Yazar: admin

  • DOĞANIN ŞİFALI MORU: YABAN MERSİNİ

    Sağlığa olan faydaları, düşük kalorili ve bol lifli olmasıyla diyet listelerinde sıkça yer alan yaban mersini, ülkemiz de dâhil olmak üzere pek çok farklı bölgede ve iklimde yetişiyor. Hoş kokusu ve lezzeti ile dikkat çeken mor renkli yaban mersininin faydalarını ve tüketirken dikkat edilmesi gereken noktaları yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, beslenme için zengin bir lif kaynağıdır. C, K, A, E vitaminleri ve B grubu vitaminlerini içerir. Ayrıca içeriğinde demir, manganez, fosfor ve potasyum gibi değerli mineraller bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, mor ve kırmızı renkli bitkilerdeki pigmentlerde bulunan antosiyaninleri, antioksidan görevi gören flavonoidleri içerdiğinden cildin genç görünmesine katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda göz sağlığını destekleyen ve gece görüşünü iyileştirebilen bileşenler içermesi nedeniyle II. Dünya Savaşı’nda İngiliz pilotlar tarafından gece görevleri öncesi tüketildiği söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Düşük kalorilidir ve besin değeri yüksektir. Taze yaban mersini fazla tüketilirse müshile sebep olabilir; ayrıca içeriğindeki salisilik asit aspirinde de bulunur ve kan sulandırıcı etkisi vardır. Bu duruma karşı hassasiyeti olanların doktor görüşü aldıktan sonra tüketmesi tavsiye edilir.

  • 8 Madde İle İnsanlığın Yaşam Sahnesi Urfa

    8 Madde İle İnsanlığın Yaşam Sahnesi Urfa

    Urfa, 12 bin yılı bulan geçmişiyle dünyanın en eski yerleşimlerinden biri… Tarihinde peygamberlerden amazonlara, insanlığa ait ilk oluşumlardan İstiklal Madalyası’na kadar çok sayıda bilgi, hikâye ve değer barındırır. Urfa’yı hakkıyla anlatabilmek için fasiküller gerekir ama biz şimdilik bir film şeridi misali 8 maddeyle gözlerinizin önüne getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    urfa

    Urfa’ya “peygamberler şehri” denmesinin nedeni bazı peygamberlerin burada yaşamış olmasından kaynaklanıyor. Şehirde ziyaretçi akınına uğrayan çok sayıda dini yapı var. En ilgi çekenler arasında Mevlid-i Halil Cami ile avlusunun güneyinde bulunan İbrahim Peygamber’in doğduğu mağara bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    urfa

    İbrahim Peygamber’in Nemrut tarafından ateşe atılmak istenmesi ve ateşin suya dönüşmesiyle oluşan Balıklı Göl için Urfa’nın sembol mekânı diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    şanlıurfa

    Urfa Göbeklitepe’de şimdiye kadar bildiklerimizi tersyüz eden kazılara 1995 yılında başlandı. Dünyanın ilk inanç merkezinin Urfa toprakları olabileceği gündeme gelirken, insanların tarım nedeniyle değil tapınakları nedeniyle yerleşik hayata geçmiş olabileceği tartışması doğdu. Bu olayla dünyanın gözü Urfa’daki Göbeklitepe’ye çevrilmiş oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    şanlıurfa

    Efsanevi kadın savaşçılar Amazonların yaşamlarının tasvir edildiği dünyanın en kıymetli mozaikleri Urfa’daki Mozaik Müzesi’nde sergileniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    urfa

    Urfa, havasıyla suyuyla yanık sesli türkücüler yetiştiren bir şehrimiz… Sıra geceleri, uzun havalar, türküler olmadan Urfa eksik kalır. “Urfalıyam ezelden bir kız sevdim güzelden…” diyerek başlanan türkü, istisnasız ülkedeki herkes tarafından devam ettirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    şanlıurfa

    Urfa’da gezilecek yerlerin başında Harran gelir. Bölgedeki kümbet evler, antik şehirler, mağaralar, dünyada kurulan ilk üniversitenin kalıntıları ziyaretçilerine eski çağların kapılarını sonuna kadar açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kebap, urfa

    Sahip olduğu mutfak kültürü o kadar zengindir ki sonunda şehre bir “Mutfak Müzesi” bile kurulmuştur. Kebabıyla, lahmacunuyla, çiğ köftesiyle dünyaya nam salan Urfa’nın insanları da misafirperverlikleriyle bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    urfa

    Damak tadı mevzubahisse acısız bir Urfa düşünülemez. Bu yüzdendir ki ülkenin acı pul biber ihtiyacını karşılayan şehrin en sevilen sembollerinden biri isottur.

  • DÜNYA EDEBİYATININ USTA KALEMİ: CHARLES DICKENS

    İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Charles Dickens, eserleriyle Victoria döneminin en iyi romancılarından biri olarak görülmüştür. Yeterli eğitimi alamamış olmasına rağmen yaşadığı zorluklar ve özellikle yoksulluk onu yazarlığa daha da yakınlaştırmış ve Dickens adını edebiyat dünyasına altın harflerle yazdırmıştır. Bu yazımızda dünya edebiyatının usta kalemi Charles Dickens’ın hayatına dair kısa bilgiler listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    7 Şubat 1812 yılında İngiltere’nin güney kıyısında bulunan Portsmouth’da dünyaya gelen ve tam adı Charles John Huffam Dickens olan yazarın hayatla mücadelesi henüz 12 yaşında bir çocukken başladı. Babası borçlarından dolayı hapis cezasına çarptırıldıktan sonra bir ayakkabı cilası fabrikasında çalışmak zorunda kalan Dickens’ın o dönemdeki deneyimleri, ilerleyen yıllarda kalemini ustaca kullanmasına neden oldu çünkü yazdığı bazı hikâyelerde o yıllardan izler bulmak mümkündü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ayakkabı cilası fabrikasında 3 yıl kadar çalıştıktan sonra 15 yaşlarında bir avukatlık bürosuna geçti ve bu dönemde stenografi öğrenerek 1834 yılında The Morning Chronicle isimli gazetede stenograf olarak çalışmaya başladı. “Boz” takma adıyla dergi ve gazetelere eskizler göndermeye başlayan Dickens daha sonra ilk romanı The Pickwick Papers’ı yazdı ve bu roman 1836 yılında yayımladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1837 yılında kendisini üne kavuşturan Bay Pikvik’in Maceraları isimli eserini kaleme aldı ve artık edebiyat dünyasındaki varlığını iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Birkaç yıl içinde uluslararası üne sahip olan Dickens, Tolstoy gibi büyük isimler tarafından takdir edildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bay Pikvik’in Maceraları’nın ardından 1839 yılında Oliver Twist adlı romanını yayınladı. Twist’i, 1841 yılında kitap olarak basılan romanı Antikacı Dükkânı izledi. Yazarın önemli eserlerinden birkaçı; Nicholas Nickelby, Bir Noel Şarkısı, Martin Chuzzlewit, Dambey ve Oğlu, Kasvetli Ev, Zor Yıllar, İki Şehrin Hikâyesi, Perili Ev, Büyük Umutlar, Müşterek Dostumuz, Edwin Drood’un Gizemi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yalnızca roman yazmaya değil tiyatroya da ilgisi olan Dickens aynı zamanda pek çok tiyatro oyunu da kaleme aldı. Daha yaşarken büyük bir üne kavuşan Dickens, kendisinden sonra gelen edebiyatçılarda da derin izler bıraktı. Jules Vernes, Dickens’tan etkilendiğini her defasında belirtirken ünlü ressam Van Gogh, bazı resimlerinde Dickens romanlarından ilham aldığını söylemiştir. İngiliz edebiyatına katkısının yanı sıra dünya edebiyatını da derinden etkileyen Dickens, kendisinden sonra gelen George Orwell, Edgar Alllan Poe ve Dostoyevski gibi usta kalemleri de etkisi altında bırakmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İngiltere’nin 1990’larda bastığı 10 sterlinin bir yüzünde Kraliçe Elizabeth bulunurken diğer yüzünde de Dickens’ın portresi bulunuyor. Ayrıca madeni paraları olan 2 sterlinde yazarın portresinin illüstrasyonu, yaşamı boyunca kaleme aldığı eserlerinin isimlerinden oluşuyor. Yaşadığı dünyaya büyük etkisi olan yazarın sadece kendi ülkesinde değil, Rusya’da bile portresi posta pullarına basıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    19.yüzyılda ressam Margaret Gilles tarafından Dickens henüz 31 yaşındayken çizilen portresi, 1844 yılında İngiliz Kraliyet Akademisi’nde sergilendikten sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu. 2017 yılında Güney Afrika’nın bir şehrinde depo satışı esnasında fark edilen yağlıboya tabloyu Charles Dickens Müzesi, 187 bin sterline satın aldı ve eserdeki yıpranmaları giderdikten sonra müzede sergilemeye başladı.

  • 8 Madde İle Eskişehir’in Beyaz Altını Lületaşı

    8 Madde İle Eskişehir’in Beyaz Altını Lületaşı

    Eskişehir… Birçok kültürel mirasa ev sahipliği yapan, nüfusu genç ve dinamik, kültür-sanat etkinlikleriyle ön planda olmayı başarmış bir şehir. En önemli değerlerinden biri ise, lületaşı… Ustadan çırağa, babadan oğula uzanan bir sanat. Dünyada lületaşı rezervinin yarısından fazlasını bünyesinde bulundurur Eskişehir. Aynı zamanda turistler tarafından da oldukça ilgi çeken dünyanın ilk ve tek lületaşı müzesine sahiptir. Bizler de Eskişehir’in simgesi haline gelmiş lületaşını sizler için araştırdık ve 8 maddeyle listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Bir kayaç tipi olarak bilinen lületaşı, kimyasal bileşimine bakıldığında yapısında bulunan doğal magnezyum ve silisyumdan oluşmaktadır. Taşın içerdiği mineraller belli noktalarda yoğunlaşma gösterir ve kristallerinde de düzensiz bir görüntü vardır. Varlığı ilk olarak Viyana kuşatması sırasında yeniçeriler tarafından Avusturyalılara tanıtılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Lületaşı, yerkabuğunun yaklaşık 300 metre derinliğinde bulunur. Oldukça yumuşak, hafif bir yapıya ve ince gözeneklere sahiptir. Rengi, genelde beyaz ya da beyazın tonlarında olur. Birçok ismi bulunan lületaşı ‘‘Eskişehir taşı’’ olarak da bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Anadolu’da ‘’beyaz altın’’ olarak anılan lületaşının neredeyse tamamı Eskişehir’de çıkarılmaktadır. ‘‘Denizköpüğü’’ ise sık kullanılan bir diğer ismi… Eskişehir’in Sepetçi köyünde ve civarında yer alan yaklaşık 400 adet lületaşı ocağı bulunuyor. Merdiven halatlar vasıtasıyla kuyulara iniliyor ve bol su ile dolu olan bir bölgeye tüneller açılıp zorluklarla çıkarılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Lületaşı yapısal özelliklerinden dolayı kolay işlenip, biçimlendirilebilir. Havayla teması sonucu sertleşen taş işlenerek genelde dekoratif süs eşyalarına dönüştürülüyor. Ustalığın ön planda olduğu bu süreç sonucunda tespih, kolye, bileklik, anahtarlık, biblo, broş ve benzeri ürünler ortaya çıkıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Lületaşı, özellikle pipolar için eşsiz bir malzeme… Güzelliği ve estetiğiyle en göze çarpan pipo modeli ‘‘Türk başı’’, günümüzde bilinen en eski modeli ise ‘‘Fesli’’… Lületaşı pipolarının Eskişehir’le beraber farklı ülkelerde de birçok modeli bulunuyor ve tüm dünyada büyük ilgi gören süs eşyaları olarak vitrinlerde yerini alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı, eskişehir

    Lületaşı, ustalık ve incelik isteyen birçok süreçten geçer. Genel olarak ustaların her biri kendi elleriyle yaptığı aletlerle işlemini sürdürür, böylece kendine has bir çalışma ortamı oluşturur. Usta ellerde lületaşına hayat veren aletler; ince ve detay çalışmalar için kullanılan ‘‘iş bıçağı’’, ikinci kademe uygulamalarının yapıldığı ‘’sıyrığ’’ ve ilk dokunuşların temel aparatı ‘‘kaba bıçağı’’…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Lületaşı’nın ilk ‘‘Kral’’ı da Ali Osman Denizköpüğü olarak bilinmektedir. 1920’li yılların ortasında, Eskişehir’in Erkekler Hamamı Sokağı’nda, küçük bir atölyede başlamış çalışmalarına… Bugün Eskişehir’de pipo ustası denildiğinde akla ilk onun ismi gelir. Yetenekli birçok pipo ustasının yetişmesini sağlamış, sergilerde Eskişehir ve lületaşını yan yana getirmiş… ‘‘Denizköpüğü’’ lületaşında bir milat olup, kentin altın imzaları arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    lületaşı yapımı, eskişehir taşı

    Zeminin derin bölgelerinden çıkarılan bu taşların insan üzerinde oldukça etkili ama pek bilinmeyen faydaları da vardır. Lületaşının insan sağlığına fiziksel ve ruhsal açıdan kuvvet kattığı bilinmektedir. Hafıza kuvvetlendirdiği söylenir, böylece pozitif ve etkili düşünmeye de olanak sağlar. Bununla beraber bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduğu, eklem ağrılarına iyi geldiği, cildi güzelleştirdiği, Alzheimer riskini azalttığı düşünülür… Eskişehir için önemli turizm kaynaklarından biri olan lületaşı, bugün hala yerli yabancı pek çok turistin ilgi odağındadır.

  • ERİK VE ERİKLİ LEZZETLER

    Yaz aylarında manav tezgâhlarında yerini alan erik, gülgiller familyasına ait oldukça lezzetli meyvelerden biridir. Ülkemizin hemen hemen her yerinde rahatlıkla yetişen eriğin anavatanı Anadolu topraklarıdır. Ekşisi, tatlısı, yeşili, kırmızısı, moru derken pek çok türü olan erik, meyvelerini ilkbaharda verir ve tüm yaz sofralarımızda yerini alır. Sağlık açısından pek çok faydayı içinde barındıran erik, bazı tariflerde de başrol oynar. Özellikle erikle yapılan etli yemekler Osmanlı’dan günümüze popülerliğini koruyarak gelmeyi başarmıştır. Bugün sizlerle erikli birkaç farklı lezzet paylaşacağız ancak öncesinde erikle ilgili birkaç bilgi verelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünya üzerinde iki binden fazla erik türü olduğunu biliyor muydunuz? Ülkemizde en bilinen erik çeşitleri; papaz eriği, mürdüm eriği, can eriği, tatlı üryaniyken, dünyada bu çeşit çok daha fazlalaşıyor. Özellikle süs eriği olarak da bilinen kiraz eriği ilginç erik türlerinden biridir. Türkiye’nin başta Ege, Marmara ve Akdeniz Bölgesi olmak üzere hemen her yerinde yetişebilen erik, nemli ve mineral bakımından zengin olan sıcak toprakları sever.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vücutta alkali seviyesinin korunması, bağışıklık bakımından oldukça önemlidir. Erik bu noktada ciddi bir görev üstlenir; organik asit içeriği oldukça güçlüdür bu sayede vücudun alkali seviyesinin korunmasını sağlar. Diyet dostu olarak da bilinen erik, iyi bir ara öğün de olabilir. Güçlü bir posa kaynağı olmasından dolayı bağırsak sağlığımıza ve kan şekeri dengemize olumlu katkılar sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ekşi ve tatlı lezzetleri bir arada sevenler için vereceğimiz tariflerden bir tanesi erikli turta. Önce çekirdeklerini çıkarttığınız erikleri rondodan geçirin, üzerine şeker ekleyin ve bir kapta karıştırarak pişirin. Klasik bir turta hamuru hazırladıktan sonra içine erikli harcı ilave edin ve hamura şekil vererek fırına atın. Erikli turtanız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Erik ve tavuk etinin bir arada olduğu lezzetlere Osmanlı mutfağından aşinayız. Birbirine çok yakışan bu iki lezzeti tek bir tarifte buluşturmak ise oldukça kolay. Önce küçük bir tencereye çekirdekleri ayrılmış erikleri koyun ve üstünü kaplayacak kadar su ilave edin. Erikler yumuşayınca tencerenin kapağını kapatın ve orta ateşte pişirmeye devam edin. Yaklaşık 15-20 dakika sonra ocağı kapatın ve erikleri süzerek bir kaba alın. Tavuk etini dilediğiniz pişirme yöntemiyle pişirdikten sonra üzerine erikleri ilave edin. Baharat ya da seçtiğiniz yeşilliklerle birlikte göz alıcı bir sunum yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Erik yalnızca yemeklerin iyi bir işbirlikçisi değil, suyu da en az meyvesi kadar lezzetli! Şahane bir erik suyu ile yaz sıcağında serinlemek istiyorsanız tarif çok basit. Erikleri çekirdekleriyle birlikte bir kaba alın ve üzerine toz şeker ve su ilave ederek kısık ateşte karıştırın. Erikler kaynadıktan sonra ocağın altını kısın ve üzerine bir yemek kaşığı limon suyu ilave ederek 2-3 dakika daha kaynatın. Sonra ocağın altını kapatın ve suyu soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra süzgeç yardımıyla posa ve çekirdeğini  süzdüğünüz erik suyunuzu bir süre daha buzdolabında beklettikten sonra içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Erikle yapılan pratik tariflerden biri erik marmeladıdır. Seçeceğiniz eriğin mürdüm eriği ya da şeker oranı yüksek bir erik çeşidi olmasına dikkat edin. Erikleri güzelce yıkayın ve ikiye bölüp, çekirdeklerini çıkarın, küpler halinde doğrayın. Tencereye erikleri koyun ve üzerine bir su bardağı kadar toz şeker ilave edin. Kapağını kapatıp 10 dakika suyunu salmasını bekleyin. Sonra üzerine biraz su ekleyin, kısık ateşte pişirmeye devam edin. İçine karanfil ekledikten sonra karıştırın ve yoğun bir kıvam elde edin. Üzerine limon suyunu ekleyip biraz daha karıştırın ve ocaktan alın. Soğuduktan sonra kavanoza aktarın ve ağzını kapatarak muhafaza edin.

  • TÜRKAN ŞORAY’IN YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI 5 FİLM

    TÜRKAN ŞORAY’IN YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI 5 FİLM

    Türkan Şoray’ın sinema ve oyunculuk kariyeri yüzlerce yazıya konu oldu, üzerine tez bile yazıldı, sanatçının yönetmenlik tarafı ise daha az anlatıldı. Yönetmenlik tarafı yeni demeyeceğiz çünkü 1970’li yılların başında başlamış bu işe. Yani aktris olarak en popüler en ünlü olduğu dönemlerde… Ve yaptığı filmlere bir heves gözüyle bakılmamış, eleştirmenler ve seyirci tarafından büyük takdirler almış. Türkan Sultan’ın yönetmenliğini yaptığı o filmleri gelin biz de Kültür ve Yaşam sayfalarına not düşelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1973 yapımlı Azap filminin yönetmeni Türkan Şoray, aynı zamanda yürüyemeyen çocuğunu tedavi ettirmek için köyünden İstanbul’a gelen Elif Ana karakteriyle başroldedir. Şoray, 1972 yılında Cemo filminde attan düşerek boynunu sakatlamış, ameliyat olduktan sonra bile felç olma riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Buna rağmen Azap’ın çekimlerinin büyük bölümünde rol arkadaşı olan 6 yaşındaki çocuğu sırtında taşıyarak önemli bir sağlık riski almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkan Şoray’ın yine yönetmen ve oyuncu olarak karşımıza çıktığı bir filmdir Bodrum Hâkimi ama bu sefer filmin bir de jönü vardır, Kadir İnanır… 1976 yılında çekilen film hem oyuncuları hem hikâyesi hem de Cahit Berkay’ın yaptığı müzikleriyle döneminde büyük ilgi görmüştür. Yaşanmış ve yazılmış gerçek bir hikâyeden yola çıkılan filmi Safa Önal senaryolaştırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Senaryosunu yine Safa Önal’ın yazdığı Dönüş filminde yönetmen koltuğunda Türkan Şoray oturmakta, sanatçı filmin başrolünü de Kadir İnanır’la paylaşmaktadır. Filmde aynı köyün iki genci olarak evlenen Gülcan ve İbrahim’in romantik hikâyesi, İbrahim’in Almanya’ya işçi olarak gidip ailesinden ve kültüründen uzaklaşmasıyla son bulur. 1972 yılında çekilen film bu yüzden romantik drama türüne dâhil edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yılanı Öldürseler, Yaşar Kemal’in 1976 yılında yayımlanan romanının adıdır ve aynı isimle 1981 yılında Şerif Gören ve Türkan Şoray yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmıştır. Töre, aşk ve anne şefkati gibi unsurları barındıran hikâye, Türkân Şoray, Işıl Özgentürk, Arif Keskiner, Yaşar Kemal tarafından senaryolaştırılmıştır. Şoray filmde aynı zamanda Osmaniye’nin Hemite köyünde yaşayan Esme rolünü canlandırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzaklarda Arama filmi sanatçının diğer yapımlarına nazaran çok daha yeni tarihlidir. 2015 yılında çekilen filmde Türkan Şoray oyuncu olarak yer almamakta sadece yönetmen koltuğunda oturmaktadır. Senaryosunu Onur Ünlü’nün yazdığı filmin oyuncuları arasında Mustafa Uğurlu, Sevda Erginci, Fırat Tanış, Tanem Sivar, Kaan Urgancıoğlu ve Şoray’ın kızı Yağmur Ünal yer almaktadır. Yağmur Ünal aynı zamanda filmin yapımcısıdır.

  • BAŞARILI İNSANLARIN UYUMADAN ÖNCE YAPTIĞI 6 ŞEY

    Henüz ilkokul sıralarında başlayan ve hedeflerimizi gerçekleştirmemiz yolunda en büyük kamçılarımızdan biri şüphesiz yaptığımız işte başarılı olmaktır. Şans faktörünün etkili olduğu ancak temelinin çalışmaktan geçtiği başarı serüveninde pek çok iniş çıkış yaşamamız, hayatın yazılı olmayan kurallarındandır. Bugün adından övgüyle bahsedilen insanlara baktığımızda başarıya giden yolda her birinin farklı imtihanlardan geçtiğini görebilmek mümkündür. Başarılı olabilmek için prensipli bir çalışma düzeni şarttır ve bu düzeni oluşturmak için bazı taktikler vardır. Bu yazımızda gıpta ile bakılan insanların uyumadan önce yaptığı ritüelleri ve yeni güne nasıl hazırlandıklarını paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uyku ve iş disiplini arasında önemli bir çizgi vardır. Uyku belirli bir ritme sokulursa, ertesi gün çok daha verimli geçer. Bu nedenle her akşam yatağa aynı saatte girmek önemlidir. Kronik uyku sorunları yaşamamak ve ertesi güne eksi puanla başlamamak için başarılı insanlar uyku dinamiğine çok önem verirler. Kaliteli uyku bütün haftayı verimli kılan en önemli unsurlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kitap okumak hayatın genelinde çok önemlidir ancak uyumadan önce okunan kitap için bir “zihin temizliği” tabirini kullanmak mümkündür. Başarılı insanlar uyumadan önce kendi alanları dışında bir kitap okurlar ve kafalarındaki işle alakalı sorunları bir yana bırakıp tamamen kitaba odaklanırlar. Yapılan araştırmalara göre yalnızca altı dakika olsa bile kitap okumak, stres seviyesini ciddi anlamda düşürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gece yatarken elektronik cihazların fişini çekmek kendimiz için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerdendir. Başarılı insanların en dikkat ettiği şeylerden biri uyumadan önce akıllı telefon, tablet, bilgisayar, televizyon gibi cihazlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve beyni dinlendirmektir. Bu sayede radyasyondan ve sosyal medya kalabalığından uzak bir uykuya geçiş sağlanır ki bu beyni rahatlatan ve uykuya sevk eden şeylerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Başarılı insanlar, uzaktan işkolik gibi dursalar da aslında uyku saatleri geldiğinde ya da ofisten çıktıklarında işlerine dair her şeyden uzak durmayı tercih ederler. Takıntılı mail kontrollerinden uzak dururlar ya da uykuya dalana kadar tüm boş anlarını işleriyle doldurmazlar. Onlar için iş işte kalır, bu sayede zihinlerini boşaltır ve yeni fikirlerin oluşmasına olanak sağlarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yürüyüş yapmak, kaliteli uykunun anahtarlarındandır. Başarılı insanların bir kısmı zihinlerini boşaltmak için akşam yürüyüşü ya da egzersiz yapmayı tercih edebilir. Gevşeyen ve rahatlayan bir beden, uykuya geçiş sürecinde zorlanmayacağı gibi alınan taze nefes de ruhu rahatlatmaya yardımcı olacaktır. İşle ilgili konularda odaklanmayı ve farklı perspektiflerden yeni düşüncelerin oluşumunu sağlayacak süreçler, beyin ve bedenin uyumlu çalışması ve biraz da gündelik hayatının rutininden çıkmasıyla çok daha kolay hale gelecektir.

  • Meksika Mutfağından Tadımlık Bilgiler

    Meksika Mutfağından Tadımlık Bilgiler

    Meksika mutfağı Avrupalılar’ın etkisi altında şekillenen bir yapıya sahip… Bu melez mutfağa İspanyollar hayvancılığı, dolayısıyla et ürünlerini getirirken, Fransızlar zeytinyağını, İtalyanlar makarnayı eklemiş. Böylece ortaya o kadar renkli ve çeşitli bir mutfak çıkmış ki yetkililer UNESCO’ya başvurarak Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasını istemişler. Bu zengin mutfaktan tadımlık bilgilerle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Meksika mutfağı dendiği vakit aklınıza her yemekte bolca kullanılan çeşitli baharatlar ve acı gelmelidir. Bunların başında da “acı biber” bulunur ki yerel adı “chili”dir. Chili’nin az acıdan çok acıya; sos yapımında kullanılanından dolmalık olarak doldurulanına farklı farklı türleri var: chile habanero, chile chipotle, chile serrano, chile poblano, chile de arbol ve daha pek çok chili…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

    Meksika hangi yiyeceklerin anavatanı derseniz ilk iki sıraya mısır ve avokadoyu yerleştirebiliriz. Mısır, temel besin maddesi olarak ekmek yapımında da kullanılırken, avokado her tür yemeğin içinde kendine yer bulabilmekte; özellikle de “guacamole” gibi sosların… Ülkeye ait yerel tatlar arasında kakao, vanilya, yer fıstığı da öne çıkanlar arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]

    Adını İspanyollar’dan alan Meksika yemeği “taco”nun farklı tarifleri bulunuyor. Sebzeyle, kıymayla, tavukla ya da peynirle ama illa ki bol baharatla yapılan harç, tortilla ekmeğinin ortasına yerleştiriliyor ve özellikle el ile yeniyor. Tortilla da mayasız mısır unundan yapılan ince bir ekmek çeşidi ve bizdeki lavaşı andırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]

    Aramızda koca bir okyanus olsa da bize git gide yaklaşan bir mutfak Meksika mutfağı… Tortillanın içine peynir doldurularak yapılan “quesadilla”; dana eti, soğan ve biberle pişirilip çeşitli soslarla servis edilen “fajita”; içine farklı farklı malzemelerin konularak kızartıldığı ve bizim böreklere benzeyen “empanada” restoran menülerinde adına ve tadına aşina olduğumuz Meksika yemekleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#5″ title_font_size=”13″]

    “Mole poblano” Meksika’da çok bilinen ve çok yenen lezzetlerin başını çekiyor. Soğan, sarımsak ve kişnişle pişirilen tavukların üstündeki sosta bakın neler var: Muz, tarçın, badem, susam, dolmalık fıstık, kırmızı toz biber, tereyağı, tavuk suyu ve çikolata. Birbiriyle yan yana düşünmekte zorlandığımız bu tatlar Meksika mutfağında ustalıkla bir araya getiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meksika sokaklarında karşılaşabileceğiniz lezzetlerin başında da “tamale” geliyor. Aslında Amerika’nın pek çok yerinde karşınıza çıkabilecek atıştırmalık bir yiyecek tamale. Mısır ya da muz kabuğu içine koyulan hamurun kızartılmasıyla yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]

    Meksika mutfağı tatlı konusunda da oldukça alternatifli… Araplar tarafından İspanya’ya ve oradan Meksika’ya getirilen; un, şeker, süt ve badem gibi kuruyemişlerden yapılan tatlı “polvorones” çok seviliyor. Ayrıca bütün dünyada tatlıların en gözde malzemeleri olan kakao ve vanilyanın anavatanı olarak da Meksika gösteriliyor.

  • SEYAHATLERDE İYİ FOTOĞRAF ÇEKMENİN TÜYOLARI

    Her ne kadar amaç tatil olsa da estetik ve kaliteli fotoğraf çekmek de seyahatin önemli parçalarından biridir; her anıyı sonsuz kılmak adına şartlar ve ortam ne olursa olsun o fotoğraflar mutlaka çekilir. Hâl böyle olunca çekilen karelerin kusursuz olması için zaman zaman ekstra çaba sarf etmek gerekebilir. İşte bu noktada devreye bazı püf noktaları girer. Seyahatlerde daha doğru ve güzel fotoğraf çekebilmeniz için birkaç tüyo listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken ilk dikkat edilmesi gereken, doğru ışığı yakalamaktır; eğer objenin aydınlık olmasını istiyorsanız ışığı arkanıza değil direkt olarak objenin üzerine konumlamalısınız. Ancak daha farklı bir görsellik oluşturmak istiyorsanız ışığı arkanıza alıp etkileyici fotoğraflar da çekebilirsiniz; ışık ayarını, hayal ettiğiniz poza bağlı olarak oluşturabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çekim planının doğru olması, fotoğrafı kusursuz kılan en önemli etkenlerdendir. Bunun için telefonunuzun “ızgara” modunu kullanabilir ve bu sayede objeyi doğru bir şekilde ortalayabilirsiniz. Cihazın modeline bağlı olarak ızgara ayarı değişiklik gösterecektir ancak fotoğraflara dair tüm ayarlamaları “kamera” bölümünden rahatlıkla yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kameranızda bulunan “optik zoom” ve “dijital zoom” sayesinde fotoğraflarınızı çok daha kaliteli çekebilirsiniz. Optik zoom, görüntüyü büyütmek amacıyla fotoğraf makinesinin içindeki lenslerin hareket ettirilmesiyle gerçekleşir; zoom süresince görünü kalitesi korunmuş olur. Dijital zoom ise optik zoom’un mesafesini uzatır; alanı daha fazla doldurmak için görüntünün merkezini büyütür. Bazı fotoğraf makinelerinde bir de hibrit zoom bulunur. Bu da optik zoom ve dijital zoom’un bir arada kullanıldığı bir zoom türüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken hem telefonda hem fotoğraf makinesinde en çok dikkat edilmesi gereken şeylerden biri altın orandır. Altın oran için kısaca objeyi kadraja yerleştirme şekli diyebiliriz. Altın oranda obje ya da kompozisyon orantılı bir şekilde kadrajın ortasına yerleştirilmez, aksine ortanın ya sağına ya soluna konumlandırılır. Bu sayede direkt olarak ortalayarak çekmek yerine, daha estetik görünen bir fotoğraf kalitesi elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken el titremesi en sık yaşanan sorunlardan biridir. Bunun önlemek için tripod ya da monopod adı verilen ekipmanlardan destek alabilirsiniz. İllâ profesyonel kameralar için değil cep telefonları için de kullanılabilen bu ekipmanlar sayesinde çok daha net fotoğraflar elde edebilirsiniz.

  • YAŞAYAN EN BÜYÜK YER SİNCABI: MARMOTLAR

    Avrasya ve Amerika’da yaşayan sevimli marmotlar, yaşayan en büyük yer sincabı türü. Kalabalık koloniler halinde yaşayan marmotların en yakın akrabası gelengiler; ancak marmotlar bu türden çok daha tombul. Ana besin maddesi çayır otları, böğürtlensi meyveler, kök, yosun ve çiçekler olan bu otçul ve sosyal türün ilginç özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dağ tepelerinde yaşayan ve soğuk ortamlara uyum sağlayan marmotlar, bilinen en büyük yer sincaplarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Soğuk ve sert geçen 7-8 ay boyunca yer altına kazdıkları yuvalarda kış uykusuna yatan marmotlar, bu süreçte vücut ağırlıklarının yüzde kırkını kaybeder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uyandıklarında ise yapmaları gereken çok iş var. Hızla üreyip yavrularını büyütmeli ve bir sonraki kış bastırmadan kaybettikleri kiloları tekrar kazanmalılar. Yani, senenin dörtte birinde kilo almak için çabalayıp dörtte üçünü uyuyarak geçiriyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kışların gittikçe kısalması sonucu marmotlar, kış uykusundan yaklaşık senede bir gün daha erken uyanıyor ve dolayısıyla daha erken yavruluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yavru erkekler birinci yaşlarını doldurdukları an, koloninin lideri baskın erkek tarafından pek de nazik olmayan bir şekilde koloniden kovulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avrupa ve Asya’nın dağlık kesimlerinde yaşayan marmot türleri olmasına karşın ülkemizde yaşayan marmot bulunmaz. Boy olarak çok daha ufak bir yer sincabı olan gelengiler, marmotların Türkiye’deki en yakın akrabalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika’da yaşayan marmotlar, çayır köpeklerine çok benzemektedir.