklerine samimi bir ışık tutuyor hem de disiplinli bir çalışma ile elde edilebilecek başarıları gözler önüne seriyor.

  • MAVİ GEZEGENİMİZİN YEŞİL AKCİĞERLERİ

    Havadaki karbondioksit oranını düşürmesi ve nemi arttırması nedeniyle gezegenimizin akciğerleri olarak bilinen yağmur ormanları, büyüleyici görüntüsü ve binlerce canlı çeşidine yuva olmasının yanı sıra sağladığı sayısız fayda ile biliniyor. Günümüzde bile keşfedilmemiş yerleri bulunan bu dev yeşil bölgenin gezegenimiz için ürettiği besleyici yağmurlar, hayat için gerekli olan su döngüsünü iyileştiriyor ve bu bölgede yaşayan yerli halklara olduğu kadar binlerce kilometre uzaktaki ülkeler için bile yaşam alanı sağlıyor. Yağmur ormanları hakkında ilginç olduğu kadar şaşırtan bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanları dünya yüzeyinin %2’sinden daha azını kaplamasına rağmen dünyadaki biyolojik çeşitliliğin %50’sinden fazlasına ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanına düşen bir yağmur damlasının yoğun bitki tabakasını geçerek toprağa ulaşması yaklaşık 10 dakika sürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanlarındaki ağaçlar tüm dünyanın oksijen kaynağının beşte birini üretiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’daki Amazon yağmur ormanları bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesi olurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Avustralya yağmur ormanlarındaki çiçeklerin %80’i dünyanın başka hiçbir yerinde yetişmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’nın Daintree Yağmur Ormanı’nın 180 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede dev hayvan kalıntıları ile birlikte dinozor fosillerine de rastlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tükettiğimiz doğal gıdaların yaklaşık %80’i yağmur ormanlarından geliyor. Yani severek yediğimiz birçok doğal besinin ataları yağmur ormanlarından.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Modern tıp ilaçlarında kullanılan bileşenlerin dörtte biri yağmur ormanlarında yetişen bitkilerden elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Amazonlardaki ormansızlaşma oranı bir yılda oldukça artarak %69 oranlarına ulaştı. Yani bir yılda yok olan ormanlık alan New York’un neredeyse iki buçuk katı kadar. İçinde barındırdığı canlılığı düşünürsek bu birçok bitki ve hayvanın yuvasının da yok olduğu anlamına geliyor.

  • 8 Maddede Türkiye’den ve Dünyadan Yaş Aldıkça Hayat Dolan Portreler

    8 Maddede Türkiye’den ve Dünyadan Yaş Aldıkça Hayat Dolan Portreler

    “Yaşlı” denince kaçımızın zihninde canlanan ilk görüntü kaykay üstünde bir dede ya da “bungee jumping” yapmaya hazırlanan tonton bir teyze olur ki? Ya da soruyu şöyle değiştirelim: “Neden böyle bir görüntü olmaz?” Seneleri bir bir geride bırakırken hayatın içindeki kimi deneyimleri de geride bırakmamız gerektiğini kim söylemiş? Bakın, dünyamız yaş aldıkça hayat dolan insan örnekleriyle dolu ve biz de 2018’in Yaşlılar Haftası’nı, yaşı ilerlemiş bu insanların etrafına da hayat saçan enerjileriyle kutluyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yaşlılar haftası

    Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de 150 metre yükseklikten bungee jumping yaparak atlayan Margit Tall’un haberleri 2014 yılının Ağustos ayında büyük yankı uyandırdı. Dünyada her gün bungee jumping yapan milyonlarca kişi varken Margit Tall’un ilgi çekmesinin nedeni elbette 95 yaşında olmasıydı. Atlayışı yaptıktan sonra yeni bir beklentiye girmişti bile: Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Uzmanlar ilerleyen yaşına rağmen eğlenceli, hareketli, hatta cesaret isteyen eylemlerde bulunan insanların sırlarından birinin “hayal kurmak” olduğunu söylüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yaşlılar haftası

    “Bence bir insanda yaş önemli değildir. Sadece sağlığı önemlidir. İnsanlar spor yaptıktan sonra gayet genç ve sağlıklı kalabilir.” diyen 70 yaşındaki Rizeli Mustafa Aydın da yaşı ve uğraşıyla haberlere konu olan isimlerden. Mustafa Bey’in dikkat çekmesinin nedeni ise “vücut geliştirme” sporuna duyduğu tutku…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İnsanın yaşı kaç olursa olsun onu hayata bağlayacak diğer etkenler arasında merak duygusunu canlı tutmak, çağın teknolojilerinden faydalanmak ve kendinden memnun olmak geldiği de ifade ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    yaşlılar haftası

    99 yaşında kırılan bir dünya rekoru…  Avustralya’nın Queensland eyaletinde düzenlenen denemelerde 100-104 yaş kategorisinde katılan George Corones, 56.12 saniyeyle dünya rekoru kırdı. Queensland’ın başkenti Brisbane’de yaşayan asırlık delikanlı, 2. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yüzmeyi bıraktığını, egzersiz yapmak için 80 yaşında tekrar başladığını anlatıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    yaşlılar haftası

    Doğu Karadeniz’e özellikle Artvin’e yolunuz düşerse “a capella” yani enstrümansız bir şekilde, çıplak sesleriyle müzik yapan grupları dinlemeli ve bu müziği yapan insanların yaşlarına şaşırmamalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yaşlılar haftası

    Harry Bernstein, her ne kadar uzun yıllardır yazıyor olsa da ilk kitabını yayımlanmak üzere bir yayınevine kabul ettirdiğinde 93 yaşındaydı. “Hayır” cevabı almasına rağmen yayınevlerinin kapısını aşındırmayı bırakmamış ve ilk kitabı “Görünmeyen Duvar: Engelleri Kıran Bir Aşk Hikâyesi”ni yayımlatmayı başardıktan sonra yeni kitaplar yazmaya başlamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sağlığı, enerjisi ve olanakları ölçüsünde bir insan yaşı kaç olursa olsun dilediği her şeyi yapabilir. İlla ki yaşla doğru orantılı bir şey varsa, o da tecrübedir. Yaş aldıkça kazanılan, yaşlandıkça değer kazanan deneyimler… Ve bir yaşlının dizinin dibinde oturarak o tecrübelerden faydalanmaya çalışmak, dünyada yapılabilecek en özel aktivitelerdendir.

  • 8 Madde İle Karadeniz’in En Yeşili Artvin

    8 Madde İle Karadeniz’in En Yeşili Artvin

    Artvin’i henüz görmediyseniz siz siz olun “yeşilin bütün tonlarını gördüm” demeyin! Bitki ve hayvan doğası ile büyüleyen şehrimiz, Kafkas halklarından oluşan renkli nüfusu, müziği, dansları, mutfağıyla da nevi şahsına münhasır bir yerleşim. Gelin Artvin’e doğru tadı damağınızda kalacak 8 maddelik kısa bir yolculuğa çıkalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, Şavşat, Yusufeli… Artvin’in bu 8 ilçesinden hangisine giderseniz gidin ama fotoğraf makinanızı yanınızdan eksik etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Artvin öyle bir yer ki siz Karagöl’ün muhteşem güzelliğini görmek için Borçka merkezden yola koyulursunuz ama yol üzerinde gördüğünüz doğa harikaları gitmek istediğiniz yeri unutturuverir. Tabii yine de üzerinde sandal gezintisi, çevresinde yürüyüşler yapabileceğiniz hatta kıyısında kamp kurabileceğiniz Karagöl’ü görmeden dönmek tek kelimeyle bir kayıp olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Sınırları içindeki 18 köyden 6 tanesi Türkiye sınırları içinde bulunan, Borçka’ya bağlı cennetten bir köşe Maçahel… Yaşlı ağaçları, ormanlarında sürüler halinde yaşayan güvercinleri, vadisinde uçuşan atmacaları, şahinleri, kuzgunları, yeşilin bütün tonlarıyla içinde kaybolacağınız eşsiz bir coğrafi alan.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Artvin’in dağlık ve engebeli coğrafyası arkeolojik kazılar yapmaya pek imkân vermese de tarihin en görkemli izlerini şehrin geneline yayılmış kalelerde, camilerde, kilise ve manastırlarda görebilirsiniz. Ardanuç’taki 1500 yıllık Gevhernik Kalesi bunlardan sadece bir tanesi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Karadeniz’in büyük bir kısmında olduğu gibi Artvin demek biraz da yaylalar demektir. Artvin, yaylalarında bir araya gelen insanların dansların en coşkulusunu sergilediği festivaller demektir. Kafkas Arı ve Bal Festivali, Kafkasör Turizm ve Sanat Festivali, Karüstü Karakucak Güreşleri gibi şenliklerin yapıldığı tarihler Artvin yaylalarının şenlendiği zamanlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Akapella, ya da a capella… Enstrüman kullanılmayan daha doğrusu enstrüman olarak insan sesinin kullanıldığı çok sesli müzik türü… Artvin’de özellikle yaşlı ama ihtiyar olmayan insanların oluşturduğu gruplardan akapella dinlemek umudunuzu ve neşenizi artıracaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    artvin, karadeniz

    Artvin’de kara lahana, kuymak, turşu kavurma, hamsili pilav gibi klasik Karadeniz yemeklerinin en lezzetlilerine ulaşabileceğiniz gibi motrella, lapurçen, puçuko, çinçar gibi adını ilk kez duyabileceğiniz yöreye has yemeklerle karşılaşmanız da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Karadeniz’in milli sazı kemençe kadar oğlak derisinden elde edilen “tulum” da Artvin’e özgüdür. Yemyeşil doğa içinde tulum eşliğinde Karadeniz müziği dinlemenin keyfini unutmanız mümkün olmayacaktır.

  • PATİLİ DOSTLARIYLA SEYAHAT EDECEKLER İÇİN ÖNERİLER

    Tatilini patili dostlarıyla geçirmek isteyenler için yapacakları seyahati daha konforlu ve güvenli hâle getirecek önerileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yola çıkmadan önce evcil hayvanınızı veterinere götürerek sağlık kontrollerini yaptırın. Aşı belgelerini yanınıza alın ve seyahat sırasında gerekli durumda kolaylıkla erişebileceğiniz şekilde saklayın. Mümkünse kedi ya da köpeğiniz için iletişim bilgilerinizin yazılı olduğu tasmalardan edinerek seyahat süresince takılı olmasına dikkat edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Seyahate çıkmadan önce varış noktasında sürpriz sorunlarla karşılaşmamak için konaklayacağınız yerlerde evcil hayvan kabul edilip edilmediğini önceden araştırın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kedi ve köpekler tıpkı insanlar gibi kara, hava ya da deniz araçlarında taşıt tutması gibi rahatsızlıklar yaşayabilir. Kediler köpeklere oranla yolculuktan daha çok etkilenir ve yol boyunca sık sık miyavlar. Bu gibi olası durumlar için neler yapabileceğinizi veterinerinize danışabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kedi veya köpeğinizin seyahat sırasında rahat edebilmesi için seyahat kafesi veya taşıma çantası gibi uygun ekipmanları temin edin. Uçak, otobüs ya da tren gibi toplu taşıma araçlarında kedi ya da köpeğinizin uzun süre taşıma çantasında kalacağını hesaba katarak onlar için rahat hareket edebilecekleri genişlikte bir kafes ya da çanta edinin. Kafes, evcil dostlarımızın içindeyken rahatça ayakta durabileceği, dönebileceği ve yatabileceği büyüklükte olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eğer kedi veya köpeğinizle ilk defa seyahate çıkacaksanız araç ile öncesinde kısa mesafe gezileri yaparak dostlarınızı bu deneyime hazırlayabilirsiniz. Ayrıca uzun yolculuklarda düzenli olarak mola vererek tuvalet ihtiyaçlarını gidermelerine olanak tanıyın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eğer yola özel araç ile çıkıyorsanız patili dostunuzun rahat edebilmesi için yeterli miktarda alan ve havalandırma olmalıdır. Seyahat öncesi evcil hayvanınızın yiyecek ve su ihtiyacını karşılayın. Yolculuk sırasında da düzenli olarak su içmesini sağlayın. Her zaman yediği mamanın yanı sıra sevdiği ödül mamasından da alarak huzursuz olduğu anlarda ödül maması ile dikkatini dağıtabilirsiniz. Kedi veya köpeğinizin güvenliği için seyahat sırasında araç içinde özel bir güvenlik kemeri veya taşıma çantası kullanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Seyahat sırasında evcil hayvanınızın huzurlu olması için sakin bir ortam sağlamaya çalışın ve stres faktörlerini en aza indirin. Kedi ve köpeğinizin seyahat sırasında rahat yolculuk yapabilmesi için onlara aşina oldukları oyuncakları veya battaniyeleri verin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Hedefe varışta evcil hayvanınızın rahat edebilmesi için uygun ortamı oluşturun ve seyahat sonrası dinlenmesine izin verin; yeni mekânın ortamını, havasını, kokusunu anlaması için bir süre sakin bir zaman oluşturun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Seyahatten önce, varış noktasındaki 24 saat açık veteriner ya da hayvan hastanesi bilgilerini yanınızda bulundurun. Bu sayede acil bir durum meydana geldiğinde vakit kaybetmeden kedi ya da köpeğiniz ile ilgili profesyonel yardım alabilirsiniz.

  • MAKAS KÖPRÜ VE TARİHÇESİ

    Makas köprüsü, yük taşıyan üst yapısı, genellikle üçgen birimler oluşturan bağlı materyallerden oluşan bir yapı olan, kafes kirişli bir köprüdür. 19. ve 20. yüzyılın başlarındaki mühendisler tarafından basit tasarımlarla hayata geçirilen makas köprüsünde, malzemeler verimli bir şekilde kullandığı için inşa edilmesi kolay olduğu kadar ekonomiktir. Yazımızda makas köprülerinin tarihini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Makaslardan oluşan köprü konsepti ilk kez, Batı mimarisinin öncü ismi olarak tarihe geçen İtalyan Andrea Palladio tarafından 1570 yılında tasarlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Makas köprülerin yapım mantığı ve tekniği çok kolay olsa da geniş alanlarda güvenli bir köprü inşa etmek uygulama aşamasında pek de kolay değildir. Ancak 1921’de Amerikalı mimar ve mühendis Ithiel Town, ahşap bir makas köprü tasarımı için patent başvurusunda bulunur ve bu tasarım, büyük boyutlu parçaların taşınmalarına gerek kalmadan, istenilen yerde köprü inşa edilmesine olanak sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyılda ahşap makas köprülerin yerini çelik ve demirden yapılan köprüler alır. Bu tarihlerde; bu metallerin artık çok daha kolay işlenebilir hâle gelmesi, maliyetlerinin ucuzlamasına neden olur ve birçok farklı firmanın kendisine ait köprü tasarımları piyasaya sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Makas köprülerin sıklıkla kullanılmaya başlandığı dönem 19. yüzyıl başlarında ABD’de de olmuştur. Çünkü o tarihlerde Amerika’da raylı sistem taşımacılığı ivme kazanmış, ağır trenlerin uzun ve zorlu yolları güvenli bir şekilde aşabilmesi için bu köprü sistemi ile yollar birbirine bağlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Makas köprüler daha dengeli ve sağlamdır çünkü diğer köprü türlerine göre daha hafiftir. Bu denli avantajlara sahip olmasına rağmen yaygın olarak kullanılmamasının nedeni ise; pek çok destekleyici kiriş ile yapı sağlamlığı uygun bir şekilde sağlansa da makas köprülerindeki hayati öneme sahip kirişlerin sürekli bir bakım ve onarıma ihtiyaç duymasıdır. Bir makas köprüsü, malzemeleri verimli bir şekilde kullanıldığında ekonomiktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en uzun makaslı köprüsü, 3.7 km uzunluğunda olan ve Japonya’daki Kansai Uluslararası Havaalanı’nı Osaka’ya bağlayan köprüdür. Ancak çelik makaslı köprüler, uzun mesafeler için pek elverişli olmadığından günümüzde uzun mesafeler için asmalı köprüler daha çok tercih edilmektedir. Ayrıca ahşap tasarımıyla makaslı köprünün patentini alan Ithiel Town’un doğduğu yer olan Connecticut’ta inşa ettiği makaslı köprü halen ayaktadır.

  • BUHRAN YILLARININ SİNEMA EKOLÜ: KARA FİLM

    1940’lı yıllarda Amerikan filmlerinin hâkim değerlerine bir başkaldırı olarak ortaya çıkan “Kara Film Ekolü”, II. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyayı saran hayal kırıklığı ve kasvetin bir sonucu olarak Amerika’da ortaya çıkmış, daha sonra tüm dünyaya yayılmış bir sinema ekolüdür. Bu ekolün ortaya çıkış nedenlerini ve başarıya ulaşmış filmlerini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alman dışavurumculuğundan oldukça etkilenen bu türün ilk örnekleri, çıktığı yıllarda kara film olarak tanımlanmasa da ilerleyen yıllarda başlı başına bir sinema ekolü haline gelmiştir. Kara filmler, “Büyük Buhran”ın ardından toplumdaki sosyolojik ve psikolojik değişimleri ele alması ve ortaya koyması açısından oldukça önemlidir. Bu buhran döneminde ortaya çıkan filmler ya güldürücü ve insanları sorunlarından uzaklaştıran senaryolara sahip ya da toplumsal sorunlara dikkat çeken, karamsar ve gerçekçi filmler olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İlk kez 1946’da Fransız eleştirmen Nino Frank tarafından Hollywood filmleri için kullanılan kara film terimi aslında bir sinema ekolü olarak ortaya çıkmamış, farkında olmadan bu tarz filmler çeken yönetmen, oyuncu ya da yapımcılar ilerleyen yıllarda yaptıkları röportajlarda çektikleri bu filmlerin kara film olduğunun farkında bile olmadıklarını açıklamışlardır. Kara film akımının kriterleri ilerleyen yıllarda tanımlanmıştır. Kara film ekolünün başlangıç filmleri 1940 yapımı “3. Kattaki Yabancı” ve 1941 yapımı “Malta Şahini” olurken bu filmler daha sonra çekilecek sinema filmlerine de esin kaynağı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fransız eleştirmenler Raymond Borde ve Etienne Chaumeton’nun 1955’te kaleme aldığı “Panorama du film noir Americain 1941-1953” (Amerikan Kara Filminin Panoraması) kitabında kara film akımını ilk kez tanımlamaya çalışmış ve bu metin kara film ekolüne temel oluşturmuştur. Fransız eleştirmenlere göre kara filmler için yapılan “…düşsel, tuhaf, sıra dışı, karışık ve zalim” şeklindeki tanımlama bu türü tanımlamak için yetersiz kalmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kara filmleri diğer filmlerden ayıran en önemli kriter filmin ışıklandırmasıdır. Geleneksel sinemada birçok farklı ışık bir arada kullanılırken, kara filmlerde loş ışıklandırma ön plandadır. Loş ışıklandırmayı sağlamak ve bunun da doğal olduğunu izleyiciye hissettirmek için ana ışık, dolgu ışığa göre çok daha fazla kullanılır ve bu sayede kara filmlerde sıkça rastladığımız kontrast, koyu gölgeler ve aydınlık-karanlık karşıtlığı ortaya çıkar. Bu aydınlık ve karanlık alanların oluşturduğu zıtlık kara filmlerin vazgeçilmez unsurlarının başında gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransızların “film noir” olarak adlandırdığı kara film ekolü, klasik Amerikan anlatı tarzının kalıplarının dışına çıkarak sinema filmlerinde görmeye alıştığımız güzel, iyi ve masum insanların genellikle mutlu sonla biten hikâyelerinin ötesine geçmeyi başarmıştır. Kara filmde mutlu son yoktur, sevenler kavuşmaz, mekânlar karanlık ve kirli olduğu kadar kasvetlidir. Bir Hollywood filmi izlerken sonunu tahmin etmek ne kadar kolaysa kara filmlerin sonu hiç de tahmin edildiği gibi bitmez. Kara film ekolünün ilk örneklerinden olan ve 1944’te izleyicisi ile buluşan Double Indemnity (Çifte Tazminat) filmi de iyiden çok, kötü kalpli insanların hikâyesine odaklanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kara filmlerde iyi diye izlediğimiz bir karakter kötü, kötü olarak adlandırdığımız karakter ise filmin sonunda en masum ve en temiz karakter olabilir. Ayrıca alışageldiğimiz Hollywood filmlerinde başroller hiçbir şekilde ölmezken herhangi bir kara filmde başrol oyuncusu bile filmin bir yerinde tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi bu dünyadan aniden göçebilir. Ayrıca kara film ekolünde kadın karakterler erkek egemenliği altında ezilmiş, metalaşmış ve ilk kez bu filmlerde iyi ve masum kadının dışında “Femme Fatale” olarak tabir edilen, yuva yıkan ve erkekleri baştan çıkaran kadın karakterler izleyiciyle buluşmuştur. 1946 yapımı “Gilda” filmi bu tarzın öncüsü olmuştur. Hikâye “cazibeli ama tehlikeli” olarak nitelendirilen kadın karakterin hayatına odaklanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1970’lerde genç yönetmenler bir döneme damga vuran kara film ekolünde filmler üretmeyi tercih etmiş; Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Robert Altman, Paul Schrader ve Roman Polanski gibi yönetmenlerden oluşan yeni bir kuşak ortaya çıkmıştır. Bu kuşak “Konuşma”, “Taksi Şoförü”, “Çin Mahallesi”, “Uzun Veda”, “Bizim Gibi Hırsızlar” gibi yeni kara filmleri üretmişlerdir. Bu filmlerin her biri suç türü için de örnek gösterilir çünkü bu filmler konusu bakımından suç ve suçlular dünyasına yönelmiştir. İki tür de dedektifler, suçlular, adaleti sağlamaya çalışan kahramanlar, gözü doymayanlar ve toplumdaki adaletsizliği sorgulayan temalardan oluşur. Günümüzde halen kara filmler üretilmektedir çünkü bu kavramlar ve karakterler hayatın acı gerçeğidir. Bu da bizlerin bir süre daha bu ekolü temsil eden filmleri izleyeceğimiz anlamına gelir. Toplumda sorunlar ve suçlar devam ettiği sürece bu filmler de üretilmeye ve topluma ayna tutmaya devam edecektir.

  • OKYANUSUN KURTARICILARI MERCANLAR

    Deniz yaşamının büyük bir kısmına ev sahipliği yapan ve biyoçeşitliliğe oldukça katkı sunan mercanların birçok türü vardır. Deniz yaşamının sürdürülebilirliği ve sağlığı için kritik önem taşıyan bu canlıların yaşam alanı olan resifler, iklim değişikliği, kirlilik ve aşırı avlanma gibi nedenlerle tehdit altında. Mercan resiflerinin korunması ve sürdürülebilirlik kapsamında geliştirilen projeler ise umut verici. Yazımızda mercanlar hakkındaki bilgileri ve ülkemizde de uygulanan “mercan fidanlığı” projesini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mercanlar birbirine bağlı milyonlarca küçük canlı olan poliplerden meydana gelir. Her bir mercan polipi, kireçtaşı (kalsiyum karbonat) salgılayarak sert bir dış iskelet oluşturur. Bu polipler, birbirine bağlı koloniler halinde büyüdükçe, zamanla geniş ve sağlam mercan resifleri meydana gelir. Bu süreç, küçük poliplerin kalsiyum karbonat salgılayarak birbirine yapışması ve üst üste birikmesiyle gerçekleşir. Sonuç olarak mercan resifleri, binlerce yıl süren bu birikim süreciyle deniz altında büyük ve karmaşık yapılar oluşturur. Gece boyunca aktif hâle gelen mercanlar, mikroskobik boyuttaki tek hücreli olan plankton ile küçük balıklar gibi yiyecekleri yakalamak için poliplerinin dokunaçlarını kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mercan resifleri, zengin besin kaynaklarına sahip ekosistemlerdir; balıklar, kabuklular, deniz süngerleri, deniz anaları ve diğer birçok deniz canlısı için koruma ve barınma sağlar. Zengin besin kaynaklarına sahip ekosistemler oluşturan resifler; su yosunları, planktonlar ve diğer küçük organizmalar için besin sağlar. Bu da daha büyük balıklar ve diğer deniz canlıları için bir besin zinciri oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mercanların canlı renkleri, içlerinde yaşayan su yosunları (simbiyotik algler) tarafından sağlanır. Bu su yosunları fotosentez yaparak mercanlara enerji sağlar ve aynı zamanda onlara renk verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mercanlar genellikle berrak, sığ sularda ve tropikal bölgelerde bulunur. Işığa ve sıcaklığa karşı hassastır, bu nedenle su sıcaklığındaki ani değişiklikler veya kirlilik mercanlar için büyük bir tehdit oluşturabilir. Stres altındaki mercanlar su yosunlarını kaybeder ve bu durum “mercan ağartması” olarak adlandırılır. Ağartılmış mercanlar beyaz görünür ve hayatta kalma şansları azalır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mercanların varlığı 500 milyon yıl öncesine dayanır ve bu süre zarfında pek çok çevresel değişikliğe adapte olmuştur. Mercanlar dünyadaki en eski yaşayan organizmalar arasındadır. Mercan resifleri, kıyı bölgelerini fırtına dalgalarından korur, balıkçılık için önemli bir kaynak sağlar ve turizm açısından büyük ekonomik değer taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ekosistemde hayati bir rol oynayan mercanları korumak ve nüfusundaki azalmayı önlemek amacıyla mercan fidanlıkları oluşturulmaktadır. Mercanların büyütüldüğü ve doğal resiflere nakledilmeden önce güçlendirildiği bu özel alanlarda sağlıklı mercan resiflerinden küçük mercan parçaları alınır. Bu parçalar, fidanlıklarda büyütülür ve olgunlaşır. Yeterince büyüdüklerinde mercanlar doğal resiflere nakledilir. Bu süreçte mercanlar, su altındaki doğal yaşam alanlarına dikkatlice yerleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Marmara Denizi’ni korumak ve biyoçeşitliliği zenginleştirmek amacıyla deniz altına 400’den fazla mercan dikildi ve mercanlar yeni habitatlarında neredeyse iki kat büyüyerek çevrelerinde farklı deniz canlı türlerinin görülmesini sağladı.

  • ZEBRALARIN GİZEMLİ DÜNYASI

    Sadece Afrika’da yaşayan ve atlarla yakın akraba olan zebralar, ilginç desenleri ile doğal yaşamda dikkat çektikleri kadar moda sektöründe kullanılan desenleri ile de sıkça karşımıza çıkıyor. Siyah-beyaz çizgili desenleri gizemini hâlâ korurken, bilim insanları bu desenlerin neden ve nasıl var olduğu üzerine kafa yormaya devam ediyor. Kimi araştırmacılar bu desenlerin; topluluk halinde yaşayan zebraların aslan ve kaplan gibi avcıların av sırasında perspektifini bozmaya yaradığını savunurken, kimi araştırmacılar da uyku hastalığına neden olan çeçe sineklerinden korunmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Gelin vahşi yaşamın evcilleştirilemeyen türü olan zebraları daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Vahşi doğada ortalama 25 yıl yaşayan zebralar özel bakım ile 35 – 40 yaşına kadar yaşayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeni doğmuş bir tay yani zebra yavrusu doğar doğmaz hemen ayağa kalkmaya çalışır ve bir saat içinde dörtnala koşabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Zebranın üç farklı türü vardır ve her türün kendine özgü çizgili desenleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zebralar, avcının peşlerinden koşmasını zorlaştırmak için avcıdan kaçarken zikzak şeklinde hareket eder. Bir zebra 65 kilometre/saat hızla koşabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anne zebra, yeni doğan yavrusunu kendi sesini ve kokusunu tanıyana kadar yani 2-3 gün boyunca diğer zebralardan uzak tutar. Dişi, yavrularını aile grubundan uzaklaştırır ve aileyi yeni üyesiyle ancak üç gün sonra tanıştırır. Bu, bebeğin annenin kokusunu, sesini ve rengini hatırlaması için yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zebralar genellikle atlar gibi ayakta uyurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yiyecek arayan bir sürü, 50 kilometre yol alabilir ancak zebralar beslendikten sonra her zaman bölgelerine geri döner.